Anne sütü vitaminleri ve bebek beslenmesindeki önemi

“Anne sütünde bir diğer vitamin grubunu da suda eriyen vitaminler oluşturmaktadır. Burada yer alan en önemli vitaminler B grubu ile C vitaminidir. Anne sütünde C vitamini bebeğin gereksinimini karşılayabilecek düzeyde olurken, inek sütündeki C vitamininin düzeyinin hem az, hem de teknolojik işlemler sırasındaki etkileşimden dolayı miktarının...

Yrd. Doç. Dr. Gökhan KAVAS Yük. Zir. Müh. Nazan KAVAS Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi-Süt Teknolojisi Bölümü Zamanında doğmuş sağlıklı bir yeni doğanın beslenmesinde tercih edilecek en doğal, en ideal ve de en güzel ürün anne sütüdür. Anne sütü bebek gelişiminde çok önemli bir gıda maddesi olmakta ve bu özelliği bileşiminde yer alan çok sayıda yararlı maddeden ileri gelmektedir. Anne sütündeki bu önemli bileşenlerden biri de vitaminlerdir. Vitaminler organizmanın faaliyetlerini yerine getirebilmesi ve hücre yapı taşlarının meydana gelebilmesi için miktar olarak çok az ancak fonksiyonları açsından önemli bir organik madde grubudur. Bu gerekliliğin belirlenebilmesi amacıyla fareler üzerinde yapılan bir denemede; farelere vitaminsiz diyet verilmiş ve farelerdeki gelişimin anormal olduğu tespit edilerek beslenmede vitaminlerin önemi vurgulanmıştır. Anne sütünde yer alan vitaminlerin konsantrasyonları annenin sağlıklı olup olmaması, annenin beslenme koşulları, laktasyon dönemi ile annenin doğum sayısı gibi faktörler ile yakından ilişkilidir. Anne sütünde yer alan vitaminler yağda ve suda eriyenler olmak üzere iki ana başlıkta incelenmekte ve bunlardan suda eriyen vitaminlerin yoğunluğu annenin diyeti, özellikle de yakın zamanlarda ki beslenmesi ile ilişkili bulunmaktadır. Yapılan çalışmalarda anne sütünde yer alan suda eriyen vitamin düzeylerinin bebeğin gereksinimlerini karşılamaya yeterli miktarda olduğu ifade edilmektedir. Bu çalışmalarda anne sütünde bulunan K ve D vitaminleri dışındaki diğer yağda ve suda eriyen vitaminlerin konsantrasyonlarının yeni doğan için yeterli düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Bu anlamı ile konuya yaklaşıldığında eğer yeni doğan yeteri kadar anne sütü alıyorsa, vitamin gereksinmesinin çoğu karşılanabilmekte ve işleme ile kayıplar olmadığından dolayı vitaminlerin bioyararlılığı da yüksek olmaktadır. Anne sütünde yer alan vitaminler ve oranları Çizelge 1’ de görülmektedir. Çizelge 1. Anne sütünde bulunan vitaminler ve miktarları Vitaminler Miktar Yağda Eriyen Vitaminler (mg/L) Suda Eriyen Vitaminler (mg/L)A Vitamini Karotenoidler 0.53 Tokoferol (E vitamini) 0.24 K Vitamin 0.015 Kolekalsiferol (D vitamini) 0.001 Tiamin (B1 vitamini) 0.15 Riboflavin (B2) 0.37 Pridoksin (B6) 0.10 Niasin (B3) 1.70 Kobalamin (B12) 0.0003 Folik asit (B9) 0.043 Askorbik Asit (C vitamini) 47 Çizelge 1’in incelenmesinden de görüleceği gibi anne sütünde yağda eriyen A,D,E,K vitaminleri yer alırken, suda eriyen vitaminlerin büyük çoğunluğu B grubu vitaminler ile C vitamininden oluşmaktadır. Yağda eriyen vitaminlerden olan A vitamini; görme fonksiyonu, epitel bütünlüğü ve bağışıklık sistemi için son derece önemli olan bir vitamindir. Anne sütündeki vitamin A retinil ester şeklindedir ve konsantrasyonu laktasyon evresi ile annenin diyetine göre 200 ile 600 mg/L arasında değişiklik göstermektedir. Anne sütünde