“Yetiştiricilikte Avrupa’da Norveç’in ardından ikinci sıradayız”

Dünya genelinde 80 ülkeye ihracat yapıldığını dile getiren Kızıltan, Türk ürünlerinin dünyanın çeşitli ülkelerinde restoran ve marketlerde rahatlıkla bulunabildiğini ve beğeni ile tüketildiğini söyledi.

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, su ürünleri yetiştiriciliğinin artık Türkiye’nin birçok ilinde yapıldığını hem bulunduğu bölgenin hem de ülke ekonomisine ciddi bir katkı sağladığını söyledi. Dünya genelinde 80 ülkeye ihracat yapıldığını dile getiren Kızıltan, Türk ürünlerinin dünyanın çeşitli ülkelerinde restoran ve marketlerde rahatlıkla bulunabildiğini ve beğeni ile tüketildiğini söyledi.

Özlem As
Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, yetiştiricilikte büyük atakların yaşandığını belirterek ihracatın yüzde 90’dan fazla kısmını yetiştiricilik ürünlerinin oluşturduğunu söyledi.
Son yıllarda yatırımlar ve tanıtım ataklarıyla birlikte Türkiye’nin yetiştiricilikte Avrupa’da Norveç’in ardından ikinci sırada yer aldığını belirten Kızıltan, “Su ürünleri yetiştiriciliği artık Türkiye’nin birçok ilinde yapılabiliyor ve hem bulunduğu bölgenin hem de ülkemizin ekonomisine ciddi bir katkı sağlıyor. Dünya genelinde 80 ülkeye ihracat yapıyoruz. Ürünlerimiz dünyanın çeşitli ülkelerinde restoran ve marketlerde rahatlıkla bulunabiliyor ve beğeni ile tüketiliyor. Ürünlerimizin, yurdumuzda da hak ettiği saygınlığa ulaştığını görmek bizi motive ediyor. Ülkemizde, denizlerde levrek ve çipura, ayrıca yetiştiriciliği yapılan orkinos, iç sularda ise alabalık yetiştiriciliği ön planda. Yetiştiricilik ele alındığı zaman; 2015 yılı ihracatı 593 milyon 413 bin 580 dolar; 2016 yılı ihracatı 682 milyon 631 bin 283 dolar olarak gerçekleşti. İhracatın yüzde 90’dan fazla kısmını yetiştiricilik ürünleri oluşturuyor. En önemli ihraç ürünleriyse başta levrek olmak üzere çipura, alabalık, orkinos, kaya levreği, sinarit, trança, hamsi olarak sıralanabilir” dedi.

2001-2016 yılları arasındaki 15 yıl içerisinde Türkiye’nin kültür balığı üretiminin 67 bin 244 tondan 253 bin 395 ton seviyesine yükseldiğini ifade eden Kızıltan, “2015 verilerine göre ülkemizde faal durumda olan su ürünleri yetiştiricilik tesis sayısı toplamı 2 bin 377 adet olup, bu tesislerin bin 950 adedi iç sularda, 427 adedi ise denizlerde kuruludur. Deniz kültür balıkçılığı faaliyeti yoğun olarak Ege Denizi’nde Muğla ve İzmir kıyı şeridinde yapılmaktadır. Ülkemiz deniz kültür balığı üretiminin yaklaşık yüzde 60’lık kısmı Muğla ilinde, yüzde 35’lik kısmı ise İzmir ilinde gerçekleştiriliyorir. Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre 2016 İzmir’deki faal balık çiftliği sayısı 74 adet olarak kaydedildi.”

İhracatın yüzde 74’ü Ege Bölgesine ait

Su ürünleri sektöründe geçen yıla oranla 299,2 milyon dolarla yüzde 4’lük, kg bazında ise yüzde 17’lik bir artış gözlendiğini dile getiren Kızıltan, “Türkiye geneli su ürünleri sektörü 2016-2017 yılları ocak-haziran ayları esas alınarak değerlendirildiğinde, 403,8 milyon dolarla yüzde 4’lük, kg bazında ise yüzde 10 luk bir artış gözleniyor. 2016-2017 yılları karşılaştırmalı 6 aylık dönem (ocak-haziran) ele alındığında su ürünlerinde Türkiye geneli ihracatın yüzde 74’ü Ege Bölgesine aittir. Su ürünleri sektöründe geçen yıla oranla 299,2 milyon dolarla yüzde 4’lük, kg bazında ise yüzde 17’lik bir artış gözleniyor. Su ürünleri sektörü, Türkiye tarım sektörünün önemli alanlarından biridir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre 2015 yılında avcılık ve yetiştiricilik yoluyla elde edilen su ürünleri miktarının 672 bin ton olduğunu görüyoruz. Bu miktarın 431 bin tonu avcılık yoluyla, 240 bin tonuna yani toplam üretimin yüzde 35’lik kısmına karşılık gelen kısmı da yetiştiricilik yoluyla temin ediliyor. 1990 yılından bu yana su ürünleri üretiminde avcılığa dayalı su ürünleri üretimi karşısında yetiştiriciliğe dayalı üretimin payı önemli ölçüde arttı. Kültür balığı üretimi, işlenmesi ve ihracatına yönelik ülkemizde ciddi yatırımlar gerçekleştirildi, buna bağlı olarak kültür balıkçılığı üretimi, 5 bin ton seviyelerinden 2016 yılına gelindiğinde 253 bin ton seviyelerine ulaştı” dedi.

