Dünya Gıda Dergisi - 2014/Mayıs

Son Sayı

Dünya Gıda Arşivi

ARŞİV

Faydalı Bağlantılar

T.C Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü
İhracat Bilgi Platformu
T.C Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
FAO
KOSGEB
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası
Türkiye Gıda Sanayi İşverenleri Sendikası
Türkiye Gıda Dernekleri Federasyonu


ANKET

 
Gıda Güvenliği konusunda en çok şüphe duyduğunuz ürün grubu hangisi?
 
Kırmızı ve beyaz et ürünleri
Bakliyat ve hububatlar
Tatlı ve Unlu Mamüller
İçecekler
Süt Ürünleri



Yazım Kuralları

Biyofilm ve gıda hijyeni yönünden önemi

Gıda hijyeni ve halk sağlığı açısından, büyük risk oluşturan biyofilmin gıda işletmelerinde kullanılan sistemlerin zaman içinde aşınmaya uğraması, gıda işletmelerinin ıslak yapıda olması, gıda kalıntılarının yüzeylerde mikroskobik olarak bulunması ve gıda mikroflorasına ham madde ve personel yoluyla mikroorganizma katılması nedeniyle işletmelerde oluşumu kaçınılmazdır.

Dr. Ahmet KOLUMANa,b , Prof. Dr.Haydar ÖZDEMİRa

ahmetkoluman@hotmail.com

a Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı
b Ulusal Gıda Referans Laboratuvarı

 

Özet

Biyofilm; mikrobiyel olarak değişime uğramış, yüzeye ya da birbirine tutunarak, matriks ya da hücre dışı polimerik madde (Extracelluler polymeric substances-EPS) içine gömülmüş olan planktonik hücrelerden çoğalma, genetik yapı ve protein sentezi açısından tamamen değişik yapıda olan biyolojik bir oluşumdur. Biyofilm yapısının, bakteri tipine ve oluşturulduğu bakteri sayısına bağlı olarak tek bir tabakadan, organize olmuş çok katlı yapıya kadar büyük bir değişkenlik gösterdiği bildirilmiştir. Gıdalarda farklı mikroorganizmalardan kaynaklanan biyofilmlerin halk sağlığı yönünden önemli olduğu belirgindir.

