Kırmızı et neden pahalı?

Kırmızı et konusundaki gelişmeleri değerlendiren Bereket Döner Üretim Genel Müdürü ve İcra Kurulu Üyesi Kemal Bozkuş, Türkiye'de tüketimden fazla süt üretimi, üretimden fazla et tüketimi olması nedeniyle et fiyatlarının pahalı olduğunu aktardı.

     

Dünya genelinde süt tüketiminin fiyatlar ile direkt bağlantılı olduğunu söyleyen Bozkuş, "Türkiye’de maalesef süt içilmiyor, süt yiyor ya da yediğimizi zannediyoruz. Sütü direkt tüketmek yerine beyaz peynir, kaşar, krem peynir, yoğurt, ayran gibi ürünleri tüketen bir toplum olduk maalesef. Bu ürünlerde de sütün hammadde olarak kullanıldığı büyük bir soru işareti. Ancak bu durum Avrupa’da ve gelişmiş ülkelerde farklı. Özellikle yurtdışına çıktığımızda kahvaltı kültürlerindeki farkı hemen hissedebiliyoruz. İnsanlar sütün içerisine koydukları tahıllarla kahvaltı yapıyorlar. Amerikan filmlerinde bile çokça rast gelmişizdir; günün her saati büyük paketlerde-şişelerde süt tüketiliyor. Hatta İngilizlerin bile çaylarını sütle içtiğini biliyoruz. İşte bu durum sütün değerli olmasını ve dolaylı olarak inek yetiştiriciliğini teşvik ediyor. Bu noktada inek, yani anaç hayvan varlığının yüksek olması dana varlığının da yüksek olmasına sebep olacaktır. Bu durumda dana yani et üretimindeki arz fazlalığı fiyatların makul seviyelerde olmasını sağlayacaktır. Ülkemizde ise maalesef tüketimden fazla süt üretimi, üretimden fazla et tüketimi var. Bu durum fiyatların pahalı olmasındaki en önemli sebeptir" diye konuştu.

Süt tüketiminin düşük olmasının yanı sıra; doğru kombine ırkların yetiştirilmek amaçlı seçilmemesi, yem materyalinin ve akaryakıt fiyatlarının yüksek olması, yapılan besiciliğin bilim ve fen ile değil atadan görme yöntemlerle yapılıyor olması, Anadolu’dan büyük şehirlere göç, destek uygulamaları gibi sorunların fiyatın pahalı olmasına neden olduğunu belirten Kemal Bozkuş, son dönemde besilik, kasaplık ve karkas ithalatı ile fiyatların yükselmesi önleniyor gibi gözükse de ithalatın devam edip etmeyeceği konusunda uzun vadeli belirsizliğin besiciyi tedirgin etttiğini söyledi.

Kırmızı etin besleyeci değerine de dikkat çeken Bozkuş, "Et; protein, yağ, su ve minerallerden oluşur. Az miktarda glikojen, B vitamini ve lezzet veren diğer organik öğeler içerir. Protein bakımından da oldukça zengin bir besin kaynağıdır. Proteinler de vücuttaki dokuların gelişmesi, yeni dokuların oluşması ve hasar gören dokuların tamiri için gerekli bir enerji kaynağıdır" dedi.
Kırmızı et alırken dikkat edilmesi gereken noktaları da vurgulayan Bozkuş, Kırmızı etin güvenilir bir kasaptan veya kasap reyonundan alınması gerektiğini söyledi. Kıyma alırken etin görerek alınması gerektini ve yerinde taze olarak çektirilmesi gerektiğini aktaran Bozkuş şu bilgileri verdi: "Et kendine has parlak renkte ve kokuda olmalıdır. El ile temas ettiğinizde elde yapışma hissi uyandırmamalıdır. Mümkünse etin kesim ve parçalanma tarihleri kontrol edilmelidir. Özellikle son dönemde yaygınlaşan paketlenmiş etlerde son kullanma tarihine dikkat edilmelidir. Tüketim konusunda en önemli husus yanında bol yeşil sebzeler ile beraber tüketilmesidir. Pişirme esnasında çok yüksek ısı derecelerine maruz bırakılmamalıdır. Bu nedenle mikrodalga ve direkt ateş teması ile yapılan pişirme yöntemleri kullanılmamalıdır. Haşlama, güveç ve ısı kontrolü yapılabilen ızgara ile pişirme yöntemleri etin besin değerlerini kaybetmemesi açısından fayda sağlayacaktır. Et dengeli ve uygun pişirme yöntemleri kullanılarak pişirilip tüketildiğinde insan sağlığı açısından çok önemli bir besin maddesidir. Tüm gıdalarda olduğu gibi tüketiminde aşırıya kaçılmamalı; ‘‘her şeyin fazlası zarardır’’ prensibi ihmal edilmemelidir."