çeşitli karotenoidler (akaroten, 3-karoten, lutein, kriptoksantin, lycopene) de bulunmaktadır. Özellikle prematüre doğan bebeklerde A vitamini deposu oluşmamakta ve bu nedenle A vitamininin ek mamalar ile verilmesi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Konu ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda bebeklerin tüketmesi gereken A vitamininin maksimum güvenli dozunun 750 ile 1000 UI/100kcal arasında olduğu açıklanmıştır. Anne sütünde bir antioksidan ve A vitamini öncüsü olarak bulunan beta karoten vücudun bağışıklık sisteminin korunmasında, hücre sağlığının sürdürülmesinde ve serbest köklerin yol açtığı kümülatif hasarların önlenmesinde son derece önemli bir kaynaktır. Anne sütünde yağda eriyen önemli vitaminlerden bir diğeri de E vitamindir. Yapılan çalışmalarda E vitaminin varlığı anne sütünde fazla, inek sütünde daha az olarak tespit edilmiştir. Anne sütünde bulunan vitamin E'nin yüzde 83'ü ?-tokoferol şeklindedir. b-, y- ve d-tokoferollerin ise daha az miktarlarda olduğu ifade edilmektedir. Konu ile ilgili olarak yapılan açıklamalarda kolostrumdaki vitamin E düzeyinin yüksek (8 mg/L) olduğu, bu düzeyin olgun anne sütündeki değerinin ise düştüğü (3-4 mg/L) belirtilmektedir. Uzmanlar sütteki vitamin E düzeylerinin artabilmesi için anneye önemli miktarlarda vitamin E desteğinin verilmesi gerektiğinde ve vitamin E’nin miktarının anne sütünde yüksek olmasının bebekte hemoliz oluşumunu önlediğinde birleşmektedirler. Antioksidan özellikte olan E vitamini, bütün prematürlerde düşük düzeylerde bulunmakta ve beslenme ile birlikte düzeyi giderek artış göstermektedir. Araştırmalarda prematüre bebeklerdeki E vitamini absorbsiyon gücünün normal doğan bebeklere göre daha az gerçekleştiği ve bu nedenle vitamin E’nin vücuttaki düzeyinin de yavaş yavaş yükseldiği tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalarda yüksek dozlarda verilen E vitamini desteğinin enfeksiyon riskini arttırdığı belirlenmiş ve vitamin E için önerilen dozun mama ile beslenenlerde 6 ile 12 IU/kg/gün, anne sütü ile beslenenlerde 3,5 IU/kg/gün olduğu ifade edilmiştir . Anne sütünde yer alan ve yağda eriyen vitaminlerden olan bir diğer vitamin ise D vitaminidir. Sağlıklı bir bebeğin günlük D vitamini ihtiyacı 400 IU (veya 10mg kolekalsiferol) düzeyinde olurken, anne sütünde 22 IU/lt D vitamini bulunmaktadır. Yapılan incelemelerde anne sütündeki bu D vitamini düzeyinin bebeğin ihtiyacını karşılamadığı ifade edilmektedir. Ancak uzmanlar vitamin D’nin anne sütündeki miktarının az olması nedeni ile bebeklerde raşitizmin sıklıkla görülebileceğini ifade etmekte ve bu nedenle de bebeklerin günde yarım saat kadar güneş ışığına çıkarılmasının yararında birleşmektedirler. Ayrıca konu ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda bebeğe 15–20 günlükten başlayarak 400 IU D vitamini verilmesi de önerilmektedir. Ancak son yıllarda anne sütü alıp, haftada en az yarım saat çıplak olarak güneşe tutulan ve anneleri yeterli D vitamini alan bebeklere D vitamini vermeye gerek olmadığını savunan yayınların da mevcut olduğu görülmektedir. Kalsiyum ve fosfor dengesini sağlayan D vitamini, bu görevini kalsiyum ve fosforun ince bağırsaklardan emilimini arttırıp, kemik depolarından mobilizasyonunu sağlayarak gerçekleştirmektedir. Anne sütünde yağda eriyen vitaminlerden bir