Üretimde dijitalleşme maliyet düşüşü sağlayacak

Endüstri 4.0 için temel hedefin buradaki teknolojileri doğru kullanarak maliyetleri düşürmek, kaliteli ve verimli üretimi artırmak olacağını dile getiren Sistem Global Danışmanlık Ar-Ge Grup Başkan Yardımcısı Elif İşgör, “Türkiye’den ve dünyadan pekçok girişimci, tarımda Endüstri 4.0 uygulamaları ve dijitalleşme kavramlarını yakaladı ve buna göre ürün geliştirmeye başladı” dedi.

“2010-2015 yılları arasında gerçekleşen Ar-Ge harcamalarındaki yaklaşık iki kat artışın (60,8 milyondan, 119,7 milyona) sektördeki Ar-Ge atağının bir göstergesi olacağını düşünüyoruz. Sektörün 2023 hedeflerine ulaşmak için (150 milyar dolarlık tarımsal hasıla gibi) mevcut iş yapış tekniklerinin yeterli olmayacağı ve katma değerli ürünlere geçmenin gerekliliğini gıda ve tarım alanındaki birçok çatı kuruluşun söylemlerinde gözlemliyor ve kendi danışanlarımızın da bu farkındalığa ulaştığını görüyoruz.”

Özlem As

Sistem Global Danışmanlık Ar-Ge Grup Başkan Yardımcısı Elif İşgör, Ar-Ge alanında gıda güvenliği, e-ticaret, sürdürülebilir tarım, nesnelerin interneti gibi eğilimlerin şirketlerin radarında olduğunu söyledi.
Amazon gibi bir e-ticaret ve teknoloji liderinin de bir gıda zincirini (Whole Foods) 13,7 milyar dolara satın almasının gıda sektöründeki lojistik ağının önemine işaret ettiğini dile getiren İşgör, bu durumun aynı zamanda e-ticaret tarafındaki boşluğu ve bu alanlardaki inovasyon potansiyelini de gösterdiğini söyledi.
Elif İşgör, Türkiye’de kamunun Ar-Ge alanından beklentilerinde ise üretim teknolojilerinin yerlileştirilmesi, süreçlerin dijitalleşmesi ayrıca yerli tohum bankalarının oluşturulması gibi stratejik öncelik alanlar olduğunu söyledi.
Elif İşgör ile gıda sanayinde Endüstri 4.0, Ar-Ge, dijitalleşme ve getirdiği fırsatları konuştuk.

Gıda sanayinde Ar-Ge harcamaları son dönem bazı yıllar düşse de yükselme trendinde genel olarak. Siz sektörün Ar-Ge'ye ayırdığı payı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dünyaya baktığımızda gıda ve içecek sektörü 2017 yılında da Ar-Ge yoğunluğu açısından orta düşük seviyede kalırken, Ar-Ge harcamaları içindeki payıyla BT ve biyoteknolojinin liderlik yaptığı ilk 7 sektör arasında giremiyor.

Dünya gıda sektöründe Ar-Ge’ye ayrılan payın şirket hedeflerine nasıl hizmet edeceği ile ilgili endişe ve Ar-Ge’nin şirketlerinin ciro veya kar hedeflerine yaptığı katkının ölçüm yöntemlerinin zaman zaman yetersiz kalması şirketleri bu alana yatırım yapmaktan alıkoyabiliyor.

Bu resmin ise Türkiye’de daha farklı ilerleyeceğini ve 2010-2015 yılları arasında gerçekleşen Ar-Ge harcamalarındaki yaklaşık iki kat artışın (60,8 milyondan, 119,7 milyona) sektördeki Ar-Ge atağının bir göstergesi olacağını düşünüyoruz. Sektörün 2023 hedeflerine ulaşmak için (150 milyar dolarlık tarımsal hasıla gibi) mevcut iş yapış tekniklerinin yeterli olmayacağı ve katma değerli ürünlere geçmenin gerekliliğini gıda ve tarım alanındaki birçok çatı kuruluşun söylemlerinde gözlemliyor ve kendi danışanlarımızın da bu farkındalığa ulaştığını görüyoruz.
Özellikle gıdanın net dış ticaret fazlası veren sektörlerden olması, 2017’yi de 5,5 milyar doların üstünde dış ticaret fazlası ile kapatması sektörün Ar-Ge alanına eğilmesi ve katma değerli ürün oranını artırması beklentisini de birlikte getiriyor. Dış ticaret fazlasında lider sektörlerden olmasına rağman Ar-Ge Merkezlerimize baktığımızda 863 merkezin sadece 37’sinin gıda alanında olması sektörün Ar-Ge alanında daha görünür olması ve bu alandaki yatırımlarını artırması gerekliliği ile ilgili bir gösterge.
Bu payın hem şirket içi Ar-Ge ve yenilik çalışmaları, hem de inorganik büyüme ile (öne çıkan girişim ve KOBİlere yatırım yapma veya satın alma) artırılması mümkün. Özellikle tarım ve gıda sektörüne çözüm sunan pek çok girişimin doğru sanayi kuruluşları ile hem çözüm ortaklığı hem de girişim sermayesi alanlarında bir araya gelmesi katma değerli ve yüksek teknolojili ürün hedefini ivmelendirecektir.
 
