Sürdürülebilir tarım ve gıda için acil çağrı

Üniversite, geleneği ve tanımı gereği, kamu yararı için bilgiyi arayan, üreten, ileten ve yayan özerk bir öğretim ve araştırma merkezidir. Üniversite, ait olduğu toplum ve dünyaya bilimsel açıdan tutarlı ve nitelikli bir eğitim sağlamakla yükümlüdür.


Doç. Dr. Remziye YILMAZ
Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü
remziye@hacettepe.edu.tr

Üniversite, geleneği ve tanımı gereği, kamu yararı için bilgiyi arayan, üreten, ileten ve yayan özerk bir öğretim ve araştırma merkezidir. Üniversite, ait olduğu toplum ve dünyaya bilimsel açıdan tutarlı ve nitelikli bir eğitim sağlamakla yükümlüdür. Avrupa ve dünyanın çeşitli yerlerinden 388 üniversite Rektörünün 1988'de Bolonya'da imzaladıkları "Magna Charta Universitatum"un önemle vurguladığı üzere, bu yükümlülüğün yerine getirilebilmesi için, üniversitede sunulan öğretim ve üretilen bilimsel araştırma, etik ve entelektüel açılardan her türlü siyasal ve ekonomik güç odağından bağımsız olmalıdır.
Bu evrensel ilke doğrultusunda, bilim insanlarının yayın, açıklama ve/veya çağrıları ile araştırma, düşünce ve ifade özgürlüğünün eksiksiz bir biçimde sağlanması ve korunmasında ortak sorumluluk üstlendikleri söylenebilir. Bilginin iletilmesi sürecinde yer alan üniversite, enstitü ve araştırma merkezleri ve bunların çalışanları, derslerinde, üniversitenin içinde ve dışında yürüttükleri araştırmalarda ulaştıkları araştırma sonuçlarını yayınlama, tartışma ve yorumlamada özgürdürler. Akademik ifade özgürlüğü gereği çalıştıkları kurumlar, her üniversite üyesinin bireysel bilimsel görüş ve ifade hakkını korumakla yükümlüdür. Üniversiteler, araştırma merkezleri ya da enstitüler hiçbir üyesinin bireysel görüşünü ya da bu görüşün kamuoyu önünde ifade edilmesini etkilemeye ya da denetlemeye teşebbüs etmezler.
Bununla birlikte, akademik özgürlük hakkı bazı yükümlülükleri de beraberinde getirir. Gerek içinde bulunan araştırma/eğitim kurum kuruluşuna, bilimsel kamuoyuna, topluma ve gerek kendi meslek alanına karşı etik yükümlülük ve sorumlulukları yerine getirmek esastır. Tüm dünyada akademik özgürlük, akademik düzeydeki tüm kişi ve kurumların üzerinde durması, tartışması ve tanımlaması gereken önemli bir konudur.
Bu doğrultuda düşünüldüğünde 24 Ekim 2018 tarihinde Avrupalı bilim insanlarından gelen acil çağrı dikkat çekicidir. 93 adet önde gelen üniversite, enstitü ve araştırma merkezinde çalışan Avrupalı bilim insanları Avrupa politika yapıcılarını sürdürülebilir tarım ve gıda için gen düzenleme teknikleri ve diğer yeni teknolojiler hakkında acil bir çağrı etrafında birleştiler (http://www.vib.be/en/news/Documents/Position%20paper%20on%20the%20ECJ%20ruling%20on%20CRISPR%2012%20Nov%202018.pdf). Bilindiği üzere Temmuz 2018’de Avrupa Adalet Divanı tarafından alınan kararda gen düzenlemesinden elde edilen bitki ve hayvanların diğer GD organizmalar ile aynı biyogüvenlik ve etiketleme gerekliliklerine tabi olması gerekliliği açıkça belirtilmişti (https://allianceforscience.cornell.edu/blog/2018/07/scientific-community-defeated-green-groups-european-court-ruling-gene-edited-crops/) . Olası beklenmeyen etkileri önlemek ve tüketicileri bu yeni tarım ve gıda ürünleri için bilgilendirmek esası nedeniyle bu yönde bir karar alındığı da açıklanmıştı.