diğeri de K vitaminidir. Konu ile ilgili olarak yapılan araştırmalarda yeni doğanlarda barsak florası henüz oluşmadığı için bağırsaklarda K vitamini sentezi yapılamadığı ve K vitamininin inek sütünde anne sütüne göre daha fazla oranda bulunduğu tespit edilmiştir. Anne sütünde 15mg/lt düzeyinde K vitamini bulunmakta ve bu oranın bebeğin gereksiniminin çok altında olduğu görülmektedir. Bu nedenle K vitamininin doğumdan hemen sonra 0,5-1,0 mg düzeyinde damar yolu ya da 2,0 mg düzeyinde ağızdan verilmesi önerilmektedir. İlerleyen dönemlerde anne sütündeki K1 ve barsak florasının sentezlediği K2 vitamini ile gereksinimin karşılandığı ifade edilmektedir. K vitamini düzeyleri yeni doğanda oldukça düşük olmakta ve erişkin seviyesine altıncı aydan önce ulaşamamaktadır. Ancak fibrinojen (Faktör [F] I), F V ve F VIII hayatın ilk günlerinde dahi normal düzeyde yer almaktadır. Buna karşın vitamin K’ya bağımlı faktörler altıncı aydan önce normal düzeylerine ulaşmamakta, vitamin K’ya bağımlı pıhtılaşma faktörleri yaşamın ilk birkaç gününde daha fazla azalmakta ve yaklaşık üçüncü günde en düşük seviyeye ulaşmaktadır. Bu nedenle bebeklerde kanamalar görülebilmektedir. Genelde doğumdan 2-6 gün sonra görülen kanama injeksiyon yerleri, dişeti kanaması, deride kolayca morarma, göbek ya da gastrointestinal sistem (GIS)’de meydana gelebilen kanamalar, koyu dışkı, kanlı kusma, burun kanaması ve kanlı idrar görülebilme olası durumlar olarak karşımıza çıkabilmektedir. Anne ile bebek arasında K vitamini geçişi üzerinde yapılan çalışmalarda K vitamininin plasentadan geçişinin az olduğu tespit edilmiş ve bebeklere verilebilecek günlük K vitamini düzeyinin 7-10 mg/kg/gün arasında olduğu ifade edilmiştir. Anne sütünde bir diğer vitamin grubunu da suda eriyen vitaminler oluşturmaktadır (Çizelge 1). Burada yer alan en önemli vitaminler B grubu ile C vitaminidir. Anne sütünde C vitamini bebeğin gereksinimini karşılayabilecek düzeyde olurken, inek sütündeki C vitamininin düzeyinin hem az, hem de teknolojik işlemler sırasındaki etkileşimden dolayı miktarının daha da azaldığı belirlenmiştir. Anne sütündeki C vitamini konsantrasyonu 100 mg/L olduğu ve annenin 100 mg/gün vitamin C takviyesi almasının sütteki vitamin C konsantrasyonunu etkilemediği yapılan araştırmalar ile ortaya konmuştur. Bununla birlikte annenin aldığı vitamin C miktarının 100 mg/gün’ nün altına düştüğünde anne sütündeki vitamin C düzeylerinin de azalmaya başladığı tespit edilmiştir. Suda eriyen vitaminlerden olan B grubunun önemli bir üyesi olan vitamin B12, DNA sentezinde ve nörolojik fonksiyonlarda önemli olmakta ve yalnızca hayvansal kaynaklı besinlerde bulunmaktadır. Anne sütünde B12 vitamini fizyolojik olarak önemli olan metilkobalamin formunda yer almakta ve eksikliğinde çeşitli nörolojik ve hematolojik bulgulara neden olmaktadır. Çocukluk çağında vitamin B12 eksikliğinin en önemli nedeni, diyetin vitamin B 12’den fakir olması ile açıklanabilmektedir. Hayvansal proteinleri yetersiz tüketen özellikle vejetaryen olan annelerin sütlerinde vitamin B12’nin miktarı oldukça düşük olmakta ve zamanında ek gıdalara geçilmemesi nedeni ile de bebeklerde ciddi hematolojik ve hatta nörolojik sorunlara neden olabilmektedir. Bu nedenle bir yandan söz konusu annelere gebelik ve emzirme döneminde B12 vitamini takviyesinin