Tahıl bakliyat işleme teknolojilerinde kopyalama dönemi sona erdi

Sanayi 4.0’a Türkiye’de en hızlı geçecek sektörlerden birisinin hububat ve bakliyat sektörü olduğunu belirten TABADER Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bayram, “Akıllı makineler ve fabrikaları yakında hepimiz bu sektörde göreceğiz, bir sonraki adım ise yapay zekaya sahip fabrikalar ve makineler dönemi olacaktır” diye konuştu.

Özlem As

Tahıl ve Bakliyat İşleme Teknolojileri, Depolama ve Analiz Sistemleri Derneği (TABADER) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bayram, sektörde kopyalama döneminin çok geride kaldığını ve herkesin kendi özgün teknolojisini geliştirdiğini söyledi.

    
Gıda bazlı ürün yeniliklerinin yanı sıra makineye bağlı teknolojilerin de sektörün son dönemde üzerinde durduğu konular arasında olduğuna dikkat çeken Bayram, endüstri/sanayi 4.0’ın sektöre girmeye başladığını söyledi. Bayram sözlerine şöyle devam etti: “Bu bağlamda insansız fabrikalar, uzaktan kontrol edilebilen fabrikalar, bilgiye dayalı teknolojiler sektörde yerini almaya başlamıştır. Kanımca, Sanayi 4.0’a Türkiye’de en hızlı geçecek sektörlerden birisi hububat ve bakliyat sektörü olacaktır. Akıllı makineler ve fabrikaları yakında hepimiz bu sektörde göreceğiz gibi bir sonraki adım ise yapay zekaya sahip fabrikalar ve makineler dönemi olacaktır.”
Prof. Dr. Mustafa Bayram ile gıda-tarım sektöründe makine, ileri teknoloji alanında önemli bir kalem olan hububat, bakliyat işleme teknolojilerini konuştuk.


Hububat, bakliyat sektöründe yaşanan sorunlara teknoloji nasıl çözüm getirebiliyor?

Hububat ve bakliyat teknolojisinin tarihi insanlık tarihinin tarıma geçişi ile paralel bir tarihe sahiptir. Tarım devrimi ile beraber insanların yerleşik düzene geçişi hem bugünün ekonomisini oluşturan “artı ürünü” ortaya çıkartmış hem de sosyal yapının ve sistemlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Yaşam şekillerini değiştirmiştir, bireylerin ve cinslerin konumlarını etkilemiştir. İnsanoğlunun binlerce yıl önce yeni yaşam alanları arayışında yeni gittiği kıtalarda yeni hububatlarla ve bakliyatlarla buluşması insanlık kaderini değiştirmiştir. Eski insanlar Amerika’ya ulaştığında orada mısırla tanıştı, Ortadoğu’ya geldiğinde buğdayla tanıştı, Uzakdoğu’ya ulaştığında pirinçle tanışırken, Afrika’da zaten sorghumu (darı) biliyordu. Yani, dünyayı değiştiren ve insanlığın geleceğini garantiye alan 4 ürün bugün bile dünyanın en stratejik ürünleri olarak kabul edilmektedir. Bu ürünler hububattır ve var olduğumuz sürece de temel besin maddelerimizi, hayvanlar için besin maddelerini, enerji kaynaklarını, endüstriyel hammadde ve yan maddelerini bu 4 tahıldan elde etmeye devam edeceğiz.
Yine dünya ekonomi tarihine baktığımızda bu tarih de değirmencilik tarihi ile beraber gelişmiştir. Dünyada bilinen en fazla sayıdaki tesis hala değirmenlerdir. Eskiden su ve rüzgar değirmenleri iken bugün modern değirmenler dünyada hala en fazla tesis sayısıdır.

