Dünya Gıda Dergisi - 2014/Şubat

Son Sayı

Dünya Gıda Arşivi

ARŞİV

Faydalı Bağlantılar

T.C Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü
İhracat Bilgi Platformu
T.C Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
FAO
KOSGEB
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası
Türkiye Gıda Sanayi İşverenleri Sendikası
Türkiye Gıda Dernekleri Federasyonu


ANKET

 
Tavuk tüketirken en çok neye dikkat ediyorsunuz?
 
Markalı ve paketli ürün tüketmeye
Son kullanma tarihine
Organik veya köy tavuğu olmasına
Fiyatına



Yazım Kuralları

Sürekli yükselen bir değer: zeytin

Sürekli yükselen bir değer: zeytin

Dünyada giderek artan sağlık bilinci ve doğal yollarla üretilmiş gıdalara olan talep nedeniyle, dünya ticaretinde zeytin ve zeytinyağının önemi son yıllarda giderek yükselen bir arz trendi ortaya çıkardı. Ayrıca artan gelir düzeyi ve yükselen hayat standartları özellikle zeytinyağı için yeni pazarların oluşmasına yol açtı. Bu nedenle sektörde üretim, tüketim ve dış ticarette önemli gelişmeler yaşanıyor.

Türkiye’de zeytin, tarım ekonomisinde sağladığı değer açısından ayrıcalıklı bir ürün konumunda. Türkiye’nin Ege sahilleri başta olmak üzere önemli bir bölümünde yetiştirilen zeytin, gerek sofralık gerekse zeytinyağı olarak değerlendiriliyor. Zeytin, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 30–45 derece enlemler arasında sınırlı bir alanda yetişmekte ve 40 ülkede ekonomik olarak yetiştiriciliği yapılabilen bitkidir. Bu şekilde, istihdam, katma değer artışı ve dış ticaret başta olmak üzere ulusal ekonomiye birçok katkısı bulunuyor. Dünyada giderek artan sağlık bilinci ve doğal yollarla üretilmiş olan gıdalara olan talep nedeniyle, dünya ticaretinde zeytin ve zeytinyağının önemi son yıllarda giderek yükselen bir arz trendi ortaya çıkardı. Ayrıca artan gelir düzeyi ve yükselen hayat standartları özellikle zeytinyağı için yeni pazarların oluşmasına yol açtı. Bu nedenle sektörde üretim, tüketim ve dış ticarette önemli gelişmeler yaşanıyor. Türkiye’de de son yıllarda bakanlığın verdiği teşvikler yoluyla üretim alanlarının önemli ölçüde arttığını dile getiren Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Seyfi Özışık, sektörünün öncelikli hedefinin, üretimdeki düzensizliklerin mümkün olduğunca azaltılması, yeni üretim alanlarının oluşturulması ve ağaç başına verimin artırılması olduğunu söyledi. Özışık, “Ayrıca, tarıma dayalı sanayi oluşturan, sofralık zeytin ve zeytinyağı sektörleri için alt yapı iyileştirilmeli, pazarlama hizmetleri (ambalajlama, depolama, tanıtım, standartlara uygun üretim, örgütlenme vb.) artırılmalıdır. Son yıllarda nihai hedef olarak ihracata yönelik dış ticaret politikaları oluşturulmalı mevcut pazarlara ilave olarak, hedef pazarlarda tanıtıma önem verilmeli, marka yaratılmalı, Türk zeytin ve zeytinyağları imajı oluşturulmalıdır. Bu amaçlara ulaşabilmek ve Türkiye zeytincilik sektörünün geleceği ve gelişmesi açısından, Uluslararası Zeytinyağı Konseyi’ne (UZK) 2009 yılından itibaren tekrar üye olunması sevindirici bir gelişmedir. Türkiye 1986 yılında uluslararası zeytinyağı ve sofralık zeytin anlaşmasına imza atmakla birlikte, 1999 yılının başından geçerli olarak UZK’dan