yapılması ifade edilmekte, diğer yandan da vejetaryen annelerin bebeklerine 0,3–0,5 mg/gün düzeyinde B12 vitamini verilmesi önerilmektedir. Yapılan araştırmalarda anne sütünde vitamin B12 konsantrasyonunun 0.5-1.0 µg/L, olgun anne sütündeki folat konsantrasyonunun ise 80-140 µg/L düzeyinde olduğu tespit edilmiştir. Folat, anne sütünde proteinlere bağlı olarak bulunmakta ve bu nedenle de bağırsaklarda gelişmesi istenmeyen bazı mikroorganizmaların gelişimini durdurulabilmektedir. Suda eriyen ve B grubu vitaminler arasında yer alan bir diğer vitamin B1 vitamini yani Tiamin’dir. Vitamin B1’in konsantrasyonu laktasyonun erken döneminde gelen sütte düşük (20 mg/L) olmakta, ilerleyen dönemlerde 7 ile 10 kat arasında artarak yaklaşık 200 mg/L konsantrasyona erişmektedir. B grubu vitaminler arasında yer alan vitamin B2 diğer bir adıyla Riboflavin’inin sütteki konsantrasyonu annenin diyetle aldığı riboflavin miktarını yansıtmakta ve ilk dönemlerde sütteki konsantrasyonu yüksekken, olgun sütteki miktarı giderek azalmaktadır. Söz konusu azalma değerleri 400 µg/L ile 600 µg/L arasında olmaktadır. Bu grubun bir diğer vitamini olan niasin’ in; sütteki konsantrasyonu ise annenin diyet ile aldığı niasin miktarları ile yakın ilişki içerisinde olmakta ve ilk dönemlerde sütteki konsantrasyonu 0.5 mg/L iken, olgun sütteki değeri 1.8 mg/L ile 2 mg/L arasındaki bir konsantrasyona ulaşmaktadır. B6 vitamini ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda; bu vitaminin kolostrumdaki konsantrasyonunun düşük, olgun sütteki konsantrasyonunun ise 0.09 mg/L ile 0.31 mg/L arasında değiştiği belirlenmiştir. Anne sütündeki miktarı serumdaki miktar ile ilişkili olmakta ve diyetle alımını yansıtmaktadır. H vitamini ya da B7 vitamini olarak da bilinen Biotin, B grubu vitaminleri arasında yer almaktadır. Glikoz, yağ asitleri, DNA yapımında ve bazı amino asitlerin yıkılmasında rol oynayan vitamin B7’nin yetersizliğinde ciltte yaralar, iştah azalması, bulantı, kusma, kansızlık, depresyon, kas ağrıları ve büyüme geriliği gibi rahatsızlıklar görülebilmektedir. Anne sütündeki biotin konsantrasyonu ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda anne sütündeki biotin düzeyinin serumdakinin 20 ile 50 katı olduğu belirlenmiş ve bu oranın 5-9 µg/L arasında değiştiği ifade edilmiştir. Kaynaklar 1. Akarsu.S. 2007. K Vitamini Yetmezliği ve Tedavisi. Güncel Pediatri Dergisi.:5:1 2. Anonymous.2008. http://www.annebebek.com/anne_sutu.asp?doc=12 3. Coşkun, T., Anne Sütü İle Beslenmenin Yararları. Katkı Pediatri Dergisi, :25, 4. Groh-Wargo S. 2000.Recommended Enteral Nutrient Intakes. In Groh-Wargo S, Thompson M (ed): Nutrional Care for High-Risk Newborns.,231-263 5. Köksal,N.,Akpınar,R.,Köse,N.,Sayrım,K.2003. Prematüre ve Yenidoğan Beslenmesi. Güncel Pediatri Dergisi.1:1 6. Özalp İ., 1996. Anne Sütü ve Anne Sütü ile Beslenme. Katkı Ped.Derg (1).37-52. 7. Özalp İ.,1992. Neden ilk 4-6 ay Tek Başına Anne Sütü. Sürekli Tıp Eğitimi Derg.:1,:2, 8. Özalp İ., 1991.Besleyici Olarak Anne Sütü. Katkı Ped.Derg., (5-6).510-520 9. Samur. G. 2008. Anne Sütü. ISBN : 978-975-590-242-5. 21 syf. 10. Shefler A.G., 1992. The HSC Handbook of Pediatrics. Mosby Year BookInc.,715. 11. Slusser W., Powers N.,1997. Breastfeeding update 1 Immunology, Nutrition and Advocacy” Pediatrics in Review, 18:4, 111-119.