Rakamlarla hayvancılık sektörü

Dünyada canlı hayvan, genetik materyal, et, süt, ham deri, yün ve ipek gibi sektörlerin ticarete konu olan ürünlerinin toplam ticaret değeri yaklaşık olarak 257 milyar dolar. Bu değer AB üyesi 28 ülke için 126 milyar ABD doları ihracat, 105 milyar ABD doları ithalat olarak gerçekleşti.

Dünyada canlı hayvan, genetik materyal, et, süt, ham deri, yün ve ipek gibi sektörlerin ticarete konu olan ürünlerinin toplam ticaret değeri yaklaşık olarak 257 milyar dolar. Bu değer AB üyesi 28 ülke için 126 milyar ABD doları ihracat, 105 milyar ABD doları ithalat olarak gerçekleşti.

Canlı hayvan ihracatında dünyada Fransa, Hollanda ve Kanada yüzde 31 pay ile önde gelen ilk üç ülke olurken, hayvansal ürünler ihracatında ise ABD, Almanya ve Hollanda yüzde 25 pay ile önde gelen ilk üç ülke arasında bulunuyor. AB üyesi ülkeler hayvansal ürünler ihracatında 109 milyar ABD Doları ile yüzde 50’ye yakın paya sahip. Genetik materyal ihracatında ise yine Hollanda, Almanya ve ABD önde gelen ilk ülkeler.
Türkiye ise genetik materyalde, canlı hayvan ticaretinde ve hayvansal ürünlerde net ithalatçı konumda.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Ekonomi ve Proje Yönetimi Daire Başkanı Doç. Dr. Cengizhan Mızrak ile dünyada ve Türkiye’de hayvancılıktaki son tabloyu konuştuk.

Genetik materyal

AB üyesi ülkelerin genetik materyal ihracatında 1,04 milyar dolar ile önemli bir payı olduğunu belirten Mızrak, bu alanda önemli bir rekabet gücüne sahip olduklarını söyledi. Mızrak, “Dünyada genetik materyal olarak değerlendirilen dondurulmuş sperma (sığır), damızlık canlı sığır ve domuz ticareti yüzde 0,67 paya sahiptir. 2016 yılında 1,7 milyar ABD Doları olarak gerçekleşen ihracat değerinde Hollanda, Almanya ve ABD önde gelen ilk üç ülke olurken Türkiye bu kalemde ihracat konusunda çok gerilerde kalmaktadır. AB üyesi ülkeler genetik materyal ihracatında 1,04 milyar ABD Doları ile önemli bir paya sahip olup bu alanda önemli bir rekabet gücüne sahiptir. Genetik materyal ithalatında ise ülkelerin sıralamaları önemli oranda değişmektedir. 2016 yılında 1,6 milyar ABD doları olarak gerçekleşen ithalat değerinde Çin, Türkiye ve İtalya önde gelen ilk üç ülke olmuştur. Yıllara göre dalgalı bir seyir olmasına rağmen ülkemizin genetik materyal konusunda dünyadaki konumunu çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. AB ülkeleri yaklaşık 566 milyon ABD doları ile ithalatın yüzde 35’ini gerçekleştirmektedir” diye konuştu.

Canlı hayvan ticareti

Damızlık dışındaki canlı hayvan ticaretinin sektörün dış ticaretinde yüzde 6,1 paya sahip olduğunu belirten Mızrak, “2016 yılında 15,7 milyar ABD Doları olarak gerçekleşen ihracat değerinde Fransa, Hollanda ve Kanada yüzde 31 pay ile önde gelen ilk üç ülke olurken, Türkiye genetik materyal ile benzer durumda ve ihracatta çok gerilerde kalmaktadır. Alt kalemler bazında canlı sığır ihracatı yaklaşık 6,91 milyar ABD Doları, domuz 3,8 milyar ABD doları, tavuk 2,4 milyar ABD doları, koyun 1,8 milyar ABD doları ve keçi 0,4 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. AB üyesi ülkeler canlı hayvan ihracatında 8,6 milyar ABD Doları ile yüzde 50’den fazla paya sahiptir. İthalatta ise ABD, Almanya ve İtalya yüzde 33’lük payla ön sıralarda yer almaktadır. Türkiye özellikle 2012 ve 2016 yılı rakamları ile önemli ithalatçı ülkeler arasında yer almaktadır. AB ülkeleri ise ithalat içerisinde 6,8 milyar ABD Doları ile önemli bir paya sahiptir” dedi.

