“Kısa vadeli çözümler tarımı bitirir”

İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi İktisat Teorisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Havva Tunç, tarım sektörünün stratejik önemi olan bir sektör olduğunu belirterek piyasayı düzenlemek için tarımda uygulanan günlük çözümlerin uzun dönemde tarımın yok olmasına yola açacağını söyledi.

İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi İktisat Teorisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Havva Tunç, tarımın serbest piyasaya terk edilmeyecek kadar kırılgan, ithalatla terbiye edilmeyecek kadar hassas olduğunu dile getirdi. Tunç, “Tarımsal politikalar ve tarım sektörü amatörlere terk edilmeyecek kadar stratejik önemi olan bir sektördür. Piyasayı düzenlemek için tarımda uygulan günlük (kısa vadeli) çözümler uzun dönemde tarımın yok olmasına yola açar” dedi.

Türkiye’de üretim sorunundan ziyade üretilen ürünün nitelik itibarıyla bir sorunu olduğunu belirten Tunç, şunları söyledi: “Türkiye tarım ürünlerinde hala kendi kendine yeterli dünyadaki yedi ülkeden biri. Nasıl oluyor da kendi kendine yeterli bir tarım ülkesi tarım ürünlerinde ithalatçı olur sorusunu akla getiriyor? Türkiye’de üretim sorunundan ziyade üretilen ürünün nitelik itibarıyla bir sorunu var. Buğday üretiyoruz ama makarnalık buğdayı (durum buğdayı) önce ithal edip, ondan makarna üretiyoruz. Ya da buğday üretiyoruz buğdayı saklama depolamada başarısız olduğumuz (depolarda uygun nem ve ısı koşulları olmadığından) için buğday küfleniyor, haydi dışarıdan ithal ediyoruz. Ya da buğday üretiyoruz ve üretim yapılan mevsim kurak gidiyor rekolte beklenenin altında belki de hiç ürün alamıyoruz. Ya da öyle bir üretim yapıyoruz ki üretim fazlalıkları gerçekleşiyor yani rekolte artıyor verimlilik süper oluyor bu sefer de gerekli depolama ve saklamada yetersiz olduğumuzdan ürün ziyan olmasın diye ucuz fiyattan ihraç ediyoruz gibi öyküler öyle çok ki tarım sektörü tam bir film senaryosu gibi. Değişik versiyonlar olası. Örneğin Konya bölgesinde çok sayıda un fabrikası var bu fabrikalar öyle dönem geliyor ki gerekli un üretmek için ithal buğday kullanıyor. Neden mi? Tarımda her şey serbest piyasa koşullarına bırakılmış. Bırakılmış da, peki tarım böyle bir piyasaya uygun mu? diye kimse ne düşünüyor ne de sorguluyor. Tek kelimeyle Tanrıya havale edilmiş durumda. Tarımsal ürün üretimi ya yok ya da yetersizse tek çare sanki ithalatmış (anlık çözüm için süperdir ancak sakıncaları çok) gibi söz konusu ürün ithal ediliyor. Ya da söz konusu ürünün iç piyasada fiyatı artmışsa, çözüm gene ithalat. Kısacası ürün yetersizliği ya da fazlalığı olduğunda çözüm olarak üretilen politikalar kısa vadeli olup dönemi kurtarmak üzere yapılan düzenlemelerden ibaret ama yarın böyle bir uygulamanın etkisi ne olur sorusunun cevabını kimse düşünmediği gibi aklına bile getirmiyor. Bu da ayrı bir sorun. Üretim olmasına rağmen üretilen ürünün depolama saklama ulaştırma gibi hizmetlerin yetersiz olması bunlara gereken önemin verilmemesi hatta önemsiz arz edilmesiyle ürünün piyasada yokluğunun yaşanması kaçınılmaz oluyor. Diğer taraftan küresel iklim değişikliği konvansiyonel tarım yapan tarımsal üretim bölgelerini daha şiddetli etkiliyor ve en temel olan tarım sigortası uygulanmasının olmaması çiftçinin yok olmasına yol açıyor.”

Neye göre destekler verilmeli?

“Destekle ne yapmak istediğiniz önemli” diyen Tunç, sözlerine şöyle devam etti: “Fiyat desteği mi? Vergi desteği mi? Kredi kolaylığı mı? Parasal teşvik mi? Program desteği mi? Miktar desteği mi? gibi. Bir de üretilen ürüne göre verilen destek ve teşvikler var. Hangisi nasıl yapılacak? Türk tarımında bu da yok hepsi el yordamıyla alanın ve verenin insafına kalmış felsefesinden gidiyor ve sonuç başarılı mı? Siz söyleyin, değil mi? Burada önemli olan destek ve teşviklerden ziyade tarımsal girdilerin uygun fiyatlarda üreticiye ulaşmasını sağlamak. Uçak şirketlerine uçak yakıtında KDV alınmazken tarımda çiftçinin kullandığı mazottan KDV alınıyor. O zaman destek versen ne vermesen ne. Çünkü mazot verilen desteği sıfırlıyor ilk akla gelen bu gibi. Politikaların içeriği her ne olursa olsun sektörle uyumlu ve dengeli olmalı.”

