Dünyanın en önemli sorunlarından biri gıda israfı

Temel İhtiyaç Derneği Kurucu Başkanı Hasan Serhan Süzer, şu anda dünyanın en önemli sorunlarından birinin gıda israfı olduğunu belirterek dünyada insani tüketim için üretilen gıdanın neredeyse üçte birinin yani yaklaşık 1.3 milyar ton gıdanın israf edildiğini söyledi.

“İhtiyaçlı ailelerin de tüketemeyeceği fakat hayvanların tüketebilecekleri ürünleri hayvan gönüllüleri ve hayvan bakımevleri ile paylaşıyoruz. Bir sonraki adım da organik atıkların biyogaz ve kompost tesislerine yönlendirilmesi olacak. Kağıt ve plastik atıklar da bizim için çok önemli. Bunların da geri dönüşümlerini sağlayabilmek adına girişimlerimiz bulunmakta. Tüm bu süreçlere baktığınızda hem israfa, hem ekonomiye, hem yoksulluğa, hem hayvanlara hem de çevreye katkı sağlamış oluyoruz.”

Özlem As

Türkiye’de bireylerin yaklaşık yüzde 1.58’i açlık sınırının, yüzde 14.7’si ise yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Türkiye’de 1 milyon 250 bin kişi açlık sınırının altında, 12 milyon kişi ise yoksulluk sınırının altında vatandaşımız bulunuyor. Buna karşın ise dünyada insani tüketim için üretilen gıdanın neredeyse üçte biri, yani yaklaşık 1.3 milyar ton gıda israf ediliyor. Avrupa’da her yıl atılan yiyecek miktarı 100 milyon ton.
Temel İhtiyaç Derneği işte bu yoksulluk ve israftan yola çıkarak kuruldu. Kurucu Başkanı Hasan Serhan Süzer, yoksulluk sınırı altında yaşayan insanlar ile paylaşarak, ihtiyaç sahibi insanların temel ihtiyaçlarına adil ve eşit olarak ulaşmasını ve sonunda istihdama katılarak kendi ayakları üzerinde durmasını sağlamak amacıyla faaliyetlerini başladıklarını söylüyor.
TİDER’in ortaya koyduğu ve yazılımını oluşturduğu Destek Bulutu Platformu’nu Türkiye’ye yaymaya başladıklarını belirten Süzer, “Bu şekilde ürün bağışçısı, üreticiler ve tedarikçiler ile bizim Destek Marketlerimizi ve platforma üye olan diğer gıda bankalarını buluşturuyoruz. Türkiye’nin her yerinden gıda bankaları kendi bölgelerindeki ürün bağışlarını bu platform üzerinden görebiliyor ve gidip bağışları alabiliyor” diye anlatıyor çalışma işleyişlerini...
En son TİDER’in Global Food Banking Network’de (GFN) Türkiye’den ilk ve tek çatı kuruluşu statüsüyle resmi üyelik sertifikasına hak kazanmış olması nedeniyle sağlanan destekle birlikte faaliyetlerinin daha etkin olacağını dile getiriyor.
İşte Serhan Süzer’le gerçekleştirdiğimiz söyleşi...

TİDER neden kuruldu?

Şu anda dünyanın en önemli sorunlarından biri gıda israfı. Dünyada üretilen gıdaların üçte biri çöpe gidiyor. Diğer taraftan Türkiye’de her 5 aileden biri yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

Üretici firmaların ve perakendecilerin raflarında son kullanma tarihi yaklaşmış veya paketleme hatası bulunan ve bu sebeplerden dolayı tüketici ye sunulamayacağı için israf edilecek her türlü gıda, giyecek ve temizlik ürünlerini yoksulluk sınırı altında yaşayan insanlar ile paylaşarak, ihtiyaç sahibi insanların temel ihtiyaçlarına adil ve eşit olarak ulaşmasını ve sonunda istihdama katılarak kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayarak Türkiye’de yoksulluğu azaltmak amacıyla kurulduk.

