Dünya Gıda Dergisi - 2014/Nisan

Son Sayı

Dünya Gıda Arşivi

ARŞİV

Faydalı Bağlantılar

T.C Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü
İhracat Bilgi Platformu
T.C Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
FAO
KOSGEB
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası
Türkiye Gıda Sanayi İşverenleri Sendikası
Türkiye Gıda Dernekleri Federasyonu


ANKET

 
En çok tükettiğiniz atıştırmalık hangisi?
 
Kuruyemiş ve kuru meyveler
Cips, patlamış mısır v.b
Meyve
Bisküvi, şekerleme v.b



Yazım Kuralları

Kuruyemiş sektörü 2012’den umutlu

Kuruyemiş sektörü 2012’den umutlu

Kuruyemiş sanayicileri, 2011 yılında bazı ürünlerin iklim koşulları nedeniyle rekoltelerinin düşük olmaları ve fiyatlarının buna bağlı olarak yükselmesine rağmen 2012 yılının başarılı geçeceğini öngörüyor.


Kuruyemiş sektörü artık Türkiye’de yıllık 3,5 milyar dolarlık işlem hacmine sahip büyük bir sektör. Sağlıklı yaşama olan ilginin de artmasıyla tüketim kişi başı yıllık 3,5 kg’lar seviyesinde. Kuruyemiş çeşitlerinin çok büyük bir bölümü ülkemizde yetişiyor. Antep Fıstığı, fındık, üzüm,  incir, kayısı gibi ürünleri dünyada en fazla üreten ülkeler içinde olduğumuzu dikkate alırsak halkımızın kuruyemiş çeşitlerine ne kadar yakın olduğunun anlayabiliriz.
Yine bazı özel günlerde kuruyemişlerin yeri hep ayrıdır. Bayramlarda, yılbaşında, aşure günlerinde, düğünlerde, eğlencelerde, televizyon seyrederken ve misafir ağırlamalarında kuruyemiş ikramları ilk sıraları alır. Hal böyle olunca ülkemiz dünyada kuruyemiş tüketiminde İran, Çin gibi ülkelerden sonra üçüncü sırayı alıyor.
2011 yılında bazı ürünlerin iklim koşulları nedeniyle rekoltelerinin düşük olmaları ve fiyatlarının buna bağlı olarak yükselmesine rağmen beklenilen düzeyde geçtiğini dile getiren Tüm Kuruyemiş Sanayici ve İş Adamları Derneği Başkanı Hüseyin Karapınar, 2012 yılından da umutlu olduklarını söyledi. “Dünyadaki ekonomik sıkıntıları da dikkate alırsak yine bizim sektörümüz en önemli ölçüde büyüme göstererek başarılı bir yıl geçirmiş olduk. 2012’nin de bu yıldan kötü olmayacağını düşünüyoruz. Ülkemiz dinamik bir ülke. Bizim ürettiğimiz ürünlerimiz tüketim kültürümüz olduğu için bir problem iç piyasada görmüyoruz. Dış pazarda da belki beklediğimiz büyümeyi yakalayamaya biliriz. Ama bu yıldan daha kötü olmayacağını tahmin ediyoruz” diye konuştu.

Ceviz ve badem üretimi ihtiyacı karşılamıyor
Tüketilen ürünlerin büyük bir bölümünü ülkemizde üretildiğini dile getiren Karapınar, “Sektörümüzdeki firmalar modern işleme makineleriyle ürünleri işleyip pazara sunmaktadırlar. Hal böyle olunca üretim ve pazarlamada da yine dünyada ilk sıralarda yer almaktayız. Sektörümüz üretilen ürünlerin önemli bir bölümünü ihraç etmektedir. Yaklaşık yıllık ihracatımız 600 milyon dolar seviyelerindedir” dedi.
İhracattaki başarıya rağmen ceviz ve bademde istenilen noktada olunmadığını dile getiren Karapınar, “Bazı ürünler ülkemizde yetiştiği halde yetmemekte veya yetişmemektedir. İşte bu halde de bazı ürünleri de ithal etmekteyiz. Bunun büyüklüğü de 150-200 milyon dolar civarındadır. Bu duruma baktığımızda ithal ettiğimizin yaklaşık üç katını ihraç eden bir sektör durumundayız. Yani özellikle bugünlerde yoğun bir şekilde kamuoyunun gündeminde olan cari açığı sektörümüz kısmen de olsa aşağı çekmektedir.  Ancak ceviz, badem, kaju gibi ürünleri ithal ediyoruz. Bir zamanlar ceviz ve badem üretimi, tüketimi karşılarken bugün ülkemizin ihtiyacını karşılamama durumuna düşmüştür. Bununda sebepleri Ceviz ağaçlarını mobilya sanayiine kurman vermişiz. Badem yetiştirilen bazı yerleri de turizme açıp oralarda tesis yapmak için ağaçları kesmişiz. Gerçi bu ürünlerde bu iki çeşidi yetiştirmek için hızlı ağaç dikimleri oluyor ancak tabi bu biraz zaman alacak ve bizler bir müddet daha bu ürünleri ithal eder durumda olacağız. Kaju da durum farklı çünkü bu ürün tropikal iklim ürünü dolayısıyla memleketimizde bu ürünü yetiştirmek mümkün değil” diye konuştu.


