Dünya Gıda Dergisi - 2014/Ocak

Son Sayı

Dünya Gıda Arşivi

ARŞİV

Faydalı Bağlantılar

T.C Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü
İhracat Bilgi Platformu
T.C Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
FAO
KOSGEB
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası
Türkiye Gıda Sanayi İşverenleri Sendikası
Türkiye Gıda Dernekleri Federasyonu


ANKET

 
Tavuk tüketirken en çok neye dikkat ediyorsunuz?
 
Markalı ve paketli ürün tüketmeye
Son kullanma tarihine
Organik veya köy tavuğu olmasına
Fiyatına



Yazım Kuralları

Gıda lojistiğinde soğuk zincirin ve izlenebilirliğin önemi

“Gıda güvenliğinin sağlanmasında zincirin önemli bir payına sahip lojistik firmaları, gıda lojistiği konusunda entegre bir hizmet vermek istiyorsa alt yapı ve taşımacılık ile ilgili koşulları hijyen standartlarına uygun olacak şekilde iyileştirmelidir.”

Filiz AKSU1 Murat KUŞÇUOĞLU2 Candan VARLIK3 1Yrd. Doç.Dr. Filiz AKSU İstanbul Aydın Üniversitesi Gıda Teknolojisi Programı, filizaksu@aydin.edu.tr 2Öğr.Gör. Murat KUŞÇUOĞLU İstanbul Aydın Üniversitesi Uluslararası Lojistik Programı, muratkuscuoglu@anadolubil.edu.tr 3Prof.Dr. Candan VARLIK İstanbul Aydın Üniversitesi Gıda Teknolojisi Programı, candanvarlik@aydin.edu.tr Özet Gıdaların üretim süreci, hammadde aşamasından tüketicinin sofrasına kadar takip edilmesi ve güvenliğinin korunması gereken bir süreçtir. Bu süreçte üretim, depolama ve perakende alanında hizmet veren pek çok sektöre büyük görevler düşmektedir. Bu zincirin bir parçasının eksik çalışması veya hatalı bir uygulama yapması gıda güvenliğini ve dolayısı ile insan sağlığını olumsuz etkilemektedir. Bu zincirin önemli bir halkasını da gıda lojistiğini yapan kurum ve kuruluşlar oluşturmaktadır. Gıda lojistiği yapan firmaların uyması gereken temel kurallar bulunmaktadır ve bu kurallara uymak zorundadırlar. Bu durum da gerek taşımacılık gerek depolama ve gerekse de gıdanın izlenebilirliği konusunda daha fazla yatırım gerektirmektedir. Dünyada ve ülkemizde gelişimini hızla arttıran gıda lojistiğine yönelik bu derlememizde, ülkemizde ve dünyada lojistiğin gelişim süreci, gıda lojistiğinde soğuk zincirin önemi, gıdada izlenebilirlik ve bunun sağlanması için gerekli olan yöntem ve uygulamaların yanı sıra ülkemizde ve dünyadaki yasal uygulamalar gibi konulara değinilecektir. Giriş Ülkemizde ve dünyada son yılların en çok tartışılan konularından birisi gıda güvenliğidir. Gıda güvenliği insan gıdası ve hayvan yemi olarak kullanılan her türlü hammadde, yarı mamul ve mamul maddelerin çiftlikte yetiştirilmesi, üretimi, bakımı, hasadı ve depolanması da dahil olmak üzere işleme, paketleme, taşıma, hazırlık, dağıtım ve satış aşamalarını kapsayan tedarik zinciri sürecinde insan sağlığına zararlı olabilecek biyolojik, kimyasal ve fiziksel kökenli tehlike ve zararlıların bulaşmasından korunması için tasarlanan işlemler ve uygulamalardan oluşan bir eylemler bütünüdür. Tarladan sofraya gıda güvenliği denilen bu süreçte depolama, taşıma ve lojistik hizmetler her aşamada karşımıza çıkmaktadır. Gıda sektöründe özellikle çabuk bozulabilir hayvansal gıdaların üretimi, depolanması ve taşınması sürecinde soğuk zincirin önemi büyüktür. Bu tür gıdaların oluşturduğu tehlikeler