Kırsal kalkınma için neler yapılabilir?

Kırsal kalkınma için köylerin kentleşmesini sağlayacak imkanların yani kentin köylünün ayağına gitmesinin sağlanması gerektiğin belirten Tunç, “Meali köylerin kentleşmesi yapılaşması anlamında değil sosyal anlamda gelişme olmalı. Diğer bir deyişle eğitimden kültüre ve sağlık hizmetleri ve de ulaşım imkanları köylünün ayağına gitmeli yani bu iyileştirilmiş koşullarla köy yapılanırsa köylünün çoluğu çoğu büyük kentlere gitme sevdasına kapılmaz tam tersi köyler yaşam ve üretim alanları olarak üretim ve verimlilik artışı yaşanır. Tarımın yeniden yapılanması ve bu yapılanmada teknolojinin kullanılması ile beraber tarımsal bölgelerin hem sosyolojik hem de ekonomik olarak imkanlarının genişletilmesiyle beraber tarım ekonominin öncü sektörü olmalı. Keza tarımın yaratacağı yüksek katma değer hem sektörel büyümede hem de makro anlamda ekonominin motoru olacak bir değişim içermesi bağlamında sosyo ekonomik imkanlar yanı sıra izlenen politikaların günü kurtaran değil uzun vadeli olmasına dikkat edilmeli. Ve üretici bunu hissetmeli uygulamalar ve politikalarla” dedi.

Parçalı arazi

Miras yoluyla tarımsal arazilerin parçalanması yanı sıra yapılaşmanın özellikle verimli üretim alanlarında olması ve ormanlık arazilerin giderek yok olmasının ekilebilir dikilebilir alanların azalmasına yol açtığını dile getiren Tunç, küresel iklim değişikliğinin yanı sıra yanlış sulama ve gübreleme yöntemlerinin de verimli arazilerin çoraklaşmasını ve üretim alanların daralmasına yol açtığını söyledi. Tunç, “Artan bir dünya nüfusuna karşılık sınırlı hatta azalmakta olan ekilebilir tarım alanları ve su kaynakları bu dengesizlikten nasıl bir denge hali yaratılacak? Tıpkı şapkadan tavşan çıkarmak gibi bu da gerçek hayatta olamayacağı gerçeği işin ayrı bir sorunu. Çok yakın bir gelecekte Türkiye başta olmak üzere tarımda yapılması gerekenler yapılmazsa fakir ve yoksul ülkelerde açlık çanları çalar mı? Hiç kuşkunuz olmasın. Stratejik bir sektördür tarım” diye konuştu.

Tarım serbest piyasaya terk edilmeyecek kadar kırılgan

Girdi fiyatlarının yüksekliğinin Türkiye’nin yapısal bir sorunu olduğunu dile getiren Tunç, maliyet artışının satış fiyatlarlarıyla uyumlu gitmediğini söyledi. Tohumdan gübreye girdilerin tümünün monopol piyasasından temin edilirken üreticinin ürettiği ürünü serbest piyasada satışa sunduğunu kaydeden Tunç sözlerine şöyle devam etti: “Haksız rekabet var. Bir de arz yetersizliği söz konusu olunca bunu gidermek için politika yapıcıların bu eksikliği ithalatla karşılaması üreticiye vurulmuş çifte darbe. Kısacası tarımda fiyatlar serbest piyasa ekonomisinde oluşmakta ama girdiler oligopol ya da monopolcü yapıdan temin edilmekte. Tarım ürünü üreticisi ülke gelişmişlik düzeyini yakalamamışsa, o zaman serbest piyasa ekonomisinin işleyişi ve kuralları ve denetlemeler piyasa biçimine uygun yapılmadığından şu sorunlar ortaya çıkar: piyasa içinde tekelci yapıların oluşması ve fiyatların, üretim olsa dahi, yukarı çekilmesi.”
Tarımın serbest piyasaya terk edilmeyecek kadar kırılgan, ithalatta terbiye edilmeyecek kadar hassas olduğunu dile getiren Tunç, “Tarımsal politikalar ve tarım sektörü amatörlere terk edilmeyecek kadar stratejik önemi olan bir sektördür. Piyasayı düzenlemek için tarımda uygulan günlük (kısa vadeli) çözümler uzun dönemde tarımın yok olmasına yola açtığı gibi savaş, kıtlık, salgın ve doğal afet gibi durumda ülke bir damla suya bir lokma ekmeğe dış dünyaya muhtaç olur” dedi.