Sürdürülebilir tarıma geçiş büyük fırsat getiriyor

Dünyanın sağlıklı ve erişilebilir gıda talebinin karşılanabilmesinin tek yolunun sürdürülebilir tarıma geçmek olduğunu ifade eden İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD) Genel Sekreteri Konca Çalkıvik, ürdürülebilir tarım konusunu ajandalarının üst sıralarına yazacak olan ülkelerin dünyada gıda tedariği konusunda güçlü pozisyona geçeceklerini söyledi.

Dünyanın sağlıklı ve erişilebilir gıda talebinin karşılanabilmesinin tek yolunun sürdürülebilir tarıma geçmek olduğunu ifade eden İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği Genel Sekreteri Konca Çalkıvik sürdürülebilir tarım konusunu ajandalarının üst sıralarına yazacak olan ülkelerin dünyada gıda tedariği konusunda güçlü pozisyona geçeceklerini söyledi. Çalkıvik, “Ülkemizin sahip olduğu yüksek biyoçeşitlilik ve birçok tarım ürünü için uygun iklimi, bu fırsatı değerlendirmememiz için hiçbir sebep olmadığını gösteriyor” diye konuştu.

Özlem As

İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD) Genel Sekreteri Konca Çalkıvik, 2030 yılında 9,5 milyara ulaşacak dünya nüfusunun doğru ve sürdürülebilir beslenebilmesi için tarım-gıda üretiminin bugüne kıyasla yüzde 70 artması gerektiğini belirterek bu karamsar gibi gözüken tablonun önemli bir fırsatı da beraberinde getirdiğini söyledi.
Dünyanın sağlıklı ve erişilebilir gıda talebinin karşılanabilmesinin tek yolunun sürdürülebilir tarıma geçmek olduğunu ifade eden Çalkıvik, sürdürülebilir tarım konusunu ajandalarının üst sıralarına yazacak olan ülkelerin dünyada gıda tedariği konusunda güçlü pozisyona geçeceklerini söyledi.
Çalkıvik, “Ülkemizin sahip olduğu yüksek biyoçeşitlilik ve birçok tarım ürünü için uygun iklimi, bu fırsatı değerlendirmememiz için hiçbir sebep olmadığını gösteriyor” diye konuştu.
Konca Çalkıvik, sürdürülebilir gıda için şirketlerle birlikte yürüttükleri faaliyeti ve döngüsel ekonomiyi anlattı.


Ekonomide ‘büyüme’, üretim artışı beraberinde atık sorunu, çevre sorununu getiriyor. Döngüsel ekonomi sadece moda bir deyim mi? Hayata uyarlanabiliyor mu?

Bugüne kadar üretim sistemleri genellikle doğrusal bir model üzerinden kurgulanıyordu. Kısaca AL - YAP - SAT aşamalarıyla ifade edebileceğimiz bu sistem son yıllarda ciddi problemler yaratmaya başladı. Artık iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini Türkiye’nin farklı bölgelerinde hepimiz yaşıyoruz. Ani yağış rejimi değişiklikleri ve tarım bölgelerindeki yağış rejimlerinin düzensizleşmesinin gıda fiyatlarını etkilemesi, doğrusal ekonomik sistemin yarattığı ve her geçen gün yüzleştiğimiz sonuçlardan sadece birkaçı.

AL -YAP -SAT modelinde hammadde ve doğal kaynakların gittikçe pahalılaşması ve satılan her ürünün kullanım sonrasında atılması ile oluşan ciddi atık sorunları, doğrusal ekonomik modelin artık sonuna yaklaştığımızı gösteriyor.

Döngüsel ekonomi modeli, kısaca atık diye bir kavramın olmadığı bir üretim biçimini tanımlar. Bir endüstrinin kullanmadığı veya ihtiyacı olmayan bir malzeme, ekipman veya kullanılabilir araç; başka bir endüstrinin pekala girdisi olabilir. Bu durum, atığı elinden çıkarmak isteyen ve bunun için yüksek maliyetlere katlanmak zorunda olan şirketler için ekonomik değer yaratır. Diğer yandan da birincil hammadde kullanmak yerine alternatif hammadde kullanan şirket için üretimde maliyet avantajı sağlar. Bu ekonomik faydalarının yanında atığın oluşmadığı, her malzemenin sistem içinde tekrar tekrar kullanılmasının önceliklendiği bu sistem, doğal kaynaklara ihtiyacı azaltması, doğa tahribatının önüne geçmesi açılarından ekonomik faydadan vazgeçmeden çevresel kalitenin artırılması için önemli bir davranış pratiği de sağlıyor.

