“Tahin katkılı helvalara tüketicinin talebi artıyor”

Susam, Helva ve Reçel İmalatçıları Derneği Başkanı Necati Göksu, Türkiye’de reçel pazarının 200 bin tonluk büyüklüğe ulaştığını, bunun 500 milyon liralık bir değere karşılık geldiğini tahmin ettiklerini söyledi.


“2017 yılı pek çok sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de durgunluk veya düşük büyüme rakamlarının elde edildiği bir yıl oldu” ifadelerini kullanan Susam, Helva ve Reçel İmalatçıları Derneği Başkanı Necati Göksu, “Gerek global anlamda yaşanan gelişmeler gerekse de iç piyasa durgunluğu sektörlerimizde bir yavaşlamaya yol açtı. Fakat buna rağmen sektör olarak yılı artıda kapatmayı başardık” dedi. Sektörün özellikle Avrupa, Amerika, Ortadoğu, Demir Perde ülkelerine yoğun ihracat yaptığını söyleyen Necati Göksu, “Reçel hammadde maliyetlerinde yaşanan yükseliş, enerji ve iş gücü maliyetlerindeki artışla birlikte sektör temsilcileri 2018 yılının ilk aylarından itibaren ürünlere zam yapma ihtiyacı duydu. Sektör olarak oluşan maliyetleri en az biçimde tüketiciye yansıtmak için kar oranlarımızdan fedakârlık yaptık. Reçel sektörü ürün çeşitliliğinin en fazla arttığı alanlardan biri oldu” dedi.

“Helva ve tahin gibi susam bazlı ürünlerde maalesef Türkiye dışa bağımlı bir ülke” diyen Göksu, Türkiye’de yetişen susamın gerek aroması gerekse de kalitesi bakımından adeta altın değerinde olduğunu vurguladı. Şu anda dünyanın en kaliteli ve lezzetli susamının Türkiye'de yetiştiğini belirten Göksu, “Fakat sektörün talebinin sadece yüzde 3-5 gibi çok küçük bir kısmına yetiyor. Ayrıca yerli susamın az olması ve de fiyatın ithal susama göre çok yüksek olması da ayrı bir sorun oluşturuyor. Bu anlamda devletin ve özel sektörün iş birliği içinde yerli susam ekim alanlarının artırılması ve yerli üreticinin de ithal ürünlerle rekabet edebilecek güce ulaştırılması gerek. Çiftçiler eğitilerek susam ekim alanları artırılabilir” dedi.

Necati Göksu, “Son yıllarda özellikle medyanın da desteğiyle tahin ve pekmez ürünlerine yeniden yoğun bir ilgi yaşanıyor. Satışlar neredeyse ikiye katlanmış durumda. Sağlıklı yaşam trendi ve uzmanların doğal beslenme yönündeki tavsiyeleri tahine ilgiyi her geçen gün daha da artırıyor. İçerdiği besin değerleri ve sağlıklı yağlar bakımından tahin yıldızı daha da parlayacak bir ürün olacak. Sektörümüzde yer alan firmalar da bu talebe göre ürün çeşitliliğini artırdılar. Bal, pekmez gibi farklı gıdalar da tahinle karıştırılarak veya baklavaya katkı malzemesi olarak kullanmak yoluyla yeni nesile bu sağlıklı gıdalar sevdirilmeye çalışılıyor. Geçmiş yıllarda bir takım ithal susamlarda yaşanan kalite sorunları da tamamen ortadan kalktı. Sıkı denetimler ve yaptırımlar sayesinde şu anda sektörde tüketilen susam kaynaklı ürünler oldukça kaliteli hale geldi. Hatta bazı firmalar organik sertifikalı susamdan üretilen tahinli ürünler piyasaya sürmeye başladı. Beklentimiz ürün çeşitliliğinin sektörde artırılması ve tahinli ürünlerin sevdirilmesi için sektörün de bir araya gelmesiyle tanıtım atakları yapılması. En geleneksel ürünlerimiz arasında yer alan helva sektörü de tahinin bu yükselişinden payını aldı. Tahin katkılı helvaların hem sayısı artıyor hem de tüketicinin talebi artıyor. Yaşanan durgunluk ortamına karşın helva ve tahinli ürünlerde yükseliş devam ediyor” dedi.

