PANAGRO, bölge hayvancılığını ayağa kaldırmak için kuruldu

PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk, Konya Şeker’in en büyük yatırımlarından biri olan PANAGRO’nun, hem süt ve süt ürünleri hem de et ve et ürünleri üretimi yaptığını ve dünyanın en büyük kapasitesine sahip olduğunu kaydetti.

Yıldız Doğruer Yemiş

Geçmişte hububat ambarı olarak anılan Konya, son yıllarda hayata geçirilen projelerle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da gıda başkenti olma yolunda önemli mesafeler kat etti. Kentin birçok noktasındaki yatırımlarıyla üreticinin yüzünü güldüren, gelirlerini artıran Konya Şeker, hayvancılığın gelişiminde de en büyük paya sahip.
Konya’nın son dönemde hayvancılıkta çıtayı yükselttiğini ifade eden PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk, geçmişte hububat ambarı denildiğinde akla gelen Konya’nın, Türkiye’nin en çok buğday üreten kenti olduğunu söyledi. Konya ovasının ürün desenine eklenen yeni ürün çeşitleri ve bu altyapının üzerine inşa edilen tarımsal sanayi tesisleriyle gıda merkezi vasfını da tüm vasıflarının üstüne ekleyen Konya’nın, sadece ülkemizin değil, dünyanın gıda başkenti olma yolunda önemli mesafeler aldı” dedi.

Konya Şeker, çiftçinin geleceğini düşünerek adım attı
Konya Şeker’in en büyük yatırımlarından biri olan PANAGRO’nun, hem süt ve süt ürünleri hem de et ve et ürünleri üretimi yaptığını ve dünyanın en büyük kapasitesine sahip olduğunu dile getiren Başkan Konuk, “bu tesisi hiç kimse bir sanayi tesisinden ibaret görmemeli. Burası öncesi ve sonrası ile entegre bir süreci ifade ediyor. Bu tesis hayvancılığımızın sigortasıdır. TÜİK’in verilerine göre 2017 yılı sonu itibariyle Konya ülkemizin en fazla büyükbaş hayvan varlığına sahip ilidir. Konya bunu bu tesisin varlığı ile başarmıştır.
Bölgede büyüyecek hayvancılığı desteklemek için bir dizi yatırım yaptık. Mesela, kaba yem ihtiyacını karşılamak için buharlı küspe kurutma tesisini, paketli küspe kurutma tesisini inşa ettik. Türkiye’nin en büyük kapasitesine sahip yem fabrikasını kurduk. Yine ham yağ fabrikasını kurduk. Oradaki üretilen ham yağ sonrası açığa çıkan ayçiçeği küspesiyle bölgenin nitelikli yem ihtiyacı için ana girdilerden birinin üretimini buradan ve buranın imkânlarıyla üretmeye başladık. Bu yatırımları yapmadan Et-Süt Entegre Tesisini üretime başlatsaydık, muhtemelen hayvan sayısı artacak ancak üretici o hayvanları besleyecek materyale ya ulaşamayacak ya da yüksek bedeller ödeyerek ulaşabilecek ve daha işin başında hem moral bozukluğu yaşanacak hem de gelişme seyri tersine dönecekti. Hem süt hem de et hayvancılığına yönelik damızlık çiftliklerini kurduk. Bu çiftliklerin amacı bölgedeki sürü kalitesini yukarı çekmektir. Yani hem et verimi hem süt verimi yüksek ırkları bölge üreticisinin ahırına ağılına sokabilmektir” dedi.

Sertifikalı üretici metodunu getirdiklerini, üniversite ile işbirliği yaparak binlerce üreticiye hayvancılık konusunda eğitim verdiklerini aktaran Başkan Recep Konuk, “tüm bu aşamalardan sonra Et-Süt Entegre Gıda Kompleksi yatırımımızı başlattık ve 2013 yılının ikinci yarısında süt ve süt ürünleri tesisimizi, 2014 yılında da et ve et ürünleri tesisimizi işletmeye aldık. Ülkemizde et hayvancılığına yönelik olarak angus çiftliğini, süt hayvancılığına yönelik olarak da Şeker Süt Çiftliğini kurduk. Hayvancılıkta problemler yaşayan ülkemize et hayvancılığı açısından seçenek sunmak amacıyla dünyada et veriminde en verimli ırk olarak kabul edilen angus ırkını tercih ettik. 2010 yılının Mayıs ayında, Avustralya’dan 700 adet damızlık angus düvesi getirerek ilk adımı attığımız damızlık çiftliğinde şimdilik 1300 başa ulaştık. Benzer büyümeyi Holstain ırkıyla süt hayvancılığına yönelik damızlık çiftliğimizde de yakaladık” şeklinde konuştu.

