Dünya Gıda Dergisi - 2014/Eylül

Son Sayı

Dünya Gıda Arşivi

ARŞİV

Faydalı Bağlantılar

T.C Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü
İhracat Bilgi Platformu
T.C Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
FAO
KOSGEB
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası
Türkiye Gıda Sanayi İşverenleri Sendikası
Türkiye Gıda Dernekleri Federasyonu


ANKET

 
Mutfaklarınızda en çok hangi baharatı kullanıyorsunuz?
 
Kırmızı biber- Pul biber- İsot
Karabiber- Tuz
Kekik- Köri
Nane- Fesleğen
Kimyon, Yenibahar



Yazım Kuralları

Organik tarım, sorunlar ve çözüm önerileri

“Türkiye geneline bakıldığında en yüksek üretim son 3 yılda organik pamuk olarak göze çarpmaktadır. Üretilen organik pamuğun yüzde 60’ından fazlası tek başına Şanlıurfa’da üretilmektedir. Dış talebin de etkisiyle artan pamuk üretiminin diğer organik ürünlerde ve ülkemizin diğer bölgelerinde de görülebilmesi için ülke genelinde destekleme politikaları büyük önem arz etmektedir.”

1. Organik tarım Dünyada giderek artan bir tarımsal üretim şekli olan organik tarım şu şekilde tanımlanabilir: “Organik Tarım, insana ve çevreye dost olan üretim sistemlerini içeren, sentetik kimyasal gübre ve ilaçların kullanımını yasaklayan, organik ve yeşil gübreleme, ekim nöbeti, toprağın muhafazası, bitkinin direncini artırma, parazit ve predatörlerden yararlanmayı tavsiye eden, üretimde ürünün kalitesinin yükseltilmesini amaçlayan bir üretim şeklidir.” (Tortopoğlu, 2000). Organik tarım toprakların, ekosistemlerin ve halkın sağlığının sürdürülebilir kullanılmasını sağlayan bir üretim sistemidir. Girdilerin olumsuz etkiler yaratacak şekilde kullanılması yerine ekolojik süreçlere, bioçeşitliliğe, döngülere ve yerel koşullara uyumlu biçimde kullanılmasını esas alır. Organik tarım, paylaşılan çevreden yararlanacak adil ilişkileri teşvik edecek ve ilgili herkesin yaşam kalitesini yükseltecek biçimde gelenek, inovasyon ve bilimi bir araya getirir(www.ifoam.org). Organik tarımı daha kısa bir tanımla tarif etmek gerekirse; üretimde kimyasal girdi kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimidir. Organik tarımın amacı; toprak ve su kaynakları ile havayı kirletmeden çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığını korumaktır(www.tarim.gov.tr). 2. Türkiye’de organik tarım 2.1. Türkiye’de organik tarımın tarihçesi Türkiye 1950’li yılların sonlarına kadar organik tarımın esaslarına göre tarımsal faaliyette bulunmaktaydı. Daha sonraki yıllarda, dünyadaki gelişmelere paralel olarak tarımsal üretimde verimliliği artırabilmek amacıyla kimyasal gübre ve ilaç kullanımı yaygın hale gelmiştir. Kimyasal girdilerin çevreye verdiği zararlar nedeniyle alternatif bir üretim şekli olarak ortaya çıkan organik tarım Türkiye’de 1980’li yıllara doğru uygulanmaya başlamıştır. İlk organik üretimler kuru incir ve kuru üzüm ile Ege bölgesinde gerçekleştirilmiştir. Daha sonra bu ürünlere kuru kayısı, fındık, pamuk ve baklagil gibi ürünler de katılarak farklı bölgelerimize yayılmıştır (Olhan, 1997). Organik tarımdaki gelişmelere paralel olarak, Avrupa orijinli firmalar Türkiye’deki firmalardan organik ürün talebinde bulunmuş ve böylece 1984-1985 yıllarında organik tarım başlamıştır. Türkiye’deki organik tarım hareketini sağlıklı bir şekilde gerçekleştirmek amacıyla 1992 yılında Organik Tarım Organizasyonu Derneği