Türkiye'de Ar-Ge için işgücü, insan kaynakları yeterli mi? Bu alana gerekli yatırım yapılıyor mu sizce?

Türkiye’de Ar-Ge alanında, gıdadan bilişim teknolojilerine kadar, öne çıkan oyuncularla konuştuğunuzda hem fikir olunan konulardan biri nitelikli insan kaynağının yetersizliği. Sistem Global Danışmanlık burada soruna değil çözüme odaklanmanın önemli olduğunu düşünüyor. Bu anlamda üniversite öğrencilerinin iş hayatına kazandırılabilmesi için eğitimleri esnasında iş hayatında gerekli tecrübeleri edinebilmesi, iş başı gerçek staj tecrübeleri edinmelerini sağlayacak programların önemi büyük. Ayrıca önümüzdeki dönemde öne çıkacak teknoloji ve Ar-Ge alanlarını biliyoruz dolayısıyla gençlerin ihtiyaç duyulan ve duyulacak bu özelleşme alanlarına daha okul hayatları sırasında yönlendirilmelerini önemli görüyoruz. Burada “nitelikli insan kaynağı eksikliği” ile ilgili sadece örgün eğitim sistemlerine değil Ar-Ge ve iş dünyasına da düşen bir görev var; o da insan kaynağına daha fazla yatırım yapılması. Şirketlerin buradaki maliyetleri bir gider kalemi olarak görmenin ötesine geçip şirketlerinin ve sektörlerinin geleceğine yatırım olarak bakmaları önemli. Yine şirket hedefleri ve bireysel yeteneklerine göre kişilerin şirketleri tarafından doğru eğitimlere yönlendirilirken alanları ile ilgili heyecan duymaları ve aslında bu gelişim taleplerinde kendilerinin bulunmaya başladıkları bir ekosistemi içeride yaratmak önemli.
 
Ar-Ge ve tasarım konusunda öne çıkan eğilim ya da trendler nedir?

Gıda sektörü gerçekten çok geniş ve çoklu disiplinden etkilenen bir çalışma alanı. İçinde tarladan başlayıp, hammadde üretimi, gıda ürün formülasyonundan, paketleme teknolojileri, depolama, lojistik, gıda makineleri imalatı gibi pekçok farklı alandaki gelişimleri barındırıyor. Son yıllarda özellikle gıda güvenliği, e-ticaret, sürdürülebilir tarım, nesnelerin interneti gibi eğilimlerin şirketlerin radarında olduğunu görüyoruz. Ayrıca Amazon gibi bir e-ticaret ve teknoloji liderinin de bir gıda zincirini (Whole Foods) 13,7 milyar dolara satın alması, gıda sektöründeki lojistik ağının önemini, e-ticaret tarafındaki boşluğu ve bu alanlardaki inovasyon potansiyelini ortaya koyan son gelişmelerden biri oldu diyebiliriz. Avrupa Komisyonu’nun gıda Ar-Ge raporlarına baktığımızda ise tüketim kaynaklı inovasyonun (paketleme gibi alanlar) öne çıkarken özellikle dijitalleşme ve e-ticaret alanlarının geriden geldiğini görüyoruz.
Türkiye’de kamunun Ar-Ge alanından beklentilerinde ise üretim teknolojilerinin yerlileştirilmesi, süreçlerin dijitalleşimesi ayrıca yerli tohum bankalarının oluşturulması gibi stratejik öncelik alanlarına rastlıyoruz. Kamunun bu stratejik alanları hem akademi hem özel sektör için hibe ve teşvik programları ile destekliyor olması ise şirketler açısından sevindirici.

