Buzağılar neden ölüyor?

Buzağıların hastalıklara karşı savunmasız olarak dünyaya geldiğini ve özel bakıma ihtiyaç duyduklarını belirten Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Talat Gözet, yetiştiricinin maliyet kaygısı nedeniyle buzağısı hastalanmadan veteriner hekime gidemediğini söyledi.

Özlem As

Hayvancılıkta kronikleşmiş arz açığı sorunu artarak devam ediyor. Açığı kapatmak için başvurulan ithalat, artık et ihtiyacını karşılamak için daimi bir yol haline gelmiş durumda.
Yem fiyatlarının yüksek olması, etçi ve kombine ırk hayvan sayısının azlığı, sürülerde gebelik oranı ve döl veriminin düşüklüğü gibi nedenler et açığını hızla artıran faktörler...
Ve her yıl yaklaşık 750 bin buzağının ölümü...
Bu kadar buzağı neden ölüyor? Hayvan varlığının azaldığı Türkiye’de bu ölümlerin önüne neden geçilemiyor? Uzmanlar bu ölümlerin önemli bir kısmının engellemesi durumunda bile ithalata gerek duyulmayacağını belirtiyor.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı da bu yılı ’Hayvan hastalıklarıyla mücadele ve buzağı ölüm oranlarını düşürme yılı’ olarak ilan etti.
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Talat Gözet ile buzağı ölümlerini, bakanlığın girişimini konuştuk.
Gözet, buzağı ölümlerinin en başta gelen sebebinin; yetiştiricinin veteriner hizmetlerinden istenilen düzeyde yararlanamaması olduğunu söyledi.
Buzağıların hastalıklara karşı savunmasız olarak dünyaya geldiğini ve özel bakıma ihtiyaç duyduklarını belirten Gözet, yetiştiricinin maliyet kaygısı nedeniyle, buzağısı hastalanmadan veteriner hekime gidemediğini söyledi. Gözet şunları söyledi:
“Ülkemizdeki buzağı ölümlerinin, gelişmiş dünya ülkelerine göre daha yüksek olduğu bir gerçektir. Ancak; Elimizde kesin bir veri bulunmamakla birlikte, 700 bin rakamı biraz afakidir. Buzağı ölümlerinin bu kadar yüksek olması tek bir nedene bağlanamaz. Bunun birçok sebebi vardır. Buzağılar, hastalıklara karşı savunmasız olarak dünyaya gelirler ve özel bakıma ihtiyaç duyarlar. Buzağı ölümlerinin en başta gelen sebebi; yetiştiricinin veteriner hizmetlerinden istenilen düzeyde yararlanamamasıdır. Doğum öncesi ve doğum sonrası koruyucu hekimlik hizmetleri çok önemlidir. Buzağıların bağışıklık sistemleri yeterli düzeyde gelişmediği için hastalıklara karşı direnci de zayıftır. Bunun yanında, buzağıların tedaviye cevap vermesi ve hastalığa karşı direnci de yetersizdir. Bu nedenle, öncelikli hedef buzağıyı hastalıktan korumak olmalıdır. Ancak, yetiştirici maliyet kaygısı nedeniyle, buzağısı hastalanmadan veteriner hekime gitmemektedir. Buzağı hastalandıktan sonra ise tedavi şansı çok azalmaktadır. Bunun için doğum öncesi ve doğum sonrası yapılan Buzağı Septisemi Aşıları ve buzağı septisemi serumları gibi uygulamalar, koruyucu aşılama programlarına dahil edilmeli ve ücretsiz olarak yapılmalıdır.”
Gebe düve ithalatının ölümlerin önemli bir nedeni olduğunu kaydeden Gözet, buzağının hastalıklara karşı koruyucu antikorlarını annesinden aldığını söyledi. Gözet sözlerine şöyle devam etti: “Annesi de bu antikorları yaşadığı ortamdaki bakterilere karşı oluşturur. Eğer, anne gebe olarak ithal edilmiş ise, oluşturduğu antikorlar eski ahırındaki bakterilere karşı etkilidir. Bu nedenle, buzağı yeni ahırındaki bakterilere karşı savunmasız kalmaktadır. Bunu önlemenin yolu, ileri gebe hayvanların ithalatına izin verilmemesidir. Bakım ve beslenme hatalarına bağlı olarak da buzağı ölümleri yaşanmaktadır. Ancak, bunların oranı daha düşüktür.”

Koruyucu hekimlik uygulaması gerekli

Dünyada hayvan hastalıklarına karşı koruyucu hekimlik uygulamalarının ön plana çıktığını belirten Talat Gözet, alınacak biyo güvenlik önlemlerinin de büyük önem taşıdığını söyledi.
Gözet, “Hayvan hastalıkları, yetiştiricilik açısından önemli bir sorundur. Ve önemli ölçüde verim kayıplarına neden olmaktadır. Dünya, hayvan hastalıklarına karşı koruyucu hekimlik uygulamalarını ön plana çıkarmaktadır. Hayvan hastalandıktan sonra yapılan tedavi hizmetlerinin maliyetleri, koruyucu hekimlik maliyetlerinden çok daha yüksek olmaktadır. Bu nedenle, koruyucu hekimlik hizmetleri tercih edilmektedir. Hastalıkların önlenmesinde, alınacak biyo güvenlik önlemleri de büyük önem taşımaktadır” diye konuştu.
Yetiştiricinin hayvan bakım, beslemesi ve koruyucu hekimlik hizmetleri için bir veteriner hekimden danışmanlık hizmeti alması gerektiğini belirten Gözet, “Böyle bir uygulama, salgın hayvan hastalıklarının önlenmesinde ve buzağı ölümlerinin önlenmesi için de önemli bir adım olacaktır. Bununla birlikte hayvansal ürün artışı da sağlanacaktır. Bugün ülke genelinde 10 binden fazla muayenehane çalıştıran serbest hekim vardır. Bu hekimlerden azami yarar sağlanmalıdır. Ve her ahırın, her kümesin, her balıkçılık işletmesinin ve her arıcılık işletmesinin bir sorumlu veteriner hekimi olmalıdır” dedi.

