Glutensiz yaşam; bir yıkım değil tam tersine sağlıklı ve sürdürülebilir bir yaşam...

Esra Kaftan, glutensiz yaşam biçimini benimsemiş. Keyiften ya da isteğe bağlı değil, bir tercih de değil onunki. Nörolojik bir bağışıklık hastalığı ile başlayan sıkıntıları, bağırsak yapısını bozarak gluten hassasiyetine neden olmuş.

Özlem As

Esra Kaftan, glutensiz yaşam biçimini benimsemiş. Keyiften ya da isteğe bağlı değil, bir tercih de değil onunki. Nörolojik bir bağışıklık hastalığı ile başlayan sıkıntıları, bağırsak yapısını bozarak gluten hassasiyetine neden olmuş. Bu nedenle çevresinden de destek almadan doktoruna danışarak gluteni hayatından tamamen çıkarmış. Başta zorlanmış. Daha sonra düzenini oturtmuş. Ve yaklaşık üç haftanın sonunda glutenin yaşattığı sıkıntılar gerilemeye başlamış.
“Sonra ben sanki yeni bir milat ile yeni bir yaşama başlamış gibi oldum. Bu süreçte yaklaşık 20 kilo verdim. Hayatım tamamen pozitif bir bakış açısı kazandı. Psikolojik açıdan ruh halim değişti. Gazların verdiği sinir, asabiyet, tahammülsüzlük yerini huzura ve dinginliğe bıraktı” diye ruh halini anlatıyor, Esra Kaftan.

Glutensiz_yasiyorum diye bir instagram hesabı açarak ve blog kurarak; yediklerini ve hastalığıyla ilgili yaşadıklarını paylaşmaya başlamış. Adım adım doğal ürünler tercih etmeye, rafine şekeri keserek evde sağlıklı unlardan ve meyvelerden (karabuğday unu, Hindistan cevizi unu, kinoa unu v.b) tarifler denemeye başlamış. Bu süreçte edindiği farkındalıkla, yaşamıyla insanları motive etmekten dolayı oldukça memnun.
Esra Kaftan ile glutensiz yaşamı konuştuk.

Glutensiz yaşam biçimi sizin tercihiniz mi?

Benim glutensiz yaşama geçişim isteğe bağlı bir tercih olmadı. Nörolojik bir bağışıklık hastalığı ile başlayan sıkıntılar bağırsak yapısını bozarak sonrasında da gluten hassasiyetine neden oldu. Bağırsakla ilgili İBS denilen (irritabl bağırsak sendromu) bir rahatsızlığım vardı. Her gün inanılmaz derecede gaz, şişkinlik ve kramp ağrıları çekiyordum. Fakat buna karşı hiçbir ilaç tedavisi işe yaramıyordu. Özel bir hastanede çalışmama ve hekimler ile sıkça tedavim hakkında görüşebilmeme rağmen yaşam konforumu iyiden iyiye bozan bu durum 2-3 yıl kadar sürdü. Taa ki bir makalede İBS hastalarına glutenin iyi gelmediğini okuyana kadar. Soluğu beni takip eden gastroenterelog ve diyetisyende aldım ve glutensiz beslenmeyi denemek istediğimi söyledim. Her ikisinin de onayını alarak glutensiz hayata geçiş yaptım. Glutensiz yaşamın keyfi yapılabilecek, popüler veya zayıflamaya yönelik bir yaşam tarz olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Ama eğer gluten vücuda bir şeklide zarar veriyorsa da önlemini almak için doktor onayıyla glutenin kesilerek denenmesi taraftarıyım. Aldığım bu radikal kararın ardından arkama dönüp de 2.5 yıl geriye baktığımda bu yolda ilerlerken sağlık adına ne çok şey öğrendiğimi görebiliyorum.

Glutensiz yaşamın hayatınıza yansıması nasıl? Ruhen ve bedenen ne gibi farklılıklar hissediyorsunuz?

Beslenmenin yüzde 60-70 oranında tahıldan karşılandığı bir toplumda tümüyle glutensiz yaşama geçmek hiç de kolay bir durum değil. En başta yakın çevreniz bu karara karşı çıkarak vazgeçirmeye çalışıyor. Tabii burada kişinin duruşu önemli. Ben kendi adıma gaz, şişkinlik ve kramplardan o kadar çok çektim ki kendimce olabilecek son çareyi denemek istedim. Taktir edersiniz ki glutensiz ilk günlerim zor geçti. Çıkarttığım makarna, bulgur, şehriye, abur cubur yerine ne koyabileceğimi bilemedim. Zamanla taşlar yerine oturmaya başladı. Yaklaşık üç haftanın sonunda glutenin bana yaşattığı sıkıntılar gerilemeye başladı. Sonra ben sanki yeni bir milat ile yeni bir yaşama başlamış gibi oldum. Bu süreçte yaklaşık 20 kilo verdim. Hayatım tamamen pozitif bir bakış açısı kazandı. Psikolojik açıdan ruh halim değişti. Gazların verdiği sinir, asabiyet, tahammülsüzlük yerini huzura ve dinginliğe bıraktı. Sağlığımın kıymetini daha iyi anladım ve bu konuda daha büyük bir emek ve çaba göstermemin doğruluğuna inandım. Ruhumu sporla beslendim düzenli olarak aletli pilates yaptım ve çok faydasını gördüm.

Glutensiz yaşam için neler yapıyorsunuz?