Hayvansal ürün ihracatı

Hayvansal ürün ihracatında ABD, Almanya ve Hollanda’nın yüzde 25 pay ile önde gelen ilk üç ülke olduğunu kaydeden Mızrak, şu bilgileri verdi: “Sektörün dış ticaretinde en büyük paya sahip olan hayvansal ürünler ihracatı 2016 yılında yaklaşık 230 milyar ABD Doları olarak gerçekleşmiş olup ABD, Almanya ve Hollanda yüzde 25 pay ile önde gelen ilk üç ülke olmuştur. AB üyesi ülkeler hayvansal ürünler ihracatında 109 milyar ABD Doları ile yüzde 50’ye yakın paya sahiptir. Türkiye ise hayvansal ürün ihracatında 1,3 milyar ABD doları ile 29. sırada yer almıştır. Alt kalemler bazında sığır eti (41 milyar ABD Doları), domuz eti (27,6 milyar ABD Doları), peynir (26,8 milyar ABD Doları), kanatlı eti (23,8 milyar ABD Doları), süt ve krema (23,5 milyar ABD Doları) ihracatta en yüksek paya sahip ürünlerdir. Diğer hayvansal ürün ihracatının ise, 2016 yılında toplam 41 milyar ABD Doları civarında olduğu, bunların; ham deri (26,3 milyar ABD Dolar), yün ve kıl (12,6 milyar ABD Doları) ve ipekten (2,1 milyar ABD Doları) oluştuğu görülmektedir. İthalatta ise Çin, Almanya ve İtalya yüzde 23’lük payla ön sıralarda yer almaktadır. Türkiye yıllar itibariyle azalan bir ithalat ile 2016 yılında 51.sırada yer almıştır. AB ülkelerinin hayvansal ürün ithalatı 2016 yılında 90,8 milyar ABD Doları olarak gerçekleşmiştir.”

Türkiye genetik materyalde ithalatçı

Türkiye’nin özellikle sığır ve tavuk genetik materyallerinde önemli bir ithalatçı ülke olduğunu belirten Mızrak, Türkiye’ye sığır sperması ihracatı yapan başlıca ülkelerin Almanya, ABD ve Kanada olduğunu söyledi. 2016 yılı toplam ithalatın 11,4 milyon TL olduğunu kaydeden Mızrak, “Türkiye'nin sığır sperması ithalatı 2002 yılında 490 bin doz düzeyinde iken 2016 yılında 4,7 milyon doz olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’nin sığır spermasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) dışında ihracatı bulunmamaktadır. Türkiye’nin 2016 yılı toplam damızlık sığır ithalatı yaklaşık 65 bin baş olup 169 milyon ABD Doları değerindedir. Damızlık sığır ithalatının yüzde 45’i Almanya’dan (28.786 baş), yüzde 19’u Avusturya’dan (12.061 baş) ve yüzde 12’si Çek Cumhuriyeti’nden (7.609 baş) gerçekleştirilmiştir. Aynı yıl damızlık küçükbaş hayvan ithalatı ise 5.266 baş olup toplam değeri 971 bin ABD dolarıdır. Türkiye’nin bu alanda ihracat yaptığı tek ülke Azerbaycan olup toplam ihracat değeri 29 bin ABD Doları tutarındadır” diye konuştu.
2016 yılı toplam damızlık kanatlı ithalatının (damızlık yumurta dahil) tutarı 28 milyon ABD Doları’dır ve büyük oranda Almanya (yüzde 25,8) ve İngiltere’den (yüzde 58,5) temin edilmektedir.

