Şarbon vakasından ayrıntılar...

Herşey, Ankara Gölbaşı İlçesi Ahiboz Mahallesinde bulunan özel sektöre ait bir işletmeye Et ve Süt Kurumu tarafından ithal edilen 3.959 adet büyükbaş kesimlik hayvan getirilmesiyle başladı.

Ağustos ayı sonunda Kurban Bayramı sonrası gündeme damga vuran bir kriz yaşandı: Şarbon.... Herşey, Ankara Gölbaşı İlçesi Ahiboz Mahallesinde bulunan özel sektöre ait bir işletmeye Et ve Süt Kurumu tarafından ithal edilen 3.959 adet büyükbaş kesimlik hayvan getirilmesiyle başladı. Kesimi yapılan hayvanların veteriner hekimler tarafından yapılan muayenesi sonucu numune alınarak Etlik Veteriner Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü’ne gönderilmiş ve sonuç Anthrax (Şarbon) yönünden pozitif çıktı. 

Hayvanlar da şarbon tespit edilmesi üzerine mahalle karantinaya alındı. Hayvanlardan alınan numunelerde şarbon belirlendiğini doğrulayan ESK, kesilen hayvanlara ait etlerin imha edildiği, işletmeye karantina uygulanarak tüm giriş ve çıkışların yasaklandığı, diğer hayvanların aşılandığını belirterek, “Söz konusu etlerin piyasaya sürülmesi gibi bir durum söz konusu değildir” açıklaması yaptı.
Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklardan biri olan şarbonun sıklıkla gündeme gelmesi vatandaşları paniğe soktu. Özellikle şarbonun Ankara’yla sınırlı kalmaması endişeleri artırdı. Bitlis, İstanbul şarbon vakasının yaşandığı illerden oldu. Bir yandan telef olan hayvanlar bir yandan da tedavi altına alınan vatandaşlar...

Neler oluyordu?
Hayvan hastalıkları dünyada hala ciddi bir problem. Avrupa Birliği Hayvan Hastalıkları Uyarı sistemi ADNS’ne son yıllarda yapılmış olan hastalık bildirimlerine bakıldığında bu görülüyor.
Ve Türkiye 2010 yılından bu yana canlı hayvan ve kırmızı et ithal ediyor. En son şarbon krizi patladığında Türk Veteriner Hekimleri Merkez Birliği’nden resmi veteriner hekimlerin altı aydır canlı hayvan ithalatında hayvan seçimi için görevlendirilmediğini açıkladı. Bir anlamda hastalık ithalına davetiye çıkarılması söz konusu. Tabi buna sınırlarımızdan giren kaç hayvan girişlerini de eklemek gerek.
Avrupa Birliği Hayvan Hastalıkları Uyarı sistemine göre 2017’de 98, 2018’de ise şu ana kadar 79 noktada şarbon vakası bildirilmiş. Yani Türkiye hastalıklardan ari bir ülke değil.
Hayvan hastalıkları ciddi bir sorun olarak Türkiye’nin önünde duruyor. İthalat da işleri daha zorlaştırıyor. Hayvan sağlığını koruyamadan insan sağlığını korumak mümkün değil. Meslek örgütlerinin ve uzmanların altını çizdiği şu iki noktayı hatırlatmakta fayda var. Öncelikte hayvancılığa yatırım yapılarak ithalatın bitirilmesi ve koruyu veteriner hizmetlerinin olmazsa olmaz olarak kabul edilmesi. Bu konuda asla esnek olunmaması.
Yaşanan krize dair özet kim dedi?
Neler oldu, kim ne önerdi?
İşte ayrıntılar...