Glutensiz dünyanın içerisine girdiğim ilk aylarda ne yazık ki kendimi paketli ve glutensiz ürünlerin içerisinde buldum. Mantığım, olabilecek her şeyin glutensizini bulabilmekten yanaydı. Ekmekten, galetaya, bisküviden, çikolataya pek çok ürün denedim. Fakat o dönem ürün içeriklerinin sağlıksız malzemelerden yapılması beni rahatsız etmiyordu. Kısa sürede bu bilinç gelişti ve ben bana faydadan çok zarar vermesi muhtemel katkılı glutensiz ürünlerle vedalaştım. Sonra dedim ki kendi kendime ben bu sürede hastalığıma çare ararken çok zor zamanlardan geçerek doğru yönü bulmaya çalıştım ve istedim ki başka benim gibi sıkıntı çeken insanlara örnek teşkil ederek yardımcı olmaya çalışayım. Aslında bir nevi bir misyon üstlendim. Glutensiz yaşamanın bir yıkım olmadığını tam tersine glutensiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir yaşamın olabileceğini, farkındalık kazanmamız gerektiğini ve hepsinden önemlisi yaşamımla motivasyon kaynağı olmayı hedefledim.
Glutensiz_yasiyorum diye bir instagram hesabı açarak yediklerimi ve benim hikayemde hastalıklarımla ilgili yaşadıklarımı paylaşmaya başladım. Adım adım doğal ürünler tercih etmeye, rafine şekeri keserek evde sağlıklı unlardan ve meyvelerden (karabuğday unu, Hindistan cevizi unu, kinoa unu v.b) tarifler denemeye başladım.Sonra bununla yetinmeyip www.glutensizyasamak.com adında bir blog kurarak daha çok anlatmaya ve daha geniş kitlelere ulaşmaya çalıştım.

Dışarda yemek yemede ne gibi sıkıntılarla karşılaşıyorsunuz?

Glutensiz yaşamın sosyal hayatta zorlukları çok fazla. Gluten harici bana dokunan pek çok şeyin varlığı (inek sütü ve ürünleri, gaz yapan sebze ve salatalar, tüm şekerli şeyler, soslar, limon ve kırmızıbiber gibi gıda alerjileri ve daha niceleri) dışarıda bir kat daha beni zorlar hale geliyor. Şöyle özetlemem gerekirse bir restoranın menüsünde 100 çeşit ürün varsa, içeriklerine bakarak eleye eleye gittiğimde elimde 1-2 tane seçenek kalıyor ki bu seçenekler genelde salata, döner ve yumurtadan ibaret oluyor. Yaşadığım diğer bir zorluk da garsonlara kendimi anlatabilmek. Glutenin varlığından çoğunun haberi yok. Çok az bir kesim bu konuda bilgili ve beni anlayabiliyor. İstediğim yemeği nasıl istediğimi tarif etmeme rağmen (yemeğin yanına bulgur koymayın, sos dökmeyin veya baharat eklemeyin gibi) çoğu zaman yanlış geliyor. Şöyle düşünün ailece yemeğe gitmişsiniz. Hepinizin siparişi aynı anda önünüze geliyor. Bizimkiler yemeğe başlıyor benim yemeğim yanlış bir içerikle geldiği için geri gidiyor. Ben öfkelenmeye başlıyorum. Derken ailemin yemeği biterken benim tabağım geliyor ve ben bir başıma yemeğimi yemek durumunda kalıyorum. Buna benzer onlarca örnek yaşadığım için hem kendimi üzmemek hem de yanımdakileri mutsuz etmemek adına çoğunlukla ya evde yiyorum ya da yanımda getirdiklerimi yiyebileceğim bir mekansa orada yemeye çalışıyorum. Aslında kısacası glutensiz dünyanın bana sunduğu her bir çeşit yiyecekle evde denemeler yapıyorum ve sayfamda paylaşarak çok kısıtlı görünen yeme modelimize alternatif birçok tatla destek olmaya çalışıyorum.

Restaurantlarda ya da market raflarında size uygun ne oranda ürün var? Bu konuda son dönemde bir farkındalıktan söz edebilir miyiz?

Bundan bir iki yıl önce glutensiz menüsü olan restoranların sayısı bir elin beş parmağını geçmezken, şimdilerde daha fazla mekanda daha fazla seçeneklere yiyecekler sunulabiliyor. Sanıyorum arz talep meselesi. Ne yazık ki daha fazla hastalanıyor ve glutensiz beslenmesi gereken kitle olarak sayıca artıyoruz. Bu durum mekan sahiplerini de farklı alternatif menüler üretmeye itiyor. Ama benim işimi bir kat daha zorlaştıran şey glutenin yanı sıra kaçınmam gereken pek çok gıdanın varlığı nedeniyle alternatiflerimin iyice azalması.
Market ürünleri arasında glutensiz olmasının yanı sıra içeriğinde katkı maddesi olmayan, şekersiz, hurma, badem, kakao, fındık gibi gıdalardan üretilmiş tamamen doğal güzel ara öğün alternatifleri çok sayıda var. Açıkçası dışarıda acıktığımda beni tok tutan bu tarz ürünleri bir miktar depolayarak yanımda taşımaya çalışıyorum.

Kinoalı etli sarma
200-250 gr kadar asma yaprağı
1 soğan
150 gr kıyma
1 çay bardağı kinoa
2 çorba kaşığı zeytinyağı
tuz, karabiber, kimyon
½ demet maydanoz
Ben salça tüketmiyorum, isteyenler 1.5 kaşık salça ekleyebilir.

Yapılışı; kinoa önce bir taşım haşlanıyor. Suyu süzülerek tüm malzemelerle birlikte harç haline getiriliyor. Tencerenin altına yapışmasını önlemek için 3-4 asma yaprağı yerleştirilir. Üzerine sarmalar yerleştirilir. Tencereye biraz su ilave ederek pişirilir.