“Her sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de merdiven altı sağlıksız gıda satan firmalar çok sayıda” diyen Göksu şu şekilde devam etti: “Tamamen sağlıksız ortamlarda kalitesiz katkı maddeleri kullanılarak üretilen tahin, helva ve reçel ürünleri tüketicinin sağlığını tehdit ediyor. Bu firmalar birden ortaya çıkarak çok ucuza piyasaya sürülüyor ve birden ortadan kayboluyor. Bu anlamda Bakanlığın gıda üreten firmalara çok sıkı denetimler getirmesi gereklidir. İnsan sağlığını hiçe sayan merdiven altı imalathaneler kalite standartlarına uyması konusunda zorlanmalıdır. Bakanlığın bu alanda yaptığı sıkı denetimleri ve kötü firmaların kamuoyuna ifşa edilmesi önemli adımlardır. Bu kararlılıktan vazgeçilmemeli ve sağlıksız gıdalarla mücadele devam ettirilmelidir. Sektörümüzün bir diğer sorunu da eğitimli ve kalifiye eleman sıkıntısıdır. Maalesef sektörümüz tarihten bu yana var olmasına rağmen yetişmiş eleman konusunda bir birikimi yoktur. Bu anlamda sektöre hizmet verecek ustaların kalfaların yetiştiği eğitim kurumları kurulması gereklidir.”

Pazar büyüklüğü ve sektörel veriler
Türkiye’de reçel pazarının 200 bin tonluk büyüklüğe ulaştığını, bunun 500 milyon liralık bir değere karşılık geldiğini tahmin ettiklerini söyleyen Necati Göksu, reçel pazarının belli başlı klasik meyvelerin dışına çıkılarak 50’ye yakın meyve çeşidine ulaştığını kaydetti. Bu durumun her geçen gün sektörü büyüttüğünü de ifade eden Göksu, “Helvada ise yıllık üretim markalı ve markasız olmak üzere 100 bin tona erişti. Helva pazarında büyüklük 250 milyon liraya ulaştı. Helva ve reçel pazarında 500’den fazla firma faaliyet gösteriyor. Bunların büyük bir kısmı yerel markalardan oluşuyor. Fakat pazarın yüzde 60’a yakını markalı ulusal ve bölgesel markalardan meydana geliyor” dedi. Reçelde kişi başı tüketimin 3 kg, helvada ise 1.5 kg seviyelerine geldiğini belirten Necati Göksu, “Son dönemlerde ürün çeşitliliği ve pazarlama faaliyetlerindeki artış, pazarın her yıl ortalama yüzde 10 büyümesini sağladığını" belirtti. Göksu, "Buna rağmen hala tüketimde belirli çeşitler öne çıkmaktadır. Örneğin reçelde; vişne, çilek, böğürtlen ve kayısı çeşitlerine ilgi yoğun. Helvada ise, sade, fıstıklı ve kakaolu ürünler öncelikli tercih ediliyor. Helva ve reçel özellikle Osmanlı ve Selçuklu sofralarının baş tacı üründür. Osmanlı sarayında helvahane ve reçelhanede Anadolu’nun en maharetli tatlı ustaları görev alırdı. Bu dönemde sarayda 100’e yakın meyvenin ve sebzenin reçeli yapılırdı. Özellikle hatırı yüksek misafirlere, yabancı devletlerin temsilcilerine en özel reçellerden ve helvalardan ikram edilirmiş. Osmanlı sarayındaki bu helva ve reçel kültürü hemen hemen tüm Orta Doğu coğrafyasında yaygındır. Zamanla kakaolu ürünlerin yaygınlaşması ve yeni tatlıların keşfi geleneksel lezzetlere ilgiyi azaltsa da varlığını hep sürdürmüştür. Yakın bir geçmişe kadar Türkiye pazarında helva 30 yaş ve üzerinin yoğun tükettiği bir tatlıydı. Reçelde de aynı durum söz konusu. Fakat sektörün çikolatalı ürünlerle rekabetinde ürün farkılılığına gitmesi gençlerin ve çocukların da ilgisini çekmiştir. Çikolata ve kakao katkılı ürünler, hafif ve az kalorili yaz helvaları, meyveli ve küçük gramajlı ürünler, bol meyveli reçeller, organik ve diyabetik ürünler helva ve reçel sektörüne ilgiyi artırmıştır” diye konuştu. Necati Göksu, helva ve reçel sektörünün sorunlarının; “Hammadde fiyatlarındaki oynaklık, susamda yerli üretimin yetersizliği, kalifiye eleman sıkıntısı, merdivenaltı üretim ve taklitçilik” olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.


