“Bakliyatta riskleri en aza indirecek yeni mekanizmalar gerekiyor”

78 milyon tonluk üretimi ülke bazında incelediğimizde Hindistan'ın 20 milyon ton yani yüzde 26'lık pay ile açık ara lider ülke olduğunu görüyoruz. Hindistan'ı 6 milyon ton ile Kanada, 5 milyon ton ile Myanmar ile Çin ve 3 milyon ton ile Brezilya izliyor. Bu 5 ülke dünya bakliyat üretiminin yüzde 50'lik bölümünü karşılıyorlar.

2017 yılının ilk 10 ayında 285 bin ton bakliyat ihracatı gerçekleşti. İhracatımızın yüzde 77'lik bölümünü mercimek oluşturuyor. Mercimeği yüzde 14'lük pay ile kuru bezelye takip ediyor. Bu dönemde, 285 bin tonluk ihracat karşılığında 255 milyon dolar gelir elde edildi. İthalat tarafında ise 10 aylık dönemde miktar olarak 460 bin ton ve değer olarak 341 milyon dolar bakliyat ithalatı oldu. İhracatta olduğu gibi ithalatta da en önemli ürün mercimek durumunda. Mercimeği yüzde 14'lük pay ile nohut ve yüzde 12'lik pay ile kuru bezelye izliyor.

Özlem As

2017 yılında da bakliyatta Türkiye’nin yüzü gülmedi. Kendi kendine yetemeyen bir ülke haline gelen Türkiye’nin dış ticaretindeki net ithalatçı pozisyonu bu yıl da sürdü. 2016 yılının ilk 10 ayında 42 milyon dolar dış ticaret açığı varken, 2017 yılının aynı döneminde bu değer yüzde 105 artış göstererek 86 milyon dolar oldu.

     
Uluslararası Bakliyat Konfederasyonu Başkanı Hüseyin Arslan, üreticilerin ne ekeceklerine bakarken, son derece rasyonel hareket ettiğini ve en az zahmetle, en çok gelir elde edecek şekilde, piyasa riskinin olmadığı ürünleri tercih ettiğini söyledi.
Böyle bir ortamda, üreticinin haklı olarak zahmeti az, getirisi yüksek, riski düşük, alıcısı hazır olan buğdaya yöneldiğini ifade eden Arslan, “Üreticinin tekrar bakliyat üretimine dönebilmesi için; bakliyat fiyatlarındaki dalgalanmanın getirdiği riskleri en aza indirecek şekilde yeni mekanizmalar (mesela sözleşmeli çiftçilik gibi) kurmamız gerekmektedir” dedi.Hüseyin Arslan, bakliyat sektörünü tüm yönleriyle Dünya Gıda’ya değerlendirdi.

Bir süredir bakliyat sektöründe olumsuz bir tablo var; ithalatın arttığı, üretimin azaldığı... Bu yıl da biterken sektöre baktığımızda aynı tablo ile mi karşılaşırız?

Dünya bakliyat üretimi son 30 yılda yüzde 40 artış göstererek 78 milyon ton seviyesine ulaştı. Ülkemiz açısından baktığımızda ise aynı dönemde bakliyat üretimimiz yarı yarıya azaldı ve 1 milyon ton seviyesine geriledi. Bakliyat ekili alanlar bundan 30 yıl önce 20 milyon dekar iken, yüzde 64 azalma gösterdi ve 2016 yılında 7 milyon dekara düştü. Tabii bu dönemde ülke nüfusumuzun da yüzde 52 arttığını göz ardı etmememiz gerekir. Nüfusumuzdaki artış ve ekili alan ile üretim miktarlarımızdaki azalma neticesinde ne yazık ki bu sektörde kendi kendine yetemeyen bir ülke haline geldik. Dolayısıyla ihracatımız da azaldı ve tüm bu olumsuz gelişmeler sonucunda bakliyat dış ticaretinde net ithalatçı pozisyona geriledik. 2016 yılının ilk 10 aylık bölümünde 42 milyon dolar dış ticaret açığımız varken, 2017 yılının aynı döneminde bu değer yüzde 105 artış göstererek 86 milyon dolar oldu.

Bakliyat sektöründeki son üretim, ihracat, ithalat rakamlarını paylaşır mısınız?