kurulmuştur. Derneğin üyeleri arasında üretici, ihracatçı, araştırmacı, tüketici gibi sektörün tüm ilgilileri bulunmaktadır. Dernek, takip eden yıllarda toplantı, eğitim ve yayım çalışmalarına başlamıştır. Yasal çerçevenin ilk adımı ise 1994 yılında, “Bitkisel ve Hayvansal Ürünlerin Organik Metotlarla Üretilmesine İlişkin Yönetmelik’in yayınlanması ile çizilmiş ve sorumluluk Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na verilerek atılmıştır. Türkiye’de organik tarımla ilgili asıl yasal düzenleme 1/12/2004 tarihli ve 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu ile başlamıştır. Bu kanunun amacı; tüketiciye güvenilir, kaliteli ürünler sunmak üzere organik ürün ve girdilerin üretiminin geliştirilmesini sağlamak için gerekli tedbirlerin alınmasına ilişkin usul ve esasları belirtmektir. Bu kanun organik tarım faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin kontrol ve sertifikasyon hizmetlerinin yerine getirilmesi ve bakanlığın denetim usul ve esasları ile yetki, görev ve sorumluluklarına dair hususları kapsamaktadır. Bu kanunun çıkmasından sonra uygulamada bazı sorunlarla karşılaşılmış ve ayrıntılı bir yönetmelik düzenlemesi zorunluluğu doğmuştur. Bu açıdan 10.06.2005 tarihli Resmi Gazetenin 25841 sayısında bu kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelik yayınlanmış ve yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelik ile bitkisel ve hayvansal organik üretim için ayrıntılı düzenleme esasları getirilmiştir. 2008 yılına dek bu yönetmeliğin çeşitli hükümlerinde değişiklikler ve eklemeler yapılmış ve şu anda yürürlükte bulunmaktadır. Bu yönetmelikle organik tarımın nasıl yapılacağı, ayrıntılı olarak hangi ürünlerin ne şartlarda yetiştirileceği, hangi oranda ne çeşit gübre ve doğaya zarar vermeyen ilaçlar kullanılacağı, hangi kimyasalların kullanımının yasak olduğu detaylı olarak belirtilmiştir. Ayrıca organik sertifikasyon kuruluşları ile denetime ilişkin hükümlerde ayrıntılı olarak yer almaktadır. Denetim esaslarına göre yetkili kılınmış kuruluşlar ve görevleri de belirtilmiş, uygun üretim yapmayan kuruluşlara verilebilecek cezalar da düzenlenmiştir. Organik tarım faaliyetlerinin Türkiye’de ilk olarak Ege Bölgesinde ve İzmir’de başlamış olması, ürün işleme tesislerinin büyük kısmının İzmir’de olması ve üretilen ürünlerin büyük kısmının İzmir Limanından ihraç edilmesi nedenleriyle, organizasyon kuruluşları, kontrol ve sertifikasyon kuruluşlarının bürolarının çoğu İzmir’de yer almaktadır (Aksoy, 1999). Türkiye’de yasada belirtilen koşulları yerine getirerek yetki belgesi almış 13 adet kontrol ve sertifikasyon kuruluşu faaliyet göstermektedir. Çizelge 2.1. Türkiye’de Faaliyet Gösteren Kontrol ve Sertifikasyon Kuruluşları Kontrol ve Sertifikasyon Kuruluşunun Adı Adresi ANADOLU Süleymanbey Mahallesi Mimar Sinan Cad. Yeşilhan No: 5/3 YALOVA BCS Kazım Dirik Mah.Gediz Cad. Kadri Dağüstü Apt.No:21 B Blok Daire :2 35040 Bornova /İZMİR CERES İnönü Cad.No.705 Yunus Emre Apt.Kat1/1 Poligon-İZMİR CU Mansuroglu Mah. 286 Sok. Ali Colakoglu Sitesi A1 Blok No: 16 Kat: 1 Daire: 3 35040 Bornova /İZMİR ECOCERT-SA 184.Sok.No:60 Kat:2 Daire:3 35040 Bornova/İzmir EKO-TAR (MERKEZ)Adnan Menderes Bulvarı Denis Apt. 36/1 33110 MERSİN (ŞUBE)Ziraat Mühendisleri Sitesi 4.Blk.52/A Yıldız Çankaya/ANKARA ETKO 160.Sokak No:13/7 35040 Bornova/İzmir ICEA