Elle çevrilen taş değirmenlerden, su değirmenlerine oradan rüzgar değirmenlerine evrilen sürecin sonunda ulaşılan otomasyonlu ve ileri teknoloji kullanılan değirmenlerin yanısıra, hububat ve bakliyat sektörü salt değirmenciliğin dışına çıkarak makarna, çorba, nişasta, glukoz, lisanslı depoculuk, hazır gıda, enerji, flakes, yağ, bebek maması, bulgur, irmik, preparat gibi alt sektörlere de yayılmış duruma geldi. Her bir alt değirmencilik sektöründe yeni teknolojiler ve prosesler geliştirildi. Üretimlerin içerisine, AR-GE Birimleri, Kalite-Kontrol Birimleri, Finansman, İnsan Kaynakları, Lojistik, Dış Ticaret gibi pek çok modern endüstrinin argümanları dahil edildi.
Bugün hem kendi teknolojisini, makinelerini, fabrikalarını ve ürünlerini geliştiren sektör diğer sektörlere de teknoloji transferlerini de yapabilir durumda. Emtia sektörünün de liderleri arasında olan hububat ve bakliyat sektörü, dünya uluslararası ticaretinin de liderleri arasında yer almaktadır.
Bugünkü ve gelecek dünyanın temel sorunu; artan dünya nüfusunu yeterli, doğru ve kaliteli şekilde besleyebilmek. 7.5 milyarlık nüfusu bir şekilde bugün hala hububat-bakliyat temel olmak üzere besleyebiliyoruz. Ürünleri koruyabiliyoruz. Ama artan nüfusun beslenebilmesi için hububat-bakliyat teknolojisinin ve AR-GE’sinin daha yapacak çok işi bulunmaktadır. Yeni ürünler, yeni teknolojiler mevcudun üzerine çıkması gerekmektedir.

TABADER olarak sektörün teknoloji tarafında bulunan firma ve kurumları ile beraber bu anlamda önemli çalışmalara yer vermeye çalışıyoruz. Bugün itibari ile teknoloji bazlı yeni insan kaynağı yetiştirilmesi için büyük çaba harcıyoruz. Sektöre yeni teknik elemanların kazandırılması için üniversitelerin teknik ve mühendislik bölümlerinde eğitim gören yeni kuşağı bu sektöre kanalize etmek temel hedeflerden birisi. Bu kuşak sektöre girdikçe sektörün teknoloji atılımları daha üst seviyede olacaktır.

Hububat, bakliyat işleme teknolojilerinde son yenilikler nelerdir?

Bu sektördeki yenilikler her yıl piyasaya düzenli olarak sürülmektedir. Diğer tüm sektörlerde olduğu gibi daha az enerji tüketen, daha yüksek kapasiteli, otomasyona bağlı, just-in-time sonuç alınabilen, üretimde kontrolü ve yönetimi sağlayabilecek yeni ürünler ve teknolojiler bugün hemen hemen pek çok firma tarafından markete sunulmaktadır. Bu bağlamda sektörde kopyalama dönemi çok geride kalmış artık herkes kendi özgün teknolojisini geliştirmektedir. Gıda bazlı ürün yeniliklerinin yanı sıra makineye bağlı teknolojiler de sektörün son dönemde üzerinde durduğu konular arasındadır. Endüstri/Sanayi 4.0 sektöre girmeye başlamıştır. Bu bağlamda insansız fabrikalar, uzaktan kontrol edilebilen fabrikalar, bilgiye dayalı teknolojiler sektörde yerini almaya başlamıştır. Kanımca, Sanayi 4.0’a Türkiye’de en hızlı geçecek sektörlerden birisi hububat ve bakliyat sektörü olacaktır. Akıllı makineler ve fabrikaları yakında hepimiz bu sektörde göreceğiz gibi bir sonraki adım ise yapay zekaya sahip fabrikalar ve makineler dönemi olacaktır.
Sektöre yönelik olarak yeni teknolojileri de ayrıca TABADER olarak takip ederek üyelerimizi teknolojik gelişmeler konusunda güncel tutmak için uğraşıyoruz. Bu da sektörde yeni bir bakış açısı için önem arz ediyor.

