“80’in üzerinde coğrafi işaretli ürün Metro mağazasının raflarında”

Metro Toptancı Market Meyve Sebze Kategori Müdürü Birol Uluşan, “Bu değerlere sahip çıkmak ise geçmişine olduğu kadar geleceğine de sahip çıkmak anlamına geliyor. Bu da ancak kültürel değerlerin kayıt altına alınması ve korunmasıyla mümkün olabilir” dedi.

"Tüm özelliklerini üretildiği coğrafyadan alan; o yörenin havası, suyu, toprağı, üretim yöntemi, el emeğiyle özdeşleşen Coğrafi İşaretli Ürünler, ait olduğu yörelerin en büyük kültürel değerleri arasında yer alıyor” diyen Metro Toptancı Market Meyve Sebze Kategori Müdürü Birol Uluşan, “Bu değerlere sahip çıkmak ise geçmişine olduğu kadar geleceğine de sahip çıkmak anlamına geliyor. Bu da ancak kültürel değerlerin kayıt altına alınması ve korunmasıyla mümkün olabilir” dedi.

Coğrafi işaretli ürünlerin geleceğine sahip çıkmanın neden bu denli önemli olduğunu söyleyen Birol Uluşan, bunun öncelikli sebebinin kültürel bir zenginliğin yok olup gitmesini engellemek, sıradanlaşmanın, tekdüzeleşmenin önüne geçmek olduğunu kaydetti. Uluşan, “Ancak ekonomik potansiyelini de kesinlikle göz ardı etmemek gerek. 2015-2016 yılları arasında, sadece Metro Türkiye vesilesiyle yine 5 Metro ülkesine ihraç ettiğimiz taze sebze-meyve ihracat rakamları, yaklaşık 3,3 milyon Euro idi. Bu yıl itibarıyla 10 ülke ve 6 milyon Euro'ya ulaştık. Bu yalnızca, Metro Türkiye’nin önayak olarak başlattığı, tedarikçilerimiz üzerinden Metro ülkelerine yapılan ihracat rakamları. Eğer Türkiye’de potansiyel 2.500 CİÜ olduğunu varsayarsak, bu değerin ulaşabileceği rakamla dış ticaret açığımızı dahi kapatabilecek potansiyelin olduğunu söyleyebiliriz. Bütün bunların yanına bir de bölgesel kalkınmayı eklediğinizde, katlanan bir değer artışı elde etmiş oluyoruz” şeklinde konuştu. Coğrafi işaretlerin global arenaya taşınması konusunda ikinci boyut da gastronomi turizmi olduğunu belirten Birol Uluşan, Coğrafi işaretlerin Avrupa Birliği’ndeki pazar değerinin 75 milyar Euro, dünyadaki pazar değerinin ise 200 milyar dolar olduğunu söyledi. Uluşan, “Avrupa'da coğrafi işarette katma değer yaratma noktasında, peynirden sirkeye 317 tescilli ürünüyle, İtalya örnek bir ülke. Bu konuda 15 milyar Euro’luk katma değer yaratarak, 7 milyar Euro’luk ihracat rakamına ulaşıyorlar. Bu noktada, Metro olarak biz bu topraklardan kazandığımızı bu topraklara geri verme bilinciyle coğrafi işaretli ürünlerle ilgili 2011 yılından beri çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. Yerel ürünler konusunda üreticileri bilinçlendiriyor, tohum nasıl saklanır, nasıl doğru hasat yapılır gibi konularda eğitimler veriyor, kalite standartlarını yukarı taşıyoruz. Örneğin, dünyada sadece Avustralya, Sicilya ve Türkiye‘de yetişen Kapıdağ Mor Soğanı’nın Coğrafi işaret tescilini almak için Erdek Ticaret Odası ve Bereketli Eller Kadın Kooperatifiyle iş birliği yaparak kadın emeğine ve gücüne de destek veriyoruz. Üreticiye ürettiği tüm ürünü alım garantisi vererek ticari motivasyon sağlıyoruz. Böylece üreticinin kazandığı sürdürülebilir bir model kurarken, kırsal kalkınmayı destekliyor, biyoçeşitliliği koruyoruz. Unutulmaya yüz tutmuş ürünleri tekrar gün ışığına çıkaran bu projemizle Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından ilk defa verilen “Coğrafi İşaret Tanıtımına En Fazla Katkı Sağlayan Firma Ödülü” aldık. Bunun dışında, son tüketicide farkındalık yaratmak için ise iletişim ve pazarlama çalışmaları yapıyor, restoran ve şeflerle iş birliği yaparak bu ürünleri menülere taşıyor, yaratıcı tabaklarda sunulmasını sağlıyoruz” dedi.