Giriş
Mikrobiyel hücrelerin dönüşümsüz olarak polisakkarit matriks ve yüzey ile bağlantı kurması ve bu yapıda üreyip gelişmesi sonucu makroskobik olarak opak yapıda, ortalama 100-500 mm yükseklikte koşullara göre değişen en ve boyda, kaygan, pürüzsüz, giderilmesi çok zor olan yapıya biyofilm denir. Matriks içinde kan pıhtısı, kristaller, toprak, metal korozyon artıkları bulunabilir bu nedenle biyofilmin rengi bulunduğu yere göre değişir. Bakteriler değişik yüzeylere tutunabilirler; bu yüzeyler arasında canlı dokular, doğal deliklerden vücut içi uygulanan medikal cihazlar, endüstriyel ve içilebilir su sistemleri, doğal su sistemleri yer alır (ASSANTA,2000; DONLAN, 2002). WATNICK ve KOLTER (2000) biyofilmi cansız yada canlı bir yüzeye tutunmuş birçok bakterinin salgıladıkları müköz yapı içersinde bir araya gelmesiyle oluşan, “mikroplar şehri” olarak tanımlamışlardır. Biyofilm; mikrobiyel olarak değişime uğramış, yüzeye ya da birbirine tutunarak, matriks ya da hücre dışı polimerik madde (Extracelluler polymeric substances-EPS) içine gömülmüş olan planktonik hücrelerden çoğalma, genetik yapı ve protein sentezi açısından tamamen değişik yapıda olan biyolojik bir oluşumdur. Biyofilm yapısının, bakteri tipine ve oluşturulduğu bakteri sayısına bağlı olarak tek bir tabakadan, organize olmuş çok katlı yapıya kadar büyük bir değişkenlik gösterdiği bildirilmiştir. Çok katlı yapılar genellikle belirgin mikro kolonileri ve mantarımsı yapısı ile tanımlanmışlardır (RİJNAARTS ve ark, 1993; HOOD ve ZOTTOLA, 1997; WATNİCK ve KOLTER, 2000; JENKİNSON ve LAPPİN- SCOTT, 2000; SUTHERLAND, 2001; DONLAN, 2002). Biyofilm oluşumu dinamik çok aşamalı bir yapılanmadır (ASSANTA, 2000). Yüzey suyla temas halindeyken organik moleküller ve likit fazın birleşerek yüzeyi kapladığı bildirilmiştir. Bildirilen bu tabaka, hazırlayıcı tabaka (conditioning film) olarak isimlendirilmiştir. Bakteri hücreleri taşınarak yüzeye yapışır, uygun koşullar altında gelişip büyüyerek biyofilm oluştururlar. Süt işletmelerinde çalışma yüzeyleri süt proteinlerinin yüksek yapışkanlığına bağlı olarak ıslak tutulmaktadır. Süt işletmelerinde oluşan hazırlayıcı tabaka süt proteini ve yağ molekülü içerir. İşletme yüzeyindeki bu hazırlayıcı tabaka bakteriyel tutunma için ideal ortamı oluşturur (ASSANTA, 2000; WATNİCK ve  KOLTER, 2000; DUNCOMBE, 2002). Biyofilmde, yapışan bakteri soyu ve cinsine bağlı olarak, tek bir bakterinin homojen bir şekilde ya da çeşitli bakterilerin bir arada heterojen bir yapı meydana getirebileceği bildirilmiştir (WATNİCK ve  KOLTER, 2000). Yükseklik arttıkça, biyofilmden kopan parça sayısı artar ve bu kopan parçalar başka yüzeylere yapışır (ASSANTA, 2000; DUNCOMBE, 2002). Biyofilm bakterileri, çevre koşullarına serbest bulunan planktonik bakterilerden daha dirençlidirler. Biyofilm yapısı inhibitörik etkisi olan antibiyotik, dezenfektan ve ısıya karşı koruyucu özellik gösterir. EPS’nin direnci arttırdığı düşüncesi yaygındır, ancak mekanizması açıkça ortaya konulamamıştır (KREFT ve WİMPENNY, 2001). SUTHERLAND (2001) tarafından yapılan bir çalışmada EPS’nin yüksek seviyede su içerdiğini ve yapısında hidrofobik ya da hidrofilik kısımlar barındırdığı bildirilmiştir. LERİCHE ve ark. (2000) tarafından yapılan paralel bir çalışmadaysa hidrofilik bölümlerde yapının yüzde 93’ünün su olduğu bildirilmiştir. Hem hidrofilik, hem de hidrofobik yapıların bir arada olduğu EPS varlığı, çeşitli bakterilerce oluşturulan biyofilmde tanımlanmıştır. SUTHERLAND (2001) biyofilmin iki önemli özelliğini belirtmiştir; bunlardan ilki ana iskeleti polisakkarit kompozisyonu ve yapısının belirlediği, biyofilmin uzay ve zamana bağlı olarak değişkenlik gösterdiği bundan dolayı da hiçbir biyofilmin diğerine benzemediğidir. İkinci ve son olarak biyofilmin yaşına ve bakteri türüne göre EPS içeriğinin arttığını bildirmiştir. (STEWARD, 2001).

Gıda işletmelerinde biyofilmler

Mezbahalarda biyofilm oluşumu
Kanatlı işletmelerinde yapılan bir çalışmada, kanatlı karkasından izole edilen iki adet Salmonella spp. plastik, çimento ve paslanmaz çelikte biyofilm oluşturma gücü incelenmiştir. Bütün yüzeylerde biyofilm oluşturan Salmonella serotiplerinin hipoklorit ve iodofor bileşenlerine dirençleri incelenmiştir. Biyofilm oluşumunda Salmonella serotiplerinin planktonik hücrelerden daha dirençli oldukları ancak bu direncin uygulanan maddenin yoğunluğu, süresine bağlı olduğu ortaya konmuştur. Plastik yüzeydeki biyofilmin paslanmaz çelik yüzeyde gelişenlere göre tüm sanitasyon ajanlarına daha dirençli olduğu, çimentoda gelişenlerinse başka alanlara fazla yayılamadığı bildirilmiştir. Plastik yüzeydeki biyofilmin iodofor sanitasyon ajanlarına daha dirençli olmasına karşın, paslanmaz çelikte oluşturulan biyofilminse klora daha dirençli olduğu bildirilmiştir. (JOSEPH ve ark., 2000). Campylobacter jejuni, termofilik ve mikroaerofilik özellikte enterik patojen olup, kanatlı et ve ürünleri hijyeni açısından en tehlikeli mikroorganizmalar arasında yer almaktadır. Biyofilmin, kanatlı kesimhanelerinde C. jejuni’nin  çevresel etkilerden korunması için en uygun alanlardan biri olduğu bildirilmiştir. Pseudomonas spp. ile organize olan C.jejuni için uygun sıvı akış ve besin maddesi geçiş kanallarının Pseudomonas spp. tarafından sağlandığı bildirilmiştir. C. jejuni’nin biyofilmde canlı ancak kültüre edilemez halde de bulunabileceği bildirilmiştir (TRACHOO ve ark., 2002; SAİLS ve ark., 2002). Mezbahalarda dekontaminasyon amacıyla uygulanan Trisodyum fosfat solüsyonlarından en çok E.coli O157:H7, daha sonra sırasıyla C. jejuni, S. Typhimurium ve L. monocytogenes’in etkilendiği bildirilmiştir. Sonuçta TSP’nin; enterik mikroorganizmalar için kanatlı işletmelerinde oda sıcaklığında yüzde 8’lik solüsyonlar halinde 10 dakika uygulanarak, dekontaminasyon amacıyla gereksinilen biosit etkiyi gösterebildiği bildirilmiştir. Aynı sıcaklıkta ve derişimde L.monocytogenes için TSP uygulama süresinin daha uzun olduğu bildirilmiştir (SOFOS ve SMİTH, 1998; PETERS, 1999; STOPFORTH, 2000; KREFT ve WİMPENNY, 2001). BİLGİLİ (2001) bu uygulamalar sonucu karkastan süzülen sularda bakteriyel tutunma için uygun ortamın olduğunu ve soğutma süresinde karkas yüzeyinde  biyofilm oluşabileceğini ortaya koymuştur

Et (Kırmızı Et, Kanatlı Eti, Su Ürünleri) işletmelerinde biyofilm oluşumu
Yüzeye tutunan bakterilerin tamamen yerinden uzaklaştırılamadığı koşullarda gıdanın kalitesini ve güvenliğini tehdit eden biyofilm oluşturduğu düşüncesi ile balık işletmelerinde biyofilm oluşumu incelenmiştir. Listeria spp. dumanlanmış alabalık ürünlerinde çapraz bulaşma ile bulunabildiği bildirilmiştir. Balık bozulma bakterisi Shewanella putrefaciens’in balık üretim aşamasında biyofilm oluşturma yeteneği gözlemlenmiştir. Etkenin çelik, plastik, tahta, karton yüzeylere kolayca tutunup, belirli sıcaklık ve rutubette, 1-5 gün içinde, tek ve çok katlı biyofilm oluşturarak, üretim zincirinde bulaşma kaynağı olarak kalıcılığını koruduğu bildirilmektedir (BAGGE ve GRAM, 2000; Wong, 2003).  Üretim yüzeyindeki yağ ve ürün kalıntılarının L.monocytogenes biyofilminin oluşumuna katkısı incelenmiştir. Bu kalıntıların biyofilmin oluşumu için gerekli miristik, stearik, oleik ve palmitik asitleri içerdiği görülmüştür. Değişik gıdalarla yapılan bir çalışmada, hem sosisli sandviç hem de etli salataların hazırlandığı yüzeylerden izole edilen L.monocytogenes suşları, karma halde paslanmaz çelik ve plastik yüzeylere bırakılıp biyofilm oluşturma güçleri incelenmiştir. Sonuçta yüzeye ya da ürüne bağlı bir değişkenlik olduğu bildirilmiştir (BOOTHE ve ark., 1999; SOMERS ve WONG, 1999; SOMERS ve WONG, 2001). Tüketime hazır gıdalardan (Ready- to- eat food) çiğ et ürünleri, dumanlanmış et ürünleri, ton balığı içeren salatalar ve tavuk etli garnitürlerin hazırlandıkları yüzeylerin biyofilm içermesinin gıda hijyeni açısından büyük risk olduğu bildirilmiştir (ORR, 2000). Biyofilmin işleme ve paketlemede büyük kontaminasyon yarattığı, ürünün raf ömrünü azalttığı ortaya konmuştur. Yapılan bu çalışmada, kesimden hemen sonra karkasların mikroflorası incelenerek, üretim zincirinde her aşamada örneklenmiş ve ette karkas kaynaklı olmayan gıda patojenleri izole edilmiştir. İzole edilen bu patojenlerin arasında E.coli serotiplerinden O157:H7, O26, O111, O13’ün ve bunun yanı sıra Salmonella Enteritidis’in de olduğu ortaya konmuştur. İzolatların genetik tiplendirme ile kaynakları ortaya konmaya çalışılmıştır. Üründe izole edilen E.coli O157:H7, O26 serotipleri ile karkasların saklandığı buz dolaplarının yüzeylerinden izole edilen E.coli O157:H7, O26 serotipleriyle aynı olduğu, E.coli O13’in ise bayanlar tuvaletini yüzeyinde gelişen biyofilmde bulunduğu ortaya konmuştur. E.coli O111 ve Salmonella Enteritidis için herhangi bir kaynak bulunamamıştır. İşletmede yüzeylerden yapılan tiplendirme çalışmaları ile sadece E.coli O13’in paketleme bölümünde biyofilm bünyesinde korunduğu ortaya konmuştur (ORR, 2000). FLOYD ve ark.(2003) kanatlı eti işletmelerinde, yapılan bir çalışmada, soğutma tankı ve haşlama tankında oluşmuş biyofilmden C.jejuni, Salmonella spp., S.aureus, E.coli izole etmişlerdir. Kanatlı karkaslarının kontaminasyonun da haşlama ve soğutma tanklarının önemli olduklarını ortaya koymuşlardır.