Türkiye tahıl işleme teknolojisi açısından dünya ile kıyaslandığında ne durumda?

Türkiye’nin tahıl işleme teknolojisindeki seviyesi belki de dünyada ilk 5 içinde yer almaktadır. Gerek ürün ve gerekse teknoloji satışı Türkiye’den diğer ülkelere önemli seviyelerdedir. Türkiye değirmencilik teknolojisi ihracata ve iç piyasaya yönelik olarak önemli bir mesafe kaydetmiştir. Teknoloji olarak bu sektörde ithalat sadece teknoloji transferi yapmak için düşünülebilir. Onun haricinde dışa dönüktür.


Hububat bakliyat sektörünün teknoloji kullanımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’deki bu sektöre teknoloji üreten firmalar; küçük, orta ve büyük ölçektedir. Bu bağlamda da ciddi bir rekabet bulunmaktadır. Kopyalama ile var olunamayacağını bu sektörde herkes bilmektedir. Onun için de belli resmi kayıtlara geçmeyen binlerce yeni teknoloji geliştiriliyor. Her firma kendi gücünde bir mucitlik yapıyor. Ama bu yapının artık daha kurumsal olması gerekmektedir.

Tahıl işleme depolama sırasında nelere dikkat edilmeli?

Tahıl depolama konusu hem özel sektör hem de devletler için stratejik bir konudur. Devletler, piyasayı regüle etmek, üreticiyi korumak, sektörün ihtiyacını yeri geldiğinde karşılamak, fiyat istikrarını sağlamak, kıtlık zamanlarına hazırlık yapmak, savaş dönemleri için hazırlık yapmak gibi pek çok alt argümanı barındırır. Bu bağlamda her ülkenin belli miktarda tahıl stoku bulunur. Aynı şekilde özel sektörler de yıllık veya dönemsel hammadde ihtiyaçlarını bu şekilde sağlarlar. Öncelikle gerek sektörlerin ve gerekse ülkelerin belli bir depo kapasitesini elinde bulundurması gerekir. Şuan Türkiye lisanslı depoculuk konusunda önemli bir mesafe kaydetti ve bu, ülke için önemli bir yatırım. Ekonomik sistemde katkı sağlayan, depolamayı kolaylaştıran, serbest piyasa ekonomisinin yanı sıra çiftçiyi de destekleyen bir mekanizma olmuş durumunda. Bu tesisler teknolojinin yoğun olduğu ürünün kontrol altında tutulduğu, bozulmaların minimuma indirildiği tesisler.
Dünyada biliyoruz ki depolama hatalarından dolayı çok önemli miktarda ürün çöpe gitmektedir. Doğru depolama yöntemleri ve depo yönetimi ayrı bir uzmanlık konusu. Bu bağlamda hala Türkiye’de sıkıntılar mevcut. Bu insan kaynağının da sektöre girmesi gerekiyor.

Tahıl işleme depolama sırasında yapılan hatalar üründe ne gibi sorunlara yol açıyor?

Türkiye gibi yağış alan aynı zamanda bölgesel olarak nemli bir havaya sahip tüm ülkelerde depolama esnasında sıcaklığa ve neme bağlı bozulmalar çok sık rastlanan konular. Bununla beraber üründe böceklenme, toksin oluşumu, kızışmalar gibi pek çok diğer etken de var. Bir siloya ürün koyduğunuzda en az bin ton üründen bahsedersiniz. Bu rakam yüzbinlerce tona kadar çıkabilir. Eğer, depolarda doğru sıcaklık, nem, canlı kontrolleri yapılamazsa bu yüksek rakamlardaki ürününüz bir anda yok olur. Bu sebeple, depo veya silo yönetim sistemi başlı başına bir konudur.