Kanatlı refahı nasıl sağlanır?

Dünyada, birçok ülkede gıda güvenliği ve hayvan refahının öncelikli konu olduğunu belirten Dr. Cemil Tölü, hayvan refahının eksik olduğu veya hayvan refahı seviyesinin düşük olduğu hiçbir hayvancılık faaliyetinin sürdürülebilir olmadığını söyledi.

Kanatlı eti ve tavukçuluk denilince sağlığımız için önemini, pazarı, ihracatı konuşuyoruz genellikle. Bizim tarafta gündemde bu konular var genellikle. Peki kanatlı açısından durumlar nasıl? 

Kanatlının davranışları bize bir şeyler mi anlatıyor? Onun için hazırladığımız ortam, yemi vs nasıl olmalı? İhtiyaçlarını karşılayabiliyor muyuz gerçekten? “Gezen tavuk” daha mı refah içinde?
Hayvan refahına dair tüm merak edilenleri Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü öğretim görevlisi Dr. Cemil Tölü’ye sorduk.
Kanatlılarda refaha dair açıklamalarda bulunan Cemil Tölü, hayvan refahının eksik olduğu veya hayvan refahı seviyesinin düşük olduğu hiçbir hayvancılık faaliyetinin sürdürülebilir olmadığına dikkat çekti.

Hayvan refahı konusunda ciddi düzenlemelerin gündeme geleceğini belirten Tölü şunları söyledi: “Ülkemizde önemli bir gelişme gösteren kanatlı sektörü yurt dışına ciddi miktarlarda kanatlı ürünleri pazarlamaktadır. Özellikle AB ülkelerine kanatlı ürünlerinin pazarlanmasında hayvan refahı değerlendirme kriterlerinin ülkemiz yetiştiricilik ve üretim aşamasında yakın gelecekte isteneceği söylenebilir. Dolayısıyla kanatlı hayvan yetiştiriciliğinde hayvan refahı konusunda ciddi düzenlemeler gündeme gelecektir. Örneğin kafeste kanatlı hayvan yetiştiriciliğine ciddi düzenlemeler gelebilecektir. Zira hayvan refahını doğrudan ilgilendiren kanatlı türüne özgü toz-toprak banyosu, kanat açma ve çırpma, ayak germe ve eşelenme gibi davranışlar kafes koşullarında ciddi biçimde kısıtlanmış durumdadır. AB ülkelerinde kafeste tavuk yetiştiriciliği 2012 yılından beri yasaklanmış vaziyettedir. Ülkemiz çok sayıda uluslararası anlaşma yapmıştır. Bu anlaşmalarda gıda güvenliği önemli konulardan birisidir. Dünyada birçok ülkede gıda güvenliği ve hayvan refahı öncelikli konular olmuş ve olmaktadır. Ayrıca hayvan refahının eksik olduğu veya hayvan refahı seviyesinin düşük olduğu hiçbir hayvancılık faaliyeti sürdürülebilir değildir. Dolayısıyla gerek sanayici ve gerekse yetiştiricimiz ve tüketiciler açısından hayvancılığın tüm sektörlerinde olduğu gibi, kanatlı sektöründe de hayvan refahı elzem bir olgudur. Son yıllarda birçok dünya ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de organik hayvancılık gibi “gezen tavuk”, “salma tavuk” yumurtası veya “köy yumurtası” gibi daha sağlıklı olduğuna inanılan ve birçok uzmanca belirtilen hayvansal ürünler toplum tarafından talep edilmektedir. Kanatlı hayvan refahında diğer çiftlik hayvanlarında olduğu gibi öncelikle hayvansal üretim sistemlerinin seçimi önem arz etmektedir. Zira hayvan x çevre etkileşiminin temel noktasını üretim sistemi belirlemektedir. Kanatlı hayvan yetiştiriciliğinde üretim sistemleri, doğal merada hindi yetiştiriciliğinden tamamen tüm barınak ve besleme koşullarının işletme tarafından sağlandığı sistem ve alt yapı ile anlık takip edildiği etlik piliç yetiştiriciliğine kadar uzanabilmektedir. Üretim sistemleri açısından hayvan refahı bu sistemde iyi durumda, bu sistemde kötü durumda diye ifade etmek oldukça zordur. Örneğin merada serbest dolaşan kanatlıların, kümes içinde yerde veya kafeste yetiştirilen kanatlılara göre doğrusal olarak daha iyi düzeyde hayvan refahına sahip oldukları söylenemez. Öyle ki, meradaki kanatlılar için yırtıcı baskısı, beslenme ve su sıkıntısı önemli refah problemleri olabilir. Ancak kümes içinde yapılan özellikle kafeste yetiştiricilikte kanatlıların toz-toprak banyosu, kanat açma ve çırpma, eşelenme ve yuva yapma gibi türe özgü davranışlarını (Species specific behavior) yapamamaları nedeniyle hayvan refahındaki temel koşulları yerine getiremedikleri söylenebilir. Diğer yandan altlıklı zeminde yetiştiricilik yapılan entansif sistemlerde, dermatitis vakalarının sıklığı, kalabalık nedeniyle hayvanların strese girmesi ve kanibalizm görülebilmektedir. Kanatlı eti üretimi dünyada ağırlıklı olarak etlik piliçlerden sağlanmaktadır. Ülkemizde genel et üretimimiz ve tüketimiz yaklaşık olarak yüzde 70 oranında tavuk etine dayanmaktadır. Dolayısıyla kanatlı hayvan refahı konusunun ciddi biçimde ele alınması gerekmektedir” dedi.

