“İthal eti ucuza satarak fiyat istikrarı sağlamak mümkün değil”

Yılda kesilen dört milyon sığırın yaklaşık 3,5 milyon başı yurtiçi kaynaklardan karşılanmaktadır. Bu sayı et, kesimlik hayvan ve besilik ithalatına bağlı olarak her geçen gün düşmektedir.

Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç, “ucuz et satışı”nın fiyat istikrarı sağlamadığını sadece sosyal bir etkinlik olarak kaldığını belirtti. Tunç, bakanlığın uyguladığı politikaların ve desteklemelerinin sonuçlarının alınması yanında, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, sağlıklı bir kırmızı et piyasasının oluşması ve gerçek fiyat düzenlemeleri ile fiyat istikrarı sağlanabileceğini söyledi.

Yılda kesilen dört milyon sığırın yaklaşık 3,5 milyon başı yurtiçi kaynaklardan karşılanmaktadır. Bu sayı et, kesimlik hayvan ve besilik ithalatına bağlı olarak her geçen gün düşmektedir. Bu sayının artırılarak ithalata ihtiyaç duyulmaması bakımından, alınan diğer orta ve uzun vadeli tedbirler yanında besilik erkek sığır desteğinin sürdürülmesi gerekmektedir. Aksi halde yurtiçinde doğan erkek yavruları üretici besi için almayacak, gerçek besici üretimden çekilecek ithalata dayalı sayılı işletmeler kalacaktır.

Özlem As

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç, ithal eti ucuza satarak fiyat istikrarı sağlamanın mümkün olmadığını belirterek “Üretici fiyatları düştüğünde nasıl perakende fiyatları düşmüyorsa, ucuz ithal et girdiğinde de perakende fiyatları düşmemiştir, düşmeyecektir. Ancak iki mağazada ucuz et satışı ile yetinilir. Yani bu “ucuz et satışı” sosyal bir etkinlik olarak kalır” dedi.
Bülent Tunç ile kırmızı et sektörünü ve hayvancılık politikasını konuştuk.

Türkiye'nin toplam kırmızı et üretimi, bir önceki yıla göre yüzde 4 azalışla 1 milyon 126 bin 403 ton olarak gerçekleşti. Önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler nelerdir? Azalış sürer mi?

Kırmızı et üretimimizin 2016 yılındaki 1 milyon 173 bin 42 tondan 2017 yılında belirtilen miktara düşmesi hayvan sayısı ve süt üretimindeki artışa rağmen açıklanamaz bir durumdur. Sığır, manda ve küçükbaş sayılarındaki artışa karşın kırmızı et üretiminde azalma olması eldeki verilerin veya istatistiklerin yeniden sorgulanmasını gerektirmektedir. Türkiye’de hayvansal üretim istatistiklerinin güvenilirliği ile ilgili kuşkular yeni de değildir. Kırmızı et üretim rakamlarının hayvan sayısındaki bu artışla ters orantılı olarak azalması imkansızdır.
Bir ülkede hayvan sayısı artıyor, karkas verimi artıyor ve kasaplık, besilik ve kırmızı et ithalatı yapılıyorsa, kırmızı et üretiminin yüzde 4 azalması imkânsızdır. Bence bu kayıt dışılığın arttığına işarettir. 2017 yılında besilik erkek sığır desteğinin verilmemiş olması bu kayıt dışılığın nedenlerinden birisi olabilir.
Rakamlarda kesin bir hata olduğundan, azalış sürer mi sorusuna cevap vermek mümkün değildir. Öncelikle azalış var mı? sorusuna cevap bulmak gerekmektedir.

Kırmızı et tüketimimiz ne kadar? Yıllara göre nasıl bir seyir izliyor?

Nüfusumuz, ülkemize gelen turist sayıları ve sığınmacılar göz önüne alınarak yapılan hesaplamalarda kişi başı 14,5 kilogram kırmızı et tüketimi hesaplanmaktadır. Yine Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada 150-200 bin tonluk bir açık söz konusudur. Bu açık besilik, kesimlik veya et ithalatı ile kapatılmaya çalışılmaktadır. Üretimimiz ile ilgili rakamlarda problemler var iken tüketim rakamları hakkında fazla bir şey söylemek doğru olmaz.
Ancak şunu söylemek gerekir ki, artan nüfus ve gelir düzeyine paralel olarak kırmızı et üretimi artmamaktadır. İnsanımıza bu miktar kırmızı et tüketimini yeterli görmememiz mümkün değildir. Ancak bunu abartıp Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD ile kişi başı tüketimler mukayese edilmektedir. Gelir seviyesi, uzun vadeli politikalar, hayvan varlığı, verim, girdi fiyatları, maliyet, mera ve otlak varlığı, yağış miktarı ve alternatif kırmızı et tüketimi (domuz), gibi faktörleri de mukayese etmek gerekmektedir. Sadece kırmızı et tüketimini kıyaslamak bizi hep yanıltacaktır.
Avrupa Birliği ülkelerine baktığınızda sığır ve koyun eti olarak tüketimin de bizim düzeyimizde olduğu ancak ilave olarak kişi başı 30 kg’ın üzerinde domuz eti tükettikleri görülecektir. Kısacası yalnızca kişi başı et tüketimi mukayeseleri hatalıdır.