2016 yılında bakliyat üretimimiz 1,1 milyon ton olarak gerçekleşti. Bunun 455 bin tonunu nohut, 365 bin tonunu mercimek, 235 bin tonunu kuru fasulye oluşturdu. Kalan 25 bin ton ise kuru bezelye ve bakla gibi diğer ürünlerden oluşuyor. TÜİK tarafından yayınlanan bitkisel üretim tahminlerine göre 2017 yılında toplam üretim miktarının 1,2 milyon ton olması bekleniyor.
İhracat rakamlarını incelediğimizde 2017 yılının ilk 10 aylık diliminde 285 bin ton bakliyat ihracatı gerçekleştirdik. İhracatımızın yüzde 77'lik bölümünü mercimek oluşturuyor. Mercimeği yüzde 14'lük pay ile kuru bezelye takip ediyor. Bu iki ürün toplam bakliyat ihracatımızın yüzde 91'ni oluşturuyor. Bu dönemde, 285 bin tonluk ihracat karşılığında 255 milyon dolar gelir elde ettik.
İthalat tarafında ise 10 aylık dönemde miktar olarak 460 bin ton ve değer olarak 341 milyon dolar bakliyat ithalatımız oldu. İhracatta olduğu gibi ithalatta da en önemli ürün mercimek durumunda. Miktar olarak toplam bakliyat ithalatımızın yüzde 68'ini mercimek oluşturuyor. Mercimeği yüzde 14'lük pay ile nohut ve yüzde 12'lik pay ile kuru bezelye izliyor.

Üreticinin eskiden olduğu gibi yeniden bakliyatta üretime yönelmesi için neler yapmak gerekir?

Aslında bu sorunun cevabını verirken, üreticilerimizin bakliyat üretiminden niçin vazgeçtiklerine bakmamız gerekir.
Üreticilerimiz ne ekeceklerine bakarken, son derece rasyonel hareket etmektedir. En az zahmetle, en çok gelir elde edecek şekilde, piyasa riskinin olmadığı ürünleri tercih etmektedir.
Üretici açısından bakliyat ürünlerinin en önemli alternatifi hububattır. Hububat deyince de aklımıza buğday gelmektedir.
Devletimiz buğdayı stratejik ürün olarak gördüğü için, buğday üretimini desteklemekte ve aynı zamanda yüksek gümrük vergileri ile korumaktadır. Ayrıca, TMO destekleme alımları yaparak buğday fiyatının aşağı düşmesine fırsat vermemektedir.
Neticede buğday fiyatları dünya buğday fiyatlarının iki katına kadar çıkmaktadır.
Böyle bir ortamda, üretici haklı olarak zahmeti az, getirisi yüksek, riski düşük, alıcısı hazır olan buğdaya yönelmektedir.

Üreticimizin tekrar bakliyat üretimine dönebilmesi için;
1-Bakliyat fiyatlarındaki dalgalanmanın getirdiği riskleri en aza indirecek şekilde yeni mekanizmalar (mesela sözleşmeli çiftçilik gibi) kurmamız gerekmektedir. Üretici, ürettiği ürünün fiyatını, ekim kararını vermeden önce bilme imkanına kavuşmalıdır.
2- Bakliyat üretimine verilen destekler, üretim düzeyi arzu ettiğimiz seviyeye gelene kadar artırılmalıdır.
3- Havza Bazlı Destekleme Sistemi yeniden ele alınarak, bakliyat üretim havzaları belirlenmeli, bu havzalarda başka hiçbir ürüne destek verilmemelidir.
4-Hububat ekimi yapılan tarlalarda her 5 yılda bir bakliyat ekimi yapılması zorunlu olmalıdır. Buna uymayan üreticilere hiçbir destek verilmemelidir; çünkü bir tarlaya uzun yıllar aynı ürünü ekmek tarlayı zayıflatmakta, kimyasal gübre ihtiyacını artırmaktadır. Oysa, belli aralıklarla bakliyat ekimi yapılması toprağın ihtiyacı olan azotu tekrar kazandırmaktadır.
5- Tohum sorunun çözülmesi önem arzetmektedir. Mersin Ticaret Borsası tohumculuk şirketi kurarak ülkemizin iklim ve toprak koşullarına uygun gerçeklerine uygun tohum  çeşitlerini geliştirmektedir. Bu tip kar amaçlı olmayan kurumların desteklenmesi çok önemlidir.
Bu önerilerimizin uygulamaya geçirilmesi halinde, üreticimiz tekrar bakliyat üretimine yönelecek, ülkemiz de dünya bakliyat piyasasında çok daha ağırlıklı bir yere gelecektir.

2016 yılı bakliyat yılıydı. Şimdi de bakliyat günü projesi hayata geçecek. Bakliyatta yeniden bir farkındalık oluşuyor mu?