Canlı hayvan ithalatı

Türkiye'nin 2010 yılından 2016 yılına kadar toplam 4 milyon başa yakın canlı hayvan ithal ettiğini ve bunun karşılığında 3,6 milyar ABD Doları ödediğini dile getiren Mızrak, “Türkiye’nin damızlık dışındaki ticareti incelendiğinde, ithalatta sığırdan sonra koyun ve kanatlının (damızlık olmayan kuluçkalık yumurta dâhil) geldiği, ihracatta ise, büyük oranda kanatlı hayvanların olduğu görülmektedir. Türkiye kanatlı ihracatında damızlık olmayan kuluçkalık yumurta ile civcivi Orta Doğu ülkelerine pazarlamaktadır ve özellikle son yıllarda Suriye pazarda çok büyük pay almaktadır” dedi.

Hayvansal ürün ihracatında ne durumdayız?

2017 yılında canlı hayvan ve hayvansal ürünler ihracatının 1 milyar 608 milyon, ithalatının ise 774 milyon ABD Doları olarak gerçekleştiğini belirten Mızrak, “Son yıllarda Türkiye’nin hayvansal ürünler ithalatında azalış söz konusudur. Özellikle 2011 yılında zirve yapan kırmızı et ithalatı sonraki yıllarda büyük ölçüde azalmıştır. 2017 yılında canlı hayvan ve hayvansal ürünler ihracatı 1 milyar 608 milyon, ithalatı ise 774 milyon ABD Doları olarak gerçekleşmiştir. 2017 yılı itibariyle hayvansal ürünler ihracatında etler ve sakatatlar, yumurta, yün ve kıl ile dokumaları ve süt ve süt mamulleri toplam yüzde 80’lik pay almıştır. Hayvansal ürünler ihracatında diğer önemli ürünler arasında başta çam balı olmak üzere bal da yer almaktadır. Türkiye’nin başlıca hayvansal ürün ihracat pazarları ise Asya, Orta Doğu, Arap Yarımadası ve Avrupa’dır” diye konuştu.
Mızrak, Türkiye’nin bal hariç diğer ürünlerin verimliliğinde dünya ortalamasının üzerinde olduğunu; büyükbaş karkas etinde AB seviyelerini yakaladığını ancak büyükbaş süt verimi açısından 3.143 Kg/B.Baş ile AB’nin oldukça gerisinde olduğunu kaydetti.

Kombine verimli ırklara doğru kayma

Kırmızı et talebinin artış eğiliminde olduğunu belirten Mızrak sözlerine şöyle devam etti: “Ülkemizde nüfusun birçok AB ülkesinin tersine hala artıyor olmasının, insanların refah seviyelerindeki artıştan dolayı kırmızı ete olan talebin artması, turizm sektöründeki olumlu gelişmeler ve barındırdığımız mülteciler gibi nedenlerden dolayı kırmızı et talebi artış eğilimi göstermektedir. Süt üretimimizde ise arz sorunu olmadığı için özellikle kombine verimli hayvanların sayılarının artması kırmızı et açığının azaltılmasında etkili olabilir. Zaten son dönemlerde kombine verimli ırklara doğru bir kayma eğilimi oluşmaktadır. Burada et-süt arz ve talep oranlarının dikkate alınması gerekmektedir. Ama et arzının karşılanması için sadece kombine verimli ırkların kullanılması yeterli olmayabilir. Ülkemizdeki büyükbaşların karkas verim dünya ortalamasının üzerinde ancak AB ortalamasının bir miktar altındadır. Islah faaliyetleri artırılarak ve hayvan beslemede kullanılan hammaddelerin miktarı ve kalitesi artırılarak birim hayvandan elde edilen et miktarı arttırılabilir.”