Marmelat pazarda hızla büyüyor
Ülkemizde reçelin marmelada göre daha fazla rağbet gördüğünü söyleyen Seğmen A.Ş Ticaret Müdürü Fatih Uçar, Marmelat Avrupa'da daha çok ilgi görmektedir. Damak tatları günden güne değişmekte ve marmelat pazarda hızla büyümektedir. Avrupa'da olduğu gibi ülkemizde de tüketim ve talepler fazlalaşmaktadır. Sürülebilir olması, organik ve doğal olan farklı ürünler (Kuşburnu-Kızılcık- Alıç vb.) farklı tatlar talebi artırmaktadır” dedi. Uçar sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Pekmez ve helva birkaç yıl öncesine kadar yalnız eskilerin tükettiği ama şimdi gençlerin de doğal bir ürün olduğu için tüketiminin fazlalaştığını görmekteyiz. Kış aylarının gelmesiyle pekmez ve helva sofraları süslemektedir. Geçmişten gelen Osmanlı'dan günümüze gelen ve sarayları süsleyen en önemli tatlılardır. Bilindiği üzere dünya susam üretiminin çoğu Afrika'da yetişmektedir. Ülkemiz susam ithalatında dünya'da ikinci sırada yer almaktadır. Ülkemizde hem susam ve susamdan üretilen tahin ve helva gibi ürünler üretilip tüketilmekte ve yurtdışı pazarlarda (Avrupa, Asya ve Arap ülkelerinde) ciddi satışlar yapılmaktadır. Marmelatlar kahvaltılarda, pastacılık sektöründe 12 ay tüketilmektedir. Pekmez'in kış aylarında fazla olduğu gibi pastacılıkta (simitlerde) tüketimi bitmemektedir. Helva daha çok kış aylarında özellikle balıkla birlikte tüketilmektedir. Bu ürünler içinde ilgi en fazla marmalada gösterilmektedir.”

“Reçelde çeşitlilik pazarı etkiliyor”
Türkiye reçel pazarının yaklaşık 150 bin ton büyüklüğe sahip olduğunu söyleyen Yenigün Gıda Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Alpagot, “Bu alanda ulusal ve yerel olarak 500 den fazla firma var. Ancak bu firmaların büyük çoğunluğu yerel firmalar. Ulusal bazda çalışan firma sayısı 15-20 den çok değil” dedi. Reçelde çeşitliliğin pazarı etkilediğini söyleyen Alpagot, “Sanırım 50 çeşide yakın farklı meyve sebzeden üretilen reçel var. Firmamızın reçel çeşidi 33. Bu çeşitlilik pazarda firmamızın öne çıkmasında güvenilirlik ve kaliteyle birlikte önemli. Örneğin; bütün ulusal marketlerde ve seçkin şarküterilerde firmamızın spesiyal ürününü oluşturan Turunç Reçeli, Bergamot Reçeli, Patlıcan Reçeli, Karpuz reçeli gibi ürünleri bulmanız mümkün. Bunların yanında vişne, çilek, kayısı, gül gibi ananevi reçel çeşitlerimiz de aynı raflarda yer almaktadır. Bu da bizim pazarda sürekli olarak büyümemizi sağlıyor. Tabiki bu büyümede tüketici güveni ve ürün kalitesi ve nefaseti de ciddi etken. Firmamızın hem yurt içi hem de yurt dışı satışları her geçen yıl büyüme gösteriyor. Ürettiğimiz tüm ürünlerde yurt dışı pazarlarımız ve müşterilerimiz mevcut. ABD, Kanada, Almanya, Hollanda, İngiltere, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ülkelerinde potansiyel müşterilerimiz var ve fiilen ihracat yapmaktayız” dedi. Necmi Alpagot sözlerini şöyle sürdürdü: “Reçelde yaklaşık tüketim miktarı kişi başına yıllık 3 kg. Reçel geleneksel olarak kahvaltılık bir ürün. Ancak bunun dışında, bizim spesifik ürünlerimizden Turunç, Bergamot, Patlıcan, Balkabağı, Ceviz, Yeşil İncir gibi reçeller aynı zamanda tatlı olarak da tabağa konulup misafirlere ikram edilmektedir. Bunun yanında kek pasta yapımında da katkı, dolgu olarak veya aroma verici olarak kullanılmaktadır.”