Sürdürülebilir balıkçılığın sorunları ve çözüm önerileri

FAO Akdeniz havzasındaki canlı sucul kaynakların 550'sinin aşırı avlandığını, yüzde 35'inin tükenmek üzere olduğunu ve ancak yüzde 15'inin güvende olduğunu açıklamaktadır.

Kenan Kedikli
Geleneksel Balıkçılığı Yaşatma Derneği (GELBALDER) Yönetim Kurulu Üyesi

FAO Dünya’da protein ihtiyacının yüzde 15'inin sucul kaynaklardan sağlandığının altını çiziyor. Balık genellikle lüks bir gıda olarak algılansa da esasen çalışan sınıfların ve dünya yoksullarının beslenmesindeki en önemli mutfak girdilerinden birisidir. İnsanlığın beslenmesinde bu kadar büyük bir yere sahip olan canlı sucul kaynaklar ne yazık ki bitmez tükenmez bir ilahi hazine değildir.
Yine FAO Akdeniz havzasındaki canlı sucul kaynakların 550'sinin aşırı avlandığını, yüzde 35'inin tükenmek üzere olduğunu ve ancak yüzde 15'inin güvende olduğunu açıklamaktadır. İşte bu mevcut durum tüm dünyada devletler ve kurumları kaynakların korunması konusunda önlemler almaya zorlamaktadır.
İşte bu önlemlerin dayandığı anlayışı “sürdürülebilir balıkçılık” olarak tanımlıyoruz.

Sürdürülebilir balıkçılık nedir?
En kısa tanımıyla; Sucul canlıların tür ve stoklarının, yaşam alanlarının ve ekonomisinin korunduğu balıkçılık yönetimine sürdürülebilir balıkçılık yönetimi diyoruz.
Şüphesiz tek ve kesin bir tanımı yok sürdürülebilir balıkçılığın. Hele hele deniz, balık ve balıkçılık gibi bir dinamik alan söz konusuysa olması mümkün de olamaz. İçinde bulunduğumuz anda karşı karşıya kaldığımız sorunlar ve olası çözümler konusunda tarif ediyoruz konuyu.


Sürdürülebilir balıkçılığın karşılaştığı sorunlar nelerdir?
Tüm dünya ve ülkemizde sorunları 3 başlık altında topluyoruz.
Yasa dışı balıkçılık (balıkçılık yönetimi ve mevzuatını ihlal eden avcılık)
Kayıt dışı balıkçılık (mevzuatlara uygun yapılmış olsa bile av tür ve miktarlarının raporlanmadığı balıkçılık)
Plansız balıkçılık (tür, boy, miktar, zaman ve avlanma sahaları açısından planlanmamış balıkçılık).
Sürdürülebilir balıkçılık konusunda sadece ülkemizin değil tüm dünyanın mücadele ettiği en temel 3 başlık bu saydıklarımızdır. Bu 3 başlık canlı sucul kaynakların korunması ve balıkçılığın sürdürülebilirliği açısından başlayacağımız yerdir. Ancak bu 3 başlık konusunda başarı elde ettiğimizde ilerlemeye başlayabilir ve umut verici sonuçlarla karşılaşabiliriz.

Neler yapmalıyız nasıl yapmalıyız?
Resmi balıkçılık yönetimimizin tüm iyi niyetli çabalarına, sarf ettiği efora rağmen istediğimiz (beklediğimiz) hızda ilerleyemiyoruz. Bu konudaki en temel zorluğumuz ise balıkçılık ve sorunlarını siyasi iradeye ve parlamentoya taşıyamamaktır. Sürdürülebilir balıkçılık konusundan var olan yapısal sorunlarımızı önceleyerek aşağıdaki önerileri (katkı ve eleştirilere açıktır) parlamentonun gündemine taşımak gerekir.


Ne yapmalıyız?
Yasadışı avcılıkla mücadelede ne hukuki mevzuat ne de lojistik alt yapımız yeterlidir. Bu nedenle bir an önce yeni Su Ürünleri Kanun taslağı meclisten çıkarılmalıdır.
Yasadışı avcılıkla mücadelede bütün yük Sahil Güvenlik unsurlarının omuzundadır. Bizim yapmamız gereken hızla bir deniz koruculuğu birimi inşa etmektir. Ek işi deniz ve iç sularda balıkçılık faaliyetlerini denetlemek olan bu birim inşa edilmeden yaşadışı avcılıkla başa çıkmak mümkün değildir.
Kayıt dışı avcılıkla ilgili olarak yapmamız gereken karaya çıkış noktalarını tüm alt yapısı ile inşa etmek ve çıkış belgesi olmayan su ürünlerinin pazara girişimini engellemektir. Teknik takip, elektronik jurnal ve su ürünleri taşıyan kara ve deniz tüm vasıtaların elektronik gözlem sistemi altında toplanmasıdır.
Balıkçılığın organize edilmesi en zorlu ve en karmaşık alanlardan biridir. Av sahalarının, avlanacak türlerin boy ve (ihtiyaca göre) miktarlarının belirlenmesi, yer ve zaman yasakları ile deniz koruma alanlarının oluşturulması ve yönetilmesi gerekmektedir. Bu saydığımız başlıklar tek bir bilimsel alan ile sınırlandırılması mümkün olmayan konulardır. Bu nedenle suların izlenmesi, bilimsel araştırmalar ile güdümlü balıkçılık araştırmalarının merkezi planlanması ve elbette bu araştırmalar için yeterli mali kaynak sağlanması gerekmektedir.


Diğer sorunlar
Balıkçılık yönetimi çok paydaşlı bir modele dayanmak zorundadır. Karar süreçlerine tüm paydaşların katılması sağlanmalıdır. Bu bağlamda ülkemizdeki en büyük zorluk balıkçı örgütlerinin (esasen kooperatifler) hantal yapısıdır. Her ne kadar avcı filosunun önemli bir bölümü kooperatif ve birliklerde örgütlenmiş olsalar bile günümüzdeki yapıları ancak işlevsiz bir dernek görüntüsünden öteye gidememektedir.
Çözüm ise acilen balıkçı kooperatiflerini mevcut kooperatifler yasasının dışına çıkararak yeni bir yasal düzenleme ile mümkündür.

Son söz
Biz olayı balık, balıkçılık ve ekonomisi kapsamında tartışıyoruz. Oysa tartıştığımız bir su gezegeni olan dünyamızda henüz tam olarak anlayamadığımız korkunç büyük bir sucul ekosistemdir.
Mesele sadece balıkçılık meselesi değildir.