ESK ne dedi?
Ankara Gölbaşı İlçesi Ahiboz Mahallesinde bulunan özel sektöre ait bir işletmeye Et ve Süt Kurumu tarafından ithal edilen 3.959 adet büyükbaş kesimlik hayvan getirilmiştir. Kesimi yapılan hayvanların veteriner hekimler tarafından yapılan muayenesi sonucu numune alınarak Etlik Veteriner Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü’ne gönderilmiş ve sonuç Anthrax (Şarbon) yönünden pozitif çıkmıştır. Kesilen hayvanlara ait karkas etler Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü elemanları gözetiminde imha edilmiş, işletmeye karantina uygulanarak tüm giriş ve çıkışlar yasaklanmış, geriye kalan hayvanların aşılama işlemleri tamamlanmıştır. Söz konusu etlerin piyasaya sürülmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Hastalığın çiftlik dışındaki başka hayvanlara bulaşmaması için de gerekli bütün tedbirler alınmış olup, endişe edecek bir durum bulunmamaktadır.

Bakanlık ne dedi?
Pakdemirli: Türkiye’de 2018’de 79 noktada şarbon görüldü
Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından Brezilya ve İrlanda’dan toplam 6 bin 968 baş kesimlik hayvan ithal edildiğini belirten Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, gelişmeleri şu şekilde aktardı: “İthal edilen bu hayvanların İzmir Veteriner Sınır Kontrol Noktasında gerekli muayeneleri yapılmıştır. Bunlardan; Konya’daki işletmeye 3 bin 9 büyükbaş hayvan getirildi, geriye kalan 3 bin 959 büyükbaş hayvan ise Ankara Gölbaşı ilçesi Ahiboz Mahallesindeki işletmeye getirilmiştir. Gölbaşındaki hayvanlarda hastalık şüphesi görülmesi üzerine numune alınmış Etlik Veteriner Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü’ne gönderilmiş ve sonuç Anthrax (Şarbon) pozitif çıkmıştır.”
Numune sonucu pozitif çıkan ve işletmede ölen 146 büyükbaş hayvanın İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından Dünya Sağlık Örgütü’nün kriterlerine göre imha edildiğini belirten Pakdemirli, “İşletme karantina altına alınmış olup tüm giriş ve çıkışlar kontrol altındadır. Halkımız ve yetiştiricilerimiz rahat olsunlar. Her türlü teknik ve sağlık tedbirleri alınmıştır. Hastalık çıkan işletmeye yakın mahallelerimizdeki gerekli sağlık kontroller ve aşılama çalışmaları yapılmıştır” dedi.
Türkiye’de 2018 yılı içinde 79 noktada şarbon hastalığının görüldüğünü ifade eden Pakdemirli, “Şunu özellikle belirtmem gerekirse, Şarbon hastalığı; Romanya, Fransa, İtalya, Rusya ve Macaristan gibi ülkelerde görülmüştür. Türkiye’de 2018 yılı içerisinde 79 noktada şarbon görülmüş, gerekli tedbirler alınarak, tüm hastalıklar söndürülmüştür. Gölbaşı ilçemizde de meydana gelen hastalıkta da her şey kontrol altına alınmıştır” dedi.
Pakdemirli, Dünya Sağlık Örgütü kriterlerine göre; derin çukurlar açılarak, kireçlenip toprakla kapatıldığını belirtti. İthal edilen bu hayvanların canlı veya et olarak hiçbir şekilde piyasaya verilmediğinin altını çizen Pakdemirli, konuyla ilgili Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığına gerekli talimatın verildiğini, gereken incelemenin tüm boyutlarıyla yapıldığını belirterek, “Çok kuvvetli bir ekiple bu işin üzerine eğiliyorlar. İlk bulgulara göre, şarbon hastalığının bitki kaynaklı olabileceği gözüküyor. Brezilya’dan gelen hayvanların buraya geliş süresi yaklaşık 30 gün. Bu hayvanlar oradan hasta olarak yola çıkmış olsalardı 30 gün içinde yolda telef olması gerekirdi. Hastalığın özellikle Türkiye’ye geldikten sonra olabileceğini düşünüyoruz” diye konuştu.

