Geri dönüşümlü ambalaj ekonomik şartlara yenik düşüyor

Paristanbul Ajansı Başkanı Mehmet Çiftçi, geri dönüşümlü ambalajın doğru ambalaj tasarım materyali ile başlayan sürecin şirketlerin karlılık hedeflerinin ağır basması nedeniyle ne yazık ki ekonomik şartlara yenik düştüğünü söyledi.

Özlem As

Ambalaj atıklarıyla mücadelede sadece Türkiye’de değil Avrupa’da bile herkesin diğerinden bir adım beklediğini belirten Paristanbul Ajansı Başkanı Mehmet Çiftçi, ambalaj atıkları ile mücadele herbirimizin sorumluluğu olduğunu anlamak gerektiğini söyledi.
Geri dönüşümlü ambalajın doğru ambalaj tasarım materyali ile başlayan sürecin şirketlerin karlılık hedeflerinin ağır basması nedeniyle ne yazık ki ekonomik şartlara yenik düştüğünü ifade eden Çiftçi, “Tüketici bilinçlenmesi zorunlu yayınlar veya özel şirketlerin sosyal sorumluluk projeleri ile olacak bir iş değil. Stratejik açıdan devletin önceliklerine girmediği sürece, pazardaki ambalaj kullanıcısı, tüketicisi veya üreticisi, kuralı olmayan bir oyunu doğru oynamasını bekleyemezsiniz. Önce kurallar konulmalı ve ardından ödül-ceza sistemi ile denetim mekanizmaları işletilmesi gerektiğini ankete dahil olan herkes vurguladı” diye konuştu.
Tasarım ve marka danışmanlığı alanında faaliyet gösteren Paristanbul Başkanı Mehmet Çiftçi ile kasım ayında Fransa’da düzenlenecek All4pack fuarının Avrupa’da hem ambalaj tasarımcıları hem de tüketiciler ile yürüttüğü anketin sonuçlarını konuştuk.


All4pack için yapılan anketin amacı, kapsamı hakkında bilgi verebilir misiniz?

All4pack’i ambalaj sektörünün pazaryeri olarak tanımlayabiliriz. Dolayısıyla ambalaj sektöründeki yenilikler ve gelişmeler de All4pack’in en önemli gündemini oluşturmakta. “Ambalaj’ın, toplumumuzun ayna imajı”olduğunu düşünen All4pack, ambalajı, medeni toplumlar için, ürünü kaliteli saklanma ve rafta ilgi çekici kılmanın ötesinde, tüketicilerin beklentilerini karşılayan ve çağdaş toplumun endişelerini gidermeye yönelik bir iletişim görevi gördüğünün bilincinde. Yeni nesil ambalajlar, değişen ve gelişen dünya trendlerine göre yeniden şekillenme gereksimi içindeler. Bilinçli tüketicilerin sayısının hızla artış gösterdiği bu dönemde, tüketicilerin ambalajlardan beklentileri, çevre sorunları hakkında farkındalık, atık sorunu ile mücadele, ürünlerin sağlık üzerindeki etkileri, su geçirmezlik ve güvenlik garantisi, vb. bir çok konuya çare bulması yönünde gelişiyor. All4pack de işte bu nedenle hem ambalaj tasarımcıları hem de tüketiciler ile yürüttüğü ankette geleceğin ambalajını ve ambalaj sorunlarını EPDA (European Packaging Design Association) Avrupa Ambalaj Tasarım Ajanları Birliği aracılığı ile 2018 yılı ikinci yarısında masaya yatırdı.
İnsanoğlu için 2050 yılları ne kadar uzak görünse de şurada topu topuna 30 yıllık bir süre kaldı, yani bir nesil uzaklıkta.
Ticari bir boyutta, 30 yıl birçok yatırımın geri dönüşü kadar kısadır aslında. Özetle bu anketin amacı, gerek ambalaj tasarımcıların gerek ambalaj üreticilerin gelecek trend ve yatırım planlamalarını yapmak için güzel ve faydalı bir hazırlık olduğunu söyleyebiliriz. Bunun için Avrupa’da faaliyet gösteren 20’den fazla tasarım ajansı ile birebir röportajlar yaparak, 2050’deki ambalajın geleceğini sorguladılar, ardından ise benzer konuları 8000 tüketiciye online anket yöntemi ile teyit ettiler. Elde edilen sonuçlar bir hayli değerli ve dolu dolu olduğunu yayınlanacak olan bir kitapta hep birlikte fuar döneminde görebileceğiz. Ayrıca bizler de ajans olarak tüm meraklılara sunmaktan onur duyarız.

