Gıda sektörünün çözüm ortağı: A&T Akademi

Geçen yıl gıda üreticisinin ulusal ve uluslararası arenada rekabet gücünü artırmak amaçlı A&T Akademi’yi kurduklarını dile getiren A&T Gıda Kontrol Laboratuvarı Genel Müdürü Çağatay Turan, bu sayede sektöre analiz desteğinin yanı sıra eğitim, denetim ve danışmanlık konularında da çözüm ortağı olduklarını söyledi.

A&T Gıda Kontrol Laboratuvarı, son yıllarda artan döviz kurları nedeniyle girdilerinin büyük çoğunluğunun ithal olmasından kaynaklı başladığı analiz hizmet ihracatını hızla artıyor. 

A&T Gıda Kontrol Laboratuvarı Genel Müdürü Çağatay Turan, ilk başladıklarında satışlarının yüzde 1’i düzeyinde bulunan ihracat gelirlerimizi 2017 yılında toplam gelirimizin yüzde 10’una kadar çıkarmayı başardık. 2018 yılının ilk 5 ayında ise 2017 toplam ihracat rakamımızı yakalamış ve cirodaki payını yüzde 20’ye çıkarmış olduk. 2019 hedefimiz cirodaki ihracat payımızı yüzde 50’ye çıkartmak” diye konuştu.
Geçen yıl gıda üreticisinin ulusal ve uluslararası arenada rekabet gücünü artırmak amaçlı A&T Akademi’yi kurduklarını dile getiren Turan, bu sayede sektöre analiz desteğinin yanı sıra eğitim, denetim ve danışmanlık konularında da çözüm ortağı olduklarını söyledi.
Çağatay Turan, sektördeki son gelişmeleri ve faaliyetleri konuştuk.

A&T gıda laboratuvarları, hangi sektörlere hangi konularda analiz hizmeti vermektedir?

Günümüzde gıda güvenliğinin ulusal güvenlik kadar önemsenmesi ve halk sağlığının yüksek düzeyde korunması ilkesinde sektörel ve sosyal sorumluluğumuz ile “Önce İnsan, Önce Sağlık” diyerek tüm çalışmalarda azami bilimsel ve akademik özen göstererek yaptığımız güvenilir ve hızlı analizlerimiz, üretiminden tüketimine kadar gıda, ambalaj ve yem endüstrisine destek vermektedir. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkimiz ile birlikte uluslararası geçerliliği bulunan, TURKAK tarafından verilen ISO 17025 akreditasyonumuz sayesinde gıda endüstrisinin ulusal ve uluslararası arenada rekabet gücünü arttırmasına yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Gıda ve tarım sektörümüz dünya gıda ve tarım ürünleri toplam ihracatının yüzde 1’ini gerçekleştirebilmektedir. Bu oranın yukarılara çıkması, tarım ve gıda ürünleri ihracatımızı 50 milyar dolar olabilmesi için fiyat kadar ürünün sağlık ve kalite açısından katma değeri de oldukça önem arz etmektedir. Bu sebeple, A&T Gıda Kontrol Laboratuvarı olarak gıda üreticimizin ulusal ve uluslararası arenada rekabet gücünü artırmak amaçlı 2017 yılında A&T Akademi’yi kurduk. Bu sayede gıda sektörüne analiz desteğinin yanı sıra eğitim, denetim ve danışmanlık konularında da çözüm ortağı oluyoruz.

Eğitim, denetim ve danışmanlık demişken A&T Akademi’den bahsedebilir misiniz?

A&T Akademi’nin temelleri geçtiğimiz sene atıldı. Analiz hizmeti verdiğimiz müşterilerimizden gelen talepler doğrultusunda odağımız ve uzmanlık alanımız olan gıda sektörüne yönelik eğitim, denetim ve danışmanlık modüllerini barındıran bir yapı oluşturduk. Özellikle üreticilerimizin fabrikaları dahilinde bulunan laboratuvarlarının personellerine yönelik uygulamalı cihaz, analiz ve mevzuat eğitimleri düzenliyoruz. Aynı zamanda BRC, ISO 22000, IFS gibi kalite belgelendirmeleri için eğitim, denetim ve danışmanlık hizmetlerimiz sayesinde müşterilerimize katma değer yaratıyoruz.

Türkiye'nin ihracatta gıda güvenliğinde yaşadığı en büyük sorun nedir? Önündeki engeller nedir? Neler yapılabilir?

