Tıbbi ve aromatik bitki ticareti artıyor

Kilis 7 Aralık Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim görevlisi Prof. Dr. Nazım Şekeroğlu, Türkiye’de yakın gelecekte tıbbi ve aromatik bitkiler ticaretinden 5 milyar dolar gibi gelir elde edilebileceğini ve dünya ticaretinin on yıllık süreçte 500 milyar dolarlara tırmanacağının tahmin edildiğini söyledi.

Türkiye florasında 12 binden fazla bitki taksonu doğal olarak yetişiyor ve bu bitkilerin yaklaşık 1.000 kadarının Etnobotanik anlamda kullanıldığı tahmin ediliyor. Ticari anlamda ise yaklaşık 400 farklı bitkinin yurtiçi veya yurtdışına pazarlandığı belirtiliyor. Türkiye, kekik, defne, meyan kökü, ıhlamur, adaçayı, biberiye, meşe palamudu gibi ürünleri ihraç ederek yıllık 150 milyon dolar döviz kazanıyor.

Özlem As

Türkiye; kekik, defne, meyan kökü, ıhlamur, adaçayı, biberiye, meşe palamudu gibi ürünleri ihraç ederek yıllık 150 milyon dolar döviz kazanıyor. Geleneksel ürünlerin yanı sıra, son yıllarda yabani üzümsü meyveler, mantarlar, soğanlı ve yumrulu bitkiler gibi ürünlerin de gerek doğadan toplanarak gerekse ekonomik anlamda ormanlık alanlarda üretimlerinin yapılması ile odun dışı orman ürünlerinden sağlanan gelir giderek artıyor. 

Kilis 7 Aralık Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim görevlisi Prof. Dr. Nazım Şekeroğlu, Türkiye’de yakın gelecekte tıbbi ve aromatik bitkiler ticaretinden 5 milyar dolar gibi gelir elde edilebileceğini ve dünya ticaretinin on yıllık süreçte 500 milyar dolarlara tırmanacağının tahmin edildiğini söyledi.

Türkiye'de yetişen tıbbi ve aromatik bitkiler hangileri, miktarı nedir?

Türkiye florasında 12 binden fazla bitki taksonu doğal olarak yetişiyor ve bu bitkilerin yaklaşık 1.000 kadarının Etnobotanik anlamda kullanıldığı tahmin ediliyor. Ticari anlamda ise yaklaşık 400 farklı bitkinin yurtiçi veya yurtdışına pazarlandığı belirtiliyor. Ülkemizde doğadan en fazla toplanan ve üretimi yapılan bitkilerin başında defne, kekik, adaçayı, biberiye, dağ çayı, keçiboynuzu, soğanlı ve yumrulu bitkiler geliyor. Kimyon, anason, kişniş, çörekotu, çemen, haşhaş, gül, şerbetçiotu ve lavanta bitkileri ise tarla üretimi bakımından giderek artan ürünler. Son yıllarda şeker otu (stevia), ekinazya, kinoa gibi yeni ürünlerin de üretiminde artışlar yaşanıyor.

Ekonomik değeri nedir?

Türkiye; kekik, defne, meyan kökü, ıhlamur, adaçayı, biberiye, meşe palamudu gibi ürünleri ihraç ederek yıllık 150 milyon dolar döviz kazanıyor. Geleneksel ürünlerin yanı sıra, son yıllarda yabani üzümsü meyveler, mantarlar, soğanlı ve yumrulu bitkiler gibi ürünlerin de gerek doğadan toplanarak gerekse ekonomik anlamda ormanlık alanlarda üretimlerinin yapılması ile odun dışı orman ürünlerinden sağlanan gelir giderek artmaktadır
Hammadde olarak satışı yapılan bu bitkilerin yanı sıra katma değer olarak daha yüksek değere sahip olan uçucu yağlar (kekik yağı, gül yağı, defne yaprağı yağı, adaçayı yağı, lavanta yağı, portakal ve limon yağı gibi), morfin, reçineler, sığla, kitre, sakızlar ve zamklar gibi işlenmiş ürünlerin dış satışı ile bu ürünlerin yıllık dış ticaret hacmi 100 milyon doların üzerine çıkmıştır. Özellikle işlenmiş ürünlerin dış ticaretteki oranlarının artışı ile ticaret hacminin yakın gelecekte milyar dolarlı rakamlara ulaşması pek de imkânsız görülmemektedir.

Önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler nelerdir?