son otuz yıldır dünyanın ve ülkemizin gündemini sıklıkla meşgul etmektedir. Hayvansal gıdalarda insan sağlığını en çok etkileyen faktörlerden birisi mikrobiyolojik tehlikelerdir. Mikrobiyolojik tehlikelerin kontrol altına alınmasında soğuk zincir koşullarının sağlanması oldukça önemlidir. Soğuk zincir, gıda lojistik hizmeti veren firmaların dikkat etmesi gereken en zaruri konulardan birisidir. Bu firmalar soğuk zincirin kırılmaması için soğuk hava depolarında depolama ve frigorifik araçlarla taşıma sağlamaktadır. Soğutmalı araçlarla sıcaklık kontrol altında bulundurulmalı ve sıcaklık kayıtları tutulmalıdır. Çabuk bozulabilir gıda endüstrisinde bu zincirin halkalarının etkin bir şekilde sürdürülmesi gerekir. Zincirin halkalarından birinde meydana gelebilecek bir aksaklık önemli düzeyde ürün kalitesi kaybına neden olabilmektedir. Bu aşamada sıcaklığın ve ürünlerin takibinde izlenebilirliğin önemi de karşımıza çıkmaktadır. Gıda lojistik hizmeti veren firmalar gerek alt yapı koşulları, gerek depolama koşulları ve gerekse de nakliye aşamasında gıdalarda kontaminasyona neden olmayacak altyapı ve filo ağına sahip olmalıdır. Bu kriterlerin sağlanması ve sertifikalandırılması için uluslar arası boyutta çeşitli standartlar yayınlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Son yıllarda ülkemize konumu itibariyle uluslararası lojistik firmalar rağbet göstermekte olup geniş çaplı lojistik hizmet vermektedir. Bu uluslararası firmaların modernizasyonu ülkemiz lojistik sektörüne de ivme kazandırmıştır. Lojistik ve lojistik yönetimi Lojistik kelimesi, Yunanca Logistikos, İngilizce logistics ve Fransızca logistique olarak ifade edilmektedir. Lojistik kelimesi Latince olan logic (mantık) ve statics (istatistik) kelimelerinden köken almaktadır. Ancak lojistik askeri bir terimdir (Özcan, 2008). Bu bağlamda askeri literatüre göre lojistik "savaş unsurlarına, stratejik ve taktiksel olarak gereksinim duyulan maddelerin ve hizmetin desteğini sağlamak için yapılan faaliyetler " olarak kullanılmaktadır. Bu dönemde ordunun erzak ve cephane ihtiyacını karşılamak üzere ön plana çıkan lojistik destek II. Dünya Savaşında büyük önem kazanmış ve bu dönemden sonra diğer sektörlerde de hızlı bir gelişim süreci yaşanmıştır (Şahin ve Demir, 2003). Lojistik yönetimi ise müşteri ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla mal ve hizmetlerin ve bunlara ilişkin bilginin etkin ve verimli olarak depolama ve aktarımının planlama ve kontrol etme süreci olarak tanımlanmıştır (URL-2). Lojistik yönetimi işletme yönetimi sürecinde her geçen gün daha önemini arttırmaktadır. Bunun sebebi işletmelerdeki masrafların büyük çoğunluğunu hammadde taşınması, depolama ve son mamullerin tüketiciye ulaştırılması sürecindeki masraflar oluşturmaktadır (Özcan, 2008). Bu masrafların minimize edilmesi için önde gelen gıda firmaları lojistik firmalarından hizmet almaktadırlar. Ancak gıda lojistiği yapmak ayrı bir uzmanlaşma ve yatırım gerektirmektedir. Gıda lojistiği için yatırım yapılacak araç maliyetleri standart taşımacılıkta kullanılacak araç maliyetlerine göre daha yüksektir. Buna örnek vermek gerekirse standart taşımacılıkta kullanılan bir TIR römorkunun fiyatı ortalama olarak 35 bin Euro iken