Gerek coğrafi avantajımız gerekse üretilen ürünlerin çeşitliliği bakımından her ne kadar sektör olarak dış ticaret fazlası versekte Türkiye’nin gıda ihracat potansiyelinin çok daha fazla olduğunu düşünüyorum. Tabi bu potansiyeli gerçeğe dönüştürebilmemiz için rekabet avantajımızı artıracak politikalara ağırlık vermeliyiz. Öncelikle bu kadar parçalı ve yıllardır bölünerek neredeyse büyüklük olarak ancak bir hobi bahçesi halindeki arazi yapısıyla ölçek ekonomisinden yararlanmamız oldukça zor. Bu konuda Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın arazi toplulaştırma politikasını çok olumlu buluyorum.
Uluslararası arenada ürünün maliyeti tabii ki çok önemli bir etkendir. Lakin konu tarım ve gıda olduğu zaman ürün güvenliği herşeyden önce değerlendirilen ilk parametre olarak öne çıkıyor. En önemli ticaret partnerlerimizden Avrupa Birliği’ne ihracatımıza bakacak olursak RASFF (The Rapid Alert System For Food and Feed) raporlarında göreceğimiz üzere ağırlıklı olarak meyve sebze ürün gruplarında pestisit kalıntısına rastlanma sıklığı göze çarpıyor. Bununla beraber özellikle fındık ve belli başlı kuruyemiş ürün gruplarında aflatoksin sorununu görebiliriz. Bu ve buna benzer gıda güvenliği sorunlarını yaşamamak adına A&T olarak ihracat öncesi analiz ve danışmanlık hizmeti sunmaktayız.

Bugün geçmişe oranla firmaların analiz yaptırma konusunda farkındalığında bir artıştan söz edebilir miyiz? Varsa bunu sağlayan faktörler nelerdir?

1999 yılından beri gıda endüstrisine analiz hizmeti vermekteyiz. Bu sebeple nispeten yeni olan bir sektörde 20 yıllık bir kurum hafızamızın olması, sürece daha objektif bakabilmemizi sağlıyor. Özellikle son 10 yılı göz önünde bulundurduğumuzda Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yapmış olduğu denetimlerin artması sebebiyle gıda işiyle uğraşan firmaların bu konudaki farkındalıklarının ciddi oranda arttığını söyleyebiliriz. Gıda Kontrol Genel Müdürlüğünün faaliyet raporlarına baktığımızda analizlerin kamu ve özel olmak üzere rakamsal olarakta büyüdüğünü rahatlıkla görebiliriz. Tabii bunun yanında zincir marketlerin yaygınlaşması ve gıda güvenliği konusuna olan yaklaşımları da süreci olgunlaştıran etkenlerdendir. Yapılan her analiz ve denetim halk sağlığı adına atılmış önemli bir adım ve geleceğimize yapılan bir yatırımdır. Denetimlerin ve tabi bu farkındalığın artması sayesinde vatandaşımıza hem daha kaliteli ve sağlıklı bir yaşam fırsatı sunmuş oluyoruz hem de konunun bilincinde ve hassasiyetinde olan gıda üreticimizin merdiven altı diye tabir edilen işletmelerle olan haksız rekabetinide önlemiş oluyoruz.

Sektörünüzün (analiz hizmetleri, belgelendirme vs) son durumunu nasıl değerlendirirsiniz? Yabancı yatırımcıların ilgisi söz konusu… Sektörü nasıl etkiler bu durum?

Özellikle son yıllarda sektörümüze olan yabancı yatırımcının ilgisi oldukça fazla. Özellikle uluslararası oyuncuların birçoğunun Türkiye’de yatırımı bulunmaktadır. Son yıllarda Türkiye operasyonunu kapatan veya küçülten uluslararası laboratuvarlar olmasına ragmen sektörümüz hala yatırım cazibesini koruyor.

A&T olarak Hizmet İhracatçılar Birliğine üyesiniz. Bildiğimiz kadarıyla analiz hizmet ihracatı gerçekleştiriyorsunuz. Uluslararası hedeflerinizden bahseder misiniz?

Son yıllarda artan döviz kurları sebebiyle girdilerimizin büyük çoğunluğunun ithal olmasından dolayı sektör olarak ciddi bir maliyet baskısıyla karşı karşıya kaldık. Bu risk ve baskıyı lehimize çevirmek amaçlı 2016 yılının son çeyreğinde ilk defa analiz hizmet ihracatı gerçekleştirmeye başladık. Başladığımız yıl satışlarımızın yüzde 1’i düzeyinde bulunan ihracat gelirlerimizi 2017 yılında toplam gelirimizin yüzde 10’una kadar çıkarmayı başardık. 2018 yılının ilk 5 ayında ise 2017 toplam ihracat rakamımızı yakalamış ve cirodaki payını yüzde 20’ye çıkarmış olduk. 2019 hedefimiz cirodaki ihracat payımızı yüzde 50’ye çıkartmak. Stratejik açıdan değerlendirdiğimizde İlk hedef pazarımızı Körfez ülkeleri olarak belirledik. Körfez ülkelerine ek olarak 2018 ve 2019 ajandamızda hizmet ağımıza Avrupa Birliği ülkelerini de eklemek var.