Siz ajans olarak nasıl dahil oldunuz?

2003’te kuruluşumuzdan 4 yıl sonra, 2007’de, EPDA (European Packaging Design Association) Avrupa Ambalaj Tasarım Ajansları Birliği’ne Paristanbul olarak üye olduk. Paristanbul ve EPDA birlikteliği çerçevesinde, 2007’den bu yana Avrupa ve Türkiye’deki ambalaj pazarı, sektörel gelişmeler, bölgesel regülasyonlar, yatırım hedefleri, tüketici ihtiyaçları, tasarım trendleri ve ambalaj sanayindeki gelişmeler konusunda karşılıklı fikir paylaşımı yapmaktayız. Zaman zaman da çeşitli sektörel anketlere dahil olarak sektörün geleceğine yön veren tasarımlar ile ilgili yaşanabilecek sorunları tespit ederek, yaratıcı çözümler sunmaktayız. 2018 yılında yürütülen All4pack anketi de bunlardan biri.

Anketi kapsayan 4 ana temanın seçilmesinin nedeni nedir?

All4pack anketinde, geleceğin ambalajlarını şekillendireceğini düşünülen 4 farklı konu başlığı seçildi.
Yaşlanan nüfus, dünya kaynakların tükenmesi ve atık kirliliği, her alandaki yapay zekadaki gelişmelerin sektöre yansımaları ve otonom araçlar ile seyahat. İnsan ömrü ortalaması gün geçtikçe artmakta ve hızlı tüketim ürünlerini satın alan hedef kitle yaş ortalaması da aynı oranda artış göstermekte. Bu da yaşla gelen, fiziksel, duyusal, mobilite problemlerinde yaşanacak muhtemel sorunlara işaret ediyor.
Yine kısıtlı olan ve tükenme tehlikesi yaşayacağımız kaynakların sürdürülebilirliği ve atık sorunu ile ilgili ciddi adımlar atılması zorunluluğu da gelecekte ambalaj sektörünün en büyük problemlerinden biri haline gelecek.
Teknolojik gelişmelere baktığımızda yapay zeka, her gün, hayatımızda yeni bir alanda etkisini gösterirken, kullanım alanları da çeşitlenmeye devam ediyor. Geleceğin ambalaj tasarımları açısından önemli bir konu başlığı olarak anketlerde yerini alan yapay zeka ile ilgili çok farklı düşünceler ve projeler de zihinleri kurcalamaya devam ediyor.
İnsansız araçların hızla gelişim ve yayılım gösterdiği bir süreç yaşıyoruz. Otonom araçlar ile seyahat çok yakında çok yaygın olarak kullanılmaya başlandığında, ambalaj tasarımlarının da bu yönde gelişimini tasarlamış olması gerekiyor. Bu da geleceğin ambalaj tasarımları için ankette yer alan yaratıcılık barındıran eğlenceli ve önemli bir araştırma konusu.

Anketin sonuçlarını bizimle paylaşır mısınız?