gıda lojistiğinde kullanılan frigorifik TIR römorku 60-65 bin Euro civarındadır. Ayrıca depolama süreci ve bu alanda çalışan personel ve şoförlerin de kalifiye olmasını düşünürsek bu alandaki yatırım daha da büyümektedir (Anonim, 2009). Soğuk zincirin gıda lojistiğinde önemi Gıda maddelerinin hammadde aşamasından tüketime değin geçirdiği aşamaların tümünde uygulanan soğukluğun birbiri ile etkileşim halinde ve belli bir dengede bulunması olgusuna soğuk zincir denir ( Kundakçı ve Ergönül, 2009). Et, süt ve süt ürünleri, su ürünleri, yumurta gibi tüm hayvansal gıdalar ile taze meyve ve sebzelerde sıcaklık artışı gıdanın biyokimyasal ve mikrobiyolojik değişimini hızlandıran en önemli faktörlerden birisidir. Bu tür gıdalar yüksek besin değerine sahip olduğu için sıcaklığın artışı ve değişkenlik göstermesi bozulma yapan mikroorganizmaların artmasına ve ürünün tüketilemeyecek seviyelere gelmesine neden olabilir. Bu tür bozulmalar gıdaların ekonomik olarak kaybına sebebiyet verir. Diğer bir önemli konu ise soğuk zincirin korunmamasına bağlı olarak meydana gelebilecek sıcaklık değişimlerinde ise gıdada çok düşük seviyelerde bulunabilen bazı patojen mikroorganizmaların üremesi ve bazılarının toksin oluşturmasıdır. Bu tür patojen bakterilerin gıdada çoğalması gıdanın duyusal özelliklerini her zaman değiştirmeyebilir. Bu durum gıda güvenliği ve dolayısıyla tüketici sağlığı için daha da büyük risk oluşturmaktadır (Megep,2008). Dünyada ve ülkemizde çoğunluğunu hayvansal gıdaların oluşturduğu pek çok gıda insanlar için tehlike oluşturmakta ve pek çok tüketicinin ölümüne sebebiyet vermektedir. Bunlara örnek vermek gerekirse 1986 yılında İngiltere’de patlak veren Bovine Spongiform Encephalopathy (BSE-deli dana hastalığı) hastalığı dünya ve ülkemiz gündemini uzun süre meşgul etmiştir. Son yıllardaki örnekleri arttırırsak Belçika’da yaşanan dioksin krizi ve yumurtaların risk taşıması; Uzakdoğu ülkelerindeki süt tozlarında bulunan melamin tehlikesi; peynirlerde risk oluşturan Listeria tehlikesi; et ve et ürünlerinde E.coli O157:H7 ve son olarak ülkemiz ve dünya gündemini de yakından ilgilendiren ve kuş gribi olarak da bilinen H5N1 viral enfeksiyonu gıda güvenliğini ve insan sağlığını tehdit etmiştir(Cebeci, 2006, Erkmen, 2010). Besin maddelerini bozulmadan uzun süre saklamanın bir yolu da besinleri düşük sıcaklıkta saklamaktır. Düşük sıcaklıkta saklamak ve depolamak denince ilk akla gelen yöntemler buz içerisinde saklama, soğuk depolama, dondurma ve dondurulmuş depolamadır. Gıda ve gıda hammaddelerinin soğukta saklanmaları veya düşük sıcaklıkta dondurulmaları işlemleri 20.yüzyıl başlarında; ticari olarak frigorifik araçlarla düşük sıcaklıkta taşınması ise 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra başlanmıştır (Megep, 2008). Gıda lojistiğinde dikkat edilecek hususlar Hayvansal gıdalar ve sebze-meyveler depolama ve taşıma öncesinde ön soğutmaya tabi tutulmalıdır. Ön soğutma işlemi ürünün ömrünü uzatarak soğutma maliyetlerini de düşürmektedir. Gıdalar ön soğutmaya tabii tutulurken frigorifik araçlar da gıdalar yükleme yapılmadan önce ön soğutmaya tabi tutulmalıdır. Aksi taktirde frigorifik araç ürün için gereken soğutma yükünü kısa sürede karşılamazsa gıda