Dış ticarette yoğun rekabete karşın sektör var olmaya çalışıyor

Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı ve Ulusal Baklagil Konseyi Başkanı Abdullah Özdemir, bu yıl kuru baklagiller üretiminin 2017 yılına göre yüzde 4 artışla 1 milyon 212 bin ton olmasının beklendiğini söyledi.

Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı ve Ulusal Baklagil Konseyi Başkanı Abdullah Özdemir, bu yıl kuru baklagiller üretiminin 2017 yılına göre yüzde 4 artışla 1 milyon 212 bin ton olmasının beklendiğini söyledi. Bu yıl nohut ekim alanlarındaki önemli artış sonucunda üretimin bir önceki yıla kıyasla yüzde 28 artmasının tahmin edildiğini ifade eden Özdemir, nohut ile birlikte en önemli üretim kalemi olan kırmızı mercimekte ise yüzde 20'lik daralma öngörüldüğünü söyledi.

Özlem As

Bakliyat; besin değeri ve üreticiler açısından önemli bir ürün; dünyanın ihtiyacının yarısını karşıladığımız günlerden bugün iç talebinin önemli bir kısmını ithal eden bir ülke konumuna gelmemize rağmen...
1994 yılında Nadas Alanlarının Daraltılması Projesinin sona erdirilmesi ve TMO'nun baklagilleri alım kapsamından çıkarması başta mercimek ve nohut olmak üzere kuru baklagillerin çiftçiler açısından cazibesini yitirmesine neden olmuştu.
Girdi fiyatlarının yüksekliğine ve dünyada bakliyata verilen önemin dolayısıyla ekim alanlarının hızla artışı nedeniyle rekabetin artışına karşın sektör var olmaya, toparlanmaya çalışıyor.
Bu yıl TMO yeniden kuru fasulye, mercimek ve nohut ticaretine başlıyor. Enflasyonla birlikte hayvansal protein
ürünlerde fiyat artışı bakliyata ilgiyi de artırmış durumda.
Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı ve Ulusal Baklagil Konseyi Başkanı Abdullah Özdemir, TÜİK tarafından yayınlanan verilere göre kuru baklagiller üretiminin 2017 yılına göre yüzde 4 artışla 1 milyon 212 bin ton olmasının beklendiğini söyledi. Bu yıl nohut ekim alanlarındaki önemli artış sonucunda üretimin bir önceki yıla kıyasla yüzde 28 artmasının tahmin edildiğini ifade eden Özdemir, nohut ile birlikte en önemli üretim kalemi olan kırmızı mercimekte ise yüzde 20'lik daralma öngörüldüğünü söyledi.
Son dönemlerde bakliyat ürünlerine yönelimde bir artış olmasına karşın kişi başı kuru baklagil tüketiminin son beş yıldır 14-15 kg seviyesinde olduğunu ifade eden Özdemir, “Başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere, birçok sağlık kuruluşu baklagillere dayanan beslenme türlerini tavsiye etmektedir. Bu ürünlerin tüketimini artırmalıyız” diye konuştu.

Abdullah Özdemir’le bakliyat sektörünü konuştuk.

Bakliyatta son üretim, ithalat ve ihracat rakamları hakkında bilgi alabilir miyiz?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2017 yılında ülkemizde 1 milyon 164 bin ton bakliyat üretimi gerçekleşti. 470 bin tonluk hacim ile nohut toplam bakliyat üretiminin yüzde 40’ını oluşturuyor. Nohudun ardından ise 430 bin tonluk üretim miktarı (400 bin tonu kırmızı mercimek) ile mercimek geliyor. Bu iki ürün ülkemizin toplam üretim hacminin yüzde 77’sini kapsıyor. Ayrıca 2017 yılında ülkemizde 239 bin ton kuru fasulye üretimi yapıldı.

