Görmeyi destekleyici nutrasetikler

Özellikle yaşın ilerlemesi ile birlikte göz merceğinde meydana gelen ve görmeyi azaltan bir hastalık olan Katarakt, pek çok yaşlı insanı etkilemekte ve körlüğün önde gelen nedenlerinden biri olmaktadır. Katarakt, mercekteki oksidatif hasar ile ilişkilendirilmekte ve antioksidan besinlerin katarakt oluşma riskini azaltabileceği...

 

Yrd. Doç. Dr.Gökhan KAVAS  Zir.Yük. Müh. Nazan KAVAS Prof. Dr. Özer KINIK
Ege Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Süt Teknolojisi Bölümü

Özellikle yaşın ilerlemesi ile birlikte göz merceğinde meydana gelen ve görmeyi azaltan bir hastalık olan Katarakt, pek çok yaşlı insanı etkilemekte ve körlüğün önde gelen nedenlerinden biri olmaktadır. Katarakt, mercekteki oksidatif hasar ile ilişkilendirilmekte ve antioksidan besinlerin katarakt oluşma riskini azaltabileceği bildirilmektedir. Günümüzde çok farklı göz rahatsızlıkları bulunmakta ve yaşa bağlı maküler dejenerasyon (AMD) adı verilen gözün makula (sarı nokta) bölgesinde yapısal ve işlevsel bozulmalara neden olan makula hastalığı bunlardan en bilineni olmaktadır. Hastalık genellikle 60 yaş üstü insanlarda yaşa bağlı makülopatinin son aşaması olmakta ve sanayileşmiş ülkelerde körlüğün önemli sebebi olarak bilinmektedir. Günümüzde beslenmenin göz sağlığı üzerindeki etkilerinin net olarak ortaya konması neticesinde, göz sağlığı ile ilgili ürünlerin fonksiyonel ürün pazarındaki yeri ve önemi artmıştır. Fonksiyonel ürünler arasında göz sağlığını ilgilendiren önemli ve popüler bileşenler arasında A, C, E vitaminleri gibi antioksidanlar, lutein, zeaksantin, astaksantin, omega yağ asitleri, riboflavin gibi bileşenler sayılabilir. A vitamini kseroftalmi(göz akı ve korneanın parlaklığını kaybederek kuruması), gece körlüğü gibi durumların önlenmesinde etkili olmaktadır. Riboflavin ise; göz sağlığı için önemli bir vitamin olmakta, yetersizliğinde gözde yanma, kaşınma, ışığa hassasiyet ve korneada damarlanma gibi sorunların oluşmasında etkendir. Yaşa bağlı göz hastalıkları ile çalışmalar yapan enstitüler; katarakt ve AMD hastalıklarının değişik aşamalarında çinko ve antioksidan tüketiminin söz konusu hastalıklar üzerine olan etkilerini incelemişlerdir. Araştırmacılar, AMD göz hastalığına sahip ancak başlangıç aşamasında olan bireylerde hastalığın ilerleme riskinin yüzde 25 oranında gerilediğini, orta ya da ileri derecede hasta bireylerde ise besleyici kompanentler takviyesi ile görme kaybının yüzde 19 oranında azaltılabileceğini saptamışlardır. Göz sağlığı açısından önemli bir antioksidan olan ve soya sütü, dondurulmuş sütlü tatlılar, yumurta ürünleri, meyve ve sebze ürünleri, kahvaltılık hububatlar ve süt ürünlerinin bileşiminde önemli düzeyde bulunan lutein ile ilgili klinik çalışmalarda, luteinin AMD ve katarakt riskini azalttığı belirlenmiştir. 18-20 hafta süreyle 7 hasta üzerinde maküler renk yoğunluğu ve kan plazmasında lutein düzeyleri ile ilgili olarak yapılan bir çalışmada; diyetleri lutein ile takviye edilmiş bireylerde maküler renk yoğunluğu ile kan plazmasında lutein miktarının arttığı ve AMD hastalığı şiddetinin azaldığı belirlenmiştir. Göz sağlığının korunmasında ve iyileştirilmesinde, gözün maküler bölgesinde bulunan diğer bir karatoneoid Zeaksantin olmakta ve bu özellikle katarakt riskini azaltıcı bir etki göstermektedir. Yapılan çalışmalarda lutein ve zeaksantinin insanların görme hücrelerini UV ışınlarının zararlı etkilerinden koruduğu ve katarakt oluşum riskini azalttığı belirlenmiştir. UV ışınlarının zararlı etkilerine karşı zeaksantin, lutein ve Vitamin E'nin etkilerinin karşılaştırıldığı bir çalışmada; göz hücrelerinin UV ışınlarının zararlı etkilerinden korunmasında lutein ile zeaksantinin etkinliklerinin, Vitamin E'den 10 kat fazla olduğu tespit edilmiştir. Alg orijinli bir antioksidan olan astaksantin de, makula tabakasını UV ışınlarının zararlı etkisinden korumaya yardımcı olduğu ve FDA tarafından onaylanmış ticari şeklinin göz ve merkezi sinir sistemi hastalıklarının gelişimini yavaşlattığı belirtilmektedir. Sonuç olarak dengeli beslenmenin tüm vücudumuza olduğu gibi gözlerimize de faydasının olduğu unutulmamalı ve özellikle nutrasetiklerin tüketimi arttırılmalıdır.

KAYNAKLAR
1.Ohr Milo,L.2005 Food Technology 11: 59-61
2. Chitchumroonchokchai, C., Bomser, J.A., Glamm, J.E., and Failla, M.L. 2004. J.of. Nutr. 134: 3225-32
3. Guerin, M., Huntley, M.E., and Olaizola, M. 2003.. Trends Biotechnol. 21: 210-216.
4. Cho, E., Hung, S., Willett, W.C., Spiegelman, D., Rimm, E.B., Seddon, J.M., Colditz, G.A., and Hankinson, S.E. 2001. Am. J. Clin. Nutr. 73: 209-218.