maddeleri kısa sürede bozulabilir. Diğer önemli bir konu frigorifik araç içerisindeki hava sirkülasyonunun düzenli ve yeterli olmasıdır. Ürünler aracın kasasına düzgün bir şekilde istiflenerek soğuk havanın sirkülasyonu sağlanmalıdır. Frigorifik araçlara yüklenen bazı gıda maddeleri aşırı su kaybına uğramaması için ambalajlanarak depolanmalıdır. Gıda ürünlerinin koli ve kasa ile birlikte şeffaf örtü ile sarılması gerekmektedir. Koruyucu şeffaf bantlar gıda ürünlerinin korunması, taşınması ve raf ömrünün uzatılmasında büyük avantajlar sağlamaktadır. Akıllı ambalajlama olarak adlandırılan bu ambalajlama ile koruyucu şeffaf bantlar sadece gıdayı dış etkenlerden korumaktan çok, ambalaj içinde ve dışında değişen koşullara göre ürünlerin muhafazasını ve kalitesini korumaktadır. Koruyucu şeffaf bantlar içerisinde yüzde 3-5 oranında oksijen ve yüzde 10-12 oranında karbondioksit oluşmakta ve bakteri faaliyetlerini durdurmaktadır (Erdal ve ark., 2008). Gıda maddeleri frigorifik araçlara seri bir şekilde yükleme yapılmalı, kasa kapısı fazla açık tutulmadan mümkünse kasa içinde hava perdeleri kullanılarak ısı kaybı engellenmelidir. Frigorifik araç izolasyonunda Avrupa Birliğinde standart olarak uygulamaya konmuş ATP şartlarını karşılayan kasaların kullanılması hem soğuk zincir ürün kalitesi hem de araç soğutma sisteminin ekonomik ve uzun ömürlü hizmet vermesini sağlayacaktır (Megep, 2008). Gıda lojistiğinde izlenebilirliğin önemi Gıda güvenliğinin sağlanmasında izlenebilirlik oldukça önemli rol oynamaktadır. 178/2002 sayılı AB Yasası’nda ve AB Müktesebatının Üstlenilmesi’ne ilişkin olarak hazırlanan Ulusal program çerçevesinde ele alınıp 27.05.2004 tarihinde kabul edilen 5179 sayılı “Gıdaların üretimi, tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun” gereği izlenebilirlik gündeme alınarak gıda güvenliği korunmaya çalışılmıştır. 11.06.2010 tarihinde 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu yürürlüğe girmiş olup, bu yeni kanunda da izlenebilirlik önemini sürdürmektedir (Cebeci, 2006). 5996 sayılı Yasa’ya göre izlenebilirlik; “Üretim, işleme ve dağıtımın tüm aşamaları boyunca bitkisel ürünlerin, gıda ve yemin, gıdanın elde edileceği hayvanın veya bitkinin gıda ve yemde bulunması amaçlanan veya beklenen bir maddenin izinin sürülmesi ve takip edilmesi” olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca aynı yasanın 24. Maddesine göre “Gıda ve yem işletmecileri izlenebilirliği sağlamak amacıyla; üretim, izleme ve dağıtımın tüm aşamalarında, sorumluluğundaki gıda veya yemin, gıda ve yeme ilave edilecek her türlü maddenin ve gıdanın elde edildiği, hayvanın takibinin yapılabilmesi için, bir sistem oluşturmak zorundadır” şeklindeki ibareyle özellikle hayvansal gıda üreten işletmeleri bu hükmün gereğini acilen yerine getirmesi gerektiğini belirtmektedir (Anonim, 2010). Ürün izlenebilirliği, lojistik alanında geri toplama, tüketiciye ve diğer taraflara bilgi sağlamayı kolaylaştırmak amacıyla bir ürünün tedarik zincirindeki fiziksel konumunu saptama işlemidir. İzlenebilirlik ve süreç destek sistemlerinin geliştirilmesi ve yapılandırılmasında optik-manyetik okuyucu destekli çok sayıda tanımlama sistemi ve teknolojisi kullanılabilir durumda olmakla birlikte