Dış ticaret tarafında, 2018 yılının ilk 10 aylık bölümünde 395 bin ton bakliyat ihracatımız oldu. İhraç ettiğimiz bu ürünlerin değeri 286 milyon dolar. En önemli ihraç kalemimiz 230 bin ton ile mercimek. Toplam ihracatımızın yüzde 58’ini oluşturuyor. Mercimek ihracatında en önemli pazarlarımız Sudan, Irak ve Mısır. Ayrıca bu yıl önceki dönemlere kıyasla nohut ihracatı da ön plana çıktı. İlk 10 ayda 100 bin ton nohut ihracatı gerçekleştirdik. Nohutta Irak, Pakistan, Ürdün ve İran başlıca pazarlarımız. Son olarak ise 43 bin tonluk kuru bezelye ihracatı gerçekleştirdik.

İthalat açısından incelendiğinde ise 2018 yılının Ocak-Ekim döneminde 483 bin tonluk bakliyat alımı yapıldı. Bu ürünlerin değeri 307 milyon dolar. Ülkemizin gerçekleştirdiği bakliyat ithalatının 295 bin tonluk kısmını mercimek oluşturdu. 92 bin ton ile nohut, 55 bin ton ile kuru bezelye ve 38 bin ton ile kuru fasulye diğer önemli ithal ettiğimiz ürünler. Mercimekte Kanada ve Kazakistan, nohutta ise Arjantin, Meksika, Hindistan ve ABD en önemli tedarikçilerimiz.

Türkiye, dış pazarlarda rekabetçi gücünü neden kaybetti?

Bakliyat ürünleri 1980'li yıllarda ülkemizde, bugün Kanada'da olduğu gibi, özel ürün anlayışıyla değerlendiriliyordu. Verilen destekler, TMO'nun alım stratejisi ve Nadas Alanlarının Daraltılması Projesi gibi politikalar neticesinde dünya bakliyat üretiminin ve ihracatının merkezi konumundaydık.

O yıllarda ülkemiz dünya mercimek üretiminin yüzde 40'ını gerçekleştiriyordu. Dünyanın ihtiyaç duyduğu mercimeğin yarısı Türkiye'den tedarik ediliyordu. Dünya nohut üretiminde ise yüzde 14'lük paya sahip olan ülkemiz, ihracatın da yüzde 60'ını gerçekleştiriyordu. Çünkü diğer ülkelerin gerçekleştirdikleri toplam üretim kendi iç tüketimlerini karşılamaya ancak yetiyordu. Yıllık bakliyat üretimimiz 2 milyon tonu aşmıştı. Bu miktarın yaklaşık yarısı iç tüketime gidiyor, diğer yarısı ise ihraç ediliyordu.

Ancak, 1994 yılında sona eren Nadas Alanlarının Daraltılması Projesi ve aynı yıldan itibaren TMO'nun yemeklik tane baklagilleri alım kapsamından çıkarması nedeniyle, başta mercimek ve nohut olmak üzere, kuru baklagiller çiftçilerimiz açısından cazip olmaktan çıktı. Sonuç olarak o yıllara kıyasla bakliyat ekim alanlarımız yüzde 60 azaldı. Üretimimiz yüzde 45 gerileyerek 2 milyon tondan 1.1 milyon tona düştü. Bakliyat ithalatı bulunmayan dünya bakliyat ihracatı şampiyonu ülkemizin 2017 yılında maalesef 570 bin ton dışarıdan alımı var. 337 bin tona gerileyen ihracatımızın büyük bölümünü Dahilde İşleme Rejimi kapsamında getirilen kırmızı mercimek oluşturuyor.

Mercimek üretiminde ve ihracatında bayrağı Kanada'ya devrettik. Kanada'nın mercimek ekim alanları ülkemizden yaklaşık 10 kat daha fazla. Üstelik bu alanlar ülkemizde olduğu gibi bölünmüş, küçük ölçekli, değişik yerlere dağılmış veya elverişsiz biçimde şekillenmiş araziler değil. Şu an Kanada, dünya mercimek üretiminin ve ihracatının yarısını gerçekleştiriyor. Nohutta ise Avustralya, dünyanın ihtiyaç duyduğu miktarın yüzde 60'ını karşılıyor. Arjantin, Rusya, Meksika ve Kazakistan ise son yıllarda izledikleri politikalarla bu ürünlerde öne çıkmaya başlayan diğer ülkeler.

