Nedir bu çirkin gıdalar?

Tonlarca sağlıklı ürünün sadece estetik görünmediği için yenilmeyip atıldığını söyleyen İdeal Tarım Ürünleri Yönetim Kurulu Başkanı S. Zeki Birincioğlu, “Güzel ya da estetik görünüşlü olmayan meyve aynı ağacın hatta aynı dalın meyvesi olabilir. Fiziksel görünümleri dışında lezzeti, besin ve enerji öğelerinde herhangi bir eksiklik gözlenmez, sağlık açısından hiçbir sorun teşkil etmezler” dedi.

İdeal Tarım Ürünleri Yönetim Kurulu Başkanı S. Zeki Birincioğlu, yurtdışında bazı süpermarket zincirlerinin ve endüstri gruplarının estetik görünüşlü olmayan üretim gıdaları için öncülük ettiğini ve bu tür kayıpları azaltmak için aktif kampanyalar yürüttüğünü söyledi. Birincioğlu, “Estetik görünüşlü olmayan meyve ve sebzeler sağlığımız için zararlı değildir, buna rağmen onlardan kaçma eğilimindeyiz. Tüketiciye yıllardır tipik bir havucun neye benzediği veya şeftalilerin mükemmel derecede yuvarlak ve kusursuz bir yüzeye sahip olması gerektiği öğretildi. Bu doğru bilinen yanlışlar, estetik görünüşlü olmayan ürünlerin şansını azaltıyor” şeklinde konuştu.

Çirkin gıda nedir? Üretilen meyve ve sebze ürünlerinin çirkin olarak yetişmesindeki sebep nedir?

Öncelikle doğal nedenler sonucu oluşan şekil, boyut ve renk farklılıklarından dolayı bu tip ürünlerin “çirkin gıda” olarak adlandırılmasını bir ironi çabası olarak değerlendiriyorum. Çünkü dış görünüşüne bakılarak başına çirkin sıfatı eklenen bu ürünlerin içi diğerlerinden farksız, hatta bazen daha güzeldir.
Plansız budama, seyreltme, düzenli ilaçlama ve gübreleme gibi işlemlerin yapılmaması ürünlerin bu şekilde yetişmesindeki sebep olarak açıklanabilir. Örneğin;
Bir dalda ya da salkımda 10 adet ürün olması gerekirken 15 adet ürün yetişirse, ürünler birbirine baskı uygulayarak şekilsel bozukluklara neden olabilir.
Rüzgar neticesinde sallanan dallar meyveye sürtünerek yaralayabilir, iz bırakabilir.
Direkt güneş ışığına maruz kalan meyveler “güneş hasarı” olarak tabir edilen kararmış, nasırlaşmış bir hal alabilir.
Gelişme aşamasında dolu hasarına maruz kalan, kuş ya da böcekler tarafından ısırılan meyve ve sebzeler süreç içerisinde iyileştirdikleri yaraların izlerini taşıyabilir.
Toprak altında büyümekte olan bir sebzenin taş vb. sert bir zemine rastlayan kısmı gelişemeyeceğinden, sebzenin bütününde dengesiz bir gelişme söz konusu olabilir.
Yine gelişme aşamasında yeterince tozlanamayan (döllenemeyen) ya da çiçeklenme aşamasında don hasarına maruz kalan ürünler de sonuç olarak süreç içerisinde gelişim bozukluğu izlerini taşıyabilirler.

Çirkin olarak adlandırılan üretimden kaynaklı şekil bozukluğu, ezik vb gibi durumları olan meyve ve sebzelerin sofralara kazandırılması için neler yapılıyor?