Oluştu ve bu farkındalığın artması amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bakliyatın dünya gündeminde tutulması için yeni projeler üzerinde çalışıyoruz. Hepinizin bildiği gibi 4 yıllık uğraşlar sonunda ülkemizin büyük çabasıyla 2016 yılı Birleşmiş Milletler tarafından ‘Dünya Bakliyat Yılı’ olarak ilan edildi. Bu kapsamda, 2016’da 1,1 milyar insan sosyal medyada bakliyatla ilgili konuştu. 6 Ocak Bakliyat Bayramı olarak kutlandı ve 70 ülkede çok çeşitli organizasyonlar düzenlendi. 2017’de ise Dünya Bakliyat Günü bir kez daha kutlandı ve 142 ülkede Ocak ayı içerisinde önemli etkinlikler gerçekleştirildi. Amacımız bakliyatı sürekli dünya gündeminde tutmak. Son olarak Dünya Bakliyat Günü’nün BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından tanınması için gerekli çalışmaları tamamladık. 44 ülkenin onayı ile Dünya Bakliyat Günü, BM Genel Kurulu tarafından inşallah 2018 genel kurulunda  gündeme alınacak ve kabul edilecek  bundan böyle 10 Şubat dünyada Dünya Bakliyat Günü olarak kutlanacak.
Bakliyatın tarihçesine baktığımızda karşımıza Anadolu çıkıyor. Genler açısından oldukça şanslı. Bakliyat tohum üretiminde son durum nedir?
Bakliyatın ana vatanı bizim içinde yer aldığımız coğrafyadır. Nohut ve mercimek dünyaya bu bölgeden yayılmıştır. Fasulye türleri ise sonradan gelmesine rağmen, halkımız tarafından benimsenerek milli ürün haline gelmiştir.  Bakliyat ürünleri mutfak kültürümüzün ayrılmaz bir parçası olmuştur. Anadolu bakliyat genleri açısından son derece şanlıdır. Ancak bunların üreticilerimize sunulmasında ciddi eksiklerimiz vardır.

Tarımsal üretimde hangi ürün olursa olsun, en önemli girdi tohumdur. Bu nedenle bakliyat üreticilerimize ihtiyaç duydukları verimli, dayanıklı, hastalıktan ari, yüksek kaliteli sertifikalı tohumlar arz etmek zorundayız. Hem devlet kuruluşlarımız hem de özel sektör firmalarımız sertifikalı tohum üretmeye çalışmaktadır, ancak mevcut üretim rakamları ihtiyacı karşılamaktan çok uzaktır. Bu konuda, başlamak bir sorunun çözümünde en önemli adımdır diyerek, geleceğe ümitle bakıyoruz. Devletimizden beklentimiz, sertifikalı tohum üretimi ve kullanımına verilen desteklerin artırılmasıdır.
Ayrıca, tohumculuk alanında Ar-Ge yapmak maliyetli ve zaman alıcı bir iştir. Bundan dolayı tohumculuk alanında yapılan Ar-Ge çalışmalarına ilave destek verilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Meclis başkanı olarak görev yaptığım Mersin Ticaret Borsanın kendi imkanları ile kurduğu tohumculuk şirketi bu alanda önemli çalışmalar yapmaktadır. Ülkemizde özel sektöre ait 12 tescilli bakliyat tohumunun 7 tanesinin bu şirketimize ait olması, şirketimizin geldiği noktayı göstermesi açısından son derece önemlidir.

Dünyada bakliyat piyasasında son durum nedir?

Bakliyatın önemini tüm dünya çok iyi anladı. İnsan sağlığına olan faydaları, üreticiler için önemli bir gelir kaynağı olması, başta toprak olmak üzere çevreye yararları bakliyata olan talebi de artırdı. Şu an dünya bakliyat üretimi 78 milyon ton seviyesinde. Bu üretimin yarısını iki ürün oluşturuyor: fasulye ve nohut. Şu an dünya genelinde 25 milyon ton  fasulye ve 14 milyon ton nohut üretimi bulunuyor. Bu 78 milyon tonluk üretimi ülke bazında incelediğimizde ise Hindistan'ın 20 milyon ton yani yüzde 26'lık pay ile açık ara lider ülke olduğunu görüyoruz. Hindistan'ı 6 milyon ton ile Kanada, 5 milyon ton ile Myanmar ile Çin ve 3 milyon ton ile Brezilya izliyor. Bu 5 ülke dünya bakliyat üretiminin yüzde 50'lik bölümünü karşılıyorlar. Ürünlere göre baktığımızda ise fasulye üretiminde Hindistan ve Myanmar ve Brezilyanın ön plana çıktığını görüyoruz. Bu üç ülke 25 milyon tonluk dünya kuru fasulye üretiminin yarısını karşılıyorlar. Nohutta Hindistan, Avustralya ve Pakistan başı çeken ülkeler. Kuru bezelyede ise Kanada, Çin ve Rusya dünya üretiminde söz sahibi olan ülkeler.