Ramazanda gıda fiyatları kronik sorunların ve kur artışının etkisinde

Gıda fiyatları; kurdaki hareketlilikle birlikte hammadde tedarikinde yaşanan sıkıntılar, üretim maliyetlerinin yüksekliği gibi etkenlere bağlı olarak değişiyor. Ramazan ayında gıda fiyatları da bu gelişmelerden payına düşeni alıyor.

Gıda fiyatları; kurdaki hareketlilikle birlikte hammadde tedarikinde yaşanan sıkıntılar, üretim maliyetlerinin yüksekliği gibi etkenlere bağlı olarak değişiyor. Ramazan ayında gıda fiyatları da bu gelişmelerden payına düşeni alıyor. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ramazan öncesi market ve üretici fiyatlarında artış meydana geldiğini söyledi. Market fiyatlarında, bu yıl ve geçen yılki Ramazan ayı öncesi fiyatları karşılaştırıldığında, 6 üründe azalma, 27 üründe fiyat artışı meydana geldi; üreticide ise 3 üründe azalma, 26 üründe fiyatlar yükseldi. TGDF Genel Sekreteri İlknur Menlik ise fiyatlardaki gelişmelerin döviz kurları, enflasyon gibi makro ekonomik verilerden ayrı düşünülmemesi gerektiğini söyledi.

Özlem As
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bu yıl Ramazan öncesi rakamlara bakıldığında market ve üreticide birçok gıda ürününde fiyat artışı meydana geldiğini söyledi.
Bayraktar, gıda tüketiminin arttığı Ramazan ayında var olan sorunların ve kurdaki artışın fiyatları yükseltiğine dikkat çekti. Markette bu yıl ve geçen yılki Ramazan ayı öncesi fiyatları karşılaştırıldığında, 6 üründe azalma, 27 üründe ise fiyat artışı meydana geldiğini belirten Bayraktar, “Markette en fazla fiyat düşüşü yüzde 12,4 ile domateste görüldü. Domatesteki fiyat düşüşünü yüzde 5,4 ile patates, yüzde 4,6 ile nohut izledi. Buna karşılık, marketlerde fiyatı en fazla artan ürün yüzde 65,4 ile kuru incir oldu. Kuru incirdeki fiyat artışını yüzde 41,6 ile kuru soğan, yüzde 40,2 ile kabak, yüzde 33,4 ile salatalık takip etti” dedi.
Üreticide ise 3 üründe azalma, 26 üründe ise fiyat artışı olduğunu dile getiren Bayraktar, “En fazla fiyat düşüşü üreticide yüzde 26,7 ile kırmızı mercimekte görüldü. Kırmızı mercimekteki fiyat düşüşünü yüzde 20,1 ile kuru fasulye, yüzde 7,8 ile yeşil mercimek izledi. Buna karşılık, fiyatı en fazla artan ürün yüzde 104,4 ile salatalık oldu. Salatalıktaki fiyat artışını yüzde 84,62 ile kuru incir, yüzde 83,58 ile elma, yüzde 72,73 ile kuru soğan takip etti. Bilindiği gibi Ramazan ayları her yıl 10 gün geriye gelmektedir. Bundan dolayı Ramazan öncesi iki tarihi karşılaştırmak, aynı dönemleri kapsamadığı için mevsimsel etkilerle fiyat farklılıkları olabilir” diye konuştu.

Bayraktar, üreticide bu yıl ve geçen yılki Ramazan ayı öncesi fiyatları karşılaştırıldığında, kuzu eti fiyatının yüzde 24 arttığını dana etindeki fiyat artışının yüzde 4,5 olduğunu tüketicide ise kuzu eti fiyatının yüzde 25 arttığını dana etindeki fiyat artışının ise yüzde 2,7’de kaldığını söyledi.
Bu yıl ve geçen yılki Ramazan ayı önceleri arasında dana eti fiyatlarındaki artışın enflasyonun çok altında kaldığını dile getiren Bayraktar, nisan ayı itibarıyla yıllık tüketici fiyat artışının yüzde 10,85 iken, dana etindeki üretici fiyat artışının enflasyonun yüzde 58,6, tüketicide yüzde 75 altında oluştuğunu kaydetti.

Kurdaki artış fiyatları tetikledi
Ette üretimin besilik canlı hayvan ve yem fiyatlarındaki artıştan olumsuz etkilendiğini kaydeden Bayraktar, “Bu fiyatları da tetikleyen döviz kurundaki yükseliştir. Çünkü gerek yem hammaddeleri gerekse besilik hayvan ithalatı döviz üzerinden yapılmaktadır. 8 Mayıs itibarıyla son bir yıllık dönemde Merkez Bankası dolar satış kuru, yüzde 20,7 artarak 3,554 liradan 4,2894 liraya yükselmiştir. Nisan ayı itibarıyla son bir yılda yemlerden; buğday kepeğinde yüzde 28,9, ayçiçeği tohumu küspesinde (ATK 28) yüzde 33,9, melasda yüzde 17,0, etanol üretimi sırasında arta kalan mısır başta olmak üzere buğday ve arpa posasından elde edilen yem olan DDGS’de yüzde 78,7, besi yeminde yüzde 24,4, buğday samanında ise yüzde 49,1 oranında artış olmuştur” dedi.