SKD Türkiye olarak 5 odak alanımızdan biri Sürdürülebilir Sanayi ve Döngüsel Ekonomi. Bu alanda Türkiye’nin döngüsel ekonomi platformu olan Türkiye Materials Marketplace (TMM) (http://turkey.materialsmarketplace.org) projesini EBRD fon desteğiyle, 2016 yılından beri yürütüyoruz. TMM’nin halihazırda Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarından, Ar-Ge merkezlerine ve atık yönetimi şirketlerine uzanan geniş bir pörtföyde 79 üyesi var. Bu üye sayısının ve sistemdeki atık alışverişinin her geçen gün artması, ülkemiz ve çevre açısından sevindirici.

Döngüsel Ekonomi Projelerine verilen hibe desteği hakkında bilgi alabilir miyiz?

SKD Türkiye olarak, EBRD fon desteğiyle yürüttüğümüz Türkiye’nin döngüsel ekonomi platformu Türkiye Materials Marketplace kapsamında, döngüsel ekonomi projelerine hibe desteği de sağlıyoruz. Projenin ilk 2 yılında, birçok şirketin atıklarını değerlendirmek istediğini, ancak bu işlemi nasıl yapabileceği konusunda teknik bilgi desteğine ihtiyacı olduğunu farkettik.

Şirketlerin atıklarını değer yaratacak şekilde değerlendirebilmeleri için fizibilite ve teknik danışmanlık almak üzere kullanabilecekleri hibe programının ilkini geçtiğimiz yıl Haziran ayında duyurmuştuk. Şu ana kadar 10’u aşkın firmanın bu hibe fırsatından yararlandığını belirtmek isterim.

Şirketler, hibe programından aldığı desteklerle, atıklarından nasıl değer yaratıp ekonomik fayda sağlayabileceklerini analiz edebiliyorlar. Bu veri, şirketlere yeni ürün geliştirmek veya kaynak verimliliği açısından önemli bir know-how katıyor.

Sürdürülebilir tarım-gıda ilkelerini uygulama noktasında şirketler ne durumda? Örnek verebileceğiniz proje ya da çalışma var mı?

SKD Türkiye olarak herkes için yeterli, erişilebilir, sağlıklı ve sürdürülebilir tarımsal üretim vizyonununu geliştirerek, sürdürülebilir tarıma geçiş konusunda Türkiye iş dünyasına bir yol haritası sunmak amacıyla, 2015 yılında Sürdürülebilir Tarım İlkeleri’ni oluşturduk ve yayınladık. Bu yayın tarım ve gıda sektöründe faaliyet gösteren şirketler tarafından oldukça ilgi gördü. Bazı şirketler, tedarik zincirindeki diğer aktörlerle de bu yaklaşımı paylaştı. Buna ek olarak, Türkiye’de faaliyet gösteren bazı sektör lideri firmaların da halihazırda birtakım yol haritaları, uygulama denemeleri vardı. Yine 2015 yılında Birleşmiş Milletler (BM) tarafından Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH)’nin yayınlanmasıyla zamanın ruhu açısından da Sürdürülebilir Tarım İlkeleri önemli ses getirdi.

2018 yılı başında ise TÜSİAD, Global Compact Türkiye ve SKD Türkiye üyelerini bir çağrı ile sürdürülebilir tarım konusunda tamamlamış oldukları projeleri, Sürdürülebilir Tarım İlkeleri İyi Uygulamalar Rehberi’ne eklenmek üzere istedik. 2018 yılında yayınladığımız Sürdürülebilir Tarım İlkeleri İyi Uygulamalar Rehberi, hem Sürdürülebilir Tarım İlkelerinin gözden geçirilmiş halini; hem de 15 şirketin Sürdürülebilir Tarım İlkeleri ve SKH’leri önceliğe alan tarım projelerini içeriyor.

