İlerleyen yaşlarda beslenme

Dr. Suzan Yazıcı

“İleri yaşlarda beslenme sorunları sık görülür. Bunun fiziksel sebeplerinin yanında sosyal sebepleri de vardır. Türkiye’de yaşayan yaşlıların çoğunun düzenli geliri yoktur. Sağlıklı gıdaya erişimleri zor olacağından doğru ve düzenli beslenmeleri mümkün olmayabilir.” Doğru beslenmenin kuralları yaş ile değişmez, ancak ilerleyen yaş ile birlikte meydana gelen değişikliklere uygun olarak beslenmenin tarzının da değişmesi gerekebilir. Yaşlılarda vitamin ve mineral eksikliği, kansızlık gençlere oranla daha sık rastlanan bir bulgudur. Bu bulguların çoğu doğru bir beslenme tarzı ile düzelebilir. İlerleyen yıllar ile vücudun bazal metabolizma hızı azalır. Azalan metabolizma hızı ihtiyaç duyulan kalori miktarının da azalmasına sebep olur. İlerleyen yıllar ile alınan kalori miktarında azalma olmazsa, harcanan enerjide de bir artış olması beklenmeyeceğinden kilo artışı görülecektir. Bunun görülmemesi için yaşlılıkta alınan kalori miktarının gençlik dönemine oranla daha az olması gerekmektedir. Genç yaştaki beslenme tarzının ileri yaşlardaki sağlık durumunu direkt olarak etkilediği bilinmektedir. Bu sebeple sağlıklı beslenme alışkanlığının genç yaşta iken edinilmeye çalışılması önemlidir. İleri yaşta beslenmeyi farklı kılan birtakım durumlar vardır. Bunlardan biri ağız sağlığıdır. İleri yaşlarda diş kaybı, protez dişler, takma dişler sebebi ile çiğneme fonksiyonlarında problemler oluşabilir. Bu durumda katı ve sert gıdaların tüketilmesi zorlaşır, sıvı gıda alımı daha sorunsuz olur. Sebze ve meyvenin çiğ olarak yenmesi zorlaşabilir. Bu durumun sonucunda barsak hareketleri yavaşlar, kabızlık sorunu gelişebilir. Kişi sert yiyeceklerden kaçınacağı için dengeli beslenme şansı da yok olacaktır. İleri yaşlara dek dişlerin sağlıklı kalması için genç yaşlardan itibaren düzenli diş fırçalamak ve düzenli diş hekimi kontrolü altında olmak gerekir. Eksik dişlerin de tamamlanması gerekmektedir. Tat alma duyusunda da ilerleyen yaş ile birlikte azalma olur. Bu durumda kişi daha önceden alıştığı lezzeti almak için yiyeceklere daha fazla tuz, yağ katmak isteyecektir. Tat alma duyusunun azalmasına bağlı olarak iştahta da azalma görülebilir. İleri yaşlarda beslenme sorunları sık görülür. Bunun fiziksel sebeplerinin yanında sosyal sebepleri de vardır. Türkiye’de yaşayan yaşlıların çoğunun düzenli geliri yoktur. Sağlıklı gıdaya erişimleri zor olacağından doğru ve düzenli beslenmeleri mümkün olmayabilir. Yalnız yaşayan yaşlıların ise fiziksel handikapları sebebi ile dışarı çıkıp alışveriş yapmaları mümkün olamayabilir. Bu durumda kendilerine yardımcı olacak kişilere ihtiyaçları vardır. Bu yardım düzenli olarak yapılmazsa beslenme düzeni bozulabilir. Ellerde güçsüzlük ve hareket kısıtlılığı gibi fiziksel problemler sebebi ile evde yeterince malzeme olsa bile yemek pişirmek mümkün olmayabilir. Gelişmiş ülkeler, bunlara benzer sorunlar yaşayan yaşlılar için birçok hizmet sunmaktadırlar. İhtiyacı olan yaşlıların evine düzenli yardımcı verilmektedir, alışveriş desteği sağlanmaktadır. Yemek yapamayan yaşlıların sadece bu sebeple bakımevine gitmek zorunda kalmamaları için evlerine düzenli olarak günlük sıcak yemek götürülmektedir. Sağlıklı beslenmenin kuralları yaşa göre değişmez. Vitamin, mineral, yağ, protein ve karbonhidratların dengeli olarak alındığı, bol taze sebze ve meyveden oluşan bir diyet yaşlılar için de idealdir. Gereksinim duyulan kalori miktarı ise kişinin yaşına, cinsiyetine ve fiziksel aktivitesine göre değişim gösterir. Akdeniz diyeti denen beslenme tarzı bol sebze ve meyve içerir, balık ve zeytinyağından zengindir. Hayvansal gıdanın yeri bu diyette azdır. Akdeniz tipi diyetin kalp damar hastalıklarından koruyucu olduğu ve yaşlılar için de ideal olduğunu gösteren birçok çalışma vardır. İlerleyen yaşlarda sık görülen yüksek tansiyondan korunmak, yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması ve ölümlere engel olmak amacı ile tansiyonu kontrol altına almak için gıdalardan alınan tuz kısıtlanmalıdır. Osteoporoz ileri yaşlarda sık görülür. Gençlik döneminde alınan kalsiyumun miktarı ilerleyen yaşlardaki kemik yoğunluğunu doğru oranda etkiler. Düzenli egzersiz ve yeterli kalsiyum alımı ilerleyen yaş ile birlikte gelişen kemik yoğunluğundaki azalmayı durdurabilir veya en azından yavaşlatabilir. Düzenli güneş ışığına maruz kalmak ve yeterince D vitamini almak ise D vitamini eksikliğini önler. İlerleyen yaşlarda çok ağır öğünlerden kaçınmak, sık ve az miktarda yemek, oluşması muhtemel mide ve barsak şikayetlerini azaltacaktır. Günde 8-10 bardak sıvı tüketilmesi çok önemlidir. Su sindirimi kolaylaştırır, atıkların vücuttan atılmasını sağlar. İlerleyen yaşlarda hareket zorluğu yaşayan kişiler sık idrara çıkmak istemezler ve bu sebeple fazla su içmezler. Bu durum böbreklerde sorun yaratabilir. Çay, kahve ve alkollü içecekler idrar sökücü özelliklerinden dolayı tavsiye edilmez. Meyve suları, su, ayran, bitki çayları ve çorba gibi içecekler önerilir. İlerleyen yaşlarda düzenli olarak kullanılan ilaç sayısı artar. İlaçların birbiri ile etkileşiminin yanı sıra besinlerle etkileşimi de olabilir. Bu konuda en sık adı geçen besin greyfurttur. Greyfurt bazı ilaçlar ile birlikte alındığında ilacın emilimini ve dolayısı ile etkisini değiştirir. Kullanılan ilaçların hangi besinlerle etkileşime girdiği öğrenilmeli ve bu besinlerin alımından kaçınılmalıdır. Dengeli beslenme, düzenli egzersiz ile sigaradan uzak durarak her yaşta olduğu gibi ileri yaşlarda da sağlıklı yaşamak mümkündür. Aktif ve sağlıklı kalın…