Mustafa Kemal Cad.Halil Bey Apt.B Blok No:166/2 Kat:7 Daire: 13 35040 Bornova-İZMİR IMC İzmir cad.3/17 Kızılay/ANKARA IMO 225.Sokak Dündar Apt. No:29 Kat:7 Daire:7 35040 Bornova /İzmir NİSSERT Anadolu Bulv.Gıda Toptancılar Sitesi Gimat 3.Blk No: 29 Macunköy Yenimahalle/ANKARA ORSER (MERKEZ)Simon Bolivar Caddesi, Cemal Nadir Sokak No:10 Kat:2 No: 5 06550 Çankaya/ANKARA (ŞUBE)Kale Mah. Namık Kemal Cad.Ankara İş Merkezi Kat:2 No:4 SAMSUN TÜRKGAP Palmiye Mahallesi 1216 Sokak S. Yılmaz Apt. No:2/A 33110 MERSİN Kaynak: www.tugem.gov.tr Her üretici, kendi adına organik ürün sertifikası alabilmek için kontrol ve sertifikasyon kuruluşlarına başvurabilmesine karşın; ülkemizde başvuruları, projede yer alan tüm üreticiler adına projeyi kuran ihracatçı veya organizasyon kuruluşlar yapmaktadırlar. Kontrol kuruluşu bildirilen tüm üreticileri gezerek her üretici için detaylı anket formları ve haritalardan oluşan bir dosya hazırlamaktadır. Sertifikasyon kuruluşu hazırladığı dosyaları Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bildirmekte ve her üreticiyi ürün sezonunda en az iki kez haberli veya habersiz ziyaret etmektedir. Gerekli görüldüğü dönemlerde toprak, yaprak ve ürün örnekleri alınarak analiz yapılmaktadır(www.izmir-tarim.gov.tr). 2.2. Organik tarımın uygulanış biçimi Organik Tarım Kanununun yürürlüğe girmesine kadar Türkiye’de organik tarım 1983 yılından beri yabancı ülkelerden gelen tüketici talepleri doğrultusunda şekillenmekteydi. İthalatçı firmanın organik ürün talebi üzerine ihracatçı firmalar istenilen ürünün üretildiği bölgeyi belirleyerek çalışacakları üreticileri seçmekteydiler(Olhan, 1997). Organik Tarım Kanununun kabulünden sonra ise uygulamaya açıklık getirilmiş ve ülkenin tümünü ilgilendiren yasal düzenlemeler bu alanda geliştirilmiştir. Organik Tarımın Esasları Ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 7. Maddesinde belirtilen; her türlü bitkisel, hayvansal ve su ürünleri üretimi ile kullanılacak girdilerin organik tarım metoduna uygun olarak üretilmesi veya temini, orman ve doğal alanlardan organik tarım ilkelerine uygun olarak ürün toplanması, bu ürünlerin işlenmesi, ambalajlanması, etiketlenmesi, depolanması, taşınması, pazarlanması, kontrolü, sertifikalandırılması, denetimi ile cezai hükümlere ilişkin teknik ve idari hususları kapsamaktadır. Bu yönetmeliğin 5. Maddesinde organik tarımın genel kuralları belirtilmiştir; a) Bu Yönetmelikte belirtilen kurallara uymak kaydıyla tüm ülke sathında organik tarım metodu uygulanabilir. Çevre kirliliğinden şüphe duyulan alanlarda organik tarım yapılıp yapılmayacağına, kontrol ve sertifikasyon kuruluşu veya kontrol kuruluşu tarafından karar verilir. b) Organik tarım, müteşebbis ile yetkilendirilmiş kuruluş arasında imzalanan sözleşme esasına dayanır. Bu sözleşme; tarımsal faaliyetin bu Yönetmelik hükümlerine göre yapılacağını belirleyen yazılı anlaşmayı ifade eder. c) Organik tarım, yetkilendirilmiş kuruluşun kontrolünde yapılır. d) Konvansiyonel üretimde kullanılan binalar, alet ve ekipmanlar temizlenip dezenfekte edildikten sonra organik üretimde kullanılır. e) Organik tarım faaliyetlerinin tüm aşamaları kayıt altına alınarak izlenebilirlik temin edilir. f) Organik tarımda GDO ve/veya GDO türevleri kullanılmaz. Organik tarım faaliyetinde bulunmak isteyen müteşebbisin, kontrol ve sertifikasyon