Beyşehir Gölü’ndeki su ürünleri tehdit altında

Suğla Su Ürünleri Uluslararası Ticaret Müdürü Onur Özkal, Beyşehir Gölü’nün su ürünleri kapasitesi, ihracattaki önemi ve buradan geçmini sağlayan avcı kitlesinin büyüklüğüne bakıldığında yanlış avcılığın etkilerininin yaratacağı yıkımın büyük olacağını söyledi.

Özlem As

Beyşehir Gölü sahip olduğu su ürünleri potansiyeli ile bölge ekonomisine önemli katkısı olan bir göl. Ancak son dönem genel olarak tüm Türkiye’de yer yer görülen yanlış avcılık; Beyşehir Gölü’nde de yoğun olarak etkilerini göstermeye başladı. Küçük boydaki balıkları avlama ve yasak dönem avcılığa bir de elektro şok usülü avcılık eklenmiş durumda. Suğla Su Ürünleri Taşımacılık Tarım Ürünleri Pazarlama San.Tic.Ltd.Şti.Uluslararası Ticaret Müdürü Onur Özkal, Beyşehir Gölü’ndeki tehlikeli gidişe dikkat çekti.

“Aslında Türkiye’de tüm göllerde yanlış avcılık maalesef ki mevcut” diyen Özkal, Beyşehir gölünün kapasitesine ve burdan geçmini sağlayan avcı kitlesinin büyüklüğüne bakıldığında yanlış avcılığın diğer göllere oranla daha etkili olduğunu söyledi. Özkal, “Beyşehir’de üç tür hatalı avlanma yapılmaktadır. Küçük boydaki ürünü avlama (Geçmişten bu güne devam eden önü alınamayan bir sorun). Elektro şok usulü ile avlanma (Yeni dönemin sorunu) ve yasak döneminde avcılık (Son dönemlerde Tarım il ve ilçe görevlileri sayesinde en aza indirgemiş bulunmaktadır.). Sudak ve Sazan balığı Beyşehir gölünün ana ürünleridir. Özellikle Sudak balığı ihracat bakımından Türkiye dış ticaretinde önemli yeri olan bir balıktır ve ülkemizin bu üründeki rakipleri Rusya ve Kazakistan’dır. Ülkemizde avcılık diğer rekabet halinde olduğumuz ülkelere bakıldığında daha bilinçsizdir. Nedeni ise; aşırı kazanç isteği, kulaktan dolma bilgiler, yaptırımların yetersizliği, eğitim yetersizliği gibi konulara dayanmaktadır. Avcıların bilinçsiz avlanması ve son dönemlerde elektro şok gibi kendi canlarını da tehlikeye attıkları durumlar sonucu geçmiş dönemlerde bir çok sorunları meydana çıkarmıştır. Göldeki canlı türlerine zarar verdikleri hakkında çok bir bilgiye sahip olmamaları “Eğitim yetersizliği’’ sorununu ön plana çıkarmaktadır. Tarım il ve ilçe örgütleri her ne kadar bu bilince ulaşılması için çabalasa da özellikle cezai şartlardaki yetersizlik deyim yerindeyse ellerini kollarını bağlamaktadır” diye konuştu.

Bölge halkının geçimine katkısı büyük

Beyşehir Gölü’nün ürün potansiyeli ve kota olarak bölge ve ülke ekonomisini ciddi şekilde etkileyecek bir potansiyele sahip olduğunu dile getiren Özkal, bölge halkı için çiftçilik ve gölün hayati önemi olduğunu ve yüzde 50-60’lık bir kısmının geçimini gölden sağladığını söyledi. Özkal, “Beyşehir Gölü Türkiye’deki diğer göllere bakıldığında Sudak ve Sazan avclığı bakımından birinci sırada gelmektedir. Potansiyel olarak çok yüksek bir göldür ve yurtiçi satışları ve ihracat satışları bakımından stoklarımızı full kota olmasa da büyük ölçüde yeterli kılmaktadır. Ülkemiz için bu gölün önemi tatlı su ürünleri üzerinden döviz girişi olarak lanse edilse hiç de yanlış olmaz sanırım. Sudak balığı Avrupa başta olmak üzere Dünyanın bir çok farklı ülkesine ihraç edilirken, çim sazanı ile de Ortadoğu ülkelerine ihracat yapılmaktadır” diye konuştu.

Yüksek fiyatlar tüketimi azaltıyor

Özellikle geçtiğimiz dönemde deniz balıklarının az çıkması nedeniyle göl balıklarında fiyatların tavan yaptığını dile getiren Özkal, “Tüketim düzeyi yeterli değil çünkü bu artışlar ülkemiz vatandaşlarının cebine uygun gelmiyor. Türkiye ekonomisindeki inişli çıkışlı durum ve deniz ürünlerindeki fiyat artışı vatandaşı lüks tüketimden biraz el çektirmek zorunda bırakıyor. Bunu şöyle örnekleyebiliriz. Eskiden düşük gelirli bir aile hafta 1 kez evine balık götürebilirken şu anda orta gelirli bir aile 2 hafta da bir evine balık götürebilmektedir. Bunu önlemenin yolu iki taraflı olabilir. Devletin aşırı değişken ekonomimizi bir an önce stabil hale getirmesi ve satıcıların çok kazanma arzusuna yenik düşmemesi” diye konuştu.

Yetiştirme ürünlere ilgi artıyor

Yetiştirme su ürünlerinin hem ihracat, hem yurtiçi satışları açısından ülkemizde gerçekten önemli bir artış gösterdiğini kaydeden Özkal, bu artışın düzenli olarak devam ettiğini söyledi. Özkal, “İç pazarda özellikle deniz ürünlerinin az çıkmasına karşı yükselen fiyatlar yetiştirme su ürünlerini bir adım daha ileri götürmüştür. Bu durum müşterinin daha çok yetiştirme ürünlere ve tatlı su ürünlerine eğilim göstermesini sağlamıştır. Aynı zamanda yetiştirme su ürünleri dış pazar hacmini oldukça genişletmiş ülkemiz ekonomisine önemli katkılar sağlamaya başlamıştır. Özellikle ülkemizde başı çeken firmalar bu konuda gerçekten tebriği hakediyor çünkü yurtdışında tanınırlığımız konusunda önemli rol oynamaktadırlar” dedi.