“Türkiye'nin su konusunda sıkıntı yaşama ihtimali yüksek”

Kişi başına düşen su miktarı nüfus artışıyla birlikte gün geçtikçe azalıyor. Bu noktada su kaynaklarının etkin, rasyonel ve sürdürülebilir kullanılması Türkiye için büyük önem taşıyor.


Özlem EROL

Su hayatın olmazsa olmazı... Hayatın devamlılığı için su hepimiz için gerekli. Peki Türkiye'nin su kaynakları ne kadar yeterli? Su Politikaları Uzmanı Dr. Tuğba Evrim Maden, Türkiye'nin sahip olduğu su potansiyeli ile su sıkıntısı çeken ülkeler sınıfında olduğunu belirtiyor. Kişi başına düşen su miktarı nüfus artışıyla birlikte gün geçtikçe azalıyor. Bu noktada su kaynaklarının etkin, rasyonel ve sürdürülebilir kullanılması Türkiye için büyük önem taşıyor.

Gelecek yıllarda iklim değişiminin de etkisi ile Türkiye'nin su konusunda sıkıntı yaşama ihtimalinin yüksek olduğunu dile getiren Dr. Tuğba Evrim Maden, kişi başına düşen su miktarı ile ilgili şu bilgileri verdi: “2015 yılı nüfus verilerine göre kişi basına düşen su miktarı yıllık bin 422 metreküp. Bu rakam 2030 yılında 100 milyon nüfusa sahip olursak bin 120 metreküpe düşecektir. Bu durumda su kaynaklarının etkin, rasyonel ve sürdürülebilir kullanılması gerekmektedir. Ayrıca su israfı konusunda kullanıcıların eğitimi ile farkındalığının arttırılması önemlidir. Su dünya genelinde de olduğu gibi Türkiye'de de yoğun olarak tarım amacıyla kullanılmaktadır. Bu oran ülkemizde yüzde 70 civarındadır. Sulama sürecinde yanlış planlama, yanlış ürün deseni ve geleneksel sulama metotları büyük oranda su kaybına neden olmaktadır.”
Türkiye'de su ile ilgili yaşanan sıkıntının hem devlet kurumları hem de özel sektör tarafından bilindiğini belirten Maden, bu konuda Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın AB Su Çerçeve Direktifi uyumlaştırma sürecinde olduğunu ve uzun bir yol katettiğini söyledi. Bütüncül havza yönetiminin de bu süreçte kabul edilmiş ve uygulanmaya başlanmış bir süreç olduğunun altını çizen Maden, “Suların etkin, sürdürülebilir kullanımını ve sürdürülebilir kalkınma için sosyo-ekonomik hadefleri de barındıran bu yönetim şeklini içeren planlar tüm havzalarımız icin hazırlanmaktadır. Ayrıca tüm dünyada su-enerji-gıda ve ekosistem ilişkisi ön plana çıkarılmaktadır. Bütüncül su kaynakları yönetimi su kaynaklarını kullanırken enerji-gıda üretimi ve ekosistemin korunmasını da kapsamaktadır” diye konuştu.

Türkiye'de su konusunda yaşanılan en büyük sıkıntının su kaybı olduğuna dikkat çeken Maden, “Su potansiyeline ilişkin verilerin güncel olmaması, su kaynakları ile ilgili kurumlar arasında koordinasyon eksikliği, su sıkıntısının kullanıcılar tarafından ancak kurak dönemlerde su kıtlığı yaşandığında farkına varılması, geçici bir farkındalığın meydana gelmesi ve su kalitesi de su miktarının azlığı kadar önemli bir konudur. Bu konuda farkındalık halen çok azdır. Kurumlararası koordinasyon yeni yasal düzenlemeler ile düzenlenmeye çalışılmaktadır ve sorunun giderilmesi hedeflenmektedir. Su verilerinin tekrar güncellenme süreci başlamıştır. Su kaybı; su iletim ağlarının bakımsızlığı, yıpranması ve eskimesi nedeniyle meydana gelmektedir. Su, kaynaktan musluğa ulaşana kadar yüzde 30-60 oranlarında kayba uğrayabilmektedir. Su iletim ağlarının tadilatı, yenilenmesi için bütçe ve planlama yapılmalıdır. Farkındalığın arttırılmasında ise okullara, özel sektöre ve devlet kurumlarına görev düşmektedir. Özel sektörde Ar-Ge ekipleri suyun tasarruflu kullanımına ilişkin projeler geliştirmektedir. Bir diğer sorun ise atık suyun tekrar kullanımıdır. Atık suyun arıtılarak içme suyu dışında diğer sektörlerde kullanılması su bütçesini rahatlatacaktır” şeklinde konuştu.