Probiyotik ve Prebiyotikler nedir?

Probiyotik ve prebiyotiklerin güvenlik profillerinin oldukça iyi olduğunu söyleyen Gazi Üniversitesi Gastroenteroloji Bilim Dalı ve Probiyotik Prebiyotik Derneği Başkanı Prof. Dr. Tarkan Karakan, bilinen önemli bir yan etkilerinin olmadığını söyledi. Karakan, “Pro ve prebiyotik gıdaları hergün düzenli tüketmeliyiz” dedi.

Büşra Sözen

Probiyotiklerin Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre sindirim sisteminde canlı kalabilen, bilimsel çalışmalarla insanlarda etkinliği kanıtlanmış ve güvenli olduğu gösterilmiş, yeterli miktarda alındığında sağlık yönünden fayda sağlayan mikroorganizmalar olduğunu söyleyen Gazi Üniversitesi Gastroenteroloji Bilim Dalı ve Probiyotik Prebiyotik Derneği Başkanı Prof. Dr. Tarkan Karakan, “Aslında tanım olarak probiyotik besinler ile probiyotikler aynı şey değil. Ne yazık ki bu konu tam olarak anlaşılamadı için probiyotik besinlerle probiyotikler aynı zannedilmektedir. Aslında probiyotik besinler dediğiniz zaman içerisinde probiyotik bakteri olan besinlerden bahsediyoruz. Örneğin turşu, şalgam, boza, yoğurt gibi besinler probiyotik bakteri içeren besinlerdir. Bunların günlük hayatımızda tüketilmesi sağlığınız açısından yararlı olabilir ancak özel bir sağlık durumu için probiyotik kullanacaksak, burada yeterli miktarda ve doğru endikasyonlarda doğru probiyotik bakteri kullanmamız gerekir. Yukarıda bahsedilen gıdaların hiçbirisinin içerisinde mide asidini rahatlıkla geçip tedavi edecek miktarda bakteri bağırsağa ulaşamaz. Bu nedenle probiyotiklerin kapsül tablet gibi eczanelerde satılan ve bilimsel çalışması yapılmış olan formlarının kullanılması tercih edilir. Probiyotik tanımında yer alan en önemli nokta, insanlar üzerinde bilimsel çalışmasının yapılmış olması, güvenli olması ve bağırsaklara yeterli miktarda ulaşabilmesidir” dedi.

Prebiyotik nedir?

Prebiyotiklerin besin olarak tüketildiklerinde bağırsaklardaki faydalı bakterileri artıran lifli gıdalar olduğunu kaydeden Tarkan Karakan, son yıllarda sadece lifli gıdaların değil, omega-3 yağ asitleri, polifenol bileşikleri gibi gıda bileşenlerinin de bu sınıfa alındığını ifade etti. Karakan, “ Prebiyotik yediğimiz zaman bağırsaklarımızda halihazırda bulunan faydalı bakterileri binlerce kat arttırabiliriz. En güzel prebiyotik içeren besin anne sütüdür (içinde FOS ve GOS bulunur).” dedi. Karakan prebiyotik besinleri şu şekilde sıraladı:
-Sebzeler: Pırasa, yer elması, bamya, enginar, kereviz, domates, soğan, sarımsak, hindiba, kuşkonmaz, hardal bitkisi
- Kurubaklagiller: Fasulye, mercimek, bezelye, nohut
- Tam tahıllar: Tam buğday, yulaf, kara buğday, arpa, kepekli pirinç
- Yağlı tohumlar: Ceviz, badem, fındık, keten tohumu
- Meyveler: Zeytin, muz, üzüm, çilek, elma olarak sayılabilir.
“Pro ve prebiyotik gıdaları hergün düzenli tüketmeliyiz”

Probiyotik ve Prebiyotik arasındaki farkları değerlendiren Karakan, “Probiyotik canlı mikroorganizma (genelde bakteri), prebiyotik ise lifli besinlerdir. Her ikisi de bağırsak mikrobiyotasını korumak için kullanılır. Ancak akut durumlarda (yani hızlı destek gereken durumlarda) probiyotikler daha etkilidir. Buna antibiyotik kullanımı sırasında bağırsak mikrobiyotasındaki bozulmayı probiyotik kullanarak önlemek örnek gösterilebilir. Bazen probiyotik ve prebiyotik etkiyi artırmak için birlikte verilebilir. Bu durumda ortaya çıkan besin takviyesine simbiyotik adı verilir. Pro ve prebiyotik gıdaları hergün düzenli tüketmeliyiz. Akdeniz diyeti bu gıdaları en çok içeren beslenme şeklidir. Ancak buna rağmen oluşan şikayetlerin düzeltilmesi için belirli bir endikasyonda probiyotik kullanılacak ise bunun eczaneden danışılarak alınması daha uygun olacaktır. Probiyotik ve prebiyotiklerin güvenlik profilleri oldukça iyidir. Bilinen önemli bir yan etkileri yoktur. Bazen duyarlı kişilerde bazı probiyotikler ilk birkaç gün gaz şişkinlik hatta ishal yapabilir. Bu durumda ürün değiştirilmelidir. Prebiyotikler ise gaz yapma potansiyeline sahiptir. Ancak bu gaz birkaç gün içinde azalarak kaybolur” şeklinde konuştu.