Süt işletmelerinde biyofilm oluşumu
Süt işletmelerinde boruların bağlantısı için kullanılan plastik contaların biyofilm oluşumuna etkisini araştıran bir çalışmada CHECHOWSKİ, (1990) contaların kullanım süresine bağlı olarak izole edilen bakteri sayısının arttığını, bitişi olmayan borular, ek yerleri ve vanaların olduğu noktalarda türbülansın azalmasıyla sütün durgunlaşmasına bağlı olarak biyofilm oluşumunun hızlandığını bildirmiştir. Ekipman yüzeyinin zamanla aşınmasının ve oluşan çatlak ve çiziklerin bakteri birikimi için uygun bir ortam oluşturdukları aynı çalışmada saptanmıştır. Süt işletmelerinde, sağım hattında soğutmaya gönderilen sütün geçtiği paslanmaz çelikten yapılmış borulardan akan, 25°C’deki sütte Pseudomonas aeruginosa’nın 30 dakika içerisinde tutunabildiği, soğumadan işlemeye gönderilen sütün geçtiği paslanmaz çelikten yapılmış borulardan geçen 4°C’deki sütte ise 2 saat içinde tutunduğu bildirilmiştir. Listeria spp.’nin bu ısıda 20 dakikada yüzeye kolaylıkla tutunabildiği bildirilmektedir. Araştırmacılar Listeria türüne ait biyofilm bakterilerinin hipoklorit aside planktonik hallerinden 150-3000 kez daha fazla dirençli olduklarını bildirmişlerdir. Hipoklorit, Listeria biyofilmine kuarterner amonyum bileşiklerinden ve iodoforlardan daha etkilidir. Bu etkisinin, güçlü bir glikoprotein parçalayıcısı olması sonucu hem, biyofilmin polimer matriksini parçalaması hem de  bakterinin hücre duvarı yapısını bozarak etkimesi ile ortaya çıktığı bildirilmiştir (FRANK ve KOFFİ, 1990; HELKE ve WONG, 1992; HELKE ve ark., 1992). NSLAB’in peynir endüstrisinde; gaz oluşumu, istenmeyen aroma, Kalsiyum laktat kristallerinin birikmesi sonucu üründe beyaz puslanma ile sonuçlanan zararlar verdiği bildirilmiştir. Gaz oluşumu, tekstür bozulması ve vakum atmaya neden olabilir. Ca-lactate zararsızdır ancak tüketici, oluşan puslu manzarayı maya gelişmesine benzeterek satın almaktan kaçınır. Amerika Birleşik Devletleri Wisconcin eyaletinde NSLAB bağlı ekonomik zararı senelik 2.8 milyon dolardır (WONG ve RABOTSKİ,1993; WONG,1994). NSLAB’i işletmede hava dahil her yerde bulunduğu için, kaynağı öncelikli olarak pastörizasyon sonrası hava ve kontamine ekipmanla temas olarak bildirilmiştir. Bir çalışmada (WONG, 1994) NSLAB için öncelikli noktanın pastörizatör, daha sonra tekneler ve kesici ekipman olduğu gösterilmiştir. SHARMA ve ANAND, (2002) Lactobacilus casei’nin Ca-lactate oluşturma özelliğinin, Lactococcus lactis ve Lactococcus cremoris eklenerek giderilebileceği ancak Lactobacilus casei’nin biyofilm oluşturma yeteneğinin yüksek olması nedeniyle starter kültürün daha fazla katılması gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç
Biyofilmi tamamen yok etmenin mümkün olamayacağı açıktır. Borular, dolap yüzeyleri, işleme yüzeyleri, kontamine su ya da besin maddesi içeren sıvılarla bulaştığında biyofilm oluşumunun kaçınılmaz olduğu, oluşan biyofilmin, bakterileri kalkan gibi koruyacağı ve bakterilerin biyofilm yapısına katıldığında genetik değişimlere uğrayabilecekleri göz önüne alınmalıdır. Bunların dışında biyofilmin gıda patojenleri ile kontamine olmasının büyük halk sağlığı riski oluşacağı da ortaya konmuştur. Gıda hijyeni ve halk sağlığı açısından, büyük risk oluşturan biyofilmin gıda işletmelerinde kullanılan  sistemlerin zaman içinde aşınmaya uğraması, gıda işletmelerinin ıslak yapıda olması, gıda kalıntılarının yüzeylerde mikroskobik olarak bulunması ve gıda mikroflorasına ham madde ve personel yoluyla mikroorganizma katılması nedeniyle işletmelerde oluşumu kaçınılmazdır. HACCP ve GMP uygulamaları biyofilm riskini azaltmak için kullanılabilecek verimli yöntemlerdir. CIP sistemi biyofilmden arı sistemlerde verimlidir. Ancak biyofilm taşıyan sistemlerde, yayılmaya aracılık ederek daha fazla kontaminasyona yol açmaktadır.