Nüfusun yaşlanması ile ilgili olarak ambalajlarda yaşanan en majör problemlerin, okuma güçlüğü, açma ve kapama zorluğu, tüm ülkelerde yaşlılara en çok soruna neden olduğu belirlenen maddeler.
Bununla birlikte ürünün ağırlığı ve biçimleri yaşlanan nüfusun taşıma ve kavrama güçlülüğü yaşanabilecek ikinci önemli madde. Fransa, İspanya, İngiltere ve İtalya ağırlıkla ilgili problemlere dikkat çekerken, Belçikalılar ve Almanlar, tüketim için uygun olmayan biçimlere dikkat çekiyorlar.
Bizler ajans olarak bir konuya daha dikkat çekmek istedik, o da ambalaj tasarımlarında kullanılan grafik kodların yaşlı nüfusa uygun olmamasıdır. Zira hiçbir tasarım briefimizde yaşlı nüfusu dikkate almamız gerektiği istenmemektedir. Hedef kitleler hala 25-45 yaş etrafında sabitlenmiştir, halbuki emeklilik yaşı giderek uzaklaşmaktadır. 60 yaş ve üstü insanlar da tüketici olduğunu maalesef çoğu zaman unutulmaktadır. Gerek yazı puntolarının küçük olması, gerek kullanılan jargonların anlaşılmaması, gerek grafik kodlarının farklı kültürlerden ithal edilmesi, raf karşısında yaşlı kitleyi zorlamaktadır.
Ambalaj atıklarıyla ilgili muhtemel problem de geri dönüşümü olmayan ambalajların yasaklanması konusu.
İngiltere ve Almanya'da ambalaj atığı soruna ana çözüm olarak bakılırken ve Fransa ve Belçika çözüm için yasaklamayı daha az destekler görünümde. Yine de herkes, geri dönüştürülemeyen ambalajın yasaklanmasının kaydedeğer bir çözüm olduğu konusunda hemfikir.
İtalya ve İspanya’da kullanılan ambalajın iadesi ve geridönüşümü için finansal ödüller sunan kampanyaların en uygun çözüm olduğu görüşü daha fazla öne çıkıyor. Rakamlar ise şu şekilde.
Avrupa Birliği’nde geri dönüşümü olmayan ambalajların yasaklanması yüzde 40 destek görürken, dış ambalajların yasaklanması yüzde 38 destek aldı.
Almanya’da geri dönüştürülemeyen ambalaj yasağı yüzde 34 destek alırken dış ambalaj yasağı yüzde 49 ile büyük oranda oylandı.
Avrupa Birliği’nde ödüllendirme yüzde 31 oranında olumlu olarak kabul görürken bu rakam, Almanya’da yüzde 20, İspanya’da yüzde 52, İtalya’da yüzde 40 olarak daha öne çıktı.
Çevreyi Koruma kapsamında, kullanılmış ambalajların geri dönüşüm düzenlemeleri ve daha iyi geri dönüştürmek için çabalara değinmek gerektiğinde; ambalajların geri dönüşümünün daha iyi düzenlenmesi ve geri dönüşüme yardımcı olmak Avrupa Birliği’nde yüzde 38, Almanya’da yüzde 30 oranında olumlu karşılandı.
Ürünlerin kullanımının daha kolay hale getirilmesi Almanya’da yüzde 30 destek görürken Avrupa Birliğinde yüzde 25 oranında puanlandı.
Daha iyi bir şekilde iletişim kurulması Almanya’da yüzde 29 destek görürken, Avrupa Birliği’nde yüzde 27 oranında desteklendi.
Otonom Araçlar ile seyahat konusu ile ilgili ise giderek artan bir mobil nüfus karşısında, Fransız, İspanyol, İngiliz ve İtalyan tüketicilere göre ambalajın ergonomik tarafı daha fazla önem arz ediyor.
Belçikalılar ve Almanlar ise ambalajın nasıl açılabileceğine/tekrar kapatılacağına dair iyileştirmeleri onaylarken, kullanım sonrası ambalaj atık yönetimi Avrupa Birliği’nde yüzde 40, Belçika’da yüzde 23 olarak oylanırken, Avrupa Birliği’inde kolay açma ve tekrar kapatmanın önemi de yüzde 34 olarak destek bulurken, Almanya’da yüzde 43 oranında destek gördü.
Tabi ki otonom araçlar meselesi teknolojik açıdan çok yakın olsa da, günlük hayatımıza girmesi için birçok altyapı ve hukuki problemlerin çözülmesi gerektiğini hatırlatmak isterim.

Dünyadaki gelişmeler dikkate alındığında Türkiye'nin atık yönetimi, ambalaj konusunda bulunduğu konumu nasıl değerlendirirsiniz?