İlk olarak gıda sektörünü bilen arkadaşlarla 2010 yılında Gıda Bankacılığı Derneği’ni kurduk. O dönem yeni kurulan gıda bankalarına bilgi ve tecrübemizle danışmanlık verdik, bağışlar yaptık. 2014 yılı geldiğinde şöyle dedik: Biz bu danışmanlıklarla birlikte aklımızdaki modeli önce hayata geçirelim ve bir gıda bankası kuralım. Bununla birlikte gıda bankacılığı evet çok güzel bir araç fakat kişilere temel ihtiyaçlarını sürekli olarak vermek sürdürülebilir değil. Bu kişileri bir yandan temel ihtiyaçlarına ulaştırırken bir yandan da onları istihdama kazandırarak gıda bankalarına ihtiyacını ortadan kaldırmalıyız dedik. Böyle entegre bir model kurguladık ve Temel İhtiyaç Derneği adını aldık. 2015 yılında örnek gıda bankası, Destek Marketimizi Maltepe’de açtık. Aynı dönemde istihdam programımızı da başlattık. Eylül 2017’de de İstanbul Bağcılar ilçesinde ikinci Destek Market’i açtık. Türkiye’nin genelinde israfı önlemek için bir e-platform olan Destek Bulutu’nu da hayata geçirdik. Bu platform ile de Türkiye genelinde gıda bankacılığı sistemine bağış yapmak isteyen kurumlar ile ağımızdaki diğer gıda bankalarını bir araya getirerek, israfa geniş çapta çözüm olmaya çalışıyoruz.

Gıdadaki israf Dünya’da ve Türkiye’de hangi boyutta?

Türkiye’de fertlerin yaklaşık yüzde 1.58’i açlık sınırının, yüzde 14.7’si ise yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Türkiye’de 1 milyon 250 bin kişi açlık sınırının altında, 12 milyon kişi ise yoksulluk sınırının altında vatandaşımız bulunuyor. Buna karşın ise dünyada insani tüketim için üretilen gıdanın neredeyse üçte biri, yani yaklaşık 1.3 milyar ton gıda israf ediliyor. Avrupa’da her yıl atılan yiyecek miktarı 100 milyon ton. Almanya’da Stuttgart Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre, Alman halkı yılda 11 milyon ton gıdayı çöpe atıyor. Diğer bir deyişle bir Alman yıllık 235 Euro değerinde gıdayı hiç tüketmeden israf ediyor. Bu rakam dünyada 1.5 milyar insanın yıllık gelirine eşit. Bütün bu yapılan araştırmalar ve veriler, gıda bankacılığı ve benzeri sistemlerin ne kadar gerekli olduğunun bir göstergesi durumunda. 

İsrafın kaynağı sizce ne? Kimler ve nerelerde en çok israf yapılıyor?

Gıda israfı üretim, işleme, satış veya tüketim sırasında, birçok sebepten ötürü meydana gelebiliyor. Hem evde hem de ev dışındaki tüm alanlarda gıda israfı söz konusu. Tüketicilerin çoğu evsel gıda israfına sebep oluyor. Bunun yanında, lokantada yemek yedikten sonra tabaklarda bırakılan yemek artıkları, ihtiyaçlar göz önünde bulundurulmadan, belirlenmeden alınan ve çöpe giden ihtiyaç fazlası ürünler de gıda israfına neden oluyor.

Gıda israfı ve yoksulluğa karşı projeleriniz neler?

Bizim TİDER olarak iki ana misyonumuz bulunuyor. Bunlardan ilki israfı önlemek. İkincisi ise ihtiyaç sahiplerinin kendi ayaklarının üzerinde durmalarını sağlamak. Bize destek veren tedarikçi firmaların (perakende veya üretici) israf sorunlarını çözerek mümkün mertebe Türkiye’nin her yerinde ihtiyaçlı ailelerimize ulaşıp destek olmak, bu ailelere sadece gıda sağlamak değil, aynı zamanda çalışabilecek bireylerine istihdam sağlayarak kendi ayakları üzerinde durmaları konusunda destek vermek hedeflediğimiz bazı noktalar.

Esasında sosyal yardımlaşma adına yapılacak o kadar çok şey var ki bunun tek başına kamu, STK’lar veya özel sektör altından kalkamaz. Tüm ilgili kurum ve kuruluşların koordineli bir şekilde omuz omuza mücadele vermesi gerekiyor. Biz de esasında bunu yapmaya çalışıyoruz. Bir de ihtiyaç sahibi aile bireylerinin temel ihtiyaçları sadece gıda veya meslek sahibi olmak değil. Aileyi derinden etkileyen başka unsurlar da söz konusu olabiliyor. Bu anlamda diğer STK’larla işbirliği yapıyoruz ve onlara yönlendiriyoruz. STK dayanışmasını çok önemsiyoruz. Bu sene kendi açtığımız Destek Market dışındaki gıda bankalarını da sisteme dâhil ederek yardım ettiğimiz binlerce ihtiyaç sahibinin sayılarını yüzbinlere taşımak istiyoruz.