Bu nedenle geçtiğimiz günlerde 100’e yakın Avrupa tarım, gıda ve yaşam bilimleri araştırma merkezi ve enstitüsünü temsil eden önde gelen bilim adamları, Avrupa politika yapıcılarını bilim ve tarım alanındaki yenilikleri korumak için acilen çağıran bir metni kabul ettiler. Bilim adamları, yenilikçi bir araştırma ve üretim sürecinin fiili olarak yasaklanmasına yol açabilecek modern genom düzenleme teknikleri hakkında hüküm veren Avrupa Adalet Mahkemesi'nin kararı için derin kaygı duyduklarını açıkladılar. Bilim insanları, Avrupalı çiftçiler ve gıda üreticilerinin mevcut ekolojik ve toplumsal zorluklara cevap vermek için acilen ihtiyaç duyulan yeni nesil, iklim dostu ve daha besleyici ürün çeşitlerinden mahrum kalabileceklerini bildirdiler. Bilim adamları ayrıca, modern ıslahın daha doğru ve en azından klasik ıslah yöntemleri kadar güvenli olduğunu iddia ederek genetik modifikasyondan farklı olduğunu çünkü gen düzenleme teknikleri kullanılarak elde edilen son üründe ilgili olmayan türlerden DNA bulunmadığını bildirdiler. Bilim insanlarına göre, yeni tarım ve gıda ürünlerinin geliştirilmesi, genetik değişikliklere yol açan geleneksel ıslah teknikleriyle yüzyıllar boyunca zaten yapılmıştır. Günümüzde, modern biyoteknolojik teknikler, ıslah için bir sonraki adımı temsil etmekte ve istenen genetik değişiklikleri çok yüksek verimlilik ve hassasiyetle yapabilmelerini sağlamaktadır. Açıklamada ayrıca “Tarım dünyayı besler. Burada, gıda sistemlerinin bozulması, iklim değişikliğinin en büyük risklerinden biridir. Avrupa'nın bazı bölgelerinde son zamanlardaki aşırı kuraklık gibi, hızla değişen ve daha sert ortamlara daha toleranslı olan ürünler, yarının gıda üretim yaklaşımlarının başarısı için çok önemli olacaktır. Bu alandaki en son yeniliklerden biri, genom düzenlemeye dayalı yenilikçi bir ürün yetiştirme metodudur. Modern ıslah, belirli bir bölgenin çevresel faktörlerini göz önünde bulundurarak ürünlerin belirli bir bölgeye uyarlanmasına katkıda bulunabilir. Bu yöntemler aynı zamanda, gelişmiş bileşen kompozisyonu ve sindirilebilirlik, zararlı bileşenlerin daha az olması, azaltılmış alerjenite veya daha az girdi gerektiren, çevre için doğrudan faydaya sahip ürünler üretmek için kullanılır.
Yenilikçi ıslah yöntemlerinin Avrupa Adalet Divanı kararı ile kısıtlanmasının etkilerinin çok geniş kapsamlı olacağı ve özellikle tarım ve gıda üretiminde inovasyonun duracağı da vurgulandı. Bu, sürdürülebilir tarımda ilerlemeyi engelleyecek ve Avrupa'daki tarım ve gıda sanayiine rekabet açısından dezavantaj getireceği ve Avrupa toplumu ve ekonomisi üzerindeki etkilerine de dikkat çekildi. Avrupa'da tarım ve gıda alanında inovasyonu korumak için yayınlanan bu bildirinin imzacıları, yeni ürün çeşitlerini bilime dayalı olarak değerlendiren yeni bir düzenleyici çerçeve talep ediyorlar. VIB, Flanders, Belçika (http://www.vib.be/en/Pages/default.aspx) merkezli bir yaşam bilimleri araştırma enstitüsünün liderlik ettiği çağrıya Türkiye’den katılım bulunmuyor ancak Avrupa’dan iki ayrı dernek de imza vermiş.