Kırmızı ette temel sorun üretim eksikliği

Ulusal Et Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hacıince, kırmızı ette sorunun temelinde üretim eksikliği bulunduğunu bu sorunla yüzleşerek hayvancılık politikalarının bu yöne doğru kaydırılması gerektiğini söyledi.

Ahmet Hacıince, “Yürütülen uygulama üretici ve aracılara dolayısı ile tüm sektöre zarar vermektedir. Bu nedenle Bakanlığımızın üretici ve tüketiciyi birlikte kapsayacak ve koruyacak bir politika anlayışına dönmesine acilen ihtiyacımız bulunmaktadır” diye konuştu.

Ulusal Et Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hacıince, kırmızı ette sorunun temelinde üretim eksikliği olduğunu söyledi. Üreticinin en büyük probleminin kesime götürdüğü hayvanın değerinin artan maliyetlerini karşılayamaması olduğunu dile getiren Hacıince, “Üretici kesim fiyatları neredeyse geçen senenin ortalamaları seviyesine düşerken tüketici fiyatlarında artışlar devam etmektedir. Sonuç olarak tüketicilerimizin çoğu uygun fiyata kırmızı ete erişemezken üreticilerimiz çok az karla hatta zararına hayvanını satmak zorunda kalmakta, malını sattıktan sonra geriye dönüp yeni hayvan almak istediğinde ise maliyetlerin yüksekliği dolayısı ile hayal kırıklığına uğramaktadır. Fiyatların ani olarak dalgalanması üreticiye büyük zarar vermektedir” diye konuştu.

Türkiye’de kırmızı et üretim ve tüketimde son rakamlar nedir?

2018 yılında kırmızı et üretimi 1 milyon 118 bin 695 ton olarak tahmin edildi. Toplam kırmızı et üretimi bir önceki yıla göre yüzde 0,7 oranında azaldı. 2018 yılında sığır eti üretimi bir önceki yıla göre yüzde 1,7 koyun eti yüzde 0,8 oranında artarken, keçi etin üretiminde yüzde 63,7’lik bir düşüş görüldü. Toplam kırmızı et üretimi içinde sadece kesimhanelerde üretilen kırmızı et miktarı 622 bin 871 ton olarak gerçekleşti. Toplam kırmızı et üretimi IV. çeyrekte 259 672 ton olarak tahmin edildi.
Toplam kırmızı et üretimi kurban bayramının gerçekleştiği bir önceki çeyreğe göre yüzde 23,5, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 12,1 oranında azaldı. Toplam kırmızı et üretimi içinde sadece kesimhanelerde üretilen kırmızı et miktarı ise 185 bin 324 ton olarak gerçekleşti. Sığır eti üretimi 239 bin 703 ton olarak tahmin edildi. Sığır eti üretimi bir önceki çeyreğe göre yüzde 21,8, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 7,8 oranında azaldı. Koyun eti üretimi 17 bin 902 ton olarak tahmin edildi. Koyun eti üretimi bir önceki çeyreğe göre yüzde 37,3, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 31,2 oranında azaldı. TÜİK tarafından yapılan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemine göre 2017 yılında Türkiye nüfusu 80 milyon 810 bin 525 kişi olmuştur. Buna göre kişi başı kırmızı et üretimi 2017 yılında 13.94 kg olmuş bir önceki yıla göre yüzde 5 oranında azalmıştır.

Türkiye’deki hayvan varlığı sayısında son durum nedir?

Toplam hayvan sayısı 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,8 oranında artışla yaklaşık 65 milyon baş olarak tahmin edildi. 2018 yılsonu TÜİK tahminlerine göre büyükbaş hayvan sayısı 2018 yılında 17 milyon 221 bin baş, toplam küçükbaş hayvan sayısı ise 46 milyon 117 bin baş oldu. TÜİK verilerine göre 2018 yılında sığır sayısı yüzde 6,9 oranında, koyun sayısı yüzde 4,5 oranında, keçi sayısı ise yüzde 2,7 oranında arttı.

Kırmızı et fiyatlarında bir istikrar sağlandı mı?

