Dünya Sağlık Örgütü Obeziteyi tüm ülkeler için “Global Epidemi” olarak ilan etti

Dünya Sağlık Örgütü 194 ülke arasında yaptığı bir araştırmaya göre Türk halkının yüzde 57'sinin aşırı şişman ve obez olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca araştırma, ülkelerarası sıralamada 54'üncü olduğumuzu açıklıyor.

Selma Önelge Gür Diyetisyen Özellikle kış aylarından çıkıp yaza doğru yaklaşırken zayıflama ve diyet konuları gündeme oturuyor. 'şişko- obez’ tanımları üzerinden tartışmalar da bu dönemlere denk geliyor. Her gün bu konuda yeni bir haber okunuyor ya da duyuluyor. Yaza “incelerek” girmek için hemen kilo verdirecek! mucize formüller ve diyet programları arayışına giriliyor. Kadın dergileri özel ekler yapıyor. 800 kalorilik bile besin içermeyen, kişisel özellikler dikkate alınmadan hazırlanmış, mucize diyetler yazılıyor. Diyetisyene gidip kapısından çıkarken bir beden küçülmeyi hayal edenler, şarlatanların ağına düşüyor. Zayıflama ürünleri, ilaçlar, spor merkezleri ya da aletleri kış aylarından çıkarken en çok reklamı yapılan ürünler oluyor. Hemen her yıl başka bir yiyeceğin mucize kilo verdiğini okuyor, internet sayfalarında istemeden karşınıza geliyor, zihninize kazınıyor. Dün lahana, bugün altın çilek yarın başka bir şey… Bu reklamlardan etkileşim eğitim düzeyine de bakmıyor. Eğitim düzeyi yüksek kişilerden birçoğunun bu mucizeleri! denediğini biliyorum. Her diyet ya da mucize gıda acısız ve etkili bir şekilde fazla kiloları vermeye yardımcı olduğunu iddia ediyor. Hızlı ve kolay zayıflama sözü veren “diyet!”ler, gıdalar, bileşimler, ilaçlar bugün vardır, yarın yenisi keşfedilence unutulur gider. Sorulacak soru şudur: Bu diyetler ya da ürünler gerçekten başarılı olduysa neden her yıl daha fazlası ortaya çıkıyor ve şişman sayısı giderek artıyor? Bu döngü “kilo verme( diyet) endüstrisini” şişmanlatıyor, hacmi milyon dolarları bulan global bir ölçeğe ulaşıyor. Duyulana inanmayı ne kadar isteseniz de aşağıdaki tanımları görürseniz dikkatli olmalısınız. *Kolay ve zahmetsiz *Mucize sonuçlar *Hızlı ve önemli bir yenilik *Şu kadar günde sonuç veren * Gizli formül * Sihirli hap, formül ya da gıda * 10 kilo verdiren diyet *Bir beden incelten alet Kâr amacı güden tuzaklardan sakının. Kilo kaybeden, diyet yapan kişilerin yüzde 90’ından daha fazlası 5 yıl içinde yeniden kilo almaya başlıyor. Diyet yapanlardan başarılı olanların yalnızca yüzde 5-10’u kilosunu koruyor. Hiçbir gıda tek başına mucize değildir. Kilo verme ya da kilo koruma uzun soluklu planlamayı, bilgiyi, anlamayı ve motivasyonu gerektirir. Emek harcamadan sağlıklı kilo veremeyiz ve koruyamayız. Diyet sözcüğü “yaşam biçimi” anlamına gelen Yunanca sözcük “diaita” dan geliyor. Diyet kararı bir çok insan için korkutucudur. Diyet yapmak zor ve tatsızdır. Diyet genelde istenen sonuçlara ulaşılana dek hoş görülen geçici bir durum olarak düşünülür. Daha sonra unutulur. Eski yeme alışkanlıklarına geri dönülür ve vücut eski haline döner, kilo alınır. Diyet yapmak tatsız bir iştir. Pahalı olabilir ve genellikle çok düşük kalorili diyetlerle sağlık elden gider. Yoyo diyeti diyetin sürekli devam etmesi ve durmasını ya da kilo kaybetme ve geri alma döngüsünü anlatır. Böylelikle kişinin metabolizması sürekli değişir ve her yeni başlangıç ilkine göre daha başarısızlıkla sonlanır. Özgüven kaybedilir ve bir çok hastalıkların oluşmasına zemin hazırlanır. Medya ve diyet sektörü kısıtlayıcı, monoton, tatsız, pazartesi