Obezite cerrahisi hakkında bilinmeyenler

Erkeklerde vücuttaki yağ oranı, yüzde 25’in, kadınlarda ise yüzde 30’un üzerine çıktığında obezite söz konusudur. Tedavi edilmediği takdirde kalp rahatsızlıkları, yüksek kolesterol, şeker hastalığı, yüksek tansiyon gibi birçok rahatsızlığa yol açan bu hastalık, aynı zamanda hastaların hareket özgürlüklerini de kısıtlamaktadır.

Günümüzün en büyük problemlerinden birisi obezite, vücuttaki yağ oranının aşırı artmasına denilmektedir. Erkeklerde vücuttaki yağ oranı, yüzde 25’in, kadınlarda ise yüzde 30’un üzerine çıktığında obezite söz konusudur. Tedavi edilmediği takdirde kalp rahatsızlıkları, yüksek kolesterol, şeker hastalığı, yüksek tansiyon gibi birçok rahatsızlığa yol açan bu hastalık, aynı zamanda hastaların hareket özgürlüklerini de kısıtlamaktadır.

Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Abdulcabbar Kartal, obezite cerrahisi hakkında merak edilenleri anlattı.
Beden kitle indeksi ya da vücuttaki yağ oranı ölçülerek şişman oldukları belirlenen hastaların kilo vermelerine yardımcı olmak amacıyla sindirim sistemine cerrahi müdahalede bulunulmasına “obezite cerrahisi” ya da “bariatrik cerrahi” denmektedir.
Öncelikle kişinin en az üç yıldır devam eden obezite şikayetinin bulunması, kronik alkol ve ilaç bağımlılığının bulunmaması ve kabul edilebilir ameliyat riski sınırları içinde olması  gerekir. Obezite cerrahisi yapılacak bir hastanın aktif bir psikiyatrik hastalığı olmamalıdır. Yaş sınırlaması olmamakla beraber 20-60 yaşları arasında daha güvenle ameliyat yapılabilir. Cerrahi, kilo vermede son çare olarak düşünülmelidir. Obezite cerrahisi, hormonal rahatsızlığı olmadığı halde kilo veremeyen, diğer tedavi yöntemlerinde başarı sağlayamayan ya da tekrar kilo almış kişilerin, sağlık durumları bozulmaya başladığında yapılmalıdır.
Obezite tedavisinde cerrahi yöntemleri temelde gıda alımını azaltan, besinlerin emilimini kısıtlayan ya da her ikisini birden sağlayan yöntemler olarak sınıflandırılabiliriz. Kısıtlayıcı ameliyatlarda, midenin hacmi küçültülür; mideye giren gıdaların miktarı ve kişinin yediği gıda miktarı azaltılır. Emilimi azaltan ameliyatlarda, besin emilimini azaltmak için bağırsakların bir kısmı bypass edilir. Ameliyat olan hastanın yapılan ameliyat tipine bağlı olarak aldığı günlük gıda miktarı ve alınan gıdanın bağırsaklarda emilim oranı azalır. Böylece hasta hızlıca kilo verir. Fakat obezite cerrahisinin kilo verme konusunda kesin ve kalıcı bir etki sağlaması için kişinin önemli bir operasyon geçirdiğinin bilincinde olması, ameliyat sonrasında beslenmesine ve egzersizlerine devam etmesi gerekir.

En sık hangi ameliyat yapılıyor?

Günümüzde obezite cerrahisinde en sık yapılan iki ameliyat gastrik bypass (mide baypası) ve sleeve gastrektomi (tüp mide) ameliyatlarıdır. Bu ameliyatlar laparoskopik olarak, küçük deliklerden yapılabiliyor. Bu yöntem ile daha küçük kesiler ile daha az ağrılı ve güvenli bir şekilde ameliyat gerçekleştirilebiliyor. Gastrik bypass ameliyatında ilk olarak mide hacmi küçültülerek hastanın alabileceği yiyecek miktarı azaltılmaktadır. Buna ilave olarak ince bağırsakların bir kısmı bypass edilmektedir. İnce bağırsakta gıdaların kat ettiği yol kısaldığı için besinlerin emilimi azalmaktadır. Bu ameliyat tekniği yüksek kalorili diyet ile beslenme alışkanlığı olan hastalarda daha fazla tercih edilmelidir. Çünkü bu tip hastalar, az miktarda ama yüksek kalorili gıdalarla beslenme alışkanlığına sahiptirler.

Dünyada en çok gastrik Bypass ameliyatı mı uygulanıyor?

Gastrik bypass ameliyatı yakın zamana kadar Amerika Birleşik Devletleri’nde en sık uygulanan ameliyat tekniğiydi. Fakat tüp mide ameliyatı hem daha kolay olması hem de bypass ameliyatına benzer sonuçlar elde edilmeye başlanması nedeniyle hem dünyada hem de ülkemizde en sık uygulanmaya başlanan ameliyat olmuştur.