Anti-stres uygulamaları 

Kanatlılarda öncelikle stres oluşturulan koşullara daha toleranslı genotiplerin yetiştirilmesi ve geliştirilmesi düşünülebileceğini kaydeden Dr. Cemil Tölü ancak bu hayvanlara en uygun yetiştirme koşullarının sağlanmaması anlamına gelmediğini söyledi. Yüksek çevre sıcaklığına karşı daha toleranslı ve daha az korku davranışları sergileyen genotiplerde, diğer genotiplere göre sıcaklık ve korku kaynaklı streslerin daha az düzeyde yaşanacağını ifade eden Cemil Tölü şunları söyledi:
“Çevresel zenginleştirme ilk olarak tutsak (captive) hayvanlarda “can sıkıntısının” ve stereotipik davranışların azaltılması amacıyla hayvanat bahçesindeki ve deneysel çalışmalarda kullanılan laboratuvar hayvanlarında gündeme gelmiştir. Ancak son dönemlerde entansif sistemlerde yetiştirilen memeli ve kanatlı çiftlik hayvanlarında da uygulanmaktadır. Çevresel zenginleştirme hayvanların kullanımına uygun vaziyetteki ekipmanların barınak içine konulması ve hayvanların beslenme ve dinlenme dışındaki aktif zamanlarını bu alanlarda geçirmesi amacıyla yapılmaktadır. Bu tip bir çevre sağlanan hayvanlarda davranış repertuvarının arttığı, oyun davranışlarının arttığı, stereotipik davranışların azaldığı ve hayvanların değişen çevre koşullarıyla başa çıkabilme yeteneği kazandıkları gözlenmiştir. Mekânsal olarak zenginleştirilmiş çevrede yetiştirilen kanatlılarda tüy gagalama, kanibalizm ve korku davranışlarını azalttığı görülmüştür. Kanatlılarda yerde yetiştiricilikte tünek kullanımı, canlı yem kullanımı, kafeste yetiştiricilikte kum kutuları ve kafes tavanına asılan ipler zenginleştirme uygulamaları olarak sayılabilir. Aydınlatma programının düzenlenerek aydınlanma süresinin azaltılması ve karanlık sürenin arttırılması ile korku ve stres azaltılmaktadır. Mavi renkli led ışık kullanımının kanatlılarda stresi azalttığı görülmüştür. Işıkların ani olarak kapatılıp açılmamasına dikkat edilmeli ve kümeste alacakaranlık oluşturulmalıdır. Kanatlılardan en fazla yaşanan yüksek çevre sıcaklığına bağlı streslere barınak havalandırması, buhar halinde hayvanların üzerine su püskürtme, gölgelendirme, rasyona Vitamin C, E, D, A, betain, sodyum bikonat, mineral madde ve çeşitli antioksidan etkili bitki ekstraktları, probiyotik, prebiyotik, esansiyel yağların ilave edilmesi, elektrolit dengesi gözeterek taze ve serin su desteği sağlanmalıdır. Tavuklarda horoz belirli sayıda dişi ile çift olurken, tavukların korunması, tehlike anında uyarı, besin uyarı gibi birçok sahiplenici davranış sergiler. Ticari işletmelerde sürüye horoz katılması tavukların kendilerini güvende hissetmelerini sağlamış ve stresi azalttığı görülmüştür. Yerleşim sıklığı sürekli kontrol edilmeli, yüksek yerleşim sıklığı kanatlılarda hareketsiz kalma süresi ve korku davranışlarını artırmaktadır.”

Hayvan refahını sağlamada neredeyiz?