Bilgilendirme
Bu derleme Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü doktora programı kapsamında verilen seminerden kısaltılarak derlenmiştir.

Kaynaklar

ASSANTA,M.A. 2000. The war against invasive bacteria that stick to surfaces. http://www.frd.gov.ca erişim tarihi:01.04.2003.

BAGGE,D.; GRAM,L. 2000. Adhesion and biofilm formation of Shewanella putrefaciens to food processing surfaces. http://dfu.min.dk erişim tarihi:19.03.2003.

BİLGİLİ,S.F. 2001. Neccessity for frequent carcass rinses during processing.
kişisel irtibat: sbilgili@acesag.auburn.edu-18.02.2003.

BOOTHE,D.D.H.; ARNOLD,J.W.; CHEW,V. 1999. Utilization of substrates by bacterial communities as they develop on stored chicken meat samples. Poultry Sci. 78:1801-1809.
 
CHECHOWSKI,M.H. 1990. Bacterial attachment to Buna-N gaskets in milk processing equipment. J.Dairy Technol. 45:113-114.

DONLAN,R.M. 2002. Biofilms: Microbial life on surfaces.Emerg.Inf.Disease.8:881-890.

DUNCOMBE,T. 2002. Biofilms. Insights Microbiology Research. http://www.sgm.ac.uk 
erişim tarihi:21.11.2002

FLOYD,J.K.; GONPOT,P.; SMİTH,R.; RİCHTER,A. 2003. Regulation of Alginate biosynthesis and biofilm formation. http://www.erc.montana.edu erişim tarihi:19.11.2003

FRANK,J.F.; KOFFI,R.A. 1990. Surface adherent growth of Listeria monocytogenes is associated with increased resistance to surfectant sanitizers and heat. J.Food Prot. 53:550-554.

HELKE,D.M.; WONG,A.L. 1992. Survival and growth characteristics of Listeria monocytogenes and Salmonella Typhimurium on stainless steel and Buna-Nitryl surfaces. J.Food Microbiol.20:104-105.

