Et; en iyi protein kaynağıdır

Kilo ve yaşa bağlı olarak günde 50-150 gram olmak üzere haftada 2, en fazla 3 kez et tüketmek yeterli protein alımını sağlar. Özellikle büyüme, gelişme çağındaki çocuklar ve hamilelerin, günlük beslenmede protein ihtiyaçları daha fazladır. Kırmızı ette bulunan aminoasitler, çocukların sağlıklı gelişimi açısından büyük önem taşır.

Banu Kazanç
Beslenme ve Diyet Uzmanı

Etten alacağımız proteinler insan vücudunun ihtiyaç duyduğu tüm gerekli amino asitleri sağlar. Protein aynı zamanda sağlıklı bir vücutta önemli bir oyuncu; kas kitlesinin korunması ve bağışıklık sistemi için de gereklidir. Kırmızı et; proteinlerin yanı sıra, A, B, D vitaminleri, demir, çinko, magnezyum ve fosfor içerir.
Çoğu kez insanlar kırmızı et deyince zararlı olduğu ile ilgili eş değer bir algıya sahipler. Sorunun kaynağı ise kırmızı eti yemek değil, ne sıklıkla, nasıl ve ne kadar yememiz gerektiğini bilmemekten kaynaklanıyor.
Sağlıklı olmak adına kırmızı eti beslenmemizden çıkartmamız değil kararınca tüketmemiz gerekiyor. Çünkü proteinler, bütün organizmaların en önemli yapı taşı olduğundan vücuttaki dokuların gelişmesi, yeni dokuların oluşması, hasar gören dokuların tamiri için gereklidir ve vücut, kaliteli proteinleri hayvansal kaynaklı besinlerden karşılar. Kırmızı ette bulunan proteinleri kaliteli olarak tanımlamamızın sebebi, insan beslenmesi için gerekli olan amino asitlerin hepsini yapısında bulundurması ve bu proteinlerin vücutta emiliminin çok yüksek olmasıdır (% 97-98 ). Yani vücutta neredeyse tamamı kullanılır. Kırmızı et vücut için oldukça yararlı bir protein kaynağıdır ve vücut tarafından önemli oranlarda sentezlenebilme özelliği taşır.
İhtiyacımız olan gerçek protein miktarı; yaş, cinsiyet, kilo, fizyolojik durumumuz (büyüme, gebelik ve emzirme dönemi), fiziksel aktivite ve sağlık durumuna bağlıdır. Ana öğünde ihtiyacımız olan proteinin çoğunu yemeye eğilimliyiz, ancak protein alımının ana ve ara öğünlere gün içinde dengeli dağıtılması daha doğru olur.

Kırmızı eti yeteri kadar tüketin
Kilo ve yaşa bağlı olarak günde 50-150 gram olmak üzere haftada 2, en fazla 3 kez et tüketmek yeterli protein alımını sağlar. Özellikle büyüme, gelişme çağındaki çocuklar ve hamilelerin, günlük beslenmede protein ihtiyaçları daha fazladır. Kırmızı ette bulunan aminoasitler, çocukların sağlıklı gelişimi açısından büyük önem taşır. Çocukların zihinsel gelişiminde faydalı olduğu gibi fiziksel büyümelerini de etkiler örneğin çocukların boylarının uzamasında proteinlerin rolü olur.
Tabii bu arada yenilen gıdaların kimyasal katkılar içermemesine mümkün olduğunca dikkat etmek gerekir. Bu bağışıklık sistemi kuvvetli daha sağlıklı çocuk yetiştirmeye ve ileride karşılaşabileceği sağlık sorunları riskinin en aza inmesine yardımcı olacaktır.
Protein, sindirimi için daha uzun süre gerektiğinden tok tutucu özelliğe de sahiptir. Metabolizmayı hızlandırır. Kırmızı et doymuş ve trans yağ içerir, doymuş yağ miktarı ve kolesterol açısından ileride sorun yaşanmaması için dikkatli tüketilmelidir. Ancak, vücutta yağlara, enerji üretimi, vitamin emilimi gibi işlevler için ihtiyaç olduğunu da göz önünde bulundurmak gerekir.
Her besin maddesinde olduğu gibi etin fazlası da özellikle sindirim sistemini olumsuz yönde etkiler . Yoğun et tüketiminin toksik etkilerini önemsemek gerekir.
Etin sindirimi ile açığa çıkan atık maddelerin vücuttan uzaklaştırılması için bolca su için.
Vücudun olumsuz etkilere karşı antioksidanlara ihtiyacı artar. Eti posa içeriği yüksek sebzeler ve C vitamininden zengin besinlerle birlikte tüketmek demir emilimini arttıracağından muhteşem bir birliktelik oluşturur.
Posa ve su yönünden zengin salatalar, sindirimi zor olan etlerin, gaz, şişkinlik, kabızlık gibi rahatsızlıklarını da azaltacaktır.

Yağda kızartma yerine fırın ya da ızgara
Kırmızı et yerken, görünen yağların temizlenip mutlaka etin yağsız olmasına dikkat edilmeli, etleri yağda kızartmak yerine ızgara, haşlama veya fırınlama gibi pişirme yöntemleri seçilmelidir. Az pişmiş ya da çok pişmiş etleri tercih etmeyin. Hızlı pişirilen ette protein ve B vitamini kaybı oluşur onun için etler hafif veya orta sıcaklıkta uzun sürede pişirilmelidir. Pişirme esnasında az su kullanılmalı, pişirme suyu atılmamalıdır. Etli sebze yemeklerinde yağ kullanmamak daha doğru olur.
Hayvanların büyütülmesi, etin işlenmesi ve pişirilmesine kadar geçen süreçte gerçekleştirilen uygulamalar sağlığı etkiliyor.
Hayvanın doğasına uymayan yemler kullanmak, hastalıklarla karşılaşıldığında aşırı antibiyotik kullanımı ile hayvanı iyileştirme ve hormonlarla süt ve et üretimini artırma gibi uygulamalar aslında sağlığı olumsuz yönde etkiliyor. Daha fazla hayvansal gıda elde etmek için hayvanlarda ve yemlerde ilaçların kontrolsüz kullanımı, birçok sağlık sorununu da beraberinde getirmiştir.
Doğayla iç içe, doğal dengeleri bozmadan uygun besleme ve bakımı gerçekleştirilen, yemlerde kimyasal maddeler ve antibiyotikler, kilo aldırıcı katkı maddelerinin kullanılmadığı hayvanların etlerini tüketmek sağlıklı olur. Konvansiyonel hayvancılıkta antibiyotiklerin yoğun bir şekilde kullanılması, hormon takviyeleri, yapay kimyasalların hayvan beslemesine ilave edilmeleri ve bunların insan sağlığına etkileri en çok tartışılan konular arasındadır.
Ülkemizde ekolojik tarım ve ekolojik hayvancılık gün geçtikçe önem kazanmakta, ekolojik süt ve besi sığırcılığında, yumurta tavukçuluğunda önemli gelişmeler yaşanmaktadır.
Son yıllarda insanların daha fazla fiyat ödemeye razı oldukları çevre dostu ve kimyasallar içermeyen bitkisel ve hayvansal ürünlere olan talepleri de artmaya başlamıştır