barkod ve Radyo frekansıyla tanımlama (Radio Frequency Identification veya kısaca RFID) teknolojileri en yaygın kullanılanlar arasındadır (Cebeci, 2006). Radyo frekans tanımlama (RFID) sistemleri radyo frekanslarını kullanarak durağan yada hareket halinde bulunan canlılar ve nesneleri tekil veya çoğul halde tanımlamakta kullanılmaktadır. RFID tarım ve gıda endüstrisi uygulamalarında RFID etiketleri ile tarladan alınan ürünlerin satış noktasına ulaşıncaya kadar geçirdiği aşamalar ve bekleme süreleri zarfında oluşacak bozulmalar takip edilmektedir. RFID gıda endüstrisinde özellikle et ve et ürünleri gibi soğuk zincir gerektiren uygulamaların takibinde uygulama alanı bulmaktadır. RFID tarım uygulaması Kasım 2004 tarihinde Namibia’dan İngiltere’ye dondurulmuş et ithalatında gerçekleştirilmiştir. RFID etiketleri ile et yüklü konteynerin, konum bilgileri, konteynerin yolculuk sırasında açılıp açılmadığı bilgisi, mühürlerin kırılma bilgisi, konteynerlerin yolculuk sırasında tanımlanmış güzergahlarında kalış süreleri bilgisinin takibi mümkündür (Kavas, 2007). RFID teknolojisinin kullanımı son yıllarda artmıştır. Ancak lojistik sektöründe izlenebilirlik amacıyla kullanılan diğer sistemlere göre ileri bir teknoloji olmasına karşı pahalı bir sistemdir. RFID teknolojisi gıda zincirinde işleme, dağıtım, perakende satış aşamalarında kullanılabilirliği daha yüksek olmasına karşın ilk üretim fabrika aşamasında kullanılabilirliği daha zor ve yüklü bir yatırım gerektiren bir sistemdir (Kavas, 2007). Son yıllarda gıda sektöründe izlenebilirlik için alternatif uygulamalar geliştirilmiştir. Özellikle süt, balık, et, meyve veya şarap gibi yüksek kaliteli ürünlerin nakliye ve depolama aşamalarında nem, sıcaklık gibi değerlerini sensörleri ile takip eden ve hafızaya alan bir cihaz geliştirilmiştir. Flexible Tag Datalogger (FTD) olarak adlandırılan bu cihaz infrared teknolojisinden köken almakta olup RFID teknolojisine alternatif olarak geliştirilmiştir (Mattoli vd., 2009). Gıdaların izlenebilirliği üretimden tüketiciye ulaşıncaya kadarki aşamada önemli olduğu kadar üretim prosesleri aşamasında da önemlidir. Bu sürecin takibi için son yıllarda EPCIS ve UML olarak adlandırılan bilgisayar programları geliştirilmiştir. Bu sistem çok yeni olup üretim hatları ve süreçlerinin takibi için sektöre önemli bir katkı sağlayacaktır (Thakur vd.,2011). Gıda izlenebilirliğinin tüketici boyutunu da düşünürsek, son yıllarda tüketiciler hızla bilinçlenmekte ve ürün etiketinde bulunması gereken temel bilgiler dışındaki bilgilere de ulaşmayı arzu etmektedirler. Ürünlerin üretim yeri ve şekli hakkında bilgilere ulaşmak olarak tanımlanabilen coğrafi izlenebilirlik talepleri gün geçtikçe daha fazla önem kazanmakta ve gıdanın üretim aşamalarında tarımsal-ekolojik durumu hakkında daha fazla bilgi kazandırmaktadır. Coğrafi izlenebilirlik son yıllarda çok fazla gündemde olan GDO karşıtı tüketici güveninin sağlanması için önemlidir. Tüketiciler coğrafi izlenebilirlik projesi ile ürünü güvenerek satın alabilecek ve rekabet avantajı sağlanacaktır. Bu konuda coğrafi izlenebilirlik pilot çalışması yapılmış ve başarılı sonuçlara ulaşılmıştır (URL-3) Gıda lojistiğinde yasal düzenlemeler ve belgelendirme Gıda