Girdi fiyatlarındaki artış üreticiyi nasıl etkiledi? Bu yıl üretim artışı veya azalışı bekleniyor mu?

Mazot, gübre, tohum, tarım ilaçları, yem hammaddeleri gibi girdiler tarımın en önemli maliyet unsurlarıdır. Ülkemizde bu girdilerin önemli bir kısmı ithalatla karşılanıyor. Döviz kurlarında meydana gelen yükseliş vb. faktörler ise ithal girdilerdeki fiyatın artmasıyla sonuçlanıyor ve tarımda üretim maliyetlerini artırıyor. Bu maliyet artışının fiyatlara yansıması ile tüketicilerimiz gıda ürünlerini daha pahalıya almak zorunda kalıyor. Maliyet artışı fiyatlara yansıtılmazsa da çiftçilerimizin üretim yapması zorlaşıyor. Hükümetimiz şu anda en önemli girdiler arasında yer alan mazot ve gübre için destek veriyor. Nohut, mercimek ve kuru fasulye için dekar başına verilen mazot ve gübre desteği 18 TL seviyesinde.

Bu yıl kırmızı mercimek ekim alanları azaldı. Hem verimin bu yıl düşük olması hem de olumsuz hava şartları nedeniyle oluşan hasarlı ve tebeşirli taneli mercimek, piyasaya iç tüketim için sunulan kırmızı mercimek rakamını düşürüyor. Geçen yıl dekar başına 140-160 kg olan mahsul, bu yıl 80-120 kg seviyesinde bulunuyor. Ayrıca, hasat öncesi yağan yağışlar bitkileri yere yatırdı. Bunun sonucu olarak da bitkiler çürüdüğünden maalesef çoğunlukla ölü ve cılız taneler ortaya çıktı. Diğer yandan, özellikle Silvan, Ergani, Batman ve Bismil gibi önemli üretim bölgelerinde hasat öncesi dönemde 23 gün boyunca yağışlar vardı. Bu yağışların etkisiyle toprak ve hava nemliydi. Bu iklim şartları ise tebeşirli tanelere neden oldu.

Nohut açısından bakıldığında ise, Türkiye'de bu yıl nohut üretimi geçmiş yıllara nazaran çok daha iyi. İç tüketimi fazlasıyla karşılayacak seviyedeyiz. Hatta ihracatımız da önceki yıla göre daha iyi. Bu yılki ürünlerin hem hasarının az hem de homojen ve renklerinin güzel olması olumlu faktörler. Geçmiş yıllarda oluşan yüksek fiyat seviyesinden dolayı bu yıl nohut ekim alanları fazlasıyla arttı. Geleneksel nohut ekim bölgeleri olan Konya, Karaman, Kırşehir, Ankara, Çorum ve Yozgat gibi yerlerde ürünler piyasaya gelmeye başladı. Verim her yıl olduğu gibi 100-120 kg seviyesinde bulunuyor. Adana ve Güneydoğu illeri gibi önceki yıllarda nohut ekimi yok denecek kadar az olan bölgelerde ise bu yıl çok fazla ekim yapıldı. Üstelik bu yeni ekim alanlarında verimlilik oranları Türkiye ortalamasının neredeyse iki katı daha fazla. Geçmişteki 3-4 yıla kıyasla ülkemizde nohut üretimi bu yıl çok daha fazla.

Bakliyat ekim alanlarında son durum nedir?

Ülkemizde bakliyat ekim alanları son 30 yılda yüzde 60 azalarak 20 milyon dekardan 8 milyon dekara geriledi. Bu alanların yarısını oluşturan nohut, en fazla ekimi yapılan ürün durumunda. TÜİK verilerine göre nohut ekiminin en fazla olduğu iller Kırşehir, Ankara, Uşak, Yozgat ve Konya'da. Nohudu 2.7 milyon dekar ile kırmızı mercimek takip ediyor. Ülkemizde ekilen kırmızı mercimeğim yüzde 86'sını Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin ve Batman gerçekleştiriyor. Nohut ve kırmızı mercimek toplam bakliyat ekim alanlarımızın yüzde 85'ini oluşturuyor. Bu ürünleri 897 bin hektar, yüzde 11'lik pay ile kuru fasulye takip ediyor.