Ülkemizde bu konuyla alakalı bilinçli bir çalışma henüz yok, ancak dünyada bazı örnekler bulunuyor. Estetik görünüşlü olmayan bu gıdaların sofralara kazandırılması için sosyal medyada #UglyFruitAndVeg kampanyası başlatılmış; açlık, iklim değişikliği ve gıda israfı konularında farkındalık yaratılması amacıyla “imperfect (mükemmel olmayan) gıdalar” tüketilmesi teşvik edilmiştir.
ABD yönetimi ve BM, 2030 yılına kadar kaçınılabilir gıda atıklarını yarı yarıya azaltma sözü vermiş, ayrıca gıda üreticileri, perakende zincirleri ve doğal kaynaklar savunma kuruluşları da benzer kampanya girişimleriyle gıda kayıplarının azalması yönünde çalışmalara başlamıştır. Tüm bu sorunlara rağmen gıda kaybı net bir şekilde muhasebeleştirilmemekte. Yurtdışında bazı süpermarket zincirleri ve endüstri grupları estetik görünüşlü olmayan üretim gıdaları için öncülük ediyor ve bu tür kayıpları azaltmak için aktif kampanyalar yürütüyor. Fakat bazı distribütör ve perakendeci devleri mükemmellik idealleri temelinde güçlerini kullanarak pazar koşullarını da öne sürerek bu ürünleri reddedebiliyor. Tüketici tarafından tercih edilmeyen bu ürünler ise genellikle meyve suyu, konsantre, konserve, reçel, marmelat, turşu, püre vb. endüstriyel alanlarda ve pazar yerlerinde değerlendiriliyor.

Üretilen meyve ve sebzelerin çirkinliği sektörü nasıl etkiliyor? İnsanlar neden yenilebilir bu ürünleri tercih etmiyor?

Tonlarca sağlıklı ürün sadece estetik görünmediği için yenilmeyip atılıyor. Açlık ve yoksulluğu derinleştiren, çevreye ağır bir yük getiren "kusursuzluk kültürü" ve “mükemmelliyetçi endüstri standartları” nedeniyle günümüzde tonlarca yiyecek çöpe gidiyor. Perakende atıkları da göz önünde bulundurulduğunda üretilen gıdaların neredeyse yarısı sofralara ulaşmadan çöpe gidiyor. Hasat ve işçilik masraflarından kaçınmak için de sağlıklı pek çok meyve sebze tarlada bırakılıyor ya da ürünün tazeliğine, lezzetine ve besin değerlerine etki etmeyecek küçük lekeler dolayısıyla tüketiciyle buluşturulamıyor. Her yıl dünya çapında 1,3 milyar ton gıda kaybediyoruz, bu hatırı sayılır bir rakam olmakla birlikte, üretilenin üçte biri. Küresel bolluk ve çeşitlilik sayesinde ne yazık ki marketler daha seçici hale geldi. Bu seçicilik talebi azaltıyor, israfı artırıyor.
Profesyoneller sunumlarında kullanmak üzere gıdanın kusursuzunu tercih edebiliyor. Kuşkusuz sosyal medyanın yükselen trendi “food art” içerikler insanların bu tip ürünleri tercih etmemesinde etkili. Örneğin; tüketici organik ürün alışverişinde bilhassa ürünün şeklinde, renginde düzgünlük aramıyor, durumu makul görüyor. Ancak organik olmayan alışverişlerinde aksine şekli düzgün ürün için çok daha fazlasını ödeyebiliyor. Durum ironik olmakla birlikte, sebep ne olursa olsun, sonuç dehşet verici.

Bu gıdaların sağlığımıza herhangi bir zararı var mı?

Hayır, hiçbir zararı bulunmamakta. Güzel ya da estetik görünüşlü olmayan meyve aynı ağacın hatta aynı dalın meyvesi olabilir. Fiziksel görünümleri dışında lezzeti, besin ve enerji öğelerinde herhangi bir eksiklik gözlenmez, sağlık açısından hiçbir sorun teşkil etmezler. Örneğin, üretici pazarda değerini bulamayacağını düşündüğü ürünü kendisi tüketiyor. Bu ürünlerin sağlığımıza herhangi bir zararı olsa, kendileri tüketmek yerine çöpe atmayı tercih ederdi. Renklerin, tat algısı üzerinde büyük bir etkisi olduğunu, gözlerimiz ve beyin arasındaki iletişimin buna göre tercihlerimizi belirlediğini kanıtlayan çok sayıda bilimsel çalışma mevcut. Psikolojik görsel yargılarımız gıda seçimlerinde bir faktör olmasına rağmen, belirli gıda beklentilerine son derece koşullandık. Estetik görünüşlü olmayan meyve ve sebzeler sağlığımız için zararlı değildir, buna rağmen onlardan kaçma eğilimindeyiz. Tüketiciye yıllardır tipik bir havucun neye benzediği veya şeftalilerin mükemmel derecede yuvarlak ve kusursuz bir yüzeye sahip olması gerektiği öğretildi. Bu doğru bilinen yanlışlar, estetik görünüşlü olmayan ürünlerin şansını azaltıyor. Ancak; kontrolsüz tarım üretimi neticesinde aşırı miktarda gübrelenen, ilaçlanan, hormon kullanımına maruz kalan ve aşırı gelişmeye zorlanan “çirkin” ürünleri bu konunun dışında tutmak ve dikkat etmek gerekir. Estetik görünüşlü olmayan her meyve ve sebze sağlıksız değildir. Fakat; bu estetik görünüşlü her meyve ve sebzenin de sağlıklı/masum olduğu anlamına gelmez. Buradaki en önemli husus şekli, rengi, boyutu ne olursa olsun tüketicinin yaşayacağı maksimum lezzet deneyimidir. Tüketilen meyve/sebzenin lezzetinde herhangi bir sorun hissedilirse tüketilmemelidir.