“Türkiye’de tescil almaya aday 2.500 adet ürün bulunuyor”

Coğrafi işaretli ürünler konusundaki farkındalığı artırmak için birçok proje yürüttüklerini ifade eden Uluşan, 27 Nisan’da, ilk kez İstanbul’da düzenlenen Coğrafi İşaret Zirvesi’ne Gastronometro ile ev sahipliği yaptıklarını söyleyerek, “Dünya’da toplamda 10.000 adet coğrafi işaret tescilli ürün bulurken, Türkiye’de tescil almaya aday 2.500 adet ürün bulunuyor. Ancak bugün Türkiye’de sadece 337 ürüne coğrafi işaret alındı, 422 ürünün ise başvurusu tamamlandı, tescil almayı bekliyor. Yakın zamanda Türkiye’de toplamda 1.000’e yakın ürünün coğrafi işaretli ürünler arasına girmesini hedefleniyoruz. Ancak tek başına çaba göstermek elbette yeterli değil. Bugün gerek coğrafi işaretli ürünlerin ülke gündeminde yukarılara taşınmış olması gerekse devletimizin bu ürünlere ve üreticisine verdiği destek çok sevindirici. Bu konuda oluşturulan yasayı, logo uygulamasının hayata geçirilmesini ve 11. Kalkınma Planı’nda bu ürünlere yer verilmesini memnuniyetle takip ediyoruz. Elbette daha atılacak birçok adım var. Metro olarak, Taşköprü sarımsağı projemizde yaptığımız gibi, her ürün özelinde yerel paydaşlarla ve akademisyenlerle seminerler düzenlenmesi; ürün eğitimleri verilmesi, gerçek tohum ve doğru üretim metotlarını bir araya getirerek standart üretim metodları oluşturulması gerekiyor. Tüketicinin ise aldığı ürünün kaynağını, gerçekten o yöreye ait olup olmadığını sorgulayacak ve anlayacak bilinçte olması, örneğin her peynirin Ezine peyniri olmadığını anlaması, Adana kebapta kullanılan etle, hamburgerde kullanılan etin aynı olmadığını bilmesi gerekiyor. Kısacası Coğrafi İşaretin bir değer olduğunu farkına varması gerekiyor. Neyse ki bilincimiz giderek artıyor; bu konu ile ilgili konferanslar düzenlenmeye, ilgili tüm tarafların katılımıyla konu enine boyuna ele alınmaya ve bir yol haritası oluşturulmaya başlandı” diye konuştu. Birol Uluşan sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Coğrafi işaretli ürünlere global tanıtım platformlarında yer verilmesi, tanıtım ve turizm fuarlarının Türkiye pavilyonlarında bu ürünlerin sergilenerek, denettirilerek tanıtımının yapılması konuları da tartışılıyor. Ülke kültürünü tanımak için gelen turistlere, bu ürünler kullanılarak hazırlanan yaratıcı ve leziz tabaklar bu ürünlerin hikayesiyle sunulduğunda unutulmaz izler bırakacaktır. Türkiye sadece çok güzel bir deniz, kum ve güneş destinasyonu olarak kalmayacak, turistler gastronomimizi deneyimlemek için de gelecektir. Biz Metro olarak, tam da bu amaca yönelik olarak, Gastronomi Keşif Platformu dediğimiz Gastronometro’yu hayata geçirdik. Dünyanın dört bir yanından alanında uzman master şefler burada Türk mutfağıyla ve şefleriyle tanışıyor, eğitimler veriyor, gastronomi öğrencileri ve sektör profesyonelleriyle bir araya geliyor. Dünyanın en prestijli şef yarışması olan Bocuse d'Or'un Türkiye Ayağının Ana Sponsorluğu’nu da yine bu amaçla üstleniyoruz. Bu yarışmaya katılarak Türk mutfağını temsil edecek olan şefler hazırlık çalışmalarını Gastronometro’da yapıyorlar. Amacımız Türk şeflerinin ve Türk mutfağının yurt dışında en iyi şekilde temsil edilmesini sağlamak. Önümüz Ramazan. Ramazan ayı, İslam dünyası için bir paylaşma ayı olduğu kadar aynı zamanda nefsini terbiye etme, vücudunu doğru ve sağlıklı gıdalarla besleme, sağlıksız besin ve alışkanlıklardan arınma ayı. Nerede üretildiği belli olan, yüksek kalite standardında, sağlıklı ve lezzetli 80’in üzerinde coğrafi işaretli ürün Türkiye’nin 20 şehrinde bulunan 36 Metro mağazasının raflarında iftar sofralarında yer almak üzere bekliyor.”