Meslek örgütleri ne dedi?
GMO: İthal edilen hayvanlarda gerekli hayvan sağlığı muayenelerini yapılmadı
Hayvan sürülerinin düzenli olarak veteriner hekim kontrolünden geçtiği, aşılama hizmetlerinin periyodik olarak yapıldığı ülkelerde şarbon hastalığına rastlanması çok enderdir. Ancak uzunca süredir ülkemizde uygulanmakta olan dışa bağımlı Tarım ve Hayvancılık politikaları ciddi gıda güvenliği sorunlarına neden olmaktadır.
Ülkemizde şarbon hastalığını kontrol etmek ve tüketicilerin gıda güvenliğini sağlamaktan sorumlu kurum Tarım ve Orman Bakanlığı’dır. Şarbon mikrobu gerek hayvan sağlığı ve gerekse insan sağlığı açısından tehlike oluşturan etkenlerden biridir. Diğer tehlike etkenleri gibi bu etken de iyi işleyen ve kamusal bir gıda güvenliği sistemi ile kontrol edilebilirdi, ancak bu sistem ülkemizde artık zaaf içindedir.
Bu sistemin altyapısını oluşturabilecek kamu kurumları, geçtiğimiz otuz yıl içinde ya özelleştirilerek ya da kapatılarak tasfiye edildi. Dolayısıyla şu sıralar yaşanan şarbon salgını da bu tasfiyenin olumsuz bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durumdan, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ülkemize ithal edilen hayvanlarda yeterli ve gerekli hayvan sağlığı muayenelerini yapmadığı anlaşılmaktadır. Bu sorumsuzluk halk sağlığını tehlikeye atmıştır. Tarım Bakanlığı şarbon konusunda ortaya çıkan ihmallerin bir numaralı sorumlusudur.
Kamuoyunun bilgi edinme hakkı çerçevesinde, konunun muhatabı olan Tarım ve Orman Bakanlığı kamuoyunda oluşan kaygıları gidermek için şarbon vakalarıyla ilgili olarak yaptığı çalışmaları kamuya açık kılmalı, örtbas etmeye çalışmamalıdır.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği: Bağımsız bir veteriner otorite kurulmalı
Tüm Dünya ülkelerinde bağımsız bir veteriner otorite tarafından yürütülen bu hizmetler, maalesef ülkemizde Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde yetersiz ve etkisiz bir  şekilde yürütülmeye çalışılmaktadır. Dünya’da 200 den fazla zoonoz hastalık bulunmaktadır. Bu gün şarbon, yarın kuduz veya tüberküloz gibi başka bir zoonoz tehdidi ile karşılaşabiliriz. Bunun yanında şap gibi birçok salgın hayvan hastalığı da hayvancılık sektöründe önemli ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Bunlar sağlık problemidir. Bunları tekrar yaşamak istemiyorsak, Bakanlık bünyesinde, yeterli bütçeye sahip, güçlü ve bağımsız bir veteriner otoritesi kurulması zorunludur.
Hayvan sağlığı ve insan sağlığı yönünden riskleri nedeniyle imha edilecek hasta hayvan ve etlerinin, kaçak kesimler yoluyla tüketime sunulmasını önlemek adına, bu tür hastalıklar tazminatlı hastalık olarak değerlendirilmekte ve hayvanın değeri belirlenerek üreticiye tazminat olarak ödenmektedir. Bu durumda üretici, maddi zarar endişesi duymadan bu tür hastalıkları yetkililere rahatlıkla ihbar etmektedir. Ancak; hastalık tazminatlı değilse ve eti imha edilecek ise bunu bilen üretici bu hayvanını kaçak yollarla tüketime sunmayı deneyecektir. Bu da, hayvan sağlığı, çevre sağlığı ve dolayısıyla insan sağlığı açısından önemli riskler ortaya koyacaktır.
Şarbon hastalığında, hasta hayvanlar ve etleri imha edilmektedir. 14.01.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan "Tazminatlı Hastalıklar Yönetmeliğinde" tazminatlı hastalık olarak yer almasına rağmen, bir yıl sonra 06.3.2013 tarihinde değiştirilen yönetmelikte bu hastalık tazminat kapsamından çıkarılmıştır. Bu çok büyük bir hatadır. Bu hastalığın da, kesinlikle tazminatlı hastalıklar içerisinde yer alması gerekir.
Günümüzde 200’den fazla zoonoz hastalık riski de göz önüne alındığında,  veteriner hekim kontrolü dışında kesilen hiçbir hayvanın etinin güvenli olmadığı açıkça ifade edilebilir. Bu nedenle, tüm hayvan kesimleri, yasal olarak mezbaha ve kesimhanelerde yapılmak zorundadır. Ancak; kurban kesimleri bu yasal düzenlemenin dışında tutulmuştur. Kurban kesimleri, ülkemizdeki yıllık kesimlerin yüzde 25’ini kapsamaktadır. Mezbahalarımız bugün yüzde 25 kapasite ile çalışmaktadır. Kurbanlık kesimlerinin tamamının mezbahalar ve kesimhanelerde yapılması mümkündür. Hayvan ve insan sağlığını korumak adına, kurbanlık kesimleri için getirilen bu istisnanın gözden geçirilerek, kesilen kurbanların da mutlaka veteriner hekim kontrolünden geçmesi sağlanmalıdır.