Sınırların kontrol edilememesi hastalıkları artırmakta

Ülkemizde, bugüne kadar, hayvan hastalıkları ile başarılı mücadele çalışmaları yürütüldüğünü fakat karşılığının tam olarak alınamadığını dile getiren Gözet, nedenin Türkiye’nin coğrafi konumu ve komşuları olduğunu kaydetti. Doğu ve Güneydoğu sınırlarının kontrol edilemediği gibi, bölge ülkelerinde hayvan hastalıkları ile yeterli mücadele yapılmadığından, her türlü salgın hastalık görüldüğünü belirten Gözet, “Ve ülkemize bulaştırılmaktadır. Bunun yanında; ülkemiz, göçmen kuşların göç yolları üzerindedir. Bu yolla da ülkemize önemli hastalıklar taşınmaktadır. Salgın hastalıklarla mücadelede zaman çok önemlidir. Hastalığı, yayılmadan mihrakında söndürmek gerekir. Bu nedenle, hayvancılık işletmelerinin devamlı kontrol altında olmaları gerekir. Bunun yanında, salgın hastalıklarla mücadelelerde, komşu ülkelerle ortak çalışmalar da önemlidir. Ancak, Doğu ve Güneydoğudaki ortam nedeniyle ortak çalışma yürütülmesi mümkün olamamaktadır. Bu nedenle de, ülkemizdeki birçok hastalığın eradikasyonu sağlanamamaktadır” şeklinde konuştu.

Veteriner hekimlerin motivasyonu önemli

Bakanlığın 2018 yılının hayvan hastalıklarıyla mücadele yılı olarak belirlemesinin olumlu bir yaklaşım olduğunu belirten Gözet, “Ve bu çalışmalar veteriner hekimler tarafından yürütülecektir. Ancak, gerçekleştirilmesi için de gerekli tedbirlerin alınması gerekir. Öncelikle, çalışmaları gerçekleştirecek veteriner hekimlerin motivasyonu çok önemlidir. Veteriner hekimlik mesleği son yıllarda çok fazla ihmal edilmiştir. Özellikle, özlük hakları yönünden büyük erozyon yaşanmıştır. Taşrada görev yapan veteriner hekimler, köylerde, mezralarda ahır şartlarında, mesai mefhumu gözetmeksizin (Sabah 6-7 de) zor şartlarda görev yapmaktadırlar. 1980’li yıllarda, bir ilçede, kaymakam da dahil, en yüksek maaşı veteriner hekimler alırken, bugün emsal meslekler arasında en düşük maaşı alır duruma gelmiştir. 2018 yılında başarılı bir hastalıklarla mücadele çalışması için, veteriner hekimlerin özlük hakları ile ilgili iyileştirme çalışmaları yapılarak, motivasyonları artırılmalıdır” dedi.
Gözet, ülkemizde, hayvan hastalıklarının önüne geçmek, bazı hastalıkları eradike etmek için, sayıları 10 bini geçen serbest klinisyen hekimlerin bu alanda görevlendirilmeleri gerektiğini vurguladı.

Dünyada hayvan hastalıkları...

Asya, Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde salgın hayvan hastalıklarının yaygın olarak görüldüğüne dikkat çeken Gözet, AB ülkeleri, ABD ve Avustralya'da ise salgın hayvan hastalıklarının birçoğunun eradike edildiğini söyledi. Gözet, sözlerine şöyle devam etti: ”Eradike edilmiş bir hastalığın ortaya çıkması durumunda çok radikal tedbirler uygulamaktadırlar. Hastalıklı hayvanların tamamı ya imha edilmekte veya mecburi kesime tabi tutulmaktadırlar. Bu nedenle, hastalıklar görüldüğü yerde söndürülmekte ve yayılması önlenmektedir. Hastalıkların yaygın olarak görüldüğü bölgelerde, hasta hayvanların imhası veya mecburi kesime gönderilmesi çok büyük mali kaynak gerektirdiğinden uygulanamamaktadır. Bu bölgelerde, aşılama yoluyla, hastalığın kontrol altına alınması yoluna gidilmektedir.”

İthalat hayvan hastalıkları riskini artıyor

Her türlü hayvansal ithalatın, yeni hayvan hastalığı riski taşıdığını dile getiren Gözet, ithalat gerçekleştirilen ülke sayısı arttıkça hastalık çeşitliliğinin de, riskin de katlanarak arttığını söyledi. Gözet, “Ülkemiz, son yıllarda, hemen tüm dünya ülkelerinden canlı hayvan veya et ithalatı gerçekleştirmektedir. Son 10-15 yıl içerisinde, ülkemiz birçok yeni hastalıkla tanışmıştır. İthalat hayvan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri yanında, halk sağlığı açısından da önemli riskler taşımaktadır. Son yaşadığımız E.Coli bulaşık ithal et olayı bunun en önemli göstergesidir” diye konuştu.