Acentenin denkleştirme taleb

Acente, müvekkile yeni müşteriler bulmuş, yani müşteri çevresini genişletmiş olmalıdır. Bu müşteriler, müvekkilin daha önceden müşteri portföyünde olmayan ve müvekkilin acente vasıtasıyla ticari ilişkiye girdiği müşteriler olmalıdır.



Av. Emine Başcı Devres
Devres Hukuk Bürosu
www.devres-law.com

Hukuk sistemimizde önceki dönemlerde mahkeme içtihatları ile düzenlenen denkleştirme talebi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“Kanun”) ile ilk defa mevzuatımıza girmiş ve Kanun’un 122.maddesinde düzenlenmiştir.
Acentelik sözleşmesinin devamı boyunca acente, faaliyetleri kapsamında müvekkilin müşteri portföyünü genişleterek müvekkile ekonomik menfaat sağlar. Müvekkil ile acente arasındaki acentelik ilişkisi sona erse dahi müvekkil, acentenin gayretleri ile edinilen müşteriler ile ticari ilişkisini sürdürmeye devam etmekteyken, kural olarak acentenin ücret talep hakkı ise son bulur. Bu nedenle müvekkilin sözleşme süresi boyunca ve sonrasında edindiği ekonomik kazançlara karşılık olarak acentenin mağduriyet yaşamaması ve tarafların sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönemde de menfaatleri arasında bir denge sağlanması adına, müvekkilin elde etmiş olduğu ekonomik menfaat karşılığında hakkaniyet esasları çerçevesinde acenteye bir bedel ödenmesi kabul edilmektedir.
Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 4.10.2018 tarih ve 2016/12570 Esas – 2018/6010 Karar sayılı ilamında da portföy tazminatının, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişkinin devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden akidinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması sebebiyle uğradığı kaybın karşılığı olduğu, Kanun’un 122.maddesinde açıkça "denkleştirme istemi" olarak tanımlanan, doktrinde de "müşteri tazminatı", "portföy tazminatı", "portföy akçesi" olarak da ifade edilen bu talebin, mülga 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun hükümlerinde açıkça düzenlenmediği ifade edilmiştir

Yukarıda da değindiğimiz üzere, acentenin denkleştirme talebi Kanun’un 122.maddesinde düzenlenmiş olup, mezkur madde aynı zamanda denkleştirme talebinin şartlarını da içermektedir. Buna göre;
Öncelikle taraflar arasındaki acentelik ilişkisi sona ermiş olmalıdır. Diğer sona erme hallerinin yanında taraflar arasındaki acentelik ilişkisini sona erdiren en yaygın durum sözleşmenin feshi olup, sözleşmenin neden ve kim tarafından feshedildiği de denkleştirme talebinin tayininde önem kazanmaktadır. Zira; Kanun’un 122.maddesinin 3.paragrafında öngörüldüğü üzere, “Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.”
Acente, müvekkile yeni müşteriler bulmuş, yani müşteri çevresini genişletmiş olmalıdır. Bu müşteriler, müvekkilin daha önceden müşteri portföyünde olmayan ve müvekkilin acente vasıtasıyla ticari ilişkiye girdiği müşteriler olmalıdır.
Müvekkilin önemli menfaatler elde etmiş olması gerekmektedir. Zira Kanun’un 122.maddesinin 1.paragrafının a bendinde öngörüldüğü üzere müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin son ermesinden sonra da müvekkil önemli menfaatler elde etmiş olmalıdır. Dolayısıyla sözleşme bittikten sonra müvekkil menfaat elde etmeye devam etmiyorsa (örneğin sözleşme bittikten sonra müvekkil de ticarete son vermişse), denkleştirme talebinin koşulları oluşmamış sayılacaktır.
Acentenin ücret talep etme hakkı bulunmamalıdır. Kanun’un 122.maddesinin 1.paragrafının b bendinde acentenin, müvekkili ile sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, acentenin sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücreti isteme hakkını da kaybetmiş olması, bir diğer ifade ile ücret kaybının söz konusu olması gerekmektedir.

