“Zor koşullara rağmen un ihracatı hedefini yakaladı”

Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Başkanı Eren Günhan Ulusoy, 2018 yılında ekonomide yaşanan olumsuz gelişmelere karşın 2017 yılındaki miktarla paralel seviyede 3,5 milyon ton un ihracatı yapıldığını söyledi.


TUSAF Başkanı Eren Günhan Ulusoy, un ihracatçısının sene başındaki temposunu, 2018 yılında yaşanan dövizdeki dalgalanma ve ekonomik koşulların zorlaşmasına rağmen yıl sonu itibariyle yakaladığını söyledi. Dünya un ticaretinin 1/3’ünü tek başına gerçekleştiren ve bu alanda ilk sırada bulunan Türkiye, 2018 ihracatını 2017 yılındaki miktarla paralel seviyede 3,5 milyon ton olarak tamamladı.

Özlem As

Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Başkanı Eren Günhan Ulusoy, 2018 yılında ekonomide yaşanan olumsuz gelişmelere karşın 2017 yılındaki miktarla paralel seviyede 3,5 milyon ton un ihracatı yapıldığını söyledi.
Dünya Gıda Dergisine un sektöründeki son gelişmeleri değerlendiren Ulusoy, “Sene başındaki tempomuz, ekonomik koşullar ve dış etkenler çerçevesinde yapmış olduğumuz öngörüye 2018 yılında yaşanan dövizdeki dalgalanma ve ekonomik koşulların zorlaşmasına rağmen yıl sonu itibariyle yaklaşmış bulunuyoruz. 2018 ihracatımızı 2017 yılındaki miktarla paralel seviyede 3,5 milyon ton olarak tamamlamış bulunuyoruz” diye konuştu.
Dünya un ticaretinin 1/3’ünü tek başına gerçekleştiren ve bu alanda ilk sırada bulunan Türkiye’nin buğday ithalatının ise 4-5 milyon ton seviyesinde olduğunu belirten Ulusoy, “Türkiye un sanayi sektörü, ülkenin dört bir yanında faaliyet gösteren 500’den fazla firmanın temsil ettiği önemli bir tarımsal sanayi koludur. Önemli derecede üretim kapasitesine sahip olan un sektörü, uluslararası ticaretin ilerlemesiyle başta komşu ülkeler olmak üzere ihracat pazar ağını genişletmiş ve satış miktarını her geçen sene arttırmıştır. Dünya un ticaretinin 1/3’ünü tek başına gerçekleştiren ve bu alanda ilk sırada bulunan Türkiye’nin buğday ithalatı ise 4-5 milyon ton seviyesindedir” dedi.

Un ihracatındaki yükseliş hammadde ihtiyacını artırıyor

Türkiye’nin aslında buğday üretiminin iç tüketim ihtiyacını karşıladığını belirten Ulusoy şunları söyledi: “Öncelikle şunun altını çizmemiz gerekiyor ki Türkiye’nin buğday üretimi kendi iç tüketimi için gereken miktarı fazlasıyla karşılıyor. 2000’li yılların başından günümüze kadar un ihracatının hızlı bir şekilde artmasıyla un sanayicilerinin hammaddeye olan ihtiyacı bir hayli artmış, buğday üretim hızımız ise bu hıza oranla düşük seviyede kalmıştır. Buğday üretiminde verimlerin artmasına rağmen ekim alanlarındaki daralmaya ek olarak çiftçilerimizin buğdaya nazaran daha kârlı gördükleri diğer ürünlere kayması da üretimimizin artış gösterememesinde etkili olan faktörlerdendir. İleriki dönemde çiftçilerimizin buğday üretimi yönünde teşvik edilmesiyle un sanayicilerimizin ihracat için ihtiyaç duydukları hammaddenin arzını kendi buğdayımızla sağlayabilir seviyeye ulaşacağımızı ümit ediyoruz.”

Türkiye, dünya un ticaretinde ilk sırada

Türkiye un sanayisinin 160’tan fazla ülkeye gerçekleştirdiği ihracat ile tüm pazarlara ulaşmayı başardığını ve neredeyse tüm dünya ile Türk ununu buluşturduğunu ifade eden Ulusoy, “Bu bağlamda öncelikli hedefimiz mevcut pazarlarımızda derinleşmek ve ihracatımızı hem miktar hem de değer bazında arttırmak. Sektör olarak un ihracatında 2019 yılı için hedeflediğimiz miktar 3.6 milyon ton” dedi.
Türkiye'nin dünya un ticaretinde 5 sene önce Kazakistan’dan aldığı birinciliğini korumaya devam ettiğini belirten Ulusoy, yaklaşık 13 milyon tonluk dünya un ticaretinin yüzde 30’unu tek başına gerçekleştiren Türkiye’nin bu alandaki mutlak hakimiyetini gelişmiş un sanayisi, ticari tecrübesi ve coğrafi konumunun sağladığı avantaj ile sürdürdüğünü söyledi.
Türkiye’nin Rusya başta olmak üzere dünyanın önemli buğday ihracatçısı ülkelerin bulunduğu coğrafyada yer almasının avantajını oldukça iyi kullandığını dile getiren Ulusoy, buğday piyasasında kıtlık yaşanmadığı sürece bir sorun yaşanmayacağını söyledi. Ulusoy, “Kendi buğday üretimimizin yanında, un ihracatımıza destek amaçlı gerçekleştirdiğimiz ithalatta, buğday tedarikçisi ülkelerin yakınında bulunan önemli pazarlarından birisi konumundayız. Bu sebeple dünya buğday piyasasında kıtlık derecesine varmayan bir azalma olmadığı sürece ülkemizin bu konuda bir problem yaşamayacağını tahmin ediyorum” diye konuştu.