Üretici ve market fiyatları arasında fark kapanmıyor
Ramazan ayı öncesinde üretici ve market fiyatları arasındaki farkın yüzde 559,3 ile en fazla lahanada görüldüğünü dile getiren Bayraktar, lahanadan sonra fiyat farkı sırasıyla, elmada yüzde 286,8, kuru kayısıda yüzde 284,9, maydanozda yüzde 271,9, sivri biberde 263,6 olduğunu kaydetti. Bayraktar, “Üretici-tüketici fiyatları arasındaki makas bir türlü kapanmamaktadır. Pazarlamadaki sorunlar nedeniyle üretici düşük fiyata ürün satarken, tüketiciler de daha pahalıya ürün tüketmek durumunda kalmaktadır. Üreticilerimizin bin bir emekle ürettikleri üründen yeterli gelir elde etmeleri ve tüketicilerimizin de bu ürünleri makul fiyatlarla tüketebilmeleri en büyük temennimizdir. Halkımızın Ramazan ayında makul fiyatlardan ürün tüketebilmesi için en azından bu dönemde çok tüketilen ürünlerdeki üretici market fiyatlarına dikkat edilmesi, bunun takibinin yapılması gerekiyor. Biz, bu işin takipçisi olacağız. Ramazan ayının başlamasına sayılı günler kala tüm gözler gıda fiyatlarına çevrilmiştir. Beklentimiz bütün kesimlerin sorumlu davranması, artan talebin suiistimal edilmemesidir” şeklinde konuştu.

Ramazan ayında tüketimi artan ürünlerdeki fiyat artışı

9 lira olan kuru kayısı 34 lira 64 kuruşa,
12 lira olan kuru incir 40 lira 13 kuruşa,
5 lira 50 kuruş olan kuru üzüm 13 lira 60 kuruşa,
3 lira 52 kuruş olan pirinç 5 lira 84 kuruşa,
2 lira 3 kuruş olan kırmızı mercimek 7 lira 10 kuruşa,
3 lira 21 kuruş olan yeşil mercimek 8 lira 39 kuruşa,
3 lira 26 kuruş olan kuru fasulye 10 lira 13 kuruşa,
1 lira 38 kuruş olan süt 4 lira 57 kuruşa,
28 lira 86 kuruş olan dana eti 45 lira 79 kuruşa,
40 lira 83 kuruş olan kuzu eti 61 lira 46 kuruşa,
29 kuruş olan yumurta 43 kuruşa satılmaktadır.


“Gıda sektörü ‘Ramazan fırsatçısı’ değil”
Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Genel Sekreteri İlknur Menlik, TÜİK’in enflasyon verilerinin gıda fiyatlarındaki gerilemeyi ortaya koyduğunu belirten Menlik, “Veriler, gıda sektörünün Ramazan’ı bir fırsat olarak görmediğini, ‘Ramazan fırsatçısı’ olmadığını gösterdi” dedi.
İlknur Menlik, Ramazan ayında gıda sektöründeki son gelişmeleri anlattı. Gıda sektörünün 2017 yılında 5,9 milyar dolarlık gıda ve içecek ithalatına karşılık, 11,9 milyar dolarlık ihracata imza attığını belirten Menlik, sektörün geçen yıl 6 milyar dolarlık bir dış ticaret fazlası verdiğine dikkat çekti.

Menlik, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun, son olarak 30 Nisan’da açıkladığı Mart 2018 dış ticaret istatistikleri, gıda sektörünün bu başarısını, içinde bulunduğumuz 2018 yılında da sürdürdüğünü gösterdi. Ocak, Şubat ve Mart 2018 dönemini kapsayan ilk çeyrekte gıda ve içecek ihracatımız, 2 milyar 791 milyon 756 bin dolara ulaşırken, gıda ve içecek ithalatı ise 1 milyar 250 milyon 655 bin dolar olarak gerçekleşti. Böylece sektörümüz yılın ilk üç ayında 1 milyar 541 milyon 101 bin dolar dış ticaret fazlası verdi. Rakamlar, içerde ve dışarda çok büyük bir olumsuzluk olmadığı takdirde, gıda ve içecek ihracatında geçen yılki yaklaşık 12 milyar doları yakalayacağımızı, hatta aşacağımızı gösteriyor” diye konuştu.