Doğal ürünlere olan talebin artacağı bir dönem olacak; tıbbi ve aromatik bitkiler ile bu bitkilerden elde edilen ürünlerin yoğun kullanılacağı bir dönem olacaktır. Nasıl ki geçmişte ülkeler zenginliklerini baharat ticaretinden almışlarsa, gelecekte de ülkeler bitkisel zenginlikleri ve bu bitkilerden ürettikleri ürünlerle ön plana çıkacaklardır. Türkiye’de yakın gelecekte tıbbi ve aromatik bitkiler ticaretinden 5 milyar dolar gibi gelir beklenirken, dünya ticaretinin on yıllık süreçte 500 milyar dolarlara tırmanacağı tahmin ediliyor.

Hangi bölgelerde hangi ürünler daha çok yetişiyor?

Ege, Akdeniz ve Karadeniz sahil şeridinde doğadan defne hasadı yapılırken, dünyada ana tedarikçi olduğumuz kekik konusunda ülkemizin tüm yörelerinde doğadan toplama yapılıyor. Kekik üretimi konusunda Isparta, Denizli, İzmir en fazla tarla üretiminin yapıldığı bölgeler. Gül üretiminin kaynağı olan Isparta yöresinde son yıllarda lavanta üretiminde de önemli artışlar var. Haşhaş üretim bölgesi olan Afyon ve çevresinde de lavanta üretimi konusunda çalışmalar devam ediyor. Baharat bitkileri olarak anılan kimyon, anason, kişniş, çörekotu ve çemen'in üretim bölgesi Konya civarı ve göller yöresi iken, son yıllarda Kilis ve Şanlıurfa yörelerinde bu bitkilerin üretimlerinin arttığı gözleniyor. Toroslar ve Karadeniz’in yüksek kesimlerinde soğanlı ve yumrulu bitkilerin üretimi konusunda çalışmalar devam ederken, Karabük ve Safranbolu da safran üretimi, Diyarbakır ve Hakkâri çevresinde ise ters lale soğanı üretimi konusunda ilerlemeler sağlanıyor. Yemeklik nane üretiminin ana merkezi Nizip (Gaziantep) olurken, meyan kökü üretim ve işlenmesi Kilis ve Hatay çevrelerinde yoğunlaşıyor. Kuşburnu üretim bölgesi Bayburt ve çevresinde olup, yabani meyveler ile likapa ve ahududu Doğu Karadeniz bölgesindedir.

İç tüketim nasıl? Hangi ürünlere daha çok talep var?

Tıbbi ve aromatik bitkiler konusunda ülkemizde doğal olarak yetişen ve üretimi yapılan bitkilerden iç tüketimde daha çok baharat ve bitkisel çay olarak kullanılan bitkiler ön plana çıkarken, yurtdışından getirilen ve dönemsel reklamlara bağlı olarak satışı artan altın çilek, kırmızı yemiş (red berry), mate çayı ve gıda takviyelerinin satışı dikkati çekiyor.
Özellikle zayıflama, cinsel gücü arttırıcı, şeker düşürücü, zayıflamaya yardımcı olan bitkiler sürekli olarak talep görürken, kış döneminde bağışıklık sistemini güçlendirici bitkiler ve tedavisi güç olan kanser gibi hastalıklara iyi geldiği belirtilen bitkilere talep artıyor.

Sanayi bu bitkilerin ekonomiye kazandırma konusunda yeterli mi sizce? Potansiyel ekonomik değere dönüştürülüyor mu?

Türkiye sahip olduğu bitki çeşitliliği ve Etnobotanik bilgi birikimini maalesef ekonomiye kazandıracak sanayiye sahip değil, ancak her geçen gün bu konuda ciddi ilerlemeler sağlanıyor. Ama bu ilerlemeler çok yetersiz, bitkisel ürün ve sanayi hammaddesi (ilaç, kozmetik, parfümeri ve gıda) üretecek sanayinin teşvik edilmesi gerekiyor. Halen gıda takviyeleri, ilaç ve kozmetikte kullanılan birçok bitkinin ekstreleri yurtdışından getiriliyor. Maalesef bitki çaylarının hammaddesi bile Türkiye’den çuvallarla gidip, demleme poşetleri şeklinde ithal ediliyor. Potansiyelin ekonomiye dönüşümü oldukça düşük.

Dünyada bu konuda söz sahibi ülkeler hangileri?

Dünya’da tıbbi ve aromatik bitkiler konusunda Almanya, ABD, Japonya, Çin ve Hindistan ön plana çıkarken, özellikle kozmetik ve parfümeri sektörü neredeyse Fransa’nın tekeline geçmiş durumdadır. Uzakdoğu menşeli bitkilerin ticareti Singapur üzerinden yönetilmektedir.