Hayvan refahı konusunda bir ülkenin durumunu belirleyen en önemli noktalardan birisinin toplumun hayvan refahı algısı olduğunu belirten Cemil Tölü, hayvan refahının iyi durumda olduğu ülkelerde hayvan refahının öncelikle toplum tarafından talep edildiğinin görüldüğünü söyledi.
Tölü, “Hayvan refahı denilince insanların aklına “konfor”, “mutlu hayvan” gibi tanımlamalar gelse de hayvan refahı öncelikle hayvanın yaşam fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için gerekli barınma, beslenme, sağlık, davranış ve duyusal gibi temel gereksinimleri içerdiği gibi, sağlanan bu koşulların kalitesini ve seviyesini de kapsamaktadır. Refahı iyi toplumlarda ise eğitim seviyesi, gelir düzeyi ve hayvanlara karşı önemli bir hassasiyetin ön plana çıktığı görülmektedir. Dolayısıyla hayvan refahı konusunda toplumda hayvan refahı algısının önemli ölçüde oluşması gerekmektedir. Toplum hayvan refahını hayvanlara karşı gösterdikleri yaklaşım açısı ve seviyesi ile sağlıklı hayvansal ürün tüketme talebi açısından önemli bulur. Toplumumuzda tüm hayvanlar olmak üzere özellikle çiftlik hayvanlarımıza karşı bir sempati ve vicdani bir yaklaşım vadır. Ancak gerek hayvancılık bilgisi ve gerek hayvan refahı bilgisi nedeniyle hayvan refahı konusunda istenilen düzeylerde olmadığımız rahatlıkla söylenebilir” diye konuştu.

Mevcut yönetmelikler ve hayvancılıktaki durumumuz göz önüne alındığında, ülkemizin hayvan refahı konusunda henüz yolun başında olduğunu belirten Cemil Tölü, yönetmelik ve sahadaki mevcut durum değerlendirildiğinde hayvan refahı konusunda önemli sıkıntılarımızın olduğunun görüldüğünü söyledi.
Tölü, “Ülkemizde hayvan refahı ile ilgili düzenlemeler oldukça yenidir. Geçmiş yıllarda hayvanlarla ilgili çeşitli düzenlemeler yapılmış ancak doğrudan hayvan refahı ile ilgili düzenlemeler 2011 ve 2014 yıllarında yapılmıştır. Yönetmelik ve sahadaki mevcut durum değerlendirildiğinde hayvan refahı konusunda önemli sıkıntılarımızın olduğu görülmektedir. Ancak mevcut hayvancılık faaliyetlerimizi doğrudan gelişmiş ülkelerde uygulanan hayvan refahı yönetmelikleri ve bilimsel olarak geliştirilen hayvan refahı değerlendirme kriterlerine göre değerlendirmek, hayvan refahı konusunda bizleri çıkmaza götürebilir. Dolasıyla hayvancılık faaliyetlerimizi hayvan refahı konusunda değerlendirebilmek için, hayvancılığımıza özgü yeni değerlendirme kriterleri evrensel referanslardan çok fazla sapmadan hazırlanmalıdır. Ancak hayvan refahı konusunun özellikle AB’ye entegre olma sürecinde mutlaka geliştirmemiz gereken bir konu olduğu açıktır. Hayvan refahımızın hayvancılıkta geliştirilmesi ve sahada uygulanması hayvancılığımızın sürdürülebilirliğini ve gıda güvenliğini önemli ölçüde etkileyecektir.”

Yetiştirici kanatlı için neler yapmalı?

“Yetiştirici öncelikle yetiştirdiği kanatlı türünü çok iyi tanımalıdır” diyen Cemil Tölü, türün biyolojisinin gereksinim duyduğu tüm koşullarını eksiksiz sağlaması gerektiğini söyledi. Tölü, “Çevrenin yetersizliği ve yetiştiricilik uygulamalarına hayvanlarda ilk yanıtlar hızlı biçimde davranışlarda gözlenebildiği için, hayvan davranışlarının bilinmesi ve gözlenmesi büyük önem taşır. Kanatlı hayvan yetiştiriciliğinde verimliliğin yakalanabilmesi için hayvanların öncelikle “insan” veya “makine” olarak görülmeden, kendisine has bir biyolojisi, duygu ve düşünceye sahip oldukları ve ekosistemi paylaştığımız canlılar olarak görülmesi gerekmektedir. Onlara kendi biyolojimiz ve düşüncemiz doğrudan karşılaştırıp ona göre davranmak veya hayvanları bir makine görüp sadece verime odaklanmak bizleri önemli yanlışlara sürükleyecektir. Ayrıca bu şekilde de verimlilik sağlamak mümkün değildir. Dolasıyla yetiştiriciliği yapılan genotip iyi tanınmalı ve çevresi ona göre düzenlenmelidir. Kanatlı hayvanlara karşı barınak koşulları (yerleşim sıklığı, havalandırma, sıcaklık, kirli gaz ve toz düzeyi, erkek/dişi oranları, bölmelendirme, kafes veya atlıklı sistem, yırtıcı baskısı vb.), beslenme (yem sunumları, yem tipleri, yem arama, yem içerikleri vb.), davranış (türe özgü davranışlar, korkuyu önleyici, strese sokan) ile ilgili konulara yukarıdaki başlıklarda değinilmiştir. Hayvanlarda verimlilik için hijyen, aşılama, parazit mücadelesi gibi sağlık uygulamaları mutlaka yapılmalıdır. Hayvan davranışları konusunda yetiştiriciler kanatlılara karşı her yaptıkları davranışa çok dikkatli olmamalılardır. Zira kanatlıların kendi tanıdıkları bakıcılar bile olsa farklı tonda ve frekansta ses çıkarma ve ani hareketler yapma gibi durumlarda kanatlılar strese gireceklerdir. Kanatlılarda akut streslerdeki hareketsizlik süresini ölçerek kanatlı hayvanların stres düzeyleri ölçebilir. Kronik stres koşullarında tüy, ekipman ve altlık gagalama ve kanibalizm gibi anormal davranışlar ve stereotipik davranışlar görülecektir. Bu davranışlar ortaya çıktığında işletme alarm durumuna geçmelidir. Zira bu davranışlar çevre yetersizliği ve hayvan refahında son noktayı oluşturmaktadır. Bu davranışları mutlaka ortadan kaldırılmalıdır” şeklinde konuştu.