Ambalaj tasarım ajansları olarak aslında işimiz, çöplerin artmasını teşvik etmek. Kapitalizmin üretim ve tüketim zincirinde ambalaj tasarımcıları olarak önemli bir halkayı oluşturmaktayız. Daha fazla üretim ve tüketim olması için ekonomiye destek veriyoruz. Çevreye karşı olan sorumluluğumuz bu konuda çok büyük. Sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği sosyal sorumluluk projeleri ve devlet destekli projeler ile bu konuda önemli adımların atılması gerektiğinin bilincindeyiz. Avrupa ve Türkiye tüketicileri arasında hedef kitle farklılığı mevcut. Bu nedenle yerel olarak hedef tüketiciye yönelik özel olarak tasarlanmış çalışmalar bir platform üzerinden yürütülmeli. Bu platform ve dernekleşme sürecini önümüzdeki süreçte başlatmak hedefindeyiz. Ancak bugüne kadar hızlı tüketim ürünleri üreticisi olan müşterilerimizden sadece bir tanesi, yurt dışına üretim yaptığı için geri dönüşümlü ambalaj konusunu önemsedi. Bu da Türkiye ambalaj sektörünün bu konuda ne kadar geri kaldığının bir göstergesi. Kabul etmemiz gereken realite de şu ki doğru ambalaj tasarım materyali ile başlayan süreç, şirketlerin karlılık hedeflerinin ağır basması nedeniyle ne yazık ki ekonomik şartlara yenik düşüyor.

Dünyada son yıllarda artan çevre ve sağlıklı beslenme konusundaki hassasiyet, ambalajda ve atık yönetiminde şirketlerin pozisyonlarını değiştirmede rol oynuyor mu?

İçinde bulunduğumuz iletişim çağının getirileriyle gün geçtikçe artan tüketici bilinci, bu konuda hassasiyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve çevreci örgütlerinin proje ve kampanyaları kapsamında daha fazla kişiye erişilmesine ve hassasiyetin arttırılmasına olanak sağlıyor. Çevreci olmayan kuruluşlar, sosyal medya sayesinde bir anda kötüleme kampanyalarına maruz kalıp, marka prestiji konusunda ve maddi açıdan ciddi zararlar görebiliyor ve müşteri kaybı yaşayabiliyorlar. Bu nedenlerle artık şirketlerin eskisinden çok daha çevreci olmaları ve çevresel yatırımlarını kampayalar ile duyurup, bilinçli tüketimi teşvik etmeleri markalar açısından çok daha önemli.
Ambalaj atıkları ile mücadele konusu herbirimizin sorumluluğunda olduğunu anlamak gerek. Maalesef sadece güzel Türkiye’mizde değil Avrupa da bile herkes diğerinden bir adım bekliyor. Tüketici bilinçlenmesi zorunlu yayınlar veya özel şirketlerin sosyal sorumluluk projeleri ile olacak bir iş değil. Stratejik açıdan devletin önceliklerine girmediği sürece, pazardaki ambalaj kullanıcısı, tüketicisi veya üreticisi, kuralı olmayan bir oyunu doğru oynamasını bekleyemezsiniz. Önce kurallar konulmalı ve ardından ödül-ceza sistemi ile denetim mekanizmaları işletilmesi gerektiğini ankete dahil olan herkes vurguladı.

Geri dönüşüm, atık yönetimi konusunda yapay zeka kullanımı söz konusu mu? Ya da olabilir mi?

Evet. Sadece ambalaj değil, ürün de bir atık. Dolayısıyla, tüketilmeden atılan ve bozulan bir çok ürün bulunuyor. Gereksiz satın alım ve fazla tüketimin önüne geçilmesi de atık yönetiminde önemli yer kapsamakta.
Akıllı ambalajlar, çevreyi kirleteni uyarabilir, yönlendirebilir, hatırlatma ile bilgilendirme yapabilir. Yapay zekanın kullanımı atık hacmini küçültebileceğine inanıyorum. Ürün tüketildikten sonra kendi kendini yok eden ambalajlar dahi yapılabilir.
Yapay zekanın an itibariyle nelere gebe olduğunu açıkçası hiçbirimiz bilmemekle birlikte sadece bir takım senaryolar üzerinde çalışabiliyoruz.
Adı üstüne zeka kavramını ambalaja kazandırmamız gerek. Yarının tüketicisi daha eğlenceli veya hoş görünen ambalajdan ziyade daha akıllı ürün ve doğru alışveriş yapmak isteyecektir. Yapay zeka teknolojisi ambalaj tasarım süreçlerinden üretimine, lojistikten raflara girene kadar her süreci ölçen, yorumlayıp yönlendiren yardımcı bir kazanım olmasını dilerim.