Endüstri 4.0, robotlar, yapay zeka, dijital dönüşüm vs… Türkiye bu konularda pratik ve farkındalıkta nerede duruyor?

Popüler bilim dergilerinden gazete, dergi, TV haberlerine kadar artık bu kavramları daha sık görüyoruz. Dolayısıyla farkındalık noktasında bir yere geldik. Fakat henüz bu kavramların sahaya indiğini ve pratik anlamda şirketlerin yaşamlarına entegre oldukları anlamına gelmiyor. Dijital dönüşüm alanında özellikle tarım süreçleri ve üretim prosesleri tarafında anlamlı ürün ve çözüm üreten pek çok yerli firma var. Bir yandan da kendini bu alanlarda geliştirmek isteyen sanayi kuruluşları mevcut fakat doğru çözüm sağlayıcı ile bu kuruluşları bir araya getirmekle ilgili sıkıntıların bu teknolojilerin sahaya inip değere dönüşmenin önündeki engellerden biri. Sistem Global Danışmanlık’ın da bu noktada KOBİ’lerin dijital dönüşümlerinde yol gösterici olmak önümüzdeki dönem hedefleri arasında.
 
Tarım-gıda sektörleri açısından Endüstri 4.0 rekabette ne gibi avantajlar sunar?

Endüstri 4.0 için temel hedef, buradaki teknolojileri doğru kullanarak maliyetleri düşürmek, kaliteli ve verimli üretimi artırmak olacaktır. Özellikle son dönemde Türkiye’den ve dünyadan pek çok girişimci, tarımda Endüstri 4.0 uygulamaları ve dijitalleşme kavramlarını yakalamış ve buna göre ürün geliştirmeye başlamış durumda. Tarımda nesnelerin interneti ile uzaktan kontrol edilebilen sulama sistemleri gibi uygulamaları görmeye başladık bile. Bunun da ötesinde aslında tüm gıda zincirinin hammadde üretiminden depolama ve lojistiğe kadar olan süreçlerinin kontrol edilebilmesi şirketlere getirdiği maliyet avantajlarının yanında son kullanıcıya sunulabilecek ve gıda güvenliği kavramı ile eşleştirilebilecek önemli bir değer. Bu tip uygulamalar ürün katma değerini ve dolayısıyla firmaların rekabetçiliğini artıracaktır. Benzer şekilde direkt üretim noktalarında dijitalleşme ile iş gücünün verimli kullanımı, iş makinelerinin yeteneklerinin tam kapasite kullanılabilmesi firmalara ciddi bir maliyet düşüşü sağlayacaktır. Aynı şekilde belki geleceğin belirleyicisi verinin doğru okunması ve analizi firmaların tedarikten üretim planlamalarına kadar pekçok süreçlerini olumlu anlamda revize etmelerini sağlayacaktır.

Devletin Ar-Ge için verdiği desteği nasıl değerlendiriyorsunuz? Girişimciler için fırsat var mı?

Kamunun 1990’ların ortasında yasalaşan ve günümüze kadar düzenli olarak gelişen istikrarlı bir Ar-Ge’ye yönelik finansal destek politikası var. Özel şirketler için başlayan destekler, zamanla, ekosistemin güçlenmesi, akademi-sanayi işbirliğinin artırılması gibi alanlara da genişletildi. Bir yandan da girişimcilere verilen desteklere odaklanıldı. Bu arada teknoloij lügatımıza ve yasalarımıza Melek Yatırımcılık, Girişim Sermayesi ve kitlesel fonlama gibi kavramların da girmesi aslında buradaki kamu odağını ve desteğini ortaya koyuyor. Bizce asıl önemli olan fırsat var mı sorusu değil, çünkü fırsatlar bu destek çeşitliliği içinde girişimlerin kaybolmadan, hangi finans imkanından yolculuklarının hangi noktasında ve hangi projeleri için yararlanacaklarını doğru belirleyebilmeleri ve finansman haritalarını sağlıklı kurgulamalarıdır. Yine bu esnada strateji belgelerimizde bulunan gıda ile ilgili öncelikli alanların takibi TÜBİTAK TEYDEB gibi önemli bir destek mekanizmasının gıda ve tarım ile ilgili açtığı çağrıların takibi girişimcilerimiz için anlamlı olacaktır.
Tabloda görebileceğiniz gibi bir girişimin, hayatına fikir aşamasında Tekno Girişim programı ile başlayıp Tekno Yatırım programı ile ürününün seri üretimini kamu destekleri ile gerçekleştirmesi mümkün.