Gıda seçimini etkileyen faktörler I*

Gıda yapısal olarak karmaşık bir yapıya sahip olup tüketici tercihleri ön plandadır. Tüketici tercihleri ise birçok faktörün bir araya gelmesi ile oluşan bir kesişimdir.

Gıda bilimi multidisipliner bir bilim dalı olup yapısında mühendislik (ziraat, kimya, makine), biyokimya, mikrobiyoloji, tıp, beslenme ve hatta hukuk, psikoloji ve sosyoloji bilim dallarının bütünüdür. Gıda yapısal olarak karmaşık bir yapıya sahip olup tüketici tercihleri ön plandadır. Tüketici tercihleri ise birçok faktörün bir araya gelmesi ile oluşan bir kesişimdir. Tüketicilerin seçimlerini etkileyen bu karmaşık yapının faktörlerini incelemek başarılı bir ürün yaratmak ve sürdürülebilir bir başarı için önemlidir

Doç Dr. Y. Birol Saygı
Bilgi Üniversitesi
Turizm ve Otelcilik Yüksek Okulu
Gastronomi & Mutfak Sanatları Bölümü
birol.saygi@bilgi.edu.tr

İnsan yaşamı boyunca ortalama 70 bin kez yemek yemekte, bu da yaklaşık 60 ton gıda demektir. Bu miktardaki gıdanın büyük bir kısmı beslenmek yani gıdaların içerisinde bulunan besin öğelerinden yararlanmak amacıyla tüketilir. Gıda, insanların günlük yaşamlarının ayrılmaz bir parçasıdır. Gıda, basit bir günlük fonksiyon olmanın ötesinde, insan sağlığı ve mutluluğu için önem taşımaktadır. Beslenme, insanın büyümesi ve gelişmesi, dokuların yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin her birinin yeterli ve dengeli miktarlarda alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılmasıdır.
Gıda işleme tarih öncesi dönemde başlamıştır. Tarım ve hayvan yetiştiriciliğinin artışına paralel gıdaların bozulma nedeniyle kayıplarını azaltmak ve kıtlık dönemlerinde hayatta kalmak için gıdalarımızı korumak kaçınılmaz bir olgu olmuştur. Yakın zamana kadar, yiyeceklerin korunumu ve işlenmesi evlerde yapılırdı. Gıda işlemenin endüstriyel bir süreç haline gelmesi ile sadece son 100 yıl içinde olup büyük ölçekli gıdalar bu süreçte devreye girmiştir. İster evde isterse endüstriyel işlenmiş gıdalarda, gıda işleme ve teknolojisinde temel adımlar ile bunların gıda üzerindeki kalite, beslenme ve güvenlik sonuçları büyük ölçüde aynıdır. İşlenmiş gıda, minimumdan yoğun işleme tabi olmak üzere bir spektrumda işlenebilir. Gıda işleme ve saklama yöntemleri, Fiziksel Teknikler (Pastörizasyon, Sterilizasyon, Kurutma, Konsantrasyon, Soğukta Saklama, Donmuş Saklama ve Radyasyon), Kimyasal Teknikler (Gıdalara kimyasal koruyucu maddelerin katılması, Tuzlama ve Şekerleme) ve Biyolojik teknikler (Enzimatik ve biyolojik asitlendirme) olarak sınıflandırılmaktadır.
Gıda bilimi multidisipliner bir bilim dalı olup yapısında mühendislik (ziraat, kimya, makine), biyokimya, mikrobiyoloji, tıp, beslenme ve hatta hukuk, psikoloji ve sosyoloji bilim dallarının bütünüdür. Gıda yapısal olarak karmaşık bir yapıya sahip olup tüketici tercihleri ön plandadır. Tüketici tercihleri ise birçok faktörün bir araya gelmesi ile oluşan bir kesişimdir. Tüketicilerin seçimlerini etkileyen bu karmaşık yapının faktörlerini incelemek başarılı bir ürün yaratmak ve sürdürülebilir bir başarı için önemlidir (Anon, 2012; 2017a; 2017c; Reel ve Ark., 2008 ve Shepherd, 2017).

