Doğruyu bulmak için tersine vurgu

Artan küresel nüfus için, güvenli çevresel sınırlar içerisinde sağlıklı ve besleyici gıda ürünleri sağlamak bugün insanlığın karşılaştığı en büyük sorunlardan birisidir. Bu nedenle dünyada gıda ve beslenmeye ilişkin sorunları analiz etme ve somut çözüm önerileri geliştirme konusu aslında “Slow Food” gibi “gıda sanayiinin” de sorunu.

Doğan Kuban hocanın dediği gibi; yüksek ve önde gelen teknolojilere henüz sahip olamadığımızı söylemek için motorlu araçlardan telefonlara kadar hepsinin ithal olduğunu bilmek ve ulusal ihracat ve ithalat listelerine bakmak yeterli. Ülke ekonomisinin % 20’sini oluşturan gıda sektörü için de ihracat ve ithalat listeleri ilginç olabilir. Türkiye’yi, hakkı olan çağdaş üretim düzeyine yükseltmek için bilim ve teknolojiye dayalı bir programın hazırlanması ve bütün ülkeye dengeli olarak yayılan bir sanayileşme politikası getirilmesi esastır.


Doç. Dr. Remziye Yılmaz
Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü
remziye@hacettepe.edu.tr

Geçtiğimiz Nisan ayında bir kaç günlüğüne Bodrum’daydım. Bodrum, hava ve insanlar çok güzeldi. Eğitim öğretim döneminin ortasında Bodrum’a gitme sebebim Slow Food Yaveş Gari Bodrum grubunun önderliğinde ve Muğla Büyükşehir ile Bodrum Belediyeleri ve OASİS Bodrum tarafından desteklenen Slow Cheese Bodrum III. Uluslararası Peynir Festivali idi.

Bu toplantı için organizasyon ve iletişim amatör ruhlu ancak oldukça profesyonel olan iyi, temiz ve adil gıda için çalışan BODRUM Yaveş Gari gönüllüleri tarafından başarılı bir şekilde gerçekleştirildi. Tüm gönüllülere hemen bir de buradan teşekkür edelim. Bu festival kapsamında geleneksel peynirlerin tadım ve satışı, üretici pazarları, Bodrum Geleneksel Mutfak Gereçleri Sergisi, peynir yapımı eğitimleri, peynir kitapları imzası, tadım atölyeleri ve bilimsel paneller yer aldı. Bütün etkinlikler çok başarılı idi ve dost insanlar tarafından gerçekleştirildiği her an hissedildi.

Dünyada Slow Food küresel bir örgütlenme; 1989 yılından bu yana yerel gıda kültürünün ve geleneklerin ortadan kaybolmasını önlemek ve endüstri toplumlarında oluşan “fast food (hızlı gıda)” yaklaşımı ile bu ortamda ne tüketeceğine karar verememe durumuna karşı duruş sergileyen bir oluşum.
“Herkesin iyi, temiz, adil gıda hakkı vardır” cümlesi üç temel ilkeyi içeriyor ve genel olarak “iyi” kavramı kaliteli, lezzetli ve sağlıklı gıdayı; “temiz” kavramı çevreye zarar vermeyen üretimi ve “adil” kavramı ise üretici ve tüketici için uygun ödeme ve hakka ve hukuka uygun koşulları tanımlanıyor. Farklı coğrafyada aynı isimle yer alan topluluklar uluslararası Slow Food hareketinin değerlerini paylaşan bir grup insan. Bir manifestoları var ve küresel düzeyde bu hareketin üyeleri tarafından kabul görüyor.

Öte yandan, gıda sanayi, küresel çapta 2030 yılına dek yüksek teknolojiyi de kullanarak sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmayı amaçlıyor. Sürdürülebilir kalkınma hedefleri ile gıda sisteminin ekonomik, sosyal ve çevresel boyutları arasında güçlü bir bağlantı olduğu ve “Gıda Sürdürülebilirlik Endeksi” ile ülkelerin bu anlamda tanımlanabileceği bildiriliyor. Ayrıca bu endeksin gıda sistemlerinin karşılaştırılmasına olanak sağladığı ve detaylı çalışmalar ile sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılabileceği gıda sanayiinde sıklıkla dile getirilen bir konu. Gıda sektörü nüfus artışı, iklim değişikliği, sürdürülebilir büyüme, kaynak verimliliği, sağlık, açlık ve göç gibi birbiri ile bağlantılı konulara ve sorunlara gıda sistemlerinin dönüşümü ile nasıl çözümler üretilebileceğini ve bu alandaki fırsatları ortaya koymayı hedefliyor. Her geçen gün artan dünya nüfusuna sağlıklı, güvenilir ve ulaşılabilir gıda hedefi doğrultusunda sektörde farkındalık yaratmak ve gıda sistemlerinde sürdürülebilirlik dönüşümünü hızlandırmak amacıyla üreticiler, kamu, bilim ve sivil toplum alanlarından ulusal ve uluslararası uzmanlar sürekli ve düzenli bir araya geliyor.

Artan küresel nüfus için, güvenli çevresel sınırlar içerisinde sağlıklı ve besleyici gıda ürünleri sağlamak bugün insanlığın karşılaştığı en büyük sorunlardan birisidir. Bu nedenle dünyada gıda ve beslenmeye ilişkin sorunları analiz etme ve somut çözüm önerileri geliştirme konusu aslında “Slow Food” gibi “gıda sanayiinin” de sorunu. Her iki bakış açısının dünyayı algılayışı ile sorun arasındaki ilişkiye dair tanımı farklı bağlamda değerlendirdiği görülüyor. Gıda sürdürülebilirliği sorununa farklı bakmanın nasıl sonuçlar doğurabileceğini anlamak önemli görünüyor ve bu farklı bakış açısının çubuğu tersine bükme potansiyeli ihmal edilmemesi gereken bir katkı yaratabilir. Doğruyu bulmak için tersine vurgu kuşkusuz bir abartma da değildir.

Türkiye için düşünüldüğünde; Doğan Kuban hocanın dediği gibi; yüksek ve önde gelen teknolojilere henüz sahip olamadığımızı söylemek için motorlu araçlardan telefonlara kadar hepsinin ithal olduğunu bilmek ve ulusal ihracat ve ithalat listelerine bakmak yeterli. Ülke ekonomisinin % 20’sini oluşturan gıda sektörü için de ihracat ve ithalat listeleri ilginç olabilir. Türkiye’yi, hakkı olan çağdaş üretim düzeyine yükseltmek için bilim ve teknolojiye dayalı bir programın hazırlanması ve bütün ülkeye dengeli olarak yayılan bir sanayileşme politikası getirilmesi esastır. Üniversite, her zaman işlevi ve görevi olan bilim ve sanayi alanında AR-GE kurumu olarak çalışmalıdır ve aynı zamanda çağdaşlaşmanın odağı olmalıdır. Bununla beraber, Türkiye’nin hemen hemen her yöresinde dünya gıda tarihini açıklayan kanıtlar vardır. Üniversiteler, belki de özellikle yerel üniversiteler, bu durumu kültürel ve ekonomik olarak değerlendirmeli ve yöre halkıyla iş birliği yaparak, yerel gıdanın önemini gıdanın sürdürülebilirliği için ortaya koymalıdır.