kuruluşlarından birine başvurması kanunen zorunlu kılınmıştır. Kontrol ve sertifikasyon kuruluşu; Organik ürünün veya girdinin, üretiminden tüketiciye ulaşıncaya kadar olan tüm aşamalarını kontrol etmek ve sertifikalandırmak üzere Bakanlık tarafından yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişileri ifade etmektedir. Organik tarıma başlaması uygun bulunan müteşebbis, başvurduğu kontrol ve sertifikasyon kuruluşu veya kontrol kuruluşu ile sözleşme yapar. Yetkilendirilmiş kuruluş sözleşme yaptığı; organik bitkisel, hayvansal ve su ürünleri üretimi yapan, orman ve doğal alanlardan ürün toplayan müteşebbisi geçiş sürecine alır. Geçiş süreci ürünü, "Organik tarım geçiş süreci ürünüdür" etiketiyle pazarlanır. 3. Türkiye’de organik tarım ürünlerinin üretimi Türkiye’de organik ürünlerin üretimi 1996 yılına dek kayıt altına alınmamıştır. Daha sonraları oluşturulmaya başlanan kayıtlara göre üretici sayısı, üretim alanları, üretim miktarı ve organik olarak üretilen ürün sayılarındaki değişim Çizelge 3.1’deki gibidir. Çizelge 3.1: Türkiye’de organik ürün üretimi Yıl Üretici Sayısı Üretim Alanı (ha) Üretim (ton) Ürün Sayısı 1996 1.947 6.789 10.304 26 2005 14.401 203.811 421.934 205 2006 14.256 192.789 458.095 203 2007 16.276 174.283 568.128 201 2008 14.926 166.883 530.225 247 Kaynak: www.tedgem.gov.tr Organik ürün üretimine ilk başlandığı yıllarda organik ürün çeşidi 8 ürünle başlanmıştır. 1996 yılına gelindiğinde 26 olan ürün çeşidi günümüzde 247 çeşidi geçmiştir. Üretici sayıları ve üretim alanlarında ise 1996 yılından günümüze kadar çok büyük oranda artışların görülmesiyle beraber son birkaç yılda hafif düşüşler de yaşanmıştır. Bu düşüşlere karşın üretim miktarlarında genel itibariyle düzenli bir büyüme söz konusudur. 2008 yılında 530 bin ton üretim miktarı her ne kadar bir önceki yıla oranla bir miktar düşmüş gibi gözükse de genel itibariyle organik ürün üretiminin ülkemizde artışta olduğu rahatlıkla söylenebilmektedir. Üretim alanları ile üretim miktarının ilişkisini gösteren Grafik 3.1’e bakıldığında ise üretim alanlarındaki nispi düşüşe karşın üretim miktarlarının yükseliş göstermesi birim alandan alınan verimlilik artışı ile açıklanabilmektedir. Üretimde verimlilik artışının yanı sıra mevsimsel değişikliklerde küçük oransal değişimlere yol açmaktadır. Türkiye’de üretilen organik ürün üretiminde bölgesel olarak paylar Grafik 3.2’de verilmiştir. Ege ve Akdeniz Bölgesi organik ürün üretiminin en yoğun yapıldığı bölgeler olarak açıkça görülmektedir. Çizelge 3.2: Türkiye’de Üretilen Organik Ürün Çeşitleri Kaynak: www.tugem.gov.tr Organik olarak üretilen ürün çeşitleri Çizelge 3.2’de belirtilmiştir. Bu ürün çeşitlerinin bazılarında değişimler olmasıyla birlikte genel itibariyle her yıl artışlar meydana gelmektedir. Organik üretim açısından Türkiye’nin profiline baktığımızda 2005 yılına dek organik elma üretiminin miktar olarak ilk sırada gelmesine karşın son 3 yıl içinde elma kademeli olarak azalış göstermiş ve organik pamuk ilk sıraya yerleşmiştir. 2008 yılında pamuk üretimi 68 bin 310 tonu bulmuştur. Buğday ve elma birbiriyle yarış halinde olan Türkiye genelindeki organik ürünlerdir. (Bkz: Çizelge 3.3) İzmir ili organik ürün üretimi açısından çok önemlidir. Organik ürün üretimi burada başlamış ve özellikle çekirdeksiz kuru üzüm üretimi açısından ülkemizin en büyük organik üretimi ve bunun yanında ihracatı burada yapılmaktadır. 