Yayında yer alan sürdürülebilir tarım projelerini kısaca özetlersek;
Anadolu Efes: Gelecek Tarımda: Değer zincirindeki tüm aktörlerin katılımıyla daha verimli arpa ve şerbetçiotu üretimi
Anadolu Etap: Misafir İşçi Çocukları: Mevsimlik işçilerin çocuklarına Haziran-Ağustos ayları arasında kesintisiz ve ücretsiz eğitim olanağı sağlanması
BRİSA: Sevdamız Toprak, Yarınlarımız Ortak: 2013’ten beri 23 binden fazla çiftçiye ulaşan modern tarım uygulamaları konusunda yüz yüze eğitim çalışması
Coca-Cola: Geleceğin Tarımı: Konya’da çiftçilerin iklim değişikliği ile mücadele etmesini kolaylaştıracak geniş kapsamlı bir model oluşturulması
İGSAŞ: Tarladan Sofraya: Ürüne ve toprağa özgü gübreleme sistemiyle %30 daha az enerji, %30 daha az gübre ve işçilik ile %40 daha fazla verim elde edilmesi
Nestle: Fıstığımız Bol Olsun: ülkemizde yaklaşık 210 bin kişinin geçimini sağladığı Antep fıstığı tarımında sürdürülebilir tarım uygulamaları ile verim ve kalitenin yükseltilmesi
Pepsico: %100 Yerli Patates Tohumu: 2015 yılında başlayan projeyle Pepsico, elit seviyedeki patates tohumu ihtiyacının bir kısmının yerel üreticilerden tedarik edilmesi
Pınar Enstitüsü: Sütümüzün Geleceği Bilinçli Ellerde: 2014’ten beri süt üretiminde hayvan sağlığı, beslenmesi ve hijyen konularında üreticinin bilinçlendirilmesi ve sütün kalitesinin artırılması
Sunar: Sürdürülebilir Ayçiçek Tarımı: 2016 30 çiftçi ile, 2017 yılında ise 134 çiftçiyle sözleşmeli olarak, Türkiye’de ilk defa sürdürülebilir ayçiçek yağı üretimi çalışması
SÜTAŞ: Geleceği Düşünmemiz Çok Doğal: 2013 yılından itibaren çiftliklerden gelen gübreler ve üretimdeki organik atıkların biyogaza çevrilip enerji elde edilmesi
Şekerbank: Aile Çiftçiliği Bankacılığı: program kapsamında bugüne kadar yaklaşık 96 bin çiftçi ailesine 6,6 milyar TL özel finansman sağlanması
Toros Tarım: Toros Çiftçi Uygulaması: Toprak verimliliği, hava durumu ve bitki biyolojisi parametrelerini aynı anda değerlendirerek çiftçilere cep telefonu uygulaması ile üretim ve yönetim bilgisi ile 7500 adet tarlada verim artışı
Unilever: The Greenlight Assessments: Unilever’in özel olarak geliştirdiği ve tedarik zincirine sunduğu bu yazılımla herkesin kendi sürdürülebilirlik değerlendirmesini yapabilmesi
Ülker: Sürdürülebilir Fındık Tarımı: Türkiye’nin fındık envanterinin çıkarılması amacıyla fındık üretiminin sürdürülebilirlik bakış açısıyla biyoçeşitlilik ve ekolojik boyutlarının değerlendirilmesi
Vodafone: Akıllı Köy: Pilot çalışması 2016’da Aydın’ın Kasaplar Köyü’nde yapılan Vodafone Akıllı Köy ile, uçtan uca teknoloji ile donatılmış bu köyde %20 maliyet tasarrufu ile %10 verim artışının hedeflenmesi


Dünyada genel olarak sürdürülebilir tarımı tehdit eden unsurları düşündüğümüzde büyük şirketler, devletler üzerini düşeni yapma noktasında ne durumda? Yoksa giderek kötüye mi gidiyor durumlar?

WFP USA’nin rakamlarına göre şu an dünyada yetersiz beslenen insan sayısı 815 milyon. Dünyadaki temiz suyun yüzde 70’i tarımda kullanılıyor ve sera gazı emisyonlarının yüzde 20’si tarım kaynaklı. Dünya Ekonomik Forumu tarafından yayınlanan Shaping the Future of Global Food Systems raporuna göre, 2030 yılında beklenen dünya nüfusu 9,8 milyar. Bu nüfusun doğru ve sürdürülebilir beslenebilmesi için tarım-gıda üretiminin bugüne kıyasla yüzde 70 artması gerek. Bu karamsar gibi gözüken tablo, önemli bir fırsatı da beraberinde getiriyor. Dünyanın sağlıklı ve erişilebilir gıda talebinin karşılanabilmesinin tek yolu sürdürülebilir tarıma geçmek. Sürdürülebilir tarım konusunu ajandalarının üst sıralarına yazacak olan ülkeler dünyada gıda tedariği konusunda güçlü pozisyona geçecekler. Ülkemizin sahip olduğu yüksek biyoçeşitlilik ve birçok tarım ürünü için uygun iklimi, bu fırsatı değerlendirmememiz için hiçbir sebep olmadığını gösteriyor. Sürdürülebilir tarıma geçiş güvenli ve sağlıklı gıda tedariği için çok önemli; diğer yandan iklimin ve ekosistemlerin üzerindeki tarım-gıda kaynaklı baskının azaltılması iklim değişikliğinin önüne geçilmesi için büyük bir fırsat da sunuyor. Kısaca sürdürülebilir tarıma geçiş ekonomik olarak da çevresel olarak da, sosyal olarak da bütünleşik bir kalkınma için bir kaldıraç görevi görebilir.