Beslenme ve davranış ilişkisi

Çevresi insanlar tarafından belirlenen ve insan gözetiminde yetiştirilen hayvanların miktar ve içerik bakımından yeterli ve dengeli bir biçimde beslenmesi gerektiğini kaydeden Cemil Tölü, yetersiz ve dengesiz besleme sonucu organizmada oluşan uyarıların hayvanların davranışlarını şekillendirdiğini söyledi. Tölü sözlerine şöyle devam etti: “Örneğin rasyondaki tuz oranı iyi düzenlenemezse hayvanlarda sürekli olarak su tüketme davranışı gözlenirken, özellikle esansiyel aminoasit eksikliği veya dengesizliği tüy çekme davranışını teşvik edebilir. Hayvanın türü, ırkı, verim yönü ve miktarı, cinsiyeti, yaşı, canlı ağırlığı vb. faktörlere göre düzenlenen günlük rasyonların sunulma koşulları, yem rekabeti, beslenme sırasındaki davranışların tipi ve sıklığı, “doyurulması” hayvanda genel ve spesifik davranışlarına etki etmektedir. Örneğin birçok hayvan türünde tüketime hazır biçimde sunulan yemler, barınak koşullarındaki hayvanların günün geri kalan zamanını “boşa geçirmesine” neden olabilmektedir. Bu durumda ise anormal ve stereotipik davranışlar görülebilmektedir. Kanatlılar kendilerine has sindirim sistemlerine sahiptirler. Kimyasal sindirimin gerçekleştiği bezel mide ve mekanik sindirimin oluştuğu taşlık bölümleri bulunmaktadır. Mineral madde içeriğinin yetersizliği veya dengesizliği hayvanlarda toprak yeme, parmaklık kemirme gibi davranışların görülmesine neden olmaktadır. Ancak parmaklık kemirme, yemlik yalama, zincir emme, dil yuvarlama, göz çevirme, hava yutma gibi memeli çiftlik hayvanlarında görülen stereotipik davranışlar kronik stres koşullarında şekillenmektedir. Kanatlılar beslenirken ve yem ararken genellikle eşelenme davranışları sergilerler. Ticari işletmelerde yem arama ve eşelenme davranışını sergileyemeyen kanatlılarda, gün içerisinde “boşa geçen süre” artışı ve bu davranışların doyurulmaması nedeniyle anormal davranışlar ve stereotipik davranışlar gelişebilmektedir. Ticari kanatlı işletmelerinde genellikle toz halindeki hazır yemler hayvanların daha az sıklıkla gagalama frekansına neden olmaktadır. Bu durumda ise tüy, ekipman ve altlık gagalama davranışları görülebilmektedir. Etlik piliçlere uygulanan yem kısıtlaması dikkatli biçimde yapılmazsa uzun süre aç kalan etlik piliçlerin beslenme motivasyonu çok artacağından anormal davranışlar ve saldırgan davranışlar sergileyebilmektedirler. Ayrıca bu tür yem kısıtlaması ile yapılan hayvanların aç kalması önemli bir hayvan refahı problemidir. Kanatlı işletmelerinde kullanılan nipel suluklar bazı hayvanların sürekli olarak dikkatini çekmekte ve buna bağlı olarak gereksiz su tüketimleri görülebilmektedir.”