Ramazanda gıda fiyatları nasıl olacak?
Ramazan öncesi gıda fiyatlarının yine gündeme geldiğini ifade eden Menlik, fiyatlardaki gelişmelerin döviz kurları, enflasyon gibi makro ekonomik verilerden ayrı düşünülmemesi gerektiğini söyledi.
Menlik, “Türkiye İstatistik Kurumu, 3 Mayıs’ta Nisan ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Tüketici enflasyonunun aylık yüzde 1,87 artış gösterdiği nisanda, enflasyon sepetinde yüzde 23,03 oranıyla en yüksek ağırlığa sahip olan gıda ve alkolsüz içecekler grubunda fiyatlar yüzde 0,21 düştü. Bu düşüşte, tarla üretimi meyve ve sebze, yani işlenmemiş gıda fiyatlarındaki gerileme de etkili oldu. Aynı şekilde Nisan’da yıllık enflasyon yüzde 10,85 iken, gıdada yıllık enflasyon yüzde 8,81. Yine TÜİK’in açıklamasına göre, üretici fiyatları nisanda aylık yüzde 2,60, yıllık yüzde 16,37 artış gösterdi. Gıda sanayinde üretici fiyatları aylıkta yüzde 2,67, yıllıkta yüzde 8,51; içecek sanayinde aylık yüzde 0,28, yıllık yüzde 5,27 artmış. Yani, üretici fiyatlarındaki artışlara rağmen Nisan ayında, gıda ve içeceklerde tüketici fiyatları yüzde 0,21 gerilemiş. Bu tablo, gıda sektörünün üretici fiyatlarındaki artışı birebir ürün fiyatlarına yansıtmadığını, Ramazan’ı bir fırsat olarak görmediğini, ‘Ramazan fırsatçısı’ olmadığını ortaya koyuyor” diye konuştu.

“İthalat nedeniyle kurdan etkileniyoruz”
Gıda fiyatları için “o üründe arz açığı var mı, ithalatta dışa bağımlı mıyız?” bunlara da bakılması gerektiğini bildiren Menlik, sözlerine şöyle devam etti: “Ülkemizin kırmızı ette yıllık yaklaşık 250-300 ton üretim açığı var. Bu açığı kapatmak için de Et ve Süt Kurumu aracılığıyla canlı kasaplık hayvan ve et ithalatı yapılıyor. Her zaman söylüyoruz, kısa vadede sıkıntıyı aşmak için ithalat tamam, ancak orta ve uzun vadede bizim kendimize yeterli üretimi yapmamız lazım. Nitekim Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız, hayvan varlığını artırmak, buzağı ölümlerini en aza indirmek, yem bitkileri üretimini artırmak için çiftçimize önemli destekler veriyor. Bir yandan da şu anda iki market zincirinde vatandaşımıza ucuz et satışına devam ediyor. Zaten Sayın Bakan da, et fiyatlarında spekülasyona izin vermeyeceklerini söyledi. Bir de hammaddede dışa bağımlı olduğumuz ürünler var. Bitkisel sıvı yağ üretimi için yağlı tohum ihtiyacımızı yüzde 70-80 oranında ithalatla karşılıyoruz. Bir sektörde ithalat söz konusu ise döviz kurları fiyatlarda belirleyici oluyor. Aynı şey hayvancılık maliyetlerimizde yüksek paya sahip yem hammaddeleri için de geçerli. Kurdaki artışlar gibi hammadde tedarikinde yaşanan sıkıntılar, elektrik, su gibi maliyete etki eden faktörler de üretim maliyetlerini artırıyor.”

“Merdiven altı ürünlere itibar etmeyin”
Gıda ve içecek sanayinde faaliyet gösteren firmaların, Ramazan’da ambalajlı, kaliteli, sağlıklı gıdaları yeterli miktarda ve olabildiğince uygun fiyatlardan vatandaşa ulaştıracağını belirten Menlik, “Ramazan’da kimse endişeye kapılıp, stok yapmasın. Tüketicimiz ihtiyaç duyduğu her ürünü market raflarında bulabilecek” diye konuştu. Ramazan ve Bayram dönemlerinin, artan tüketim nedeniyle nerede, nasıl üretildiği belli olmayan merdiven altı üretimlerin daha fazla piyasaya sürüldüğü dönemler olduğuna da dikkat çeken Menlik, “Tüketicilerimizden beklentimiz, bu tür ürünlere itibar etmemeleri, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından kayıtlı ve onaylı işletmelerde üretilen, etiketinde içeriği yazan, son tüketim tarihi belli olan gıda ve içecekleri tercih etmeleridir. Bu, aynı zamanda sağlığımızı korumak için de şarttır” ifadelerini kullandı.