HELKE,D.M.; SOMERS,E.B.; WONG,A.L. 1992. Attachment of Listeria monocytogenes and Salmonella Typhimurium on stainless steel and Buna-Nitryl in the presence of milk and individual milk components. J.Food. Prot. 56:479-484.

HOOD,S.K.; ZOTTOLA,E.A. 1997. Adherence  to stainless steel  by foodborne microorganisms during growth in model food systems. Int. J.Food.Microbiol.37:145-153.

JENKINSONH.F.; LAPIN-SCOTT,H.M. 2000. Biofilms adhere to stay. Trends Microbiol. 9:9-10.

JOSEPH T.Y.; HALL-STODLEY,L.; STODLEY,P. 2000. Developmental regulation of microbial biofilms. Curr.Opin.Biotechnol. 13:228-233.

KREFT,J.U.; WIMPENNY,J.W.T. 2001. Effect of EPS on biofilm structure and function as revealed by an individual-based model of biofilm growth. Water.Sci.Technol.43:135-141.

LERICHE,V.; SIBILLE,P.; CARPENTIER,B. 2000. Use of ELLSA to monitor the shift in polysaccharide composition in bacterial biofilms. Appl.Environ.Microbiol. 66:1851-6.

ORR,R. 2000. Microbial ecology of biofilms in beef processing facilities. http://cattle.guelph.onca/communications/biofilms-schraft-mar00.html erişim tarihi:30.01.2003

PETERS,A. 1999. Biofilm. http://www.uwic.ac.uk erişim tarihi:30.01.2003
 
RIJNAARTS,H.H.; NORDE,W.; BOUWER,E.J.; LYKLEMA,L.; ZEHNDER,H. 1993. Bacterial adhesion under static and dynamic conditions.Appl. Environ. Microbiol. 59:3255-65.

SAILS,A.D.; BOLTON,F.J.; FOX,A.J.;WAREING,D.R.; GREENWAY,D.L. 2002. Detection of Campylobacter jejuni and Campylobacter coli in environmental waters by PCR enzyme linked immunosorbent assay. Appl.Environ.Microbiol. 68:1319-24.

SHARMA,M.; ANAND,S.K.. 2002. Biofilms evaluation as an essential component of HACCP for food/dairy processing industy-a case. Food Contr. 13:469-477.

SOFOS,J.N; SMITH,G.C. 1998. Non acid meat decontamination technologies:Model studies and commercial applications. Int.J.Food.Microbiol. 44:171-188.

SOMERS,E.B; WONG,A.L. 1999. Listeria monocytogenes biofilm formation and inactivation in ready to aet RTE meat processing envoirements.  http://www.wisc.edu  erişim tarihi:12.12.2002

SOMERS,E.B.; WONG,A.L. 2001. Listeria monocytogenes biofilm formation in ready to eat RTE meat processing envoironments.  http://www.wisc.edu  erişim tarihi:12.12.2002

STEWARD,P.S.  2001.  Multicellular resistance: Biofilms. Trends Microbiol. 9:204.

STOPFORTH,J.D. 2000. Biofilm formation of acid adapted E.coli O157:H7 and Listeria monocytogenes in diluted organic acid meat decontamination washings. http://www.csu.edu erişim tarihi: 01.04.2003

SUTHERLAND,I.W. 2001. Biofilm exopolysaccharites: A strong and sticky framework. Microbiology. 147:3-9.

TRACHOO,N.; FRANK,J.F. 2002. Effectiveness of chemical sanitizers against Campylobacter jejuni containing biofilms. J.Food Prot.. 65:1117-21.

WATNICK,P; KOLTER,R. 2000. Biofilm city of microbes. J.Bacteriol. 182:2675-2679.

WONG,A.L.; RABOTSKİ,E. 1993. Interaction of chemical, thermal and physical actions on the removal of bacteria from milk contact surfaces. The Amerıcan Socıety Of Agrıcultural Engıneers, http://www.asae.org erişim tarihi:25.03.2003

WONG,A.L. 1994. Biofilms in cheese processing envoironments. http://www.wisc.edu erişim tarihi:08.01.2003

WONG,A.L. 2003. Bacterial adhesion and biofilm formation in food processing envoirements. http://www.wisc.edu erişim tarihi:08.01.2003

 

 

 

 

 

 

 

 

A