Acentenin denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olması gerekmektedir. Belirtmek gerekir ki, yukarıda yer verdiğimiz şartlar somut olayda gerçekleşmiş olsa dahi acentenin denkleştirme talebinde bulunması için bu talebin hakkaniyete uygun olması da gerekmektedir. Hakkaniyete uygunluk ölçütü, aynı zamanda her somut olayda denkleştirme bedelinin belirlenmesinde dikkate alınan oldukça önemli bir kriterdir.
Denkleştirme talebinin bir sene içerisinde öne sürülmüş olması gerekmektedir. Kanun’un 122.maddesinin 4.paragrafına göre, denkleştirme talebinden önceden vazgeçilemeyeceği gibi, talebin acente tarafından müvekkili ile olan sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir sene içerisinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Ancak talebin ileri sürülmesi ile davaya konu edilmesinin birbirinden farklı kavramlar olduğu ve sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra bir sene içerisinde ileri sürülen denkleştirme talebi için Türk Borçlar Kanunu’nun acentelik sözleşmesinden doğan alacaklar için öngördüğü beş senelik zamanaşımı süresi doluncaya kadar dava açılabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca Kanun, müvekkile yöneltilecek denkleştirme talebinin nasıl yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenleme öngörmemişse de, ispat kolaylığı açısından bu talebin müvekkile yazılı olarak iletilmesini tavsiye ederiz.
Yine Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 10.5.2017 tarihli ve 2016/2170 Esas – 2017/2780 Karar sayılı ilamında da yukarıda belirttiğimiz şartların denkleştirme talebinin değerlendirilmesi için bir arada olması gerektiği vurgulanmıştır. Aynı Yargıtay Dairesi’nin bir başka kararında da (1.3.2017 tarihli ve 2015/13003 Esas – 2017/1215 Karar sayılı) benzer olarak denkleştirme talebinin kabul edilebilmesi için Kanun’un 122.maddesinde aranan tüm koşulların birlikte gerçekleşmesi gerektiği, denkleştirme talebinde bulunabilmek için sözleşmenin sona ermesinin yeterli olduğu, sözleşmenin sürenin son bulması, iflas, ölüm, kısıtlama veya feshi ihbarla sona ermiş olabileceği, acentenin ise sözleşmeyi haklı bir sebep olmaksızın feshetmiş olması halinde veya müvekkilin sözleşmeyi acentenin kusuru sebebiyle sözleşmeyi haklı sebeple feshetmesi durumunda acentenin denkleştirme talebinde bulunamayacağı karara bağlanmıştır.

Acentenin denkleştirme talebi, hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır. Bu bağlamda Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 21.3.2008 tarih ve 2007/9285 Esas – 2008/2759 Karar sayılı ilamında da öngörüldüğü üzere, “Müşteri çevresini tamamen veya önemli ölçüde genişleten tek satıcının sözleşmenin haklı bir neden haricinde sona erdirilmesi durumunda tek satıcıya münasip bir tazminat ödemesi hakkaniyet gereğidir.”
Kanun 122.maddesinin 2.paragrafı da, denkleştirme talebine konu bedel hesaplanırken dikkate alınması gereken bir üst sınırı düzenlemektedir. Buna göre denkleştirme bedeli, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz; acentelik ilişkisi daha kısa bir süre devam etmiş ise, acentelik faaliyetinin devam ettiği sürede acentenin hak kazandığı ödemelerin ortalaması denkleştirme bedelinin hesabında üst sınır olarak dikkate alınır.
Son olarak denkleştirme talebinin tayinine ilişkin yargı süreçlerinde mahkemeler, bedelin bilirkişi incelemesi marifetiyle tespiti cihetine gitmekle birlikte, bu husus yukarıda atıf yapmış olduğumuz Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin aynı kararında şu şekilde teyit edilmektedir: “Portföy tazminatının tek satıcı tarafından sağlanan müşteri çevresi, sözleşmenin haksız feshi ile davacı yönünden oluşan ekonomik kayıp ve diğer unsurlar gözetilerek hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden, miktarı yönünden uzman bilirkişi kurulundan rapor alınması gerektiği dairemizin emsal uygulamalarında kabul edilmiştir.”

Nisan 2019 sayısının 82.sayfasında yayımlanmıştır. 

Yazarın diğer yazıları