Şarbon nedir? Nasıl bulaşır?
Şarbon koyun, inek, keçi, deve gibi otçul hayvanlarda görülen ve insana da bulaşabilen ve zamanında tedavi edilmezse ölümcül olabilen bir hastalıktır. Hastalığa Bacillus anthracis ismi verilen sporlu bir bakteri neden olmaktadır. Sporlu bakteriler dış koşullara çok dayanıklıdır, yıllarca hastalık yapma potansiyelini muhafaza edebilir.
Hasta hayvanın derisi, postu ya da yünü ile temas etmek, şarbon basili bulaşmış etlere temas etmek, yemek ya da şarbon sporlarını solumak hastalığa neden olur. Hayvancılıkla uğraşanlar, besiciler, çobanlar, veterinerler, kasaplar arasında şarbon hastalığı daha sık görülmektedir.
İnsanlarda üç ayrı şekilde seyredebilmektedir. Bulaşma şekline göre; deride, sindirim sisteminde ve solunum sisteminde yerleşmektedir. Deride görülen şekli kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. Sindirim sistemi ve solunum siteminde görülenler ise ölümlere neden olabilmektedir. İnsanlarda bulaşma; doğrudan hasta hayvanla temas veya hasta hayvanın etinin yenmesiyle olmaktadır.

Belirtileri nelerdir?
Hastalık mikrobu vücuda girdikten sonraki 2 ile 7 gün içerisinde hastalık belirtileri ortaya çıkar. Şarbon hastalığının deri, bağırsak ve akciğer şarbonu olmak üzere üç farklı çeşiti vardır.
Şarbon otçul hayvanlardan insanlara bulaşan ancak insandan insana bulaşmayan zoonoz bir hastalıktır. Hastalık hayvanlar arasında çok hızlı yayılır. Hastalığın görüldüğü sürünün çok sıkı bir şekilde karantinaya alınması gerekir. Hastalık etkeni kolayca toprağa karışabilir, rüzgâr ve yağmur suyu gibi etkenlerle başka bölgelere rahatlıkla taşınabilir.
Toprağın kuru olduğu yaz mevsiminde şarbon basilinin rüzgârla taşınması çok kolaylaşır. Hastalığı yayan en önemli etkenlerden biri hasta hayvanlara konan sineklerdir. Hastalık mikrobunu aldıktan sonra diğer hayvanlara bulaştırabilirler.