“Market Yasası bir an önce çıkmalı”
 Sektörde ciddi bir rekabet yaşandığını dile getiren Karapınar, market ve alışveriş merkezleri nedeniyle çok ciddi sıkıntılar yaşadıklarını söyledi.
Karapınar, “Birçok sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de karsız satışların yapıldığı bir süreç yaşıyoruz. Firmalar arsında ciddi rekabet yaşanıyor. Ürünlerimizi tüketiciye sunduğumuz noktalar değişiyor. Eskiden perakende kuruyemiş dükkanları etkin iken şimdilerde marketler ve alışveriş merkezleri önem kazandı. Halkımızın alışveriş yaptığı yerlerde buralara kaydı. Dolayısıyla buralarda kendi şartlarını dayatıyorlar ve firmaları birbirine rekabet ettiriyorlar. Firmalarımız kendilerini büyütmeye gayret ediyorlar. Ancak; karsız satışların da önüne geçen maliyetler yine bu market ve alışveriş merkezlerine girebilmek için belirli bedel ödüyorlar. Paralarını tahsil ederken büyük zorluklar yaşıyorlar. Bunların hepsi bir araya gelince sektörümüz bu durumda bir darboğazda diye biliriz. Ancak beklentimiz Marketler Yasasının bir an önce çıkması. Eğer yasa geri çekildiği şekillerde tekrar TBMM’ne sunulursa birçok problem kendiliğinden hallolur. Bütün bunların yanında orta vadede ve uzun vadede sektörümüzde olumlu gelişmeler yaşanacağına inanıyorum. Hem ülkemizde hem de dünyada kuruyemiş ilgi her geçen gün artarak devam ediyor. İnsan sağlına son derece faydalı bu ürünlerin önemi yavaş yavaş anlaşılıyor. Dolayısıyla gelecekte bazı sorunlarımız çözülürse hem iç piyasada hem de dış pazarda çok başarılı süreç geçireceğimize inanıyorum. Sektör olarak bu beklentilerle önemli yatırımlar yapmaktayız. Dünyada ürünlerimiz tercih edilir durumdadır. Hem damak tadı hem de ürünlerimizin aromaları bizim işimizi biraz daha kolaylaştırmakta” diye konuştu.

Ambalajlı kuruyemiş oranı yüzde 40’larda
  Ambalajlı üretimin her yıl arttığını fakat merdiven altı üretimin hala ciddi oranda olduğunu belirten Karapınar, sözlerine şöyle devam etti: “Ciddi yatırım yapmış bünyesinde Gıda mühendisleri, Kimya mühendisleri çalıştıran hijyenik ortamlarda üretim yapan firmalarla bunlar maalesef aynı pazarda müşteri aramakta bu durum sıkıntılı bir durum. Kayıt dışı çalışan çalıştırdığı personelin sigortasını bile yapmayan firmalarla, her durumu kayıt altında olan firmalar arasında ciddi bir haksız rekabet oluşuyor, bunun derhal giderilmesi gerekir. Ambalajlı üretim her yıl artmaktadır. Ancak hala yüzde 40’lara yakın bir miktarda seyrediyor. Bu bizim için çok düşük bir orandır. Bu oranı üretici satıcı ve tüketici birlikte yükseltmemiz gerekiyor. Tüketiciler açık ürünleri açık ürünleri almaya devam ederse satıcıda müşterinin istediğini kolaylıkla yapmaya kalkarsa bu oranların yükselmesi biraz zaman alacak gibi görünüyor.”
Türkiye’nin kuruyemiş açısından oldukça zengin olduğunu ve hemen her bölgede bir çeşidin yetiştiğini belirten Karapınar, “Kuruyemiş çeşitlerimiz hemen hemen her bölgede yetişmektedir. Ancak bazı bölgelerimiz var ki ürünler özdeşleşmiştir. Antep fıstığımız Gaziantep ve komşu illeriyle özdeşleşmiş. Fındık Karadeniz’in yüzyıllardır yetiştirdiği en önemli ürünü haline gelmiştir. Kayısı Malatya’nın yoğunlaştığı çeşidimizdir. Ege bölgesi üzüm ve incirde dünyada en önemli bölgemizdir. Leblebi’de Çorum, Tavşanlı gibi yerlerimiz var ama Denizli bu ürünü en fazla üreten şehrimizdir. Ay çiçeğinde geniş bir yelpaze vardır. Denizli Çivril, Bursa’nın İnegöl ve Yenişehir ilçeleri, Kırıkkale, Aksaray, Kayseri, Konya’nın bazı ilçeleri, Elbistan, Erzurum gibi yerler ilk olarak aklımıza geliyor. Yine kabak çekirdeğinde Nevşehir, Konya ve Kayseri öne çıkan şehirlerimiz” diye konuştu.