1. Fizyolojik faktörler

Fizyolojik faktörler vücudun ihtiyacını ve besin arzusunu etkiler. Vücudun sağlıklı kalması ve doğru bir şekilde çalışması için gerekli besin maddelerini yeterli miktarda içermelidir (Annunziata,ve Vecchion, 2012; Hunter, 2010; Razali ve Ark., 2014; Roinien ve Ark., 2001; Thiruselvakumar ve Ark., 2014; Vesela ve Grebenove, 2010; Zielinska, 2016)

Açlık düzeyi

Açlık, yiyecek eksikliğinden kaynaklanan boşluk, güçsüzlük veya acı duygusu olarak tanımlanabilir. Zaman geçtikçe, daha az yiyecek düşünene kadar daha da yoğunlaşır. Aşırı açlık çekenler için bu acıdan kurtulmak yaşamın odak noktası olmuştur.

Açlık, beyindeki hipotalamus adı verilen küçük bir bezle kontrol edilir. Hipotalamus vücutta önemli işlevlere sahip olup, hipofiz bezi ile koordineli çalışır. Vücut sıcaklığını kontrol etmek, iştah, susuzluk ve vücut sıvılarını düzenlemek, uyku ve uyanıklık dengesini kurmak ile büyümeyi serbest bırakmak ve vücuttaki çeşitli bezler ile cinsiyet hormonlarını kontrol etmek görevleridir.

İştah

İştah, vücut aç olmadığı zaman bile yiyeceğe duyulan arzudur. İştah, iştah açıcı gıdaların görünüşü, hazırlanan gıdaların aroması, konuşma ve düşünce sırasında gıda kelimesi ile tetiklenebilir. Hipotalamus bezi bu ipuçlarını duyu yoluyla kaydeder ve kişiyi yiyecek hakkında düşünmeye teşvik eden mesajlar gönderir. Tükürük bezleri uyarılır, fazladan sıvı üretir ve ağızda sulanma başlar. Açlığın aksine, eğer iştah memnun değilse, sonunda vücuttan yok olacaktır.

Beslenme gereksinimleri

Tüketiciler sağlıklı kalmak ve kendilerini sağlıklı hissetmeleri için gıda seçimlerini yaparlar. Gıdalarımız, metabolizma için gerekli temel besin maddelerini sağlamalıdır. Beslenme gereksinimleri için vücut boyutu / türü, yaşı, aktivite düzeyi, cinsiyet ve sağlık durumu olmak üzere beş farklı kategori vardır.

Vücudun boyutu/türü

Farklı büyüklükteki insan vücudunun beslenme gereksinimleri doğrultusunda farklılık gösterir. Daha büyük yapılara sahip bireylerin vücutlarını korumak ve çalıştırmak için daha fazla besleyici madde gerekir. Aynı şekilde, vücut kütlesi daha küçük olduğu için vücut dokularının bakım ve onarımı için daha az protein gerektiren besleyici maddeye ihtiyaç vardır.

Yaş

Alıcı kararları; kişilerin yaş, aile, yaşam dönemi içindeki bulundukları aşamalar, yaşam stili, kişilik gibi dışa dönük özelliklerinden etkilenir. Yukarıdaki tüketici harcamaları ile diğer demografik değişkenler arasında ilişkiler bölümünden ayrıntılı olarak açıklandığı gibi her yaş grubunun gereksinimine ve ilgi duyduğu gıdaları ayrımlanabilir belirli karakteristikleri vardır. Örneğin yaşlılar için sağlıklı yaşam ve diyet ürünleri gibi. Ayrıca psikolojik yaşam, satın alım kararlarını etkileyen faktörlerdendir.

İnsan vücudu, hayatı boyunca belirli büyüme aşamaları geçirir. Bir bebeğin vücudu büyümüş bir başa sahiptir; kollar ve bacaklar, vücudun geri kalan kısmıyla bağlantılı olarak kısadır. Erken çocukluk görülen vücut oranlarında dramatik değişiklikler görülür. Kollar, daha fazla harekete ve koordinasyona izin veren uzunluk ve kas oranı yükselir; vücut yüksekliğinin yarısını tamamlamak için bacakları uzatır. Büyüme ve gelişme dönemi, ergenlik boyunca vücut daha erişkin bir form elde edilinceye kadar devam eder. Besinler vücut içerisinde özel işlevler yürüttüklerinden, bir bireyin ihtiyaç duyduğu besin maddelerinin miktarı büyüme süreçleri tarafından düzenlenir.

