Kırmızı et sektöründe Milli Tarım beklentisi

Kırmızı et sektörü ile ilgili gelişmeleri ve Milli Tarım Projesi'nin sektöre etkilerini Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği (Etbir) Yönetim Kurulu Başkanı Vet. Dr. Ahmet Yücesan ile konuştuk.

Gıda ve tarım alanında bir kaç aydır en önemli gündem maddesi Milli Tarım Projesi. Projede hayvancılık ile ilgili önemli düzenlemeler var. Hayvancılıkta yerli üretimi destekleme modeli ve damızlık üretim merkezlerinin kurulmasının uzun vadede kırmızı et üretiminin artmasını sağlaması bekleniyor. Kırmızı et sektörü ile ilgili gelişmeleri ve Milli Tarım Projesi'nin sektöre etkilerini Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği (Etbir) Yönetim Kurulu Başkanı Vet. Dr. Ahmet Yücesan ile konuştuk. Yücesan, Milli Tarım Politikası'nın planlandığı şekilde ilerlediği takdirde hayvancılık konusundaki kaybedilen zamanın telafi edilebileceğini ifade etti.

Özlem EROL


Türkiye'nin kırmızı et sektörünün görünümünden bahseder misiniz? Üretim ve tüketim miktarlarında nasıl bir değişim gözleniyor?

2016 yılında ülkede 1 milyon 173 bin 42 ton kırmızı et üretimi sağlandı. Bu üretimin 1 milyon 59 bin 195 tonunu büyükbaştan temin edildi. Küçükbaş hayvancılıkta ise son yıllarda üretimi arttırmaya yönelik gösterilen çabalara rağmen son üç yılın verilerine göre koyun-kuzu eti üretiminde azalma görülüyor. Sürekli artan bir kırmızı et üretim ve tüketimi dikkat çekiyor. Kırmızı et sektörünün AB’yle entegre olması için ciddi yatırımlar yapıldı ve özellikle et ürünlerimiz dış pazarlarda değer bulmaya devam ediyor. Halkın gelir seviyesi arttıkça kırmızı ete olan talebin de arttığını görüyoruz. Dışarıda yemek yeme alışkanlığı yaygınlaşıyor ve bu durum kırmızı ete olan talebi artırıyor. Özellikle steak house gibi restoranların artması da bunun göstergesidir.


Milli tarım projesi ile birlikte hayvancılık alanında yapılacak düzenlemeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Milli Tarım Projesi’nin iki önemli ayağından birini “hayvancılıkta yerli üretimi destekleme modeli” oluşturuyor. Milli Tarım Projesi’nin temel unsurlarından biri olan hayvancılıkta temel amaç hayvan varlığının artırılarak dışa bağımlılığın azaltılması olduğu ifade ediliyor.
“Hayvancılık Destekleme Modeli”; hayvansal üretimde sürdürülebilirliği sağlamayı, kaliteyi iyileştirmeyi, dışa bağımlılığı azaltarak hayvancılıkta ihtiyacımızı yerli üretimle karşılamayı ve hayvansal ürün ihracatımızı artırmayı hedeflediği açıklanmıştı. Bu kapsamda; mera varlığı ve yetiştiricilerin yöresel özellikleri kültürü göz önünde yetiştirici bölgeleri belirlenmişti. Böylece hayvan sayısı ve hayvansal üretimin en uygun bölgede, ihtiyaca göre karşılanması hedefleniyor. Damızlık üretim merkezlerinin oluşturulması, hayvan barınaklarının altyapısı ve ölçeğinin büyütülmesinin desteklenmesi, meraların hayvancılık yapmak ve ıslah etmek şartıyla uzun süreli kiraya verilmesi gibi uygulamalarla hayvancılığın sözkonusu bölgelerin kalkınmasını sağlayacak şekilde gelişmesi öngörülüyor. Ayrıca, yem bitkileri desteklemelerinin Havza Bazlı Modele dahil edilmesi ve destek miktarının artırılması sözkonusu. Bu modelle ilgili önemli bir gelişme de ette kesim standardı ve karkas sınıflamasına geçilmesi olacaktır. Karkas standardı et kalitesinin artmasına yarayacak, önemli bir uygulamadır. Kesilen hayvanın cinsiyeti ve karkas kalitesine göre derecelendirme yapılarak kaliteye göre fiyat oluşması üretici ve tüketiciyi koruyan bir sistemdir.
Milli Tarım Politikası planlandığı şekilde ilerlerse hayvancılık konusundaki kaybettiğimiz zamanın telafi edilmesi mümkün olacaktır.

Bu proje kapsamında yerli üretimi destekleme modeli ve damızlık üretim merkezleri hayvancılık alanında ne gibi gelişmeler sağlar?

Proje kapsamında 32 il, Damızlık Düve Üretim Merkezi olarak ilan edildi (Adana, Adıyaman, Afyon, Aksaray, Amasya, Aydın, Balıkesir, Burdur,  Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Edirne, Erzurum, İzmir, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırklareli, Konya, Malatya, Manisa, Muğla, Muş, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Tekirdağ, Tokat, Trabzon, Yozgat ve Niğde). Bu illeri kapsayan bölgede en az 500 baş kapasiteli damızlık gebe düve merkezlerinin kurulması öngörülüyor. Kurulacak bu işletmeler için inşaat, hayvan alımı ve makine alımında yüzde 50 hibe desteği verilecek.
Ayrıca, 22 ilde en az 500 baş kapasiteli Damızlık-Koç Teke Üretim Merkezleri, 8 ilde ise en az 250 baş kapasiteli “Damızlık Manda Üretim Merkezleri” kurulması hedefleniyor. 25 il de “Mera Hayvancılığı Yetiştirici Bölgesi” olarak belirlendi (Ağrı, Ardahan, Artvin, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Çankırı, Çorum, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Gümüşhane, Iğdır, Kars, Kastamonu, Kayseri, Malatya, Muş, Samsun, Sivas, Şırnak, Tunceli, Van, Yozgat).
Damızlık gebe düve üretim merkezleri, ülkemizin önemli bir ihtiyacı olan ırk ıslahı ve kombine ırklara dönüşümde materyal eksikliğini giderecek önemli bir altyapıyı sağlayacaktır. Damızlık koç-teke ve manda üretim merkezleri de kültürümüzde önemli yerleri olan ancak unutulan türlerin yeniden çoğalmasına vesile olacaktır. Böylece kırmızı et üretiminde dana üzerinde yoğunlaşan hammaddenin diğer türlerin yayılmasına katkıda bulunur.

Et ithalatı konusunda ne gibi gelişmeler yaşanıyor? Geçtiğimiz yıl ne kadar hayvan ithal edildi? Bu yıl ithalata devam edilmesi bekleniyor mu?

Besilik canlı hayvan ithalatı Et ve Süt Kurumu aracılığıyla devam ediyor. Bu kapsamda 2016 yılında ESK tarafından, 0 -sıfır- gümrük vergisiyle 500 bin baş canlı hayvan ithalatı yapıldı. Bu yıl da yine 500 bin baş besilik canlı hayvan ithal etmek için kuruma yetki verildi. Bu uygulama iç piyasadaki arz sıkıntısını aşmak için olumlu katkıda bulunuyor. Ancak, ülke içinde hayvan varlığımızı kombine ırkları yaygınlaştırarak yükseltmemiz gerektiğini bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyoruz.