Organik tarım için toprağın yapısı bozulmamalı

Balıkesir Edremit‘de zeytin ve mandalina yetiştiriciliği yaptığını söyleyen Gönül Bahçeleri Peyzaj Tasarım ve Uygulama Ziraat Mühendisi Sabiha Mandev Akardaş, her insanın kendi ürününü yetiştirebileceği toprağa sahip çıkması gerektiğini söyledi. Akardaş, “Organik tarım yapmak için, toprağın yapısını bozmayacaksınız” dedi.

Balıkesir Edremit’de kaz dağlarının o güzel havasında geniş bir arazide tamamen doğal bir ortamda (Çevre komşuların hayvan gübrelerini kullanarak, kimyasal
hiçbir girdi kullanmadan, arazideki yeraltı suyunu kullanarak) zeytin ve mandalina yetiştiriciliği yaptığını söyleyen Gönül Bahçeleri Peyzaj Tasarım ve Uygulama
Ziraat Mühendisi Sabiha Mandev Akardaş, “Ağaçlarda ortaya çıkan zararlılar olsa bile asla ilaçlama yapmıyorum ve doğa dengesini koruduğu sürece ürünü etkilenmeden yetişiyorum” dedi. Zeytini zedelemeden dalından topladıklarını, rafine edilmeden ve hiçbir katkı eklenmeden geleneksel sıkım atölyelerinde sıktırıp depolarındaki fıçılarda Mayıs ayına kadar doğal mecrasında dinlendirdiklerini kaydeden Akardaş, Mayıs ayında dinlenen yağın posasının alta çöktüğünü ve üstteki duru kısmı zeytinyağı tenekelerine alıp serin bir yerde
depoladıklarını söyledi. Akardaş, “Konu zeytin iken, ülkemizin kalkınmasına ve insanımızın sağlığına ciddi katkı sağlayacak bu ürün için bir doğal etkileşimden
bahsetmek istiyorum. Özellikle ilkbaharda zeytinin çiçeklenme döneminde pamukçuk çok sık görülür ancak arkasından gelen yağmur bunu temizleyip götürür ve çiçeğin meyveye dönmesinde olumsuzluk yaratmaz. Ancak pamukçuğu gören yetiştirici telaşlanır, çiçek ve dolayısıyla meyve bağlamayı olumsuz etkileyecek diye hemen ilaçlama yapar. Tabiki yetiştirici haklı olarak üretim maliyetlerinin fazla olması nedeniyle ürününü riske atmak istemiyor.Yani üreticinin girdi maliyetlerinin yüksekliği doğal ürün yetiştirmesini engelliyor. Şu da bir gerçek; siz ne kadar organik aynı zamanda doğal ürün yetiştirmek isteseniz de iklim şartlarının size sunduğu olumsuzluklara da tek başınıza çare bulamıyorsunuz. Doğanın dengesini maalesef insanoğlu bozuyor ama doğa dengesini o kadar mucizevi bir şekilde kurmuş ve korumaya çalışıyor ki bu kadar olumsuzluğa rağmen yine de tüm canlıları doyuracak kadar ürün veriyor ve hatta bu ürünlerin bir kısmı da ciddi anlamda israf ediliyor” ifadelerini kullandı. Her insanın kendi ürününü yetiştirebileceği toprağa sahip çıkması gerektiğini söyleyen Akardaş, “Bu ne demek diyeceksiniz, köylerimiz, meralarımız bizim en kıymetli organik alanlarımız bunların artırılmasına özen göstermeliyiz. Düşünün eskiden köylerde yoğun bir yaşam vardı. Herkesin ahırında inekleri, koyunları, tavukları vardı. Bunlar nasıl beslenirdi? Köyün merası vardı buralarda okul çağındaki çocuklar çobanlık yapar hayvanları beklerlerdi. Yaz olurdu bütün kışı ahırlarda geçiren hayvanlarını alan köylü yemini yiyeceğini alır yaylalara hayvanlarını beslemek için çıkarlar 3-4 ayını oralarda geçirirler hayvanlar hem etlenmiş hemde sütlenmiş ve bütün kışı sağlıklı geçirecek şekilde köylerine geri dönerlerdi. Hatta yaz sonları yayladan gelen hayvanların bol gıdalı ürünleri ciddi anlamda hem köylüye kazanç sağlardı hem de alıcılara tam organik ürün. Konu
çok derin ve anlatılacak, yapılacak çok şey var” dedi. Akardaş sözlerine şu şekilde devam etti: “Şu gerçeği de çok ciddi yaşıyoruz; insan topraktan uzaklaştı hasta oldu, tekrar iyileşmek için köy arar oldu, tarım ve hayvancılığı teşvik ederek insanlara köylerine, doğal yaşam alanlarına döndürmeyi tavsiye etmeliyiz.
Organik tarım yapmak için; Bunu bilir bunu söylerim;

*Toprağın yapısını bozmayacaksınız (Toprak analizi şart, içinde bulunması gereken Azot, Fosfor, Potasyum, Çinko, Magnezyum ve daha birçok elementin ne seviyede olduğunu bilmemiz şart).
Konu konuyu açıyor bize fakültede hocalarımız toprağı nasıl dengeli besleyeceğimizi öğretti, kimyasal gübreyi öğretmedi. Azot mu eksik toprağa 1 yıl bakla ekin ve çiçeklenme döneminde tarlayı sürün derlerdi. Hayvan mı besliyorsunuz arazinizin bir köşesine yonca ekin çiçeklenme döneminde biçin size yılda 7-8 kere ürün verir derlerdi hatta hayvanları kısa süreli içinde otlatabilirsiniz derlerdi. Bunları kendi arazimde uyguladım ve güzel sonuçlar
aldım. Hatta binlerce yılda oluşan toprağı anız(buğdayın hasattan sonraki sap kısmı) yakarak öldürmeyin verimsiz sadece kül haline getirmeyin derlerdi. (Hocalarımı saygıyla minnetle anıyorum.) Bugün bunların hepsi hiç yaşanmamış gibi ortaya kural olarak konuluyor ve uygulayan çiftçiye de Organik Tarım Yapan çiftçi deniliyor Köşe bucak organik ürün arıyoruz halbuki tek yapacağımız ziraat mühendislerinin ayağına çizmeyi başına şapkayı geçirip köy köy bilinçlendirme
ve uygulama yapmalarını, bunu yaparken köylünün eski bilgilerinden öncelikle yararlanmalarını, onların tarım yöntemlerini tekrar hayata geçirmelerini sağlamak olmalıdır. Çiftçinin şu an kullandığı hiçbir doğallığı olmayan bilinçsiz tarımdan uzaklaşmasını sağlamalılar, her bölgede eski yöntemleri bilen köylülerimizi Bilge Köylü ilan edip bilgilerinden yararlanmak şart olmuştur.”