2017 yılı sonunda arz-talep dengesizliğine bağlı ortaya çıkan kırmızı et fiyatlarındaki artışlar hükümetin bu konuya müdahale etmesini zorunlu kılmıştır. Bu konuda yürütülen faaliyetlerin ana unsurunu ithalat oluştururken, ulusal market zincirleri aracılığı ile perakende satış fiyatlarının kontrol altında tutulması yürütülen faaliyetlerin ikinci ayağını oluşturmuştur.
Kırmızı et üretimimizin büyük çoğunluğu et ve et işleme sanayi tarafından kullanılmakta olup perakende sektörüne konu olan pay yüzde 30’lar civarındadır. Bu nedenle söz konusu marketler tarafından tüketiciye sunulan aylık 5-6 bin ton civarındaki ucuz etin pazar içerisindeki payının toplam kırmızı et üretimi içerisinde değil toplam üretimin yüzde 30’luk bölümü içerisindeki oranına bakarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.
Konseyimiz kırmızı ete ulaşamayan kesimlerin uygun fiyatla ete ulaşımına kesinlikle karşı değildir. Tam tersine çeşitli modeller geliştirmek suretiyle sadece belirli marketlerin değil tüm marketler ve kasapları da bu model içerisine dahil ederek piyasa istikrarını zedelemeden çözüm önerileri geliştirilebilir.
Teşhisini koyduğumuz bir sorunun yanlış tedavi edilmesi tarım ve hayvancılıkta telafisi mümkün olmayan sorunlara yol açabilir. Sorunun temelinde üretim eksikliği bulunmaktadır. Bu sorunla yüzleşerek hayvancılık politikalarımızı bu yöne doğru kaydırmalıyız. Yürütülen uygulama üretici ve aracılara dolayısı ile tüm sektöre zarar vermektedir. Bu nedenle Bakanlığımızın üretici ve tüketiciyi birlikte kapsayacak ve koruyacak bir politika anlayışına dönmesine acilen ihtiyacımız bulunmaktadır.
Piyasa istikrarının korunmasındaki en büyük faktörlerden biri de fiyat dalgalanmalarının önlenmesidir. Üreticimizin en büyük problemi kesime götürdüğü hayvanın değerinin artan maliyetlerini karşılayamamasıdır. Üretici kesim fiyatları neredeyse geçen senenin ortalamaları seviyesine düşerken tüketici fiyatlarında artışlar devam etmektedir. Sonuç olarak tüketicilerimizin çoğu uygun fiyata kırmızı ete erişemezken üreticilerimiz çok az karla hatta zararına hayvanını satmak zorunda kalmakta, malını sattıktan sonra geriye dönüp yeni hayvan almak istediğinde ise maliyetlerin yüksekliği dolayısı ile hayal kırıklığına uğramaktadır. Fiyatların ani olarak dalgalanması üreticiye büyük zarar vermektedir.

Girdi fiyatlarındaki artış, ithalat... Önümüzdeki döneme ilişkin Türk hayvancılığına ilişkin beklentileriniz nelerdir?

Kırmızı etin fiyatının yüksekliği sürekli olarak kamuoyu gündemine getirilmektedir. Son dönemde meyveden sebzeye hemen hemen tüm gıda ürünlerinin fiyatları artan maliyetle doğru orantılı olarak yükselmiştir. Maliyetlerin yüksekliği alım gücü düşük olan halkın kırmızı ete ulaşımını sınırlamaktadır. Bu nedenle burada asıl üzerinde durulması gereken asıl nokta alım gücünün düşüklüğüdür. Maliyetlerin azaltılması, üretimin artırılması, üreticilerin sürdürülebilir üretim yaparak tüketicilerin de uygun fiyata kırmızı et ve ürünlerine ulaşması için tespit ve çözüm önerilerimizi sıralamak gerekir ise: Sektörün sorunlarının başında kırsal refahın yeteri kadar gelişememesi nedeniyle nüfusun gün geçtikçe kentlere göç etmesi problemi yer almaktadır. Hayvancılıkta kurumsallıktan çok duygusallık ve gönül bağı ile bu işi yapan aile işletmelerinin üretime devam edebilmesi ancak gençleri bu işe yapmaya telkin ve teşvik etmek ile mümkün olacaktır. Bu nedenle gençlerin üretime daha fazla ekonomik ve sosyal yönden teşvik edilmesi sağlanmalı, kırsalın yaşam düzeyi geliştirilmelidir. Büyükbaş besiciliğinin kapalı sistemle yapılması, besi başlangıcı canlı hayvan tedarikinin, yem, mazot, gübre ve ilaç gibi girdilerin ithalata bağlı olması nedeni ile besicilerin maliyetleri sürekli olarak yükselmektedir. Bu nedenle meraya dayalı hayvancılığın önemi büyüktür. Bilinenin aksine meralarımızın küçükbaşın yanında büyükbaş hayvancılık açısından da büyük bir potansiyeli barındırmaktadır. Kırmızı et arzını güven altına almak için 10 milyon hektar civarında olan çayır ve mera alanlarımızın verimli ve sürdürülebilir şekilde kullanılmasını sağlamalıyız. Meralarımızı kullanımını milli bir mesele haline getirmeliyiz. Meraların kullanımında üreticilere öncelik sağlamalıyız. Arazisi olan işletmelerin arazi toplulaştırılması çalışmaları nedeniyle arazilerini kullanamamaları uygulamada yaşanan ayrı bir sorunu oluşturmaktadır. Toplulaştırma çalışmalarının hızlandırılması ile işletmelerin kendi yemini ekip maliyetlerini düşürmesine katkı sağlanabilecektir.
Küçük ölçekli besi işletmelerinde yerine koyma maliyetlerindeki yükselişin yanı sıra finansmana erişimlerinde de sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu nedenle çiftçilere sağlanan tarım kredilerinin Ziraat Bankası başta olmak üzere üreticilere kaynak sağlayan finans kuruluşlarınca uygun faizlerle yeniden yapılandırılarak üretimin devamlılığına katkı sağlanmalıdır.