tek taraflı çekildi. Sofralık zeytin ve zeytinyağı anlaşması gereği dünya zeytinyağı ve sofralık zeytin üretim, tüketim ve pazarlamasında gelişmeyi teşvik ve destelemek; yine son yıllarda üye ülkelerin zeytin ve zeytinyağlarının pazarlanmasında özellikle hedef pazar olan ülkelerde promosyon faaliyetlerini yürüten, hedef pazar ithalatçıları ile üretici ülkelerin ihracatçıları arasında toplantıları organize eden bu kuruluşa üyelik, enstitümüz açısından da büyük önem arz ediyor. Zira bu üyeliğin, enstitümüze, zeytin konusunda uluslararası düzeyde yürütülmekte olan agronomi, teknoloji ve ekonomi alanlarındaki projelerden, bilimsel ve teknolojik gelişmelerden haberdar olma ve işbirliği imkânı kazandıracağı düşünülüyor” diye konuştu. Zeytin ve zeytinyağı sektörünün ülke ekonomisi açısından önemli bir sektör olduğunun ortada olduğunu dile getiren Işık, sözlerine şöyle devam etti: “Zeytin ve zeytinyağı sektörü; hammadde üretiminden mamul madde olarak tüketiciye ulaşıncaya kadar üreticiler, zeytin sıkma tesisleri, makine-ekipman üreticileri ve servis sağlayıcıları, salamura zeytin üreticileri, zeytinyağı depolama tesisleri, nakliyeciler, toplayıcılar, toptancılar, sanayiciler, tüccarlara kadar geniş bir kitleyi barındıran önemli bir sektördür. Zeytin ve zeytinyağı sektörü, ülkemiz tarım ekonomisi açısından önemli bir konuma sahiptir. Gerek istihdam ettiği nüfus açısından, gerekse yarattığı katma değer yönünden ve ayrıca yüksek ihracat potansiyeli ile rekabette avantajlara sahip önemli bir sektördür. Türk tarımının gelişmesinde önemli sektör konumunda yer alabilecek potansiyele sahip zeytincilik sektörü, zeytinyağı ve sofralık zeytin alt sektörleri ile aynı zamanda tarıma dayalı sanayi kolu olmakta ve önemli bir katma değer yaratıyor.” Dünyada zeytin üretimi Dünyada zeytin ve zeytinyağı talebine yönelik artış ile birlikte, ekonomik anlamda zeytin üretimi yapan ülkelerin arzlarını artırma yoluna gittiklerini kaydeden Işık, AB ülkelerinin yanı sıra Suriye; Tunus ve Mısır gibi ülkelerde de zeytin tarımının önemli ölçüde geliştiğini söyledi. Işık, “Bugün dünyada yaklaşık olarak yüzde 98’i Türkiye’nin de dâhil olduğu kuzey yarı kürede, özellikle Akdeniz Bölgesi zeytinci ülkelerinde olmak üzere toplam 10 milyon 470 bin 675 hektar alanda, 17 milyon 724 bin 644 ton dane zeytin üretiliyor. Ancak ülkemizin de içinde bulunduğu 14 ülkede ekonomik anlamda tarımı yapılabilen zeytin, ham olarak tüketilemediği için işleniyor. Bu nedenle FAO’nun verilerine göre üretici ülkelerin dane zeytin miktarları yağlık ve sofralık olarak değişim gösteriyor. Zeytin üretiminde, önemli ülkeler sırasıyla İspanya, İtalya, Yunanistan, Türkiye Tunus ve Suriye’dir. Türkiye dünya dane zeytin üretiminin yüzde 8,9’ünü karşılamaktadır. Dünya üretim alanı içinde yaklaşık yüzde 50 paya sahip olan AB ülkelerinde üretim payının yüzde 70 civarında olması, bu ülkelerdeki verimin yüksek olduğunu gösteriyor. AB ülkelerinde ağaç başına verim az-çok yıllarına göre 22–25 kg iken Türkiye’de 5–20 kg arasında değişebiliyor. Türkiye’de yaklaşık 778 bin hektar alanda bir milyon 290 bin ton üretim gerçekleşiyor. Ağaç varlığı bakımından İspanya (308 milyon 758 bin adet), İtalya (236 milyon 638 bin adet) ve Yunanistan (162 milyon 147 bin adet) önemli ülkelerdir. Son 10 yıldaki fidan dikimleri ile Türkiye ağaç varlığının 153 milyon 723 bin 57 adede ulaştığı bildiriliyor. Türkiye’de dane zeytin üretimi, zeytin ve diğer sert kabuklu meyveler toplam üretiminin yüzde 31,8'ini oluşturuyor. Türkiye’de zeytin alanları, 2000 yılından sonra devlet tarafından verilen sertifikalı fidan ile bahçe tesisi desteği ile yaklaşık yüzde 20 oranında arttı” dedi. Mısır, zeytinde yükselişte Türkiye’nin, Mısır’ın (yüzde 18) ardından yüzde 12,1’lik pay ile zeytin üretiminde 3. sırada yer aldığını kaydeden Işık, sözlerine şöyle devam etti: “AB ülkeleri sofralık zeytin üretim hacminden yüzde 34,7’lik bir pay alıyor. Dünya sofralık zeytin üretiminde lider ülke İspanya olup yüzde 24,3’lük bir paya sahiptir. Mısır, içinde bulunduğumuz dönemde üretimde önemli bir atak yaparak (200 bin tondan 450 bin tona yükseltmiştir) Türkiye’nin sıralamada ikinci sıradan, üçüncü sıraya geçmesine neden oldu. 2009/10 yılı üretim tahminlerinde İspanya’nın üretimi 475 bin ton, Mısır’ın üretimi 400 bin ton ve Türkiye’nin üretimi ise 250 bin ton olarak bildiriliyor. Suriye sofralık zeytin üretiminde ilk dörde giren diğer önemli ülkedir. Sofralık zeytin ihracatında 2007/08–2009/10 yılları ortalamalarına göre AB ülkeleri dış ticaret hacminden yaklaşık yüzde 40,2’lik pay almakla birlikte lider ülke İspanya’dır (yüzde 30). Diğer yandan sıralamada Mısır (yüzde 16,6), Arjantin (12,7), Fas (11,0) ve 5. sırada Türkiye (yüzde 8,9) yer alıyor. 2008/2009 sezonunda Türkiye genelinde toplam 62 bin 881 ton sofralık zeytin ihraç edilerek yaklaşık 100 milyon Amerikan Doları gelir elde edilmiştir. Sofralık zeytin ihracat miktarının 9 bin 115 tonu yeşil, 53 bin 765 tonu siyah zeytin olarak gerçekleşti.” Sektörde merdivenaltı üretim yaygın Sofralık zeytin işlemede, son yıllarda gelişen teknolojinin üretim ve ihracatı olumlu etkilemesine rağmen hâlâ merdiven altı üretimin yaygın olduğunu dile getiren Işık, “Toplam kurulu kapasite 450 bin ton civarında olup, bunun yüzde 40-50’si kullanılıyor. Yaklaşık 8 bin adet sofralık zeytin işleyen işletme mevcuttur. Kurulu kapasitenin önemli bir kısmı Ege Bölgesi’nde (yüzde 61,1). Diğer yandan, Marmara Bölgesi yüzde 33,3, Akdeniz ve Güneydoğu yüzde 5,3, Karadeniz Bölgesi yüzde 0,2’sini oluşturuyor. Sofralık zeytin işletmelerinin kapasite olarak dağılımına bakıldığında yoğunluğun küçük işletmelerde olduğu görülüyor. 0-25 ton kapasitede sofralık zeytin işleyen işletmelerin oranı yüzde 40’dır. Bu durum merdiven altı işletmelerin yoğunlukta olduğu anlamına geliyor. Diğer yandan 150 ton ve üzeri tonajda çalışan sofralık zeytin işletmelerinin oranı ise yüzde 9 civarındadır” diye konuştu. Zararlılarla mücadele Zeytin bahçelerinde, pek çok zararlı, hastalık ve yabancı ot türü bulunduğunu dile getiren Işık, bunlardan zeytin sineğinin ana zararlı; zeytin halkalı leke hastalığının da ana hastalık konumunda olduğunu mücadele edilmediği takdirde ekonomik kayıplara yol açtığını kaydeden Işık, “Ayrıca zeytin güvesi, zeytin kara koşnili ve sofralık üretim yapılan bölgelerde de zeytin kabuklu biti ikinci derecede önemli zararlılar olarak karşımıza çıkmaktadır. Hastalıklardan ise son zeytin (Verticillium) solgunluğu ve zeytin dal kanseri görülen diğer önemli hastalıklardır. Bilinçsiz ilaçlamaların yapılmadığı zeytin bahçeleri, faydalı fauna açısından son derece zengin olup, bazı zararlılar bunlar tarafından baskı altına alınmaktadır. Bu nedenle ekosistemin biyolojik zenginliğinin arttırılması, yararlı türlerin korunması ve desteklenmesi temeline dayanan ve değişik mücadele yöntem ve tekniklerini tek tek değil, birbiri ile uyumlu bir şekilde kullanarak, zararlı ve hastalıkların ekonomik zarar eşiklerinin altında tutulmasını sağlayan, entegre mücadele sistemine ağırlık verilmesi gerekmektedir. Ülkemizde Edremit Körfez Bölgesinde zeytin sineğine karşı uçakla mücadele çalışmaları yürütülmekle birlikte içinde bulunduğumuz dönemde ara verildi. Ayrıca sofralık üretimin yoğunlaştığı Gemlik (Bursa) ve Manisa illerinde Zeytin sineği ve diğer zararlı ve hastalıklarla da yoğun mücadele ediliyor” diye konuştu. Zeytincilik Araştırma Enstitüsüne dair Zeytin konusunda çalışan ve alanında tek araştırma enstitüsü konumunda olan Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsü, l937 yılında, “Zeytincilik İstasyonu” adı ile Bornova’da bugünkü yerinde kuruldu. Kuruluş l945’de “Bahçe Kültürleri İstasyonu” adını aldı ve l950 yılına kadar çekirdekten zeytin fidanı üretti. 1950 yılında çıkan bir kanunla Türkiye Zeytincilik Teşkilatı istasyona bağlanarak adı “Zeytincilik Enstitüsü” olarak değiştirildi. 1965-1970 yılları arasında Eğitim Merkezi ve Laboratuvarlar kuruldu, 1967-1968’de Kemalpaşa’da kamulaştırılan yaklaşık 550 dekarlık arazi de bünyeye katılarak, kuruluşun imkânları geliştirildi. Tarım Bakanlığı’nın 1971 yılındaki kararı ile “Zeytincilik Araştırma Enstitüsü” adını alan kurulu, halen çalışmalarına devam ediyor. Enstitü; zeytincilik, zeytinyağı ve sofralık zeytinde aşağıdaki konularda çalışmalarını yürütüyor. - Veri toplamak ve değerlendirmek, - Gen kaynakları toplamak ve değerlendirmek, muhafaza etmek, - Ege Bölgesinde uygulamalı araştırmalar yapmak, -Fidancılık yapmak isteyen resmi ve özel kuruluşlar ile üreticilere damızlık materyal temin etmek bu görev çerçevesinde, belirli standart zeytin çeşitlerinden fidan üretimi yapmak, -Literatür temin etmek, eğitim ve yayın yapmak Ayrıca enstitü bünyesinde 5 adet farklı alanlarda hizmet veren laboratuvar bulunuyor. Bunlar; 1. Islah ve Genetik Laboratuvarı 2. Yetiştirme Tekniği Laboratuvarı 3. Yaprak-Toprak Analiz Laboratuvarı 4. Zeytinyağı Laboratuvarı 5. Sofralık Zeytin Laboratuvarı Enstitü, kuruluşundan günümüze değin yetiştiricilik, ıslah ve genetik, ekonomi, teknoloji ve yan ürünlerinin değerlendirilmesi kadar mevcut sorunlarının çözümü ve yeni bilgi üretimine yönelik 134 proje çalışması yaptı. Hâlihazırda 24 proje çalışması yürütülüyor. Çizelge 1: Türkiye Zeytin Varlığı (2009) Alan (Ha) Üretim (Ton) Meyveli Ağaç (Adet) Meyvesiz Ağaç (Adet) Ağaç Sayısı (Adet) Verim (Kg) Sofralık 218 181 460 013 33 936 299 19 048 582 52 984 881 14 Yağlık 560 224 830 641 75 190 470 25 547 706 100 738 176 11 Toplam 778 217 1 290 654 109 126 769 44 596 288 153 723 057 12,5 TÜİK, 2009 Çizelge 1:Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsünün Uzmanlık Bölümlerine Göre Çalışmaları Bölümler Sonuçlanan Projeler Devam Eden Projeler Islah ve Genetik 12 6 Yetiştirme Tekniği 51 7 Bitki Sağlığı 11 1 Zeytinyağı Teknolojisi 28 4 Sofralık Zeytin Teknolojisi 22 3 Bitki Besleme 2 2 Ekonomi ve İst. 8 1 Toplam 134 24 Türkiye’de zeytinyağı tablosu 2007/08–2009/10 yılları ortalamasına göre dünya üretiminin yüzde 76’sı AB ülkeleri tarafından karşılanıyor. AB ülkeleri içinde yüzde 42’lık üretim payı ile İspanya lider ülke konumunda. Türkiye’nin 159 bin ton zeytinyağı üretimi olup, İspanya, İtalya, Yunanistan Suriye ve Mısır’ın arkasından 6. sırada yer almaktadır (UZK 2010). 2008/09 ortalamasına göre üretimin yaklaşık 1/3 ünü (60 bin ton) ihracat yaptı. Bu dönemde 90 bin tonunu da iç tüketimde kullandı. Türkiye’de kişi başına 1,2 kg olan zeytinyağı tüketimi, 15 kg olan AB ortalaması yanında oldukça düşük kalıyor. Türkiye’nin zeytinyağında en büyük sorun üretim kalitesinde süreklilik, düşük tüketim ve ihracatta dökme zeytinyağı tercihi nedeniyle katma değer kaybının olmasıdır. Bununla birlikte son ihracat istatistiklerinde (2008/09) dökme zeytinyağı ihracatı toplam ihracat içinde yüzde 30 civarına düşerken, kutulu ihracat oranı yüzde 60’a kadar çıkmıştır. Diğer yandan zeytinyağının tipine göre yapılan ihracata bakıldığında sızma zeytinyağı oranı diğer yıllara göre artmış yüzde 20’den, yüzde 30 seviyesine yükselmiştir. Türkiye’deki 950 civarında zeytinyağı fabrikası var. Üretim kapasitesinin 304 bin tonu aştığı tahmin ediliyor. Modern sistemle (santrifüjlemeye dayalı) işleyen (üç fazlı) kontinü zeytinyağı fabrikalarının sayısında son yıllarda (1990’lı yıllardan sonra) önemli oranlarda artışlar meydana geldi. 1982 yılında 1 adet olan kontinü fabrika sayısının günümüzde 500'ü aştığı ifade ediliyor. Klasik sistem olarak tanımlanan sulu pres (yaklaşık 500 adet) ve kuru (süper) pres (yaklaşık 100 adet) sayılarında azalma görülüyor. Klasik sistem olarak adlandırılan hidrolik (sulu pres) ve süper (kuru sistem) preslerin sayısı 1990’lardan itibaren azalmaya başlamış, üç fazlı kontinü sistemler ise sürekli bir artışa geçti. Duyusal açıdan en kaliteli natürel zeytinyağını sağlayan ve (perkolasyon yüzey gerilimi) esasına göre çalışan Sinolea’dan (Rapanelli firmasının tescilli yöntemidir) ülkemizde 6- 7 adet bulunuyor. Bunların çoğu Ege Bölgesi’ndedir. Üretimdeki yoğunluğa bağlı olarak fabrikaların yüzde 50’si İzmir, Aydın ve Balıkesir illerinde yoğunlaşmış. 2000’li yılların başlarından itibaren de Türkiye’deki üç fazlı kontinü zeytinyağı fabrikalarının hemen hemen tamamı iki fazlı sistem (ekolojik makine ve çevre dostu olarak anılan) düzenine geçilebilecek şekilde dizayn edilmişlerdir. Zeytin üretimindeki peryodisite nedeniyle “çok ürün” yıllarında kapasite yetersizliği, “az ürün” yıllarında ise atıl kapasite ortaya çıkmaktadır. Genelde kapasite kullanımı yüzde 50 civarında. Kişi başına sofralık zeytin tüketiminde 10,8 kg ile Kıbrıs ilk sırada yer alırken bu ülkeyi Suriye 6,8 kg, İspanya 4,1 kg, Fransa 3,3 kg izliyor, Türkiye’nin kişi başına tüketimi ise 2 kg civarında gerçekleşiyor. Türkiye ürettiği sofralık zeytinin yüzde 20-25’lik bir bölümünü dış pazara sunabiliyor.