güvenliğinin sağlanması için gıda lojistiğini kapsayan ulusal ve uluslar arası boyutta pek çok yasal düzenlemeler yapılmaktadır. Bu yasal düzenlemelerden en önemlisi ATP konvansiyonu denilen “Bozulabilir Gıda Maddelerinin Uluslararası Taşımacılığı ve Taşımalarında Özel Araçların Kullanımı Antlaşması” dır. Bu antlaşma orijinal adıyla “The Agreement on the International Carriage” dır. Bu anlaşma 1 Eylül 1970 tarihinde imzalanmış olup 1976 yılında yürürlüğe girmiştir. Günümüzde ATP Antlaşmasını 41 ülke kabul etmiş ve yürürlüğe koymuştur. Türkiye, ATP'ye taraf değildir. 9. Kalkınma Planı (2007-2013) Karayolu Ulaşımı Raporu, Türkiye'nin bu anlaşmaya taraf olması gerektiğini vurgulamaktadır (Erdal vd, 2008). Bu anlaşma pek çok bölüm ve ekten oluşmaktadır. Birinci bölümünde özel taşıma araç ve gereçleri üzerinde durulmakta olup bozulabilir gıda taşımacılığında buzdolabı, derin dondurucu ve ısıtma sağlayan araçlar dışında araç kullanılmaması gerektiğini belirtmektedir. Diğer maddelerde de taşımacılık ve depolama koşulları ile ilgili şartlar kesin bir dille belirlenmiştir. Antlaşmayı kabul eden taraflar, bozulabilir maddelerin kaliteli saklanma şekillerinin yükseltilmesini, özellikle uluslararası ticarette, bu maddelerin saklanma durumlarının iyileştirilmesinin ticaretlerini artıracağının düşünerek bu antlaşmayı imzalamışlardır. Antlaşmaya göre antlaşmaya taraf ülkeler arası veya sınır ötesi bozulabilir gıda maddesi taşıması yapılırken ATP sertifikası olmayan araçlar kullanmak yasa dışıdır. Bu tarz araçlar durulup, geri gönderilecektir (URL-1, http://www.und.org.tr, 02.02.2011). Lojistik sektöründeki firmalara hitaben üretici ve perakendeci arasındaki boşluğu kapatmak için lojistik standartları geliştirilmiştir. Bunlardan bir tanesi BRC (İngiliz Perakendeciler Birliği) tarafından yayınlanan Global Standard For Storage and Distribution (BRC Global Depolama Ve Dağıtım Standardı), diğeri ise Alman ve Fransız Perakendeciler Birliği tarafından yayınlanan IFS Logistic Standard (IFS Lojistik Standardı)’dır. Her iki standardın da amacı üretim ve perakende zinciri arasındaki eksikliği gidermek ve tüm gıda tedarik zincirini kontrol altına almaktır. BRC Depolama ve Dağıtım Standardı Ağustos 2006’da, IFS Lojistik Standardı da Haziran 2006’da yayınlanmış ve kullanılmaya başlanmıştır. Her iki standardında ISO 9001 ve ISO 22000 Standartları ile benzerliği bulunduğu için, bu standartları kullanan firmaların adaptasyonu kolay olmaktadır (Saner ve Bayrakdar, 2009). Sonuç ve öneriler Ülkemizde gıda lojistiğindeki hizmet standartları yeni yeni gelişmektedir. Ancak halen daha büyük eksiklikler görülmektedir. Örneğin sebze ve meyve taşımacılığında halen daha dış etkenlerden etkilenecek bir taşımacılık sistemi görülmektedir. Bu tür gıdaların taşınması sonrasında toplu satış noktaları ve bunun gibi açık ve hijyenik olmayan koşullarda depolama yapılmaktadır. Benzer bir durum su ürünlerinin satışı hatta kırmızı et, beyaz et, süt ve süt ürünlerinin taşımacılığında da karşımıza çıkabilmektedir. Lojistik sektöründe depolama, taşımacılık ile ilgili standartlar ve hijyen kriterleri geliştirilerek yasal bir şekle dönüştürülmesi gerekmektedir. Yasal tedbirler alındıktan sonra da denetim mekanizması