Etkinlik düzeyi

Fiziksel olarak aktif olan bir kişinin daha çok enerji veren besinler tüketme gerekliliği, bir yerleşik (daha az aktif) yaşam süren şahsa göre belirlenir. Sedanter bir kişi, aktif bir kişiden daha az miktarda besleyici madde ister. Bir kişi büyük miktarda enerji tüketir fakat fazla dolaşmazsa vücut fazlasını yağ dokusu (yağ) olarak depolar.

Cinsiyet

Bireyin cinsiyeti de besin madde gereksinimlerini belirler. Menstruasyon ve doğum gibi biyolojik aktiviteler, kadınların demir ve kalsiyum alımında daha yüksek içerikli bir diyet alması gerektiği anlamına gelir. Erkekler vücutlarındaki kas dokusunun daha yüksek profilli bir bölümüne sahiptir, bu nedenle kadınlardan daha yüksek miktarda protein almaları gerekmektedir. Cinsiyet, yağ dokusunun depolandığı vücudun bölümlerini de etkiler. Kadınların üst kollarında, göğüslerinde, bellerinde, kalçalarında ve uyluklarında ekstra yağ dokusu bulunma olasılığı daha yüksektir.

Sağlık durumu

Bir kişinin sağlık durumu, kişiyi belirli yiyecek çeşitlerini ve / veya diğer gıdalardan daha az tüketmesini sağlayabilir. Örneğin, bir kişide yüksek kolesterol (sonuç olarak kalp hastalığına neden olabilir) varsa, diyetinde hayvan yağının miktarını azaltmayı tercih edebilir. Kötü beslenme ile ilişkili olabilecek bazı hastalıklar arasında beriberi, pellagra, raşitizm, iskorbit, osteoporoz ve anemi bulunur.

Kişisel yeme-içme reaksiyonları

Kişisel algılarımız gıda seçimimiz üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Bireyler, gıdanın fiziksel görünümüne, sunumuna, kokusuna ve dokusuna tepkilerini temel alarak yiyeceklerini seçerler veya reddederler. Gıdaların kalitesini ve itirazını ölçmek için duyularımızı kullanırız ve bu reaksiyonlara dayalı yargılara duyusal algılamalar denir. Çekici renkler ve yaratıcı yiyecek düzenlemesi, iştahınızı ve tükürük bezlerinizi uyarır, böylece seçilmemiş belirli gıdalar için iştah yaratır. Yemek hazırlayıcıları yemeklerin estetik görünüşü ile yemeklerin sunulduğu kişilerin iştahlarını artırabileceğini veya geciktirebileceğinin farkındalar çünkü yiyeceklerin tabağa yerleştirilmesine iştah artırmak için özen gösterirler. Bazı insanların yiyecek seçenekleri sınırlıdır, çünkü fiziksel bir reaksiyona sahiptirler. Tepkiler bireyler arasında değişir ancak karın şişmesi, kusma, kaşıntı ve deri döküntüleri, hırıltılı solunum, baş ağrısı ve rahatsız edici uyku olabilir.

Psikolojik faktörler zihin ve duygularla ilgilidir. Yaşam tarzlarına ve kişinin yetiştirilmesine bağlı olarak kişiden kişiye farklılık gösterirler ve bunları tanımlamak zordur. Duyguların, kendine güvenin ve tutumların sonucunda yapılan seçimler gün geçtikçe değişebilirken, inanç, alışkanlık, değerler ve yiyeceklerle geçmiş deneyimler gibi bazı psikolojik faktörler seçilen gıdalar üzerinde sürekli bir etkiye sahiptir.

Değerler

Değer, neyin önemli olduğuna dair derin kişisel bir duyumdur. Değerler, davranışı etkilemek ve eylemi motive etmek için yeterince güçlüdür. Bir kişinin değerleri, yetiştirildikleri ailenin ve kültürün değerlerini yansıtabilir veya yaşam boyunca karşılaşılan deneyimler üzerine kişisel bir yanıt olabilir. Gıda seçimi; seçimleri etkilemesi muhtemel değerler, besin kaynakları ve sağlığın korunması ile ilgilidir. Bazı kişiler bütün canlıların huzur içinde, acılardan uzak olan haklarına saygı duyuyorlar. Vejeteryanlık, gıda seçiminin bir yansımasıdır. Kişi, hayvanların besin kaynağı olarak yetiştirilmesi koşullarına katılmayabilir veya bir hayvanın serbest dolaşma hakkını önemseyebilir. Bu nedenle yumurta, süt veya diğer süt ürünleri de dâhil olmak üzere herhangi bir hayvan ürününün tüketilmesine katılmayabilir.

