"Spotlight"

Bilimsel bilginin nasıl yazılması gerektiği hakkında akademisyenler uzmandır: Başlık, Giriş, Literatür özeti, Hipotez, Materyal ve Metot, Sonuçlar, Tartışma ve Kaynaklar. Burada oldukça ayrıntılı ve karmaşık bir anlatım dili kullanılabilir.

Doç. Dr. Remziye Yılmaz
 Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü

Başlarken 

Ders notları, deney talimatları, tezler, raporlar, makaleler, kitaplar!
Zaten yazıyoruz, sürekli ve düzenli olarak yazıyoruz. Bir akademisyen; öğrencileri, dersleri, laboratuvarı ve bilimsel yayınları için daha fazla zaman harcamak yerine neden burada yazmak ister? Üstelik mesleğimiz bilim iletişimi ya da bilim gazeteciliği değil. Neden Dünya Gıda Dergisi’nde yazmak için zaman harcar?
Bilimsel bilginin nasıl yazılması gerektiği hakkında akademisyenler uzmandır: Başlık, Giriş, Literatür özeti, Hipotez, Materyal ve Metot, Sonuçlar, Tartışma ve Kaynaklar. Burada oldukça ayrıntılı ve karmaşık bir anlatım dili kullanılabilir. Ancak bildiğinizi, bilim ve teknolojinin önerdiği çözümleri toplum ile paylaşmak, bilimsel bir konuya dikkat çekerek, sade bir biçimde anlatmak ve belirli bir kurgu ile yazmak zordur. Buna karşın uygar bir yarın için bilimden başka bir yol olmadığını düşünen akademisyenin sorumluluklarından birisi de topluma bildiklerini anlatabilmek ve ona gerçeklerin ulaşmasını sağlayabilmektir. Yazmak sorumluluktur! Bunu yapmak isterseniz her zaman kolayca kendinizi ifade edebildiğiniz güvenli alan dışına çıkmak, yazınızı ve anlatım dilinizi değiştirmek ve geliştirmek gereklidir. Öğrenmek zorundasınız, uzmanlık alanınızdaki bir konuyu doğrudan, özellikle sade, dikkat çekici, tüm ayrıntıları ile paylaşmak için yazmayı öğrenmek zorundasınız. Paylaşabildiğinizde neler olacağını, kimlerin okuyacağını bilemezsiniz, okunduğunda olası geri dönüşlerin yazarı da geliştireceği açıktır. İşte, bilginin paylaşımı, öğretme ve öğrenme, gerçek şeyleri konuşma bir akademisyeni yazma konusunda zaman harcamaya ikna edebilir. Yazmak gelişmektir!

Neden Spotlight?

Günümüzde üniversite kavramı toplumların entellektüel kültürünü özümleyen, geliştiren ve yayan kurumlar olarak tanımlanmaktadır. Bilgi üreten, yayan ve toplumların kalkınmasına öncülük eden üniversitedir!
Ülkemizde 196 üniversite bulunmasına karşın, dünya üniversitelerini çeşitli yöntemler ile sıralayan değerlendirmelerde ne yazık ki hiçbir üniversitemiz dünyanın “ilk yüz” üniversitesi içerisine girmeyi henüz başaramamıştır. Zaman zaman farklı kıstaslara göre ilk 500 içine giren üniversitemizin sayısı 10’u geçemiyor. Uluslararası karşılaştırmada üniversitelerimizin daha üst sıralara yükselmesi için nitelikli araştırma ve nitelikli akademisyen sayısının artması gerektiği açıktır. Bunun yanı sıra bilim ve teknoloji alanında kendi toplumu ile iletişime geçmek de üniversitenin geleceğe doğru yönlenmesi ve yönlendirmesini sağlayacaktır.
Köşemizin adı olan “Spotlight” ingilizce bir kelime ve “doğrudan bir yere ya da kişiye, özellikle sahneye dar, yoğun bir ışık saçan lamba” anlamı var. Burada aydınlatma, dikkat çekme, bir konuda düşünce kapasitesini artırma, ilham verme, bilim ile yol bulma anlamında kullanılmıştır.

TÜBİTAK 1001 Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı

TÜBİTAK, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nun kısa adıdır. TÜBİTAK ulusal destek programları arasında 1001 kodu ile yılda iki kez çağrıya çıkan Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı üniversitelerin araştırma projelerinin desteklenmesi açısından oldukça önemlidir. Bu programın amacı, akademiden gelen ve yeni bilgiler üretilmesi, bilimsel yorumların yapılması veya teknolojik problemlerin çözümlenmesi için bilimsel esaslara uygun olan projelerin desteklenmesidir. Geçtiğimiz hafta 2017 yılı 2. döneminde önerilen araştırma projelerinin bilimsel olarak desteklenmesine karar verilenler açıklandı. Başlık ve içerik bilgisi olmaksızın başvurusu yapılan yaklaşık 1300 projeden tüm araştırma alanlarında 260 adedi desteklendi. Desteklenen projelerin tüm başvuran proje sayısına oranının tüm alanlar için yaklaşık %20 olduğu söylenebilir. Burada ilginç olan “Gıda” başlıklı araştırma projelerinin değerlendirildiği TÜBİTAK Tarım, Ormancılık ve Veterinerlik Araştırma Destek Grubu (TOVAG) tarafından yaklaşık 30 projenin desteklenebilmiş olmasıdır. Bu % 4.3 desteklenme oranı içinde tarım, orman, veterinerlik ve gıda araştırma projeleri bulunmaktadır. Gıda sektörünün ülkemiz de dahil olmak üzere pek çok gelişmiş ülkede bir numaralı üretim sektörü olduğu; 196 üniversitenin yaklaşık 93 adedinde Gıda Mühendsiliği Bölümü varlığı düşünüldüğünde gıda araştırma alanının ilerlemesine öncülük edecek olan desteklenmiş proje sayısının az olduğu söylenebilir.