arttırılarak kurallara uymayan firmalar cezalandırılmalıdır. Ülkemiz konumu itibariyle gerek üretim gerekse taşımacılık alanında önemli bir konumdadır. Bu nedenle sadece ülkemiz koşullarına adaptasyon yeterli değildir. Bu sebeple uluslararası standartlar ve gelişmeler takip edilmelidir. Bunlardan en önemlisi dünyanın gelişmiş ülkeleri ve özellikle Avrupa Birliği ülkeleri tarafından kabul edilmiş olan ATP konvansiyonu anlaşmasını kabul edip bu anlaşma şartlarının belirlediği koşullar sağlanmalıdır. Gıda lojistiğinde Avrupa standartlarını yakalamak ve bu sektöre ivme kazandırmak için bu şarttır. Gıda güvenliğinin sağlanmasında zincirin önemli bir payına sahip lojistik firmaları, gıda lojistiği konusunda entegre bir hizmet vermek istiyorsa alt yapı ve taşımacılık ile ilgili koşulları hijyen standartlarına uygun olacak şekilde iyileştirmelidir. Bunu sağlamak için Gıda Güvenliği Kontrol Sistemini kurarak devamlılığını sağlamalıdır. Kaynaklar Anonim(2009). Satış Noktaları ve Gıda Lojistiğinde Gıda Güvenliği, Gıda Güvenliği Dergisi, Sayı 2009-1, s.26-35. Anonim(2010). Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı Gıda ve Yem Kanunu, Kanun no.5996, 11.06.2010, Ankara. Cebeci, Z.,(2006). Gıda İzlenebilirliğinde Bilgi Teknolojileri, Ulusal Tarım Kurultayı, 15-17 Kasım 2006, Çukurova Üniversitesi, Adana. Bildiriler s. 189-195. Erdal, M., Görçün, F.Ö., Görçün, Ö., Saygılı, S.M.,(2008). Entegre Lojistik Yönetimi, Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş., 1.baskı, İstanbul. Erkmen, O.,(2010). Gıda Kaynaklı Tehlikeler ve Güvenli Gıda Üretimi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi, 53,220-235. Kavas, A.,(2007). Radyo Frekans Tanımlama Sistemleri, Elektrik Mühendisliği, sayı 430, s. 74-80. Kundakçı, A., Ergönül, B.,(2009). Su Ürünlerinde Soğuk Zincir Etkinliğinin Önemi ve Ürün Kalitesi ile olan İlişkisi, Gıda Teknolojileri Elektronik Dergisi, 4,1, 21-28. Mattoli, V., Mazzolai, B., Mondini, A., Zampolli, S., Dario, P.,(2009). Flexible Tag Datalogger for Food Logistics, Procedia Chemistry, 1, 1215-1218. Megep(2008). Tesisat Teknolojisi ve İklimlendirme, Frigorifik Araç Seçimi, T.C. Milli Eğitim Bakanlığı Megep Projesi, Ankara. Özcan, S.,(2008). Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerde Lojistik Yönetiminin Önemi, Mustafa Kemal üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 5,10, 266-282. Saner, S., Bayrakdar, S.,(2009). Lojistik Sektöründe Uluslararası Standartlar ve Belgelendirme, Gıda Güvenliği Dergisi, sayı 2009-1, s.39-41. Şahin, A., Demir, H.M.,(2003). Bilgi İşlem Teknolojilerindeki Gelişmelerin Lojistik Yönetimi Üzerindeki Etkileri-Tedarik Zincirleri Yönelimli Teorik Bir Analiz, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 8,3,27-48. Thakur, M., Sørensen, F.C., Bjørnson, O.F., Forås, E., Hurburgh, R.C.,(2011). Managing Food Traceability Information Using EPCIS Framework, Journal of Food Engineering, 103, 417-433. URL-1. http://www.und.org.tr, 02.02.2011 URL-2. Babacan, M., Lojistik Sektörünün Ülkemizdeki Gelişimi ve Rekabet Vizyonu, http://eab.ege.edu.tr/pdf/3/C1-S1-2M2.pdf.02.02.2011. URL-3. Cebeci, Z., Boğa, M., Piliç Eti Zincirinde Bir Coğrafi İzlenebilirlik Uygulaması, http://ab.org.tr.02.02.2011.