Bu yıl bakliyat üreticisinin yüzü bir nebze güldü

Geçen seneye göre nohut fiyatının yaklaşık yüzde 35 düştüğünü belirten Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, “Kırmızı mercimekte ciddi bir fiyat artışı olmadı. Yeşil mercimek fiyatı, aynı dönem içinde değişmedi. 2017 yılında bir kısım fasulye üreticisi fiyat beklentisini bulamadığı için fasulye ekiminden vazgeçti" dedi.

Geçen seneye göre nohut fiyatının yaklaşık yüzde 35 düştüğünü belirten Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, “Kırmızı mercimekte ciddi bir fiyat artışı olmadı. Yeşil mercimek fiyatı, aynı dönem içinde değişmedi. 2017 yılında bir kısım fasulye üreticisi fiyat beklentisini bulamadığı için fasulye ekiminden vazgeçti. Geçen seneye göre üretiminde düşüş olan fasulye çeşitlerinde yaklaşık yüzde 50 oranında fiyat arttı. Fasulye üreticisinin ürününü geçen seneye göre daha değerli satması önümüzdeki yıl için fasulye üretimine teşvik edecektir” diye konuştu.

Özlem As

Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, bu sene üretim rakamlarının bir nebze de olsa üreticinin yüzünü güldürdüğünü ve TMO'nun nohut ve yeşil mercimek alımı yapması üretici açısından olumlu karşılandığını ve tüketici açısından da faydalı olduğunu söyledi.
Reis, “Ülkemizde bu yıl dahili tüketimi karşılayacak kadar nohut, fasulye ve kırmızı mercimek üretimi yapıldı. Nohut üretimi geçen seneye göre ciddi oranda arttı. Fasulye üretimi ise yüzde 10 oranında geriledi. Yeşil mercimek üretimi son 2 yıldır artmasına rağmen dahili tüketimi karşılamak için ithal ediliyor. Üretim, dahili tüketimin ancak yarısına yakın miktarını karşılıyor. Barbunya, battal, çalı ve şeker fasulye çeşitlerinin ekimi her yıl azalıyor. Bombay, maş ve horoz fasulyesi, iç bakla, börülce, sarı mercimek ise artık yok denecek kadar az üretiliyor. Geleneksel yemek kültürümüzde olan bu ürün çeşitleri ithal etmemeli ve ülkemize has olan tohumlarla üretimi artırmalı, üretici teşvik edilmelidir. Bu yıl nohut, kırmızı ve yeşil mercimekte üreticinin bir nebze de olsa yüzü güldü. TMO’nun nohut ve yeşil mercimek alımı yapması üretici açısından olumlu karşılandı, tüketici açısından da faydalı olmuştur. Fasulye üreticisinin ürününü geçen seneye göre daha değerli satması önümüzdeki yıl için fasulye üretimine teşvik edecektir” diye konuştu.

Üretim yarı yarıya azaldı

TÜIK verilerine göre 1990 yılında yaklaşık 20 milyon 260 bin dekar baklagil ekim alanının 2017 yılında 7 milyon 904 bin dekara inmesi; ekim alanındaki yüzde 61 oranındaki azalmasının genel olarak bakliyat üretiminde alarm verdiğini kaydeden Reis, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye 1988 yılında tüm mercimek çeşitlerinde 1 milyon 40 bin ton üretimi ile dünya mercimek üretiminin yüzde 33.8'ini gerçekleştirerek 1. sırada yer alırken, 2017 yılında 430 bin ton üretime geriliyorsa ve zaman zaman ithalat yapıyorsa bu işte bir yanlışlık var demektir. 1990 yılında 860 bin ton nohut üretimi gerçekleştiren Türkiye dünyada 2. sırada yer alırken hatta ihracatta söz sahibi iken 2017 yılında yüzde 45 azalışla 470 bin ton üretiyorsa, nereden nereye diye bir düşünmek lazım. 1990 yılında fasulye üretimi 210 bin ton iken 2017 yılında üretim rakamı 239 bin tona çıkması ne kadarlık bir başarı sayılır. TÜİK’in son istatistik sonuçlarına göre Türkiye'nin 1990 yılındaki bakliyat üretimi 2 milyon 12 bin ton iken, 2017 yılına gelindiğinde ise üretimdeki yüzde 42’lik azalışla 1 milyon 163 bin tona düşmüştür. Türkiye 1990 yılındaki nüfusu 54 milyon 911 bin iken, bu oran 2017 yılında yüzde 47’lik artışla 80 milyon 810 bin kişiye ulaşmıştır. Nüfus artışına paralel üretim artışı  gerçekleştirilmelidir.”