İnançlar ve tutumlar

İnsanlar yapmak ve öğrenmekle inanç ve tutumların sahipleri olurlar. İnançlar ve tutumlar da insanların satın alma davranışlarını etkilerler. Bir inanç bir kimsenin bir şey hakkındaki tanımlayıcı bir düşüncesidir. İnançlar bilgi, kanaat ve itikat üzerinde kurulabilir. İnançlarda hissiyetin rolü olabilir de olmayabilir de. İmalatçılar pek tabi insanların ürünleri ve servisleri hakkındaki inançları ile çok ilgilidirler. Bu inançlar ürün ve marka imajlarını yaratır ve insanlar da ürünlerin ve markaların imajlarına göre hareket ederler.

Tutumlar ve inançlar tüketici davranışı üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Tüketicilere bir ürünü, reklamı, markayı sevip sevmedikleri sorulduğunda gerçekte kendilerinden tutumlarını ifade etmeleri istenmektedir. Tutumlar iç duyguların dış savunmasıdır ve kişilerin objelere karşı eğilimlerini yansıtır.

İnanç ve tutumlar idrak ve motivasyonel süreçleriyle öğrenme sürecinin en son neticeleri olarak birbirine benzemekle beraber, aralarında önemli farklar vardır. Bunlar davranış bakımından farklı vasıflar ve neticeler ihtiva ederler bu yüzden her iki kavramın da sağlam bir ilmi mana kazanması için farkı detaylı bir şekilde belirtmek çok önemlidir.

Gıda için kabul edilebilir olana ilişkin inançlar dünyada çeşitlilik gösterir ve genellikle din ve kültürel mirasa bağlıdır. Bir inanç, pozitif bilimsel kanıta dayalı olması gerekmeyen bir görüş veya inançtır. Dayanaklı olan değerlerin aksine, inançlara meydan okunur ve değiştirilebilir. Birçok din gıda geleneklerine sahiptir ve takipçilerinin yediklerine kısıtlamalar getirirler. Örneğin, Budistler kısmen vejeteryanlardır. Balık, yumurta ve süt ürünleri yiyebilir, ancak kırmızı ete izin verilmez. (Balık hariç canlıları öldürmek ya da yaralamanın yanlış olduğuna inanıyorlar.) Dini geleneklerin yanı sıra, bazı sosyal gruplar ve kültürlerin yiyecek hakkında belirli inançları vardır. Bu inançların çoğunun doğrulanması mümkün değildir. Bazı kültürel inançlar genellikle belirli gıdaları yemeyi yasaklar ve yiyecek tabularına yol açar. Bu tabular ilkel kültürlerde yaygındır ve ne yazık ki, eksiksiz proteinin iyi kaynakları olan hayvansal ürünlerin tüketimini kısıtlayabilirler.
Bir tutum, bir kişinin kendisine yönelik bir şeyi görüp alışmasını ve genellikle esasının değerini değerlendirmesini sağlar.

• Bizim kültürümüz söylemi: Örneğin, çiğ et ve balık yemek Japon kültürünün bir parçasıdır.
• Kişisel tarih: Örneğin, ıspanak çocukken yenilmediğinde, yetişkin olarak ıspanak içeren yiyeceklerden kaçınılması mümkündür.
• Seyahat deneyimleri: Örneğin, yabancı yerlerdeki özgün mutfaklardan yemek, kültürel deneyimin bir parçasıdır, ancak bu mutfağın mutlaka evde yenilmesi gerekmez.
• Algılanan statü (başka şeylerle ilişkili olarak bir şeyin konumu): Örneğin, bazı ortamlarda ıstakoz, truffle mantarı, şalgam ve rezene, biftekten daha yüksek bir statüye sahiptir.
• Ekonomik bunalım ve savaş: Örneğin, savaş ve bunalımlı dönemler nedeni ile gıda sıkıntısı yaşayan yaşlı Avustralyalılar veya göçmenler sakatat (sığır karaciğeri ve dil gibi hayvan organları) gibi ürünleri ağırlıklı tüketime yönelerek, sizin için servis edilen her şeyi yemek mantığını sürdürmektedirler.