Panagro’yu, bölge hayvancılığını ayağa kaldırmak için kurduk
Üreticinin sadece bitkisel üretimle geçimini sağlayamayacağını, özellikle pancar üreticisinin bitkisel üretiminin yanında hayvancılık da yapmak zorunda olduğunu vurgulayan Başkan Recep Konuk, “şeker pancarının en çok desteklediği yan sektör hayvancılıktır. Kaldı ki, gelişmiş ekonomilerde tarım sektörünün toplam geliri içinde hayvancılığın payı dörtte bir civarındadır. Ülkemizde ise gelir kompozisyonu aşağı yukarı tam tersidir. Bu kompozisyonun değişmesi gerekiyor. Değişmesi için de üreticinin hayvancılıktan para kazanacağı, hayvancılığı verimli yapabileceği, ürettiğini değerinden satabileceği ölçek ekonomisine uygun tesisler gerekiyor. Konya Şeker, üreticisinin hayvansal üretimini değerlendirmek, bölge hayvancılığını ayağa kaldırmak için dünyanın tek kampüs içinde en büyük yatırımı olan Et-Süt Entegre Gıda Kompleksini Konya’ya kazandırdı. Bu tesis günde 2.000 ton süt, 1.200’ü büyük, 3.000’i küçükbaş olmak üzere günde 4.200 baş besi işleyecek. Tesis için yaklaşık 50.000 aile süt ve besi hayvancılığı yapacak. Bu tesis inşa edilmeye başlandığında Konya’daki üreticilerin elindeki mevcut hayvan sayısı bu tesisin bir yıllık ihtiyacını karşılamaya yetmiyordu. Konya Şeker bu tesisi üreticiyi daha çok üretmesi için zorlamak, özendirmek amacıyla yaptı. Nitekim üretici buna cevap vermeye başladı ve 2010 yılında Konya’nın toplam büyük baş hayvan sayısı 500 bin civarında iken 2013 yılında bu rakam 720.000’e dayandı. Küçükbaş sayısı 1,5 milyondan 2,2 milyon civarına ulaştı. 3 sene önce 750 bin ton civarın olan Konya’nın süt üretimi 2013 yılında 1 Milyon tona yaklaşmıştı (963.802). Bu daha da büyüyecek ve inşallah bölge bitkisel üretimden kazandığından daha fazlasını hayvancılıktan kazanmaya başlayacak” ifadelerini kullandı.

Konya Şeker’in yatırımlarıyla çiftçinin geliri arttı
Konya Şeker’in yatırımları ile çiftçinin gelirinin arttığını ifade eden PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk, “Hamyağ Fabrikasının, Dondurulmuş Parmak Patates Üretim Tesisinin, Patates Nişastası Fabrikasının, Çikolata, Şekerli Mamuller, Unlu Mamuller, Bisküvi, Kek, Gofret Üretim Tesislerinin işlevi budur. Mesela oluşan katma değerden kazandıklarımız sayesinde bölge üreticisinin ürününe en iyi verme imkânına kavuşmamızı bir yana bırakarak söylüyorum. 2010 yılında koca Konya Ovasında ayçiçeği üretimi sadece 50 bin tondu. 2013’te Ova 380 bin tonu gördü, geçtiğimiz yıl yine 300 bin ton civarında üretim gerçekleştirdi, bu 300 bin tonun ekonomik değeri yaklaşık 200 milyon dolardır. Eğer Altınekin’deki tesisimiz olmasaydı Konya’daki çiftçinin cebine o paranın en az 150 milyon doları girmeyecek, ithalat için Doğumuzdaki ve Batımızdaki birkaç ülkenin çiftçisinin cebine aktarılacaktı. Yani sadece Hamyağ Fabrikası ile Konya Şeker çiftçinin elindeki bardağı 3-4 kat büyütmüş. Benzer şeyler patates için de geçerlidir, diğerleri için de. Nitekim hayvancılıkta henüz yolun başındayız, ancak gelişmeler son derece ümit vericidir.”