Son dönem bakliyat tüketiminde bir artıştan söz edebilir miyiz? Enflasyon artışı (hayvansal protein ürünlerindeki artış) bakliyata yönelimi sağladı mı?

Son dönemlerde bakliyat ürünlerine yönelimde bir artış olmasına karşın, ülkemizde kişi başı kuru baklagil tüketimi son beş yıldır 14-15 kg seviyesindedir. Kuru baklagillerin en önemli özelliklerinden biri zengin olsun, fakir olsun, herkesin gıdası olmasıdır. Et ve et ürünleri ile kuru baklagiller benzer protein seviyesine sahip besinlerdir. Oysa, fiyat olarak kıyaslandığında kuru baklagiller çok daha ekonomiktir. Örneğin Birleşmiş Milletle Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) kaynaklarına göre Nijer, Ruanda, Uganda ve Mali gibi birçok fakir ülkede kişi başı bakliyat tüketimi yılda ortalama 30 kg'dır. Yani, gelir seviyesi düşük kesimler için idealdir. Diğer yandan, sağlıklı beslenmeye olan katkısı yönüyle de gelir seviyesi yüksek sofralar için vazgeçilmezdir. ABD, İtalya, Brezilya ve Kanada gibi dünyanın en zengin ekonomilerinde kişi başı tüketim son yıllarda artış eğilimi göstermektedir. Kuru baklagiller protein açısından oldukça zengindir. Önemli bir lif kaynağıdır. Temel vitamin ve mineralleri ihtiva eder. Kuru baklagillerde kolestrol bulunmamaktadır. Gluten içermez ve anti alerjiktir. Üstelik hayvansal protein içeren diğer gıdalara kıyasla daha uzun süre bozulmadan korunabilir. Bu özellikleriyle başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere, birçok sağlık kuruluşu baklagillere dayanan beslenme türlerini tavsiye etmektedir. Dolayısıyla bu ürünlerin tüketimini artırmalıyız.

Önümüzdeki dönemde sektöre dair beklentiler ne yöndedir? 

TÜİK tarafından yayınlanan verilere göre kuru baklagiller üretiminin 2017 yılına göre yüzde 4 artışla 1 milyon 212 bin ton olması bekleniyor. Bu miktarın 600 bin tonunu ise nohut oluşturuyor. Bu yıl nohut ekim alanlarındaki önemli artış sonucunda üretimin bir önceki yıla kıyasla yüzde 28 artması tahmin ediliyor. Diğer yandan, nohut ile birlikte en önemli üretim kalemimiz olan kırmızı mercimekte ise yüzde 20'lik daralma öngörülüyor. 2017 yılında 400 bin ton olan kırmızı mercimek üretimimizin bu sene 320 bin tona gerilemesi bekleniyor. Kuru fasulye üretimi açısından pek bir değişiklik söz konusu değil. Bu yıl 230 bin ton kuru fasulye üretiminin gerçekleşeceği tahmin ediliyor.

Bakliyatta en önemli ihraç kalemimiz olan kırmızı mercimekte, şu anda piyasaya gelen ürünler daha çok iç piyasa ihtiyacını karşılamak amacıyla ağırlıklı olarak Mersinli tüccarlar tarafından satın alınıyor. Kanada, Kırgızistan ve Rusya gibi rekabet içerisinde olduğumuz ülkelerde üretilen kırmızı mercimeğin fiyatı, Türk mercimeğine kıyasla daha ucuz olduğundan, mevcut fiyat seviyesine rağmen ihracatımız bu yıl oldukça zorlu geçiyor.

Nohutta ise uzun yıllardan sonra sınırlı da olsa ihracat fırsatı bulabiliyoruz. Ancak burada önemli olan, yine geçmişteki astronomik nohut fiyatlarından dolayı dünya genelinde de nohut ekim alanlarının artırmasıdır. Bu nedenle dış ticarette yoğun bir rekabet yaşanıyor.