Yerli üretimi desteklemek için neler yapılmalı?

Ahmet Hacince yerli üretimin artması için şu önerilerde bulundu:
Ülkemizde kesim fiyatları ile ilgili bilgi kirliliği piyasadaki fiyat istikrarını bozan bir diğer unsurdur. Türkiye’de karkas fiyatlandırılması yağlı, yağsız, sıcak karkas fire farklılıkları uygulanarak çeşitlilik arz etmektedir. Karkas sınıflandırma sisteminin uygulamaya girmeden önce mutlaka ulusal ölçekte bir karkas kesim standardını oluşturmamız gerekmektedir. Kırmızı et üretiminde ithal hayvanlar ile besicilik yapanlar fiyat, verimlilik gibi avantajlar nedeniyle yerli hayvan ile besi yapanlara göre daha ucuz fiyata üretim avantajına sahip olmaktadır. Bu nedenle yerli üretimi desteklemek amacı ile besilik erkek sığır desteğinin miktarı artırılarak devam etmesi yerli besilik sığır üretiminin gelişmesine ve kayıt dışılığın azaltılmasına yardımcı olacaktır. Orta ve uzun vadede yerli üretimin geliştirilmesi için daha fazla teşvik edilmeli, yem ve yem hammaddeleri ile yağlı tohum üretimine verilen destekler artırılmalıdır. Toprak Mahsulleri Ofisi ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından arpa, mısır kepek küspe gibi yem hammaddelerinin hayvancılıkla iştigal eden işletmelere uygun fiyatla tedariki sağlanmalıdır. Destekleme kalemleri azaltılarak etkinleştirilmeli ve ihtisas sahibi kişi / işletmelere destekleme ve kredi finansmanında öncelik verilmelidir. Destekleme ve teşvik primlerinin üreticilerin zamanında verilmesi üretimde sürdürülebilirliğe katkı sağlayacaktır.
Buzağılama aralığının işletmelerde 550 güne kadar çıktığı bilinmekte olup bu aralığın düşürülmesi için gerekli protokoller (buzağılama aralıklarının ne sebeplerle uzayacağı ne gibi önlemler alınması  gerektiği) (Bakım, Besleme, Tedavi...) oluşturularak yetiştiricilere bilgi/eğitim desteği sağlanmalıdır.
Belli bir yaşın üzerinde (Örn. 5 yaş ve üstü) olan tüm dişi materyallerin etçi ırk sperma ile tohumlanması zorunluluğu getirilmelidir. Bu iş ve işlemlerin (Tohum ve Tohumlama Ücreti) ücretsiz olması, bu melezlemeden elde edilecek   buzağıların ister üretici birliklerine üye olsun yada olmasın buzağı desteğinden faydalandırılması, hayvan başına 200 TL olarak uygulanmasının üreticileri teşvik edeceğini düşünmekteyiz.