2007 yılına dek sürekli üretim miktarı açısından ilk sırada bulunan çekirdeksiz kuru üzüm üretimi 2008 yılında üçüncü sıraya gerilemiştir. Zeytin üretimi gerek dış talep gerekse iç pazarın organik zeytin ve zeytinyağı üretim istekleri açısından son yıl büyük miktarda artış göstererek ilk sıraya yerleşmiştir. Çizelge 3.3: Türkiye ve İzmir’de üretim miktarı bakımından ilk üç sırada yer alan organik ürünler 2004 Yılı 2005 Yılı 2006 Yılı 2007 Yılı 2008 Yılı Ürün adı Üretim (ton) Ürün adı Üretim (ton) Ürün adı Üretim (ton) Ürün adı Üretim (ton) Ürün adı Üretim (ton) Türkiye 1. Elma 52.670 Elma 51.615 Pamuk 63.966 Pamuk 55.535 Pamuk 68.310 2. Buğday 31.194 Buğday 36.754 Elma 28.393 Elma 50.258 Buğday 48.757 3. Pamuk 30.269 Pamuk 35.354 Buğday 26.515 Buğday 43.916 Elma 32.134 İzmir 1. Ç.Kuru üzüm 8.414 Ç.Kuru üzüm 7.513 Ç.Kuru üzüm 6.756 Ç.Kuru üzüm 4.391 Zeytin 10.974 2. Zeytin 2.962 Domates 5.062 Zeytin 5.979 Zeytin 3.463 Domates 6.165 3. İncir 2.535 Mısır 3.449 Domates 3.139 Pamuk 2.315 Ç.Kuru üzüm 5.554 Kaynak: www.izmirtarim.gov.tr 4. Türkiye’de organik ürün pazarlaması ve ihracatı 4.1. Türkiye’de organik ürün pazarlaması Türkiye’de organik ürün üretim sürecinde kullanılan pazarlama kanalları Şekil 4.1’deki gibidir. Üreticiden tüketiciye giden süreçte doğrudan pazarlama, süpermarketler ve organik ürünlerde özelleşmiş dükkanlar iç pazarda rol oynamaktadır. Ancak ülkemizde organik ürünlerde özelleşmiş dükkanların sayısı günümüz itibariyle çok azdır. Pazarlama kanalları olarak üretici ürettiği ürünü İhracatçı ve/veya İşleyici firmalara verebilmektedir. Aynı zamanda Organizasyon firmaları da aracılık etmektedirler. İç pazar dışında üretilen organik ürünlerin bir kısmı da ihracata söz konusu olmaktadır. 4.2. Türkiye’de organik ürün ihracatı Organik tarım Türkiye’de ihracat ile başlamış olduğundan ihracat verileri üretim sürecinde 1998 yılından itibaren düzenli olarak tutulmuştur. Türkiye’de organik ürün ihracatının 1998-2008 arası değişimleri verilmiştir. Grafikte Türkiye’de organik ürün ihracatı ile organik ürün miktarı değişimleri arasında yıllara göre değişimler gözükmektedir. 2003 yılında en yüksek getiri elde edilmiş ve son yıllarda büyük değişimler olmamıştır. 2004’ten sonra çıkan yasalarla sertifikasyon sisteminin zorluğu ile ihracatta getirilen kıstaslar dış-satıma konu olan miktarın 1998 yılıyla hemen hemen aynı seviyelere gelmesine sebep olmuştur. Ancak elde edilen gelir ise artış göstermektedir. Kuşkusuz bu dalgalanmalarda uluslar arası piyasaların dalgalanmaları ile geçirilen ekonomik krizler de etkili olmuştur. Kaynak: www.izmirtarim.gov.tr İhracat payı en yüksek, bir başka deyişle Türkiye için en önemli 5 organik ürün üretimi Grafik 4.1’de verilmiştir. İhracat açısından baktığımızda en önemli organik ürün iç fındık olarak görülmektedir. Bunu çekirdeksiz kuru üzüm ve kuru incir üretimi izlemektedir. 5. Organik tarımın sorunları ve çözüm önerileri Sentetik kimyasallar, aşırı gübre ve hormon kullanımının genel bir sağlık tehdit unsuru olduğu gerek medya, gerekse bu konudaki yayınlarla her geçen gün daha çok ortaya çıkarılmaktadır. Organik tarım ürünlerinin pazarı genellikle eğitim ve gelir seviyesi yüksek tüketicilerden oluşmaktadır. Tüketicilerde gelişmekte olan bilincin yanı sıra reklam ve promosyon çalışmaları sonucu organik ürün kullanımı dünya genelinde giderek artmaktadır. Konvansiyonel üretimin halen ezici üstünlüğüne karşın daha sağlıklı bir çevre, daha sağlıklı ve dengeli beslenme için organik tarım tüm dünya için gerekli olan bir üretim sistemidir. Türkiye sahip olduğu iklim ve toprak koşulları ile organik tarım uygulamaları açısından önemli avantajlara sahiptir. 1996 yılından itibaren başlayan organik üretim süreci dış-satım odaklı başlamıştır. Günümüzde ihracatın dışında ülke içi kullanımın artmasıyla birlikte organik ürün üretimi gerek çeşit gerekse ürün miktarı bakımından büyük artış göstermiştir. İlk yıllarda dış satım amaçlı İzmir dolaylarında başlayan çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir v.b. organik ürün üretimi günümüzde 247 ürün çeşidine ulaşan ve halen gelişmekte olan bir pazar haline gelmiştir. Türkiye geneline bakıldığında en yüksek üretim son 3 yılda organik pamuk olarak göze çarpmaktadır. Üretilen organik pamuğun yüzde 60’ından fazlası tek başına Şanlıurfa’da üretilmektedir. Dış talebin de etkisiyle artan pamuk üretiminin diğer organik ürünlerde ve ülkemizin diğer bölgelerinde de görülebilmesi için ülke genelinde destekleme politikaları büyük önem arz etmektedir. Organik Tarım Kanunun çıkmasından sonra sertifikasyon sisteminin zorluğu ve girdi fiyatlarının yüksekliği sebebiyle, son yıllarda organik tarıma ayrılan arazi miktarında küçük ölçeklerde düşüş yaşanmıştır. Buna rağmen üretimde yüksek düşüşler olmaması bu konuda iyiye işarettir. Ancak ülkemizin organik ürün üretiminin Avrupa ülkeleri seviyelerine getirilmesi için yasal düzenlemelerin ve gerekli teşvik kredilerinin arttırılması gerekmektedir. Türkiye’nin tarım yapılan bazı bölgelerinde kimyasal girdi kullanımı çok düşüktür. Günümüzde en çok Ege ve Akdeniz bölgelerinde yapılan organik tarımın diğer bölgelerde de geliştirilmesi için bölgesel teşvik ve eğitim çalışmaları düzenlenebilir. Ayrıca organik ürün satışında özelleşmiş satış noktalarının (organik süpermarketler) ülkemizde çok azdır. Yurtdışında yaygın olarak bulunan bu tür marketlerin ülkemizde de daha fazla oranda bulunması organik ürün satışını arttırabilecek önemli faktörlerin başında gelmektedir. Yüzde 100 ekolojik pazarların oluşturulması ve reklam-promosyon çalışmaları bu alanda ilgiyi arttıracak, üreticilere verilebilecek destek politikaları ile organik ürün üretimi Türkiye’de çok daha iyi noktalara gelebilecektir. 6. Kaynaklar TORTOPOĞLU, A, İ., 2000, “Ekolojik Tarım ve Geleceği”, Hasad Yayıncılık, Aylık Gıda Tarım ve Hayvancılık Dergisi, Sayı: 182, Sayfa: 38-41. www.ifoam.org Uluslararası Organik Tarım Derneği Resmi Web Sitesi. http://www.tarim.gov.tr Tarım Bakanlığı Resmi Web Sitesi. OLHAN, E., 1997, Türkiye’ de Bitkisel Üretimde Girdi Kullanımının Yarattığı Çevre Sorunları ve Organik Tarım Uygulaması-Manisa Örneği, Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Ankara. http://www.igeme.gov.tr İhracatı Geliştirme Merkezi Web Sitesi. http://www.tugem.gov.tr Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Resmi Web Sitesi. http://www.izmir-tarim.gov.tr Ege İhracatçılar Birliği Resmi Web Sitesi. http://www.tedgem.gov.tr Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Resmi Web Sitesi. http://www.eto.org.tr Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği Resmi Web Sitesi.