başlayan, salı biten, hiç tadılmamış gıdaların yer aldığı yeme tarzının olduğu diyet algısını yaygınlaştırmıştır. Söz bilime dayandığında bilim adamları ve araştırmacılar kişinin beslenme ve günlük etkinlikleri, kısıtlayıcı bir yeme biçimi değil, bütün bir yaşam biçimini kapsadığı konusunda hemfikirdirler. “Zayıflama Diyeti” algısını değiştirmemiz gerekiyor. Bahar aylarında başlayan ve kısa sürede biten zayıflama diyetleri ile ilgili sorunları gözden geçirelim. · Hızlı kilo verme diyetleri uzun sürede başarılı değildir. Hızlı kilo verme sürecinde vücudun yaşamını sürdürmek için gerekli olan enerji ve besin öğeleri içeren gıdalar kısıtlanır, fazla vücut yağları azalmaz. Kas ve su kaybedilir. Aşırı düzeyde diyet yapmak kısa sürede tartıda eksik gösterir ancak yeniden eski beslenme alışkanlıklarına dönüldüğünde kaybedilen kas ve su olduğu için yeniden kilo alınır. · Diyet yapma metabolizmayı yavaşlatır. · Diyet yapma pahalı olabilir. Diyet yapmak her koşulda daha sağlıklı ya da formda yapmaz. Zayıf olmak her zaman sağlıklı olmak anlamına gelmez. · Diyet yapmak özgüveni azaltır. Her defasında verilen kiloları geri almak ve yeniden başlamak sorunu sadece yüzeysel çözebiliyor ve her defasında daha komplike ortaya çıkıyor. Başarısızlığı telafi etmek için İstanbul’da dolaşmadığı “ünlü ünsüz zayıflama merkezi ” denenmemiş diyet listesi bırakmamış, ama hâlâ sorununu çözememiş insanlar tanıyorum. “Yanlış diyet” yapıldığında neler oluyor? Öğün atlanıyorsa; · Metabolizma yavaşlar. · Öğün planı ve porsiyon miktarlarının kontrolü yapılamaz. · Gerekenden fazla enerji alımına neden olur. Günde 800 kaloriden az alınıyorsa; · Metabolizma yavaşlar. · Su ve kas kaybedilir. · Kalp atışları düzensizleşir. · Yorgun ve bitkinlik yaşanır. · Ketozis riski artar. Yüksek protein içeren gıdalardan oluşuyorsa; · Vücudun sıvı-elektrolit dengesi bozulur. · Osteoporoz riski artar. · Ürik asit yükselir, gut hastalığı gelişir. · Kanda lipit, kolesterol düzeyi artar. · Kalpte ritim bozuklukları gelişir. · Böbreklere yük getirir. Düşük karbonhidrat içeren gıdalardan oluşuyorsa; · Baş ağrısı, konsantrasyon bozuklukları, sinirlilik, yorgunluk, bulantı, kusmaya neden olabilir. · Safra ve böbrek taşları, tansiyon düşüklüğü, adet düzensizliği, kuru cilt ve saç dökülmesine neden olur. · Mineral-elektrolit dengesizliği oluşur. · İdrarda protein görülebilir. · Bazal metabolizma hızı yavaşlar. · Kalp ritmi düzensizleşir. Bu yılın moda diyeti ya da gıdası ise; · Yukarıdaki komplikasyonların birçoğunu oluştururken, hiçbir zaman size kendinizin “diyetini” oluşturmanızı sağlamaz. “Sizin diyetiniz”, kendi gereksinimlerinize uygun, her besin grubundan çeşitli gıda seçenekleri içermeli, kolayca satın alabileceğiniz, kendi ülkenizde yetişen, tadına yabancı olmadığınız gıdalardan oluşan menü planı yapmaya olanak tanımalı, sizin satın alma gücünüzü zorlamayacak, yaşam tarzınıza uygun olmalı, ülkemiz mutfak kültürünü oluşturan yemeklerimizi sağlıklı yemeklere dönüştürecek emeği de barındırmalıdır. Mevsimsel “Zayıflama diyeti” algısını değiştirmek için; • Sağlığınız, estetik kaygılarınızdan önde gelmeli • Sadece diyet yaparken değil yaşam boyu sürdürebileceğiniz alışkanlığa dönüşmeli • Kendinize karşı yaklaşımınızı değiştirmeli • Gerçekçi hedefler belirlenmeli • Uzun vadeli düşünmeli • Aceleci olunmamalı • “Diyet” değil sağlıklı beslenme yolları öğrenilmeli • Yaşam biçiminde değişiklik yapılmalıdır.