İşletmelerin yüzde 75’i 10 baş ve altı hayvan varlığına sahip

Türkiye’de yaklaşık bir milyon 200 bin büyükbaş hayvancılık işletmesi olduğunu kaydeden Mızrak bunların yüzde 75’inin 10 baş ve altı hayvan varlığına sahip olduğunu söyledi. Mızrak, “Bunun yanı sıra son yıllarda özellikle TKDK ve benzeri kurumların destekleri sayesinde çok büyük kapasiteli ve modern işletmelerin sayısında ciddi artış meydana gelmiştir. Bu sayede de büyükbaş hayvan varlığında sürekli bir artış trendi devam etmektedir. Ancak hayvancılık sektörünün devamlılığı ve kırsal nüfusun muhafazası açısından çok önemli olan küçük aile işletmelerinin varlıklarını devam ettirebilmeleri oldukça önemlidir. Bu sebeple bu işletmeleri, hayvan varlıklarını ve hayvan kalitelerini bir miktar da olsa artırmaları için desteklenmeye devam edilmelidir. Ayrıca kırsal nüfusun yaşlanmasını azaltabilmek için genç nüfusun tarıma yönelmesini destekleyecek politikaların artırılarak geliştirilmesi gerekmektedir” dedi.

Hayvan hastalıklarıyla mücadele

Gelişen ve değişen dünyanın en önemli sorunlarından birisinin güvenilir ve yeterli gıdaya erişebilmek olduğunu belirten Mızrak; hayvan hastalıklarının halk sağlığı, hayvan sağlığı, çevre boyutları ve ülke ekonomisine etkilerinin gittikçe önem kazandığını söyledi. Mızrak, “İnsanlarda görülen hastalıkların bir kısmının hayvanlardan kaynaklandığı düşünüldüğünde, gıda güvenilirliği ve sürdürülebilir gıda güvenliği ancak hayvan sağlığı ve refahının güvence altına alındığı ve sürdürülebilir hayvan yetiştiriciliğinin tesis edildiği bir ortamda temin edilebilir. Hayvan sağlığının doğrudan insan sağlığını etkilediği ve hayvansal ürünlerin insan beslenmesindeki tartışmasız önemi düşünüldüğünde, insan sağlığının hayvan sağlığına bağlı olduğu sonucuna varılmaktadır. Zoonozlar yani hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar ve halk sağlığı giderek ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle bugün dünyada tek sağlık konseptinin önemi her geçen gün artmaktadır. "Sağlıklı İnsan İçin Sağlıklı Hayvan" gerekliliği üzerine kurulu "Tek Sağlık Konsepti" yaklaşımında, hayvan sağlığı ve refahı, gıda güvenilirliği ve halk sağlığı konuları da önem kazanmaktadır” dedi.
Hayvan sağlığı alanında kaydedilecek ilerlemelerin dış ticaret alanında da belirleyici unsur olarak öne çıktığını belirten Mızrak, “Bakanlık tarafından 2023 yılına kadar, "şap, tüberküloz, sığır brusellozu, koyun ve keçi brusellozu, kuduz, kuş gribi, şarbon, mavidil, koyun keçi vebası, sığırların nodüler ekzantemisi, newcastle vb. hayvan ve hayvansal ürün ticaretine engel olan hayvan hastalıklarının ülkemizden yok edilip, insan ve hayvan sağlığı güvence altına alınarak ülkemizin ihracat üssü haline getirilmesi hedeflenmiştir.
Şap hastalığına yönelik olarak “Bölgesel Risklerin Kademeli Azaltılmasına Dayalı Şap Hastalığının Kontrolü ve Eradikasyon Eylem Planı" hazırlanmış ve 2014 yılı Ocak ayından itibaren uygulamaya konulmuştur. Plan çerçevesinde yapılacak çalışmalar ile Trakya’nın aşılı ariliğinin sürdürülmesi, Anadolu’da ise Ülkemizin şap hastalığından aşılı ariliğinin hedeflendiği, Orta/Batı Karadeniz, Güney Marmara, Ege, Batı Akdeniz ve İç Anadolu bölgesinde yer alan illerin şap hastalığından 2020 yılına kadar aşılı ari hale getirilmesi ve 2023 yılına kadar Ülkenin tamamında aşılı ariliğinin sağlanması hedeflenmiştir. Diğer hayvan hastalıkları ile ilgili de bakanlık tarafından kontrol ve eradike çalışmaları devam etmektedir” dedi.