Günlük hayatımızda bu ürünlerin israf olmayıp insanlar tarafından tüketilmesi için neler yapılmalı? Sizin bu konudaki görüşleriniz neler?

Öncelikle tüketici nezdinde bilinç oluşturmak ve sektördeki perakendecileri estetik görünüşlü olmayan ürünlerin satışını desteklemeleri için teşvik etmek gerekiyor. Diğer ürünlerin yanında bu ürünlere de rafta yer açılmalı. Bu ürünlerin de diğerleri gibi aynı yöntemlerle korunarak, tüketiciyle buluşturulması gerekiyor. Tüketicinin bu meyve-sebzelere bakış açısını değiştirmek için girişimlerde bulunulmalı, kampanya ve eğitimlerle desteklenerek doğru bir şekilde anlatılmalı. Estetik görünüşlü olmayan meyve-sebzelerin, şekli düzgün meyve-sebzeler kadar lezzetli ve sağlıklı olduğu anlatılmalı. Gıda atıkları, israf vb. durumlara karşı tüketici bilinçlendirilmeli. Fransa’da bir süpermarketin öncülüğünde gerçekleştirilen bir kampanyada mağaza müşterilerine estetik görünüşlü olmayan meyve-sebzelerle yapılmış çorba, meyve suyu vb. şeyler ikram edilmiş ve bu ürünlerde yüzde 24 oranında bir artış gerçekleşmiştir. Aynı başarının ülkemizde de gerçekleşmemesi için hiçbir sebep yok.
İdeal Tarım olarak, profesyonellere yönelik kusursuz ürünleri yıllardır “Verita” markasıyla pazara sunuyoruz. Ancak şekil, renk vb. nedenlerle profesyonellerin tercih etmeyeceği ürünleri çöpe atmak yerine daha makul fiyatlarla, farklı markalar altında tüketiciye ulaştırıyoruz. Tüm ürünlerimizde bunu uygulamakla birlikte, kivi örneğini verebiliriz. Yassı, kare, ikiz, düşük omuzlu gibi şekilsel; güneş yanığı, kızarıklık, Hayward çizgisi ve su damlacığı gibi fiziksel kusurlu ürünler Verita olmamak kaydıyla tüketiciye ulaştırılıyor. Ancak; darbe almış, haşere kaynaklı izlere sahip, küflü, mantarlanmış, donma hasarlı, beyaz pullu ve çürük gibi muhtelif hasarlı ürünler asla pazara sunulmamaktadır. Ürün ve markalarımızın tümü ilaç kalıntısından ari, İTU (İyi Tarım Uygulamaları) ve Global GAP sertifikalı, Tarım Bakanlığı kriterleri doğrultusunda analizden geçmiş, gıda güvenliği yönetim sistemi ve kalite yönetim sistemi standartlarına uygun, hijyenik ve kontrollü ortam şartlarında piyasaya sunulmaktadır. Tüm bu şartlar sağlandığında “çirkin-güzel” fark etmeksizin tüketicinin aradığı lezzet, sağlık ve kalite kriterlerini karşılamaktadır. Ülkemizde de henüz yeni yeni fark edilen bu durumun ulusal market zincirleri başta olmak üzere yerel market zincirleri, manavlar, üreticiler ve tedarikçilerin de desteğiyle geliştirilebileceği inancındayız.