Alışkanlıklar

Gıda seçimleri genelde rutindir. Bir alışkanlık, düzenli olarak düşünmeden yapacağımız bir olgudur. Beslenme alışkanlıkları aynıdır ve tüm alışkanlıklar gibi kırmak zordur. Gıda alışkanlıklarımız, bazen sağlıksızdır ve genel diyetinizi değiştirmeniz veya isteğinize bağlı olarak tanımlanması gerekir. Örneğin; kızarmış ekmek üzerine tereyağ ya da margarin sürmek, her sabah aynı tahıl ürününü yemek, su yerine alkolsüz içecekler içmek, yemeğe tatmadan tuz eklemek, her zaman aynı tipte ekmek almak, salataya sos eklemek, her öğün sonunda tatlı yemek.

Benlik

Benlik, kendimiz hakkında nasıl hissettiğimizi ve vücudumuzun ebatları, şekli ve ağırlığı (vücut imajı) dahil olmak üzere kişisel görünümümüzü tanımlama biçimimizi ifade eden bir kelimedir. Her birimizin aklımızda bir resim vardır. Fiziksel olarak nasıl göründüğümüz (güçlü ve zayıf yönlerimiz), ne kadar iyi koordineli olduğumuz, ne kadar akıllıyız, ne kadar utangaç veya girişken, paramızı ne kadar iyi yönettiğimiz, nasıl giyiniyoruz, sanat, müzik, dansa ne kadar yetenekliyiz, kardeş, oğul veya kız olarak ailede önemimiz.

Benlik saygısı çocukluk döneminde gelişir. Beden imajından duyulan memnuniyetsizlik başta hanımlar olmak üzere 11 yaşından başlayarak orta yaşlara doğru artmaktadır. Ayrıca, benlik durağan olmayıp zaman içinde hatta günde birkaç kez yavaş yavaş değişebilir.

2. Psikolojik faktörler

Gıda seçimlerimizde psikolojik faktörler diğer faktörlere göre daha baskın rol oynayabilmektedir (Lau ve Ark., 1984; Kaya, 2016).
  
Motivasyon
 
Bir kimsenin her hangi bir zamanda pek çok ihtiyacı vardır. Bazı ihtiyaçlar biyolojiktir. Bu ihtiyaçlar açlık, susuzluk, huzursuzluk gibi fizyolojik gerginlik hallerinden doğar. Diğer ihtiyaçlar psikonojeniktir . Yani tanınmak, şahsına saygı göstermek veya bir yere ait olmak gibi psikolojik hallerden doğar. Bir ihtiyaç yeterli bir seviyede zorlayıcılığa ve şiddetli isteğe ulaştırıldığı zaman bir motif olur. Bir motif bir kimseyi harekete geçmesi için yeterince zorlayan bir ihtiyaçtır.

Sezgi
 
Sezgi, bir kimsenin dünyanın anlamlı bir manzarasını yaratması için enformasyon verilerini seçmesi, organize etmesi ve yorumlamasıdır. Sezgi sadece fiziki dürtüleri değil, dürtünün çevresindeki saha ile olan münasebetine ve ferdin kendisi içindeki şartlara bağlıdır. Sezginin tarifindeki anahtar kelime  ferttir. Bir kimse çabuk ve yuvarlak laflarla konuşan bir satıcının itici ve gayrı samimi olduğunu bir diğeri onun zeki ve yardım etmek isteyen biri olduğunu sezebilir. İnsanların aynı obje karşısındaki sezgileri üç sezgisel işlemden ötürü farklıdır.
 
Öğrenme
 
Öğrenme bireylerin gelecekteki benzer davranışlarını yönlendiren, satın alma ve tüketime ilişkin bilgileri ve deneyimleri kazandıkları bir süreçtir. Diğer bir deyişle öğrenme süresi boyunca elde edilen tüketim bilgileri ve deneyimleri satın alma davranışına yön vermektedir. Kişinin kendisine yâda çevresine ilişkin tutumları ve yargıları belirlemesinde, gereksinimlerin giderilmesinde deneyimlerden yararlanılır ki bu da öğrenmenin sonucudur.