Öte yandan TİDER olarak ortaya koyduğumuz ve yazılımını kendimizin yaptığı Destek Bulutu Platformu’nu Türkiye’ye yaymaya başladık. Destek Bulutu Platformunda; ürün bağışçısı, üreticiler ve tedarikçiler ile bizim Destek Marketlerimizi ve platforma üye olan diğer gıda bankalarını buluşturuyoruz. Türkiye’nin her yerinden gıda bankaları kendi bölgelerindeki ürün bağışlarını bu platform üzerinden görebiliyor ve gidip bağışları alabiliyor. Çatı kuruluşu olarak TİDER’in Gıda Bankacılığını tüm yurtta organize edip hem israfı önlenmesini hem de tüm ihtiyaç sahiplerinin desteklenmesi ve kendi ayaklarının üzerinde durmalarının sağlanması en büyük hedefimiz. Dolayısıyla, Destek Bulutu Platformu ve bu sistemle Türkiye’de ulaşmadığımız, modelimizi götürmediğimiz tek bir nokta kalmasın istiyoruz. Böylece dünyada örnek bir model olmayı hedefliyoruz.

Tüm bunların dışında, ihtiyaçlı ailelerin de tüketemeyeceği fakat hayvanların tüketebilecekleri ürünleri hayvan gönüllüleri ve hayvan bakımevleri ile paylaşıyoruz. Bir sonraki adım da organik atıkların biyogaz ve kompost tesislerine yönlendirilmesi olacak. Kağıt ve plastik atıklar da bizim için çok önemli. Bunların da geri dönüşümlerini sağlayabilmek adına girişimlerimiz bulunmakta. Tüm bu süreçlere baktığınızda hem israfa, hem ekonomiye, hem yoksulluğa, hem hayvanlara hem de çevreye katkı sağlamış oluyoruz.

Tüketiciler neler yapabilir? Verebileceğiniz pratik öneriler var mı?

Bu konuda yalnızca tüketicilerin değil kamu, özel sektör ve STK’ların birlikte hareket etmesi, birbirine destek vermesi önem arz ediyor. Hem ekonomik açıdan hem de çevresel açıdan gıda israfını azaltmaya mecburuz. Tüketicilere gelince, gıda israfı konusunda tüketici bilinci artırılmalı ve gerekli hassasiyet oluşturulmalıdır. Diğer bir deyişle, bilinçli tüketici kültürü topluma yerleşmelidir. Alışveriş yapmadan önce ihtiyaç listesi oluşturmak, oluşturulan ihtiyaç listesi doğrultusunda alışveriş yapmak, çocuklara en küçük yaşlardan itibaren gıda israfının doğurduğu sonuçları öğretmek, gıda israfı yapmamaları gerektiğini yaşam kodlarına entegre etmek tüketicilerin öncelikli atmaları gereken adımlar arasında yer alıyor.

Global Food Banking Network’ün Türkiye’den resmi üyelik sertifikasını kazandınız. Bu süreçten bahseder misiniz?

2010 senesinden beri sürekli geliştirerek sürdürdüğümüz faaliyetler sonucunda her kıtadan gıda bankalarının üye olduğu Global Food Banking Network’de (GFN) Türkiye’den ilk ve tek çatı kuruluşu statüsüyle resmi üyelik sertifikasına hak kazanmış olmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Global Food Banking Network üyeliği ve geçen sene kazandığımız inovasyon ödülüyle birlikte, tüm dünyada gıda bankacılığı alanında fikir önderleri arasına girdik.

Konuyu daha da açmak gerekirse, TİDER üyelik çerçevesinde Global Food Banking Network’ün üye kuruluşlara sağladığı tüm olanaklardan faydalanacak; tüm dünyada gıda bankalarına ürün bağışı yapan global firmalardan destek alabilecek, GFN’in gıda bankacılığı konusunda tüm eğitim malzemelerinden faydalanabilecek, dünyadaki diğer gıda bankalarıyla bilgi alışverişi yapabilecek ve açtıkları hibe programlarına başvurabilecek. GFN’den elde edilen faydalardan TİDER ağına katılan tüm gıda bankaları ve firmalar da yararlanabilecek.

GFN Üyeliğini elde etmek öyle çok da kolay değil. Çok yoğun denetimler, GFN ziyaretleri, birçok finansal veri ve rapor talepleri sonrasında, ağır bir dokümantasyon ve kurumsal durum analizi sürecinin de ardından bize güzel haberi Temmuz ayı içinde ilettiler ve resmi üyeliğimizi duyurdular.