Hedef pazarlar

Hedef pazarlar arasında bir sıralama yapıldığında ilk üçte; Amerika, Rusya ve B.A.E’nin yer aldığını belirten Kızıltan, sözlerine şöyle devam etti: “Adı geçen ülkelere ihracatımız yoğun olarak yapılmakla birlikte, daha yüksek değerlere ulaşması için çalışılmaktadır. Su ürünleri ihracatımızın çok büyük bölümü AB üyesi ülkelere yapılıyor. Ama aynı zamanda bu ülkelerden Yunanistan, İspanya, İtalya rakiplerimiz. Yani biz, Türkiye olarak aslında, aynı üründe dünya pazarlarında rakibimiz olan ülkelere daha fazla ihracat yapmaktayız. Ancak su ürünleri sektörü olarak, birçok ülkede her koşulda pazar daralması yaşanabileceği gerçeği dikkate alınarak, mevcut pazarlarımıza daha fazla ihracatın yapılması yanında, yeni pazarların açılmasını sağlamaya çalışıyoruz. Yapılan tanıtım çalışmaları ile Türk su ürünlerinin yurt dışı pazarlarda bilinirliliğinin artırılması, Türk ürünlerinin imajının güçlendirilmesi, balıklarımızın Türkiye ile özdeşleştirilip markalaşması, firmalarımızın sahip olduğu pazar payının artırılması, bu itibarla ihracat değerlerimizin artırılması ve pazar sayımızın çeşitlendirilmesine çalışıyor. Gerçekleştirilen tanıtımlar sayesinde de pazar çeşitliliği yaratıldı. 2016 yılında ihracatımız 683 milyon dolar olarak gerçekleşmişti, çalışmalarımızın da etkisiyle 2017 yılını bir önceki yıla göre artışla kapatacağımıza inanıyoruz.”

2017’de 800 milyon dolar ihracat

Sektörün, yakaladığı ivmeyle gelişmeye devam ederse hedef rakamlarının çok üzerine çıkacağını belirten Kızıltan, sektörün gelişimine yönelik önerilerini şöyle sıraladı:
“Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, özel sektör, üniversite ve araştırma enstitüleri işbirliğinde yeni üretim alanları açılmalıdır. Yeni türlerin üretimlerinin teşvik edilmesi de önemlidir. Yeni türlerin üretimi konusunda Ar-Ge çalışmalarının desteklenmesi, Özel sektör, Üniversite ve Araştırma Enstitüleri arasında işbirliğinin güçlendirilmesi, ürün deseninin çeşitlendirilmesi, Kuluçka işletmelerinde modernizasyon, sertifikasyon, yeni türlerin üretimi gibi konularda gelişimi sağlayacak destekleme modeli oluşturulmalıdır. Ar-Ge, sektörün büyümesinde ve dış ticaret değerlerinin artmasında her sektörde olduğu gibi su ürünleri sektöründe de önem taşımaktadır. Örneğin yetiştiriciliğin ana maddesi olan yemler ve yeni türler hakkında ülkemizde çalışmalar yapılıyor ancak bu konulara daha çok önem verilmelidir. Küçük işletmeler kümelenme aracılığıyla bir araya gelmeli, sürdürülebilirlik ve kaliteli üretimle rekabet edebilir duruma getirilmelidir. Sektör olarak 2023 yılında 1,5 milyar dolar ihracat öngörmüştük. Belki de bu değeri revize etmek gerekecek. Kısa vade olarak düşünürsek 2017 yılı sonunda ise; ihracatta 800 milyon dolara ulaşılması hedeflenmektedir. Sektör, yakaladığı ivmeyle gelişmeye devam ederse bu değerin çok çok üzerine çıkacaktır. Ülkemiz kaynaklarının akılcı ve planlı kullanılması uluslararası rekabette güçlü olmamıza katkı sağlayacaktır.”