Öğrenme biçimi içeriği ve nitelikleriyle insan davranışını etkileyen etkenlerin en başında gelir insanın psikolojik varlığı ve özellikleri büyük ölçüde öğrenme süreci boyunca elde edilen deneylerle belirlenmiş. İnsan ihtiyaçlarını gidermede sorunlarını çözümlemede kendi varlığına ve çevresine ilişkin algılar ve kavramlar oluşturmada öğrenmeden ve geçirdiği deneylerden yararlanır. Genel olarak ihtiyaçlarını isteklerini özel olarak fiziksel içgüdüsel ihtiyaçlarını insan yine öğrenme yoluyla belirler.

Herkes her an bir şey öğrenmektedir. Herkes zaman zaman başkalarına da bir şeyler öğretmeye çalışır. Ana babaları çocuklarına, ustalar çıraklarına  bir takım bilgiler ve beceriler kazandırmaya çalışırlar. Böylece öğrenme yalnız okul değil hayatın her alanında ve anında meydana gelir.
   
Algı
 
Algılama duyu organlarının yardımı ile çevreden gelen uyarılara göre nesneler, olaylar ve ilişkiler hakkında bilgi edinmektir. Ancak algılamak sadece fizyolojik bir olay değil, aynı zamanda bireyin inançlarından, tutumlarından, kişilik özelliklerinden etkilenen subjektif bir durumdur. Birey kendi görüşüne inançlarına, değer yargılarına göre algılamaktadır. Pazarlama yöneticisinin sunduğu pazarlama bileşenleri ile hedef tüketicinin algıladığı bileşen birbirlerinden farklı olabilir. Hedef tüketicinin yeni pazarlama bileşenlerini farklı bir şekilde ve görmek istedikleri bir biçimde yorumlamaları pazarlama programının uygulanmasında bazı güçlüklere yol açabilir.

Algılama fiilin fiziksel ve fizyolojik yanlarıdır. Duyumlar, bağımsız olaylar değildir. Hemen her duyumla birlikte bir algılama yapılır. Böylece, psikolojik olayların en yalın öğeleri, duyumlar değil algılardır. Algılama ile son bulmayan bir duyum yok gibidir. Çevreden gelen etkiler duyu organlarını uyarır, böylece meydana gelen sinir akımı beyine ulaşır ulaşmaz duyum olayı ile birlikte bir algılamada meydana gelir.

Tavır
 
Tavırdan maksat bir gıda hakkındaki olumlu bilgi ve olumlu veya olumsuz duygulardır. Tavırlar deneyle ve başka kişilerle temas sonucu öğrenilebilir. Tavırlar genellikle sık sık değişmez çok defa olduğu gibi kalır. Tavırların bazen kuvvetli bazen zayıf etkisi olur. Tüketicilerin bir gıdaya veya bir firmaya olan tavırları stratejinin başarılı veya başarısız olmasını etkiler. Nitekim tüketici, işletmenin pazarlama stratejisi üzerinde olumsuz etkiye sahip ise gıdayı bizzat kendisi almakla kalmaz etrafındaki çevreye de etki yapar.

Kişilik
 
Her insanın satım alımını etkileyen farklı bir kişiliği vardır. Kişilik, insanın çevresine karşı tutarlı ve sürekli tepkiler vermesine yol açan belirgin karakteristiklerdir. Kişilik tipleri sınıflandırılabildiği ve belirli bazı kişilik tipleri ile gıda ve markalar arasında güçlü korelasyonlar olduğu takdirde kişilik, tüketici davranışını çözümlemede önemli bir değişkendir.

Herkesin kendine ait bir kişiliği, bir içyapısı vardır. Bu kişiliği çözmek her zaman mümkün değildir. Bu tecrübe ve tavırların belirlenebilmesi ile mümkün olabilir. Buna göre her tüketicinin tüketeceği mal ve tercih edeceği markalar farklı olacaktır. Pazarlamacılar genellikle tüketim mallarının reklamını yaparken herkesin olumlu bulabileceği özellikler üzerinde dururlar.

*Makalenin 2. bölümü ve kaynakça Aralık 2017 sayımızda yayınlanacaktır

Kasım 2017 sayısının 76.sayfasında yayımlanmıştır.