Bakliyat bol ve ucuz olduğunda tüketim artar

821 milyon insanın aç yaşadığı, 2 milyar insanın da yeterli beslenemediği dünyada, her ülke kendi dahili tüketimini karşılayacak ve üretimini kalıcı bir şekilde arttırıcı önlemleri alması gerektiğini ifade eden Reis, üretimin arttığı dönemde tüketimin de arttığını kaydetti. Reis, “Her ülke kendi dahili tüketimini karşılayacak kadar gıda güvenliğine uygun üretim yapmalı ve halkının gıda güvencesini sağlamalıdır. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra İzmir'de yapılan birinci İktisat Kongresi'nde Gazi Mustafa Kemal Atatürk bir ülke için üretimin ve üreticinin önemini vurgulayan şu sözleri çok önemlidir; ‘’Üreticilerden yoksun olan milletler, üretenlerin esiri olur. Milli ekonominin temeli Ziraattır. Köylü milletin efendisidir.’’ Ülkemizde bakliyat ürünlerine verilen desteğin ve TMO'nun ürün alım garantisinin 1995 yılında kaldırılmasına kadar, bakliyatta kendi ihtiyacını karşılayacak miktarda üretim gerçekleştirildi. Ayrıca yüksek miktarda üretim ile dünyada en önemli düzeyde ihracatçı konuma ulaşıldı. Bakliyat üretiminin yüksek olduğu, bakliyat ürünlerinin bol ve ucuz olduğu dönemlerde bakliyat tüketimi de arttı. 1990 yılında mercimek çeşitlerinde 9.9 kg kişi başına tüketim miktarı, 2017 yılında yüzde 46 azalışla 5.3 kg'a gerilemiştir. 1990 yılında nohut tüketimi kişi başına 7.9 kg’dan, 2017 yılında 5.4 kg’a düştü. Aynı yıllar içinde fasulye tüketimi ise kişi başına 3.4 kg'la sabit kalmıştır. 1988 yılında Toprak Mahsulleri Ofisinin depolarında yeşil mercimek stoklarını eritmek için tüketim seferberliği yapıldı. Anne sütünü arttırması ve insan gelişiminde önemli yeri olan yeşil mercimeğin kişi başı tüketimi son 15 yılda 1 kilogramın altına düşmüştür. Gelecek nesillerin sağlığı açısından, bakliyatta kişi başına tüketimin azalmasının nedenleri araştırılmalıdır” diye konuştu.

Bakliyat fiyatları

Üretimi artan ürünlerin fiyatlarında artış olmayacağını ve spekülasyon yapılamayacağını belirten Reis, bunun en güzel örneğinin nohut fiyatlarında yaşandığını söyledi. 2016 ve 2017 yıllarında dünya nohut fiyatlarında yüzde 80 artış yaşandığını ve ülkemizde de fiyatlarının yüzde 45 arttığını hatırlatan Reis, bu yıl nohut üretimindeki rekolte artışının hem üreticinin hem de tüketicinin yüzünü güldürdüğünü söyledi. Bir sene önceye göre nohut fiyatı yaklaşık yüzde 35 düştüğünü belirten Reis, “Kırmızı mercimekte ciddi bir fiyat artışı olmadı. Yeşil mercimek fiyatı, aynı dönem içinde değişmedi. 2017 yılında fasulye üreticisi fiyat beklentisini bulamadığı için fasulye ekiminden vazgeçti. Geçen seneye göre üretiminde düşüş olan fasulye çeşitlerinde yaklaşık yüzde 35 oranında fiyat arttı. Bugün Türkiye’ deki bakliyat ürünlerinin fiyatları, kalitesi, tohum ve lezzet farklılığı ile kıyaslandığında dünya fiyatlarının altındadır”diye konuştu.

