Türk Mutfak Kültürü

“Türk mutfağı, bölgeden bölgeye farklı lezzetleri barındıran yeme-içme biçimleri, özel gün, kutlama ve törenlerde ayrı bir anlam hatta kutsallık taşır .Türk Mutfağı, çeşit zenginliği ve damak tadına uygunluk yönünden olduğu kadar birçok yemek ve yiyecek türü ile sağlıklı ve dengeli beslenmeye örnek olabilecek örnekleri...

Mustafa Tayar Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı Toplumların beslenme biçimleri, içinde bulunulan kültürel, coğrafi, ekonomik yapıya ve tarihsel sürece göre şekillenir. Asırlar önce, Orta Asya’dan Anadolu’ya göç eden Türk boyları, medeniyetlerin mayaladığı Anadolu’ya Orta Asya’da oluşan zengin kültürü büyük bir ustalıkla ve yol boyu, geçtikleri her bölgeden aldıkları malzemeyle zenginleştirerek taşımışlardır. Yüzyılların birikimine gelenekler, geleneklere de zengin coğrafi etkinlik eklenince Türk mutfağı kültürel gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Göçebelik ve tarımsal ekonomik yapı, Türk mutfağını da etkilemiştir. Türk mutfağındaki çeşit zenginliği birçok etkene bağlıdır. Kısa bir ifadeyle Orta Asya ve Anadolu topraklarının sunduğu ürünlerdeki çeşitlilik, uzun bir tarihsel süreç boyunca birbirinden farklı birçok kültürle yaşanan etkileşim, Selçuklu, Bizans ve Osmanlı gibi İmparatorlukların saraylarında gelişen yeni tatlar, mutfak kültürümüzün yeni yapısını kazanmasında rol oynamıştır. Bizans, Ortadoğu, Avrupa ve Güney Akdeniz Mutfaklarının etkileşimi İmparatorluğun ulaştığı geniş alanda sürekli bir alış veriş çerçevesinde şekillenmiştir. Türk mutfağı; Türklerin uzun yıllar, baharat yolunu denetim altında tutmasından dolayı Dünya’nın en gelişmiş mutfaklarından birisi olmuştur. Orta Asya’da et ve fermente süt ürünleri ile biçimlenen beslenme sistemi, Anadolu’ya bu etkileri taşırken; Andolu’da gelişen tarıma dayalı olarak tahıl, Ege ve Akdeniz etkisiyle, zeytin, balık, sebze ve meyve türleri ile çeşitlenerek günümüze yansıyan Türk mutfağını belirlemiştir. Mutfak kültürü denildiğinde insanının beslenmesini sağlayan yiyecekler- içecekler, hazırlanması, pişirilmesi, korunması; bu işlemler için gerekli araç-gereç ve teknikler ile yemek yeme adabı ve mutfak çevresinde gelişen tüm uygulamalar ve inanışlar anlaşılmalıdır. Türk Mutfağı, çeşit zenginliği ve damak tadına uygunluk yönünden olduğu kadar birçok yemek ve yiyecek türü ile sağlıklı ve dengeli beslenmeye iyi bir örnek oluşturmaktadır. Türk mutfağındaki çeşit zenginliği bir çok etkene bağlıdır. İşte, yıllar sonra Anadolu ve Rumeli’nde gelişen Osmanlı kültürü de bu kültürün önemli bir bölümünü oluşturan mutfak ve yemek töreleri Asya Türklerinin tarihsel birikimiyle birlikte oluştu, gelişti ve tanındı. Bu hareketli kültür birikimini Anadolu’da, destekleyecek ve üretkenliğini arttıracak bir çok eleman vardı. Verimli topraklar, bol su, güneş, bitki çeşitliliği, tarım kültürü ve etrafını kuşatan üç ayrı deniz; Akdeniz, Ege Denizi. Bu üç deniz bütün mal varlıklarını Anadolu insanının emrine sunmuştur. Bu üç denize bağlı iki boğaz ve onları birbirine bağlayan Marmara Denizi, bir yandan kendine özgü bereketi ile bir yandan da Anadolu’da, dört mevsimi bir arada yaşamanın özellikleri ile, Batı’da bahar keyfi sürerken, Güney’de yaz, Karadeniz’de bol yağmurlu bir sonbaharı yaşama olanağını kullanarak, ülkenin bütününü, her mevsim taze sebze ve değişik meyvelerle donatmaktadır. Atalarımızdan kalan bu mirasla bizler, bugün de aynı keyfi yaşıyoruz. İşte bu nedenlerle Türk mutfağının ve yemek kültürünün özelliklerini, tarihsel kültürel birikiminin verdiği çeşitlilik ve coğrafyanın ve iklimlerin verdiği zenginlik ve denizlerin, göllerin getirdiği bereketle birlikte değerlendirilmelidir. Türk mutfağı, bölgeden bölgeye farklı lezzetleri barındıran yeme-içme biçimleri, özel gün, kutlama ve törenlerde ayrı bir anlam hatta kutsallık taşır .Türk Mutfağı, çeşit zenginliği ve damak tadına uygunluk yönünden olduğu kadar birçok yemek ve yiyecek türü ile sağlıklı ve dengeli beslenmeye örnek olabilecek örnekleri barındırmaktadır. Sonuç Toplumları var eden ve birbirlerinden ayıran kültürün en önemli unsurlarından biri de mutfaktır. Türk mutfak kültürü, damak zevkini sanatla birleştirmiştir. Çok geniş bir coğrafyada çeşitli kültürlerle etkileşim içine girmiş, çok farklı kültürlerin de etkisiyle zengin bir mutfağın eşsiz örneklerini büyük bir ustalıkla sergilemiştir, Orta Asya’dan getirilen mutfak kültürünü Akdeniz ve Anadolu mutfağı ile birleştirerek zirveye çıkarılmıştır. Anadolu topraklarında oluşturduğumuz bu beslenme şeklini AKASYA (AKdeniz+ ASYA Diyeti) diyeti olarak ifade edebiliriz. Akdeniz ve Asya kültüründe yaşayan insanlar 5000 yılı aşkın bir süredir bu yaşam tarzını benimsemişler ve karşılığını da almışlardır. Yemek kültürümüz, son yüzyılda yaşanan gelişmelerle birlikte kaybolmaya yüz tutmuştur. Önceleri Batı tarzı yemekler yapmaya yönelinmiş, daha sonra buna hızlı beslenme adı ile sağlıksız bir yeme alışkanlığı daha eklenmiştir. Bütün bu doğallıktan uzak, son derece sağlıksız alışkanlıklar toplumumuzda kabul görmeye başlarken, öz mutfağımız maalesef yitirilmektedir. Düğün, bayram, cenaze ve ramazan gibi bizleri kaynaştıran, birlik ve beraberliğimizi pekiştirecek özel gün ve zamanlarda hazırladığımız, aile büyüklerimizden miras kalan ve vaktiyle dedelerimizin sofralarını süslemiş ve halen lezzeti ve görselliği ile sofralarımızda ayrıcalıklı bir yere sahip yemek çeşitlerimiz vardır ve tüm bunlar, başka hiçbir kültürde rastlayamayacağımız coşku, sevgi, özen ve paylaşım duygularıyla hazırlanan yemeklerdir. Bizleri “biz” yapan bu duygularla yaşayan mutfak kültürümüzün, gelecek kuşaklara kesintiye uğramadan, zarar görmeden ve özünü hiç yitirmeden ulaşması gerekmektedir.