"Ucuz et" satışı ve ithalat  fiyatlarını nasıl etkiledi? Fiyatlarda bir istikrar sağlanır mı?

Biz baştan da söylemiştik; ithalata dayalı her politikanın en fazla bir iki ay etkisi olur. Sonra tekrar başa dönülür. Bu geçici tedbirler ile bir yere varmak mümkün değildir. Psikolojik etki ile düşen fiyatlar tekrar yükselmiştir. Ucuz et satışı, piyasa düzenlemek için bir araç olamaz, olsa olsa kırmızı et tüketemeyen bir kesimin buna bir şekilde ulaşmasını sağlar.
Yurtdışından getirilen ucuz etlerin tüketici fiyatlarını düşüreceği büyük bir yanılgıdır. Üretici fiyatları düştüğünde nasıl perakende fiyatları düşmüyorsa, ucuz ithal et girdiğinde de perakende fiyatları düşmemiştir, düşmeyecektir. Ancak iki mağazada ucuz et satışı ile yetinilir. Yani bu “ucuz et satışı” sosyal bir etkinlik olarak kalır.
Özet olarak, ithal eti ucuza satarak fiyat istikrarı sağlamak mümkün değildir. Bakanlığın uyguladığı politikalar ve verdiği desteklemelerin sonuçlarının alınması yanında, girdi fiyatlarının dolayısı ile üretim maliyetlerinin düşürülmesi, sağlıklı bir kırmızı et piyasasının oluşması ve gerçek fiyat düzenlemeleri ile fiyat istikrarı sağlanabilir. Fiyatların yüksek düzeye çıkmasını engelleyecek, maliyetleri düşürecek, üretimi artıracak tedbirler alınmaz ise, sürekli fiyatları düşürme tedbirleri ile zaman kaybeder ve daha da dışa bağımlı hale geliriz.

Hayvancılık destekleri ve politikası kırmızı et üreticilerini nasıl etkiliyor?

Son olarak, buzağı ölümlerinin asgari düzeye indirilmesi, yetiştiricilik bölgeleri oluşturulması ve hayvan varlığı için de doğurgan dişi sayısının artırılmasına yönelik politika ve destekler memnuniyet ile karşılanmaktadır. Bunlar meyvesini verdiğinde hayvancılık dolayısı ile kırmızı et üretimi açısından olumlu gelişmeler yaşanacağı kesindir.
Ben direkt kırmızı et üreticilerini ilgilendiren besilik erkek sığır desteği ile ilgili birkaç şey söylemek isterim. 2011 yılında başlayıp her yıl azaltılan, az miktarda verildiği için üretim düşüşü ve kayıt dışılığa neden olan besilik erkek sığır desteğinin 2017 yılında hiç verilmemesi, üreticileri hayal kırıklığına uğratmıştır.
Besilik erkek sığır desteği; kayıtlılık sağlayan böylece ekonomiye verdiğinden fazlasını geri getiren, belli bir karkas ağırlığının üzerinde kestirme şartı bulunan yani verimliliği hedefleyen ve aynı zamanda ruhsatlı veya onaylı mezbahalarda kesilen yani halk sağlığını gözeten ve üreticinin üretimini sürdürülebilir kılan bir destektir.
İthal hayvanlara destek verilmemekte olup, yurtiçi ve yurtdışı hayvan fiyatlarını dengelemek bakımından da bu destek gereklidir. Yurtiçinde doğan ve yetiştirilen hayvanlara bu destek verilmez ise fiyat farkından dolayı son zamanlarda olduğu gibi ithal hayvan lehine gelişmeler yaşanır.
Yılda kesilen dört milyon sığırın yaklaşık 3,5 milyon başı yurtiçi kaynaklardan karşılanmaktadır. Bu sayı et, kesimlik hayvan ve besilik ithalatına bağlı olarak her geçen gün düşmektedir. Bu sayının artırılarak ithalata ihtiyaç duyulmaması bakımından, alınan diğer orta ve uzun vadeli tedbirler yanında besilik erkek sığır desteğinin sürdürülmesi gerekmektedir. Aksi halde yurtiçinde doğan erkek yavruları, üretici besi için almayacak, gerçek besici üretimden çekilecek ithalata dayalı sayılı işletmeler kalacaktır.
Bu arada Bakanımız Sayın Ahmet Eşref Fakıbaba’ya 2018 yılında besilik erkek sığır desteğini yeniden yürürlüğe koyması nedeni ile teşekkürlerimizi bir borç bilirim.

Rusya'dan Türkiye'ye kırmızı et gelmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sektörü nasıl etkiler?

Rusya’dan ne zaman hangi miktarda kırmızı et geleceğine dair ayrıntılı bir malumatım yoktur. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kuralları koymaktadır. Bu kurallar çerçevesinde ülkenin bir önemi bulunmamaktadır. Zaten hali hazırda bazı ülkelerden ithalat yapılmaktadır. Burada sadece temenni olarak şunu söyleyebilirim ”illa ki yapılacaksa doğru zamanda, üreticileri etkilemeyecek miktarlarda yapılsın”.