“Bakliyat ürünleri enflasyonu aşağı yöne çeker”

Bakliyat ürünleri diğer ürünlere göre daha ekonomik, bunun yanında artımlı ve sağlıklı olması nedeniyle de daha fazla tercih edildiğini kaydeden Reis, ayrıca içinde bulunduğumuz mevsim koşulları itibariyle de tüketiminin daha da arttığını söyledi.
Bakliyat ürünlerinin gıda enflasyonunu aşağı yönde etkilediğini belirten Reis, “Bu anlamda enflasyonla mücadeleye destek olmaktadır. Ülkemizde Ağustos ayında ekonomide yaşanan olumsuzluklara karşı 1995 ve 2001 yılında ‘’enflasyonla mücadele sadece hükümetlerin değil iş adamlarının da görevidir diyerek’’ başlattığımız Sabit Fiyat Uygulaması kararını yeniden hayata geçirerek haziran ayı fiyatları ile eylül ayı sonuna kadar devam ettirdik. Bu aldığımız kararla tüketicimize fayda sağlamayı ve enflasyonu bastırmada katkıda bulunmaya çalıştık. Ayrıca ‘’Enflasyonla Topyekün Mücadele’’ kampanyasında satış noktalarına desteklerimizi sürdürüyoruz.
2001 yılında ülkemizde yaşanan ekonomik kriz sonucu tüketici açık bakliyata yöneldi. En ucuz ürün, en çok satar düşüncesi ile ürün alan perakende mağazalarından pek çoğu bu talebe karşılık açık ürün reyonları oluşturdu. Ancak gıda güvenliği açısından bu ürünlerin izlenebilirliği, ürün kalite ve standardının korunması çok zor. Tarım ve Orman Bakanlığı; 28.11.2018 tarihinde tüketicilerin ambalajlı ürünleri tercih etmesi gerektiğini belirterek, bu ürünlerin denetlendiğini ve gönül rahatlığı ile tüketebileceğini ifade etti” şeklinde konuştu.
Bitkisel protein kaynağı olan bakliyat ürünlerinin fiyatının, hayvansal protein kaynağı olan kırmızı ve beyaz et ürünlerine göre daha ucuz ve daha ekonomik olduğunu dile getiren Reis, sözlerine şöyle devam etti: “Bakliyat yapısı gereği su çeker, et ürünleri ise su salar. Bakliyat ürünleri artımlı ve daha fazla doyurucudur. Bir kilo fasulye ve bir kilo nohuttan yapılan yemeklerden ortalama 10-15 porsiyon çıkar. Bir kilo kırmızı mercimekten yaklaşık 50 tas çorba olur bir kilo pirinçten yaklaşık 2.5 kg pilav elde edilir. Ülkemizde yetiştirilen bakliyat ürünlerinin kendine has özellikleri olan; Ata tohumlarından yetiştirilmesi, besin değerlerinin korunması, bitkisel protein kaynağı oluşu, halk arasında daha sağlıklı ürün olarak kabul görmesi, bakliyata doğru bir yönelimin artmasına neden olmaktadır.”