TÜBİTAK, rekabet gücünü ve refahını artırmak ve sürekli kılmak için; toplumun her kesimi ve ilgili kurumlarla işbirliği içinde, ulusal öncelikler doğrultusunda bilim ve teknoloji politikaları geliştirmek, bunları gerçekleştirecek alt yapının ve araçların oluşturulmasına katkı sağlamak, araştırma ve geliştirme faaliyetlerini özendirmek, desteklemek, koordine etmek, yürütmek; bilim ve teknoloji kültürünün geliştirilmesinde öncülük yapmak amacıyla kurulmuştur ve Türkiye'nin nadide kurumlarından biridir. Elbette gıda alanında pekçok farklı program başlığında desteklemeleri de bulunmaktadır. Ancak gıda araştırma alanında akademiden gelen daha fazla sayıda bilimsel projenin destek bulabilmesi için bu alandaki tüm aktörlerin aktif rol alması ve sayının artması gerekmektedir.

TAGEM AR-GE Destek Programı

Türkiye’de katma değerli üretim artışının olmazsa olmazı Ar-Ge ve inovasyon için yeni ve iyi pek çok düzenleme yapılmakta ve olanak da sağlanmaktadır. Bunlardan biri de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) tarafından Araştırma ve Geliştirme Destek Programı kapsamında Bakanlığın ve tarım sektörünün ihtiyacı olan konularda üniversiteler ve özel sektör tarafından hazırlanan projelere destek verilmesidir. Üniversiteler ve özel sektör kuruluşları proje yürütücüsü kurum/kuruluş olarak başvuruda bulunabilirler, diğer kurum/kuruluşlar ise projelerde proje ortağı olarak yer alabilirler. Ancak üniversitenin, yürütücü kurum/kuruluş olarak başvurabilmesi için özel sektörden en az bir kuruluşun proje ortağı olması zorunludur. Bu kapsamda proje bütçesinin en fazla % 70’i oranında destekleme ödemesi yapılabileceği ve Bakanlığın mali destek üst limitinin KDV dahil 3 milyon TL olduğu açıklandı. 2018 yılı AR-GE öncelikli konuları arasında gıda ve yem başlığı altında aşağıdaki konular yer almaktadır:
Gıda ve yem analizlerinde kullanılan analitik standart, referans materyal gibi yurt dışından tedarik edilen malzemelerin ve yeterlilik testlerinin ülkemizde üretilmesinin sağlanması,
Mikroenkapsüle gıda ve yem üretimi,
Gıda işleme süreçlerinde yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve uygulanması,
Yerli starter kültür ile gıda enzim ve preparatlarının, model gıdalarda ticari üretiminin gerçekleştirilmesi,
Arı ürünlerinin fizikokimyasal özelliklerinin belirlenmesi, işleme ve muhafaza teknolojilerinin geliştirilmesi,
Yeni teknolojilerle alternatif gıdalar, yem hammaddeleri ile yem ve gıda katkı maddeleri üretimi.
13. Proje Başvuru Çağrısı kapsamında başvuruların alınmasına 3 Ocak 2018’de başlanmış ve son tarih ise 16 Mart 2018 olarak açıklanmıştır.

Sonsöz

Gıda sektörünün 2018 yılı içerisinde büyüme hedefinin %5 ile %7 arasında olduğu açıklandı. Kuşkusuz, büyüme ve üretim artışı için diğer faktörler kadar toplumsal ve ekonomik faydaya dönüşecek AR-GE ve inovasyona ve onun üreticisi olan nitelikli insan gücüne ihtiyaç vardır. Türkiye, bilim insanı ve lisansüstü eğitimi almış araştırma kadrosu ile kritik teknolojiler üretebilecek ve çok önemli ekonomik sıçramalar yapabilecek potansiyele sahip bir ülkedir. Bu potansiyel, çok değerli ama yalnızca uluslararası bilimsel alanda yer bulan bireysel bilimsel çalışmalar ile değil; ekonomik ve toplumsal fayda üretebilecek şekilde odaklanmış, evrensel nitelikli ve disiplinlerarası sinerji yaratabilecek; ulusal Ar-Ge politikalarını oluşturabilecek ve yönlendirebilecek bilimsel projeler yapmak ile ortaya çıkabilir.
Aynı zamanda üniversitelerimiz ya da bilim insanlarımız bireysel olarak, gerçekleştirdikleri Ar-Ge ve inovasyon etkinliklerini topluma anlatmak ve toplumda bu konuda farkındalık yaratmak durumundadır. Bilimsel iletişim, gıda araştırma alanının ve gıda sektörünün değer yaratma yeteneğini yükseltecektir.