Geleceğe yatarım yapıyor; sosyal sorumluluk projelerine öncülük ediyor

Reis, üretim ve sevkiyatın her noktasında mühendislik kadrosuna Gıda, Ziraat, Endüstri, Kimya mühendisleri ve teknikerleri istihdam ederek uzman kadrosunu genişletme yoluna gittiğini belirten Mehmet Reis, bunun yanında geleceğe de yatırım yaparak sosyal sorumluluk projelerine de öncülük ettiklerini söyledi. Reis, “2009 yılında ‘‘Geleneksel Lezzetler Sağlıklı Nesiller’’ sloganıyla başlattığı “Obezite Önlenebilir” kampanyasında, ‘‘Abur Cubur Olacağı Budur’’ “Abur Cubura Karnımız Tok” diyerek obezite farkındalığı yarattı. Bakliyatın besleyici özelikleri olan protein demir, fosfor ve kalsiyum gibi besin bileşenlerince zengin olmasının önemini vurgulayarak gelecek nesilleri obezite konusunda bilinçlendirmeyi hedefleyen Reis Gıda; 2015 yılında ise “Ev Yemeği Sofrada, Hesap Ortada” kampanyası ile ev yemeğinin önemini vurguladı. 2016 yılındaki projemiz ‘’Evde Yemek Var’’ ile devam etti. 2017 yılında da sağlıklı bir toplum için “Tüm Sevdikleriniz Sofrada Buluşuyorsa Hayat İşte O Zaman Tamam. ‘’ kampanyasıyla sosyal sorumluluk projelerinin sürdürebilirliğini sağlamaya devam ediyor” dedi.

Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda ve İsviçre başta olmak üzere 4 kıtada 26 ülkeye gerçekleştirdiğimiz ihracatımızı arttırmayı hedeflediklerini belirten Reis, “Türkiye’de yetiştirilen bakliyatların lezzet farklılığı, besin değerlerinin yüksek oluşu ve genetiği değiştirilmemiş, ülkemize has yerli tohumlardan üretilmesi nedeniyle tüm dünya ülkeleri tarafından talep edilmektedir. Türkiye; verimli toprağına, suyuna ve tecrübeli çiftçilerine sahip çıkarak bu avantajını planlı ve sürdürülebilir şekilde kullanmalıdır. Uzun dönem tarımda kendi kendine yeterli ülkelerden biri olan Türkiye’nin başta bakliyat ürünleri olmak üzere ihracatçı konumunda iken ithalatçı olması bizim tarım konusunda sorunları tespit edip bir şeyler yapmamızın zorunlu olduğunu ortaya koyuyor. Toprağımızı verimli kılarak, sularımızı temiz tutarak ve tasarruflu kullanarak, yerli tohumların kıymetini bilerek, kırsal kesimden göçü önleyerek, gençleri tarım ekonomisine teşvik ederek, üretim maliyetleri düşürülerek, ürün zayiatını azaltarak, Türkiye’yi yeniden tarım ve hayvancılıkta kendine yeterli bir ülke haline getirecek, aynı zamanda ihracatta üstün kılacak reformları hazırlayarak hayata geçirmeliyiz.
Ayrıca, dünya küresel iklim değişikliği tehdidi altında. Ülkemiz iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek olan Akdeniz havzasında yer alıyor. Olumsuz hava olayları, ülkemizde sıklıkla yaşanır hale geldi. Uzmanlar, iklim değişikliğinin önümüzdeki yıllarda kendini daha şiddetli göstereceğini ve Türkiye’nin bu durumdan en çok etkilenecek ülkelerden biri olacağı ifade ediliyor. Bu nedenle yaşamın güvencesi olan hava, toprak ve suyun kirletilmemesi, ormanların yok edilmemesinin tek çıkar yolu olduğunu bilmemiz gerektiği vurgulamaya çalışılıyoruz” diye konuştu.
Mehmet Reis, küresel iklim değişikliğinin etkileri; tarım ve gıdanın sürdürülebilirliği konusunda sosyal sorumluluk çerçevesinde yaptıkları çalışmalardan dolayı Tarım ve Orman Bakanlığı, FAO, Türkiye İş Verenler Sendikası ve Sürdürülebilir Gıda Akademisi tarafından layık görülen ‘’Dünya Gıda Günü Ödülü’’nün sorumluluklarını artırdığını sözlerine ekledi.