Alt işverenlik ilişkisi

Alt işverenlik ilişkisinin geçerli olarak kurulabilmesi için şu koşulların sağlanması gerekmektedir


Av. Emine Başcı Devres
Devres Hukuk Bürosu
www.devres-law.com

Alt işverenlik ilişkisi 4857 sayılı İş Kanunu’nda (“Kanun”) ve Kanun’a dayanılarak çıkarılan Alt İşverenlik Yönetmeliği’nde (“Yönetmelik”) düzenlenmiştir.
Kanun’un 2/6 maddesine uygun olarak Yönetmelik’te de alt işveren, “Bir işverenden, işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan, bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar” olarak tanımlanmaktadır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de 19.2.2009 tarih ve 2007/33290 Esas – 2009/2942 Karar sayılı ilamında, “Alt işveren, bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve görevlendirdiği işçileri sadece bu işyerinde çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise, asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımdan yola çıkıldığında asıl işveren alt işveren ilişkisinin unsurları, iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekir. Alt işverene yardımcı iş, ya da asıl işin bir bölümü, ancak teknolojik nedenlerle uzmanlık gereken işin varlığı halinde verilebilecektir.” denilerek mevzuattaki tanım tekrarlandıktan sonra tanıma açıklık getirilmiştir.
Buna göre alt işverenlik ilişkisinin geçerli olarak kurulabilmesi için şu koşulların sağlanması gerekmektedir:

Asıl işverenin işyerinde mal veya hizmet üretiminde çalışan kendi işçileri de bulunmalıdır (Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 02.02.2011 tarih ve 2010/21-739 E. – 2011/5 K. sayılı ilamında işverenin kendisi sigortalı çalıştırmaksızın işi bölerek, ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, işverenin Kanun’un tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağını ve bir alt-üst işveren ilişkisinin kurulmuş olmayacağını kabul etmiştir),
İşin asıl işverene ait işyerinde yapılması gerekmektedir,
Alt işverene verilen iş, işyerinde mal veya hizmet üretiminin yardımcı işlerinden olmalıdır. Asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi durumunda, verilen iş, işletmenin ve işin gereği olarak teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olmalıdır,
Alt işveren, üstlendiği iş için görevlendirdiği işçilerini sadece o işyerinde ve aldığı işte çalıştırmalıdır,
Alt işverene verilen iş, işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin bir iş olmalı, asıl işe bağımlı ve asıl iş sürdüğü müddetçe devam eden bir iş olmalıdır
Alt işveren, daha önce o işyerinde çalıştırılan biri olmamalıdır. Ancak daha önce o işyerinde çalıştırılan kişinin bilahare bir tüzel kişi şirketin ya da adi ortaklığın hissedarı olması, alt işveren ilişkisi kurmasına engel teşkil etmez.
Alt işverenlik ilişkisi, belirli bir işin yapılmasına yönelik olarak taraflar arasında akdedilen bir alt işveren sözleşmesine dayanır. Kanun’da alt işveren sözleşmesinin tanımına yer verilmemiş olsa da Yönetmelik’te alt işveren sözleşmesinin tanımı yapılmıştır. Yönetmelik, alt işveren sözleşmesini asıl işveren ile alt işveren arasında yazılı olarak yapılan ve şu hususları ihtiva eden sözleşme olarak tarif etmiştir:

Asıl işveren ile alt işverenin işyeri unvanı ve adresi,
Asıl işveren ile alt işverenin tüzel kişiliği ya da tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluş olması halinde işveren vekillerinin adı, soyadı ve adresi,
İşyerinde yürütülen asıl işin ne olduğuna dair açıklama,
Alt işverene verilen işin ne olduğuna dair açıklama,
Alt işverene asıl işin bir bölümü veriliyor ise; verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirme koşuluna ilişkin teknik açıklama,
Taraflarca öngörülmüş ise işin başlama ve bitiş tarihleri,
Alt işverenin faaliyetlerini işyerinin hangi bölümünde gerçekleştireceği,
Asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden, alt işveren ile birlikte sorumlu olacağına dair kayıt,
Alt işverenlik sözleşmesinin yapılmasından önce asıl işveren tarafından çalıştırılan işçilerin alt işveren tarafından işe alınması halinde, bu işçilerin haklarının kısıtlanamayacağına dair kayıt,
Alt işverene verilen işin taraflar açısından ifa esasları
Asıl işveren veya vekili ile alt işveren veya vekilinin imzası.
Kanun, alt işverenin işçilerinin mağduriyete uğramasını ve haklarının tehlikeye düşmesini önlemek amacıyla, işçilerin kanundan, alt işveren ile olan iş sözleşmelerinden ve alt işverenin tarafı olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan haklarından, asıl işvereni, alt işveren ile birlikte sorumlu tutmuştur. Böylece, alt işverenin işçilerinin haklarını karşılayamayacak duruma düşmesi halinde, işin yapılmasında menfaati bulunan asıl işverenin de alt işverenin işçilerine karşı sorumlu tutulması ve bu şekilde işçilerin haklarının korunması amaçlanmıştır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 23.12.2002 tarih ve 2002/9658 E.– 2002/24677 K. sayılı ilamında da açık bir şekilde öngörüldüğü üzere, “İhbar, kıdem tazminatı, fazla çalışma, tasarrufu teşvik fonu ile vergi iadesinden alt işveren ile asıl işveren de birlikte sorumludur.”

Asıl işveren ile alt işveren arasındaki sorumluluk müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına dayanmakta olup, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 15 Ocak 2018 tarih ve 2017/9730 E.– 2018/60 K. sayılı ilamında da, asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumlu olduğu, bu düzenleme ile asıl işverenin sorumluluğunun genişletildiği ve sorumluluğun niteliğinin de müşterek ve müteselsil sorumluluk olduğu teyit edilmektedir.
Bununla birlikte, asıl işverenin Kanun’da öngörüldüğü şekilde müteselsilen sorumlu tutulabilmesi için:
Geçerli bir alt işverenlik sözleşmesinin mevcut olması,
Alacağın, asıl işverenden alınan işte çalışan alt işveren işçisinin o işyerinde çalışmasından kaynaklanmış olması
Yükümlülüğün Kanun’dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğmuş olması gerekmektedir.
Önemle belirtmek isteriz ki, asıl işverenin alt işveren ile birlikte müşterek ve müteselsil sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluk olup emredici niteliktedir. Dolayısıyla alt işverenlik ilişkisinin tarafları, asıl işverenin kanuni sorumluluğunu bertaraf eden bir düzenleme içerisine giremezler, asıl işverenin sorumluluğunu ortadan kaldıramaz ve/veya sınırlandıramazlar.
Alt işveren ile asıl işveren arasındaki müşterek ve müteselsil sorumluluk rejiminin bir sonucu olarak, alt işveren işçisi, alacakları için alt işverenden ya da asıl işverenden herhangi birine veya her ikisine birden aynı anda başvurabilir.
Bu yazımızda ülkemizde oldukça yaygın bir uygulama alanı bulunan alt işverenlik ilişkisinin ana hatlarını ortaya koymaya çalıştık. Konu ile ilgili son olarak, asıl işverenin kanundan doğan müşterek ve müteselsil sorumluluğunun alt işverenin asıl işverenin işinde çalışan işçileri ile sınırlı olduğunu; bir diğer ifade ile asıl işverenden alınan işte çalışmayan alt işveren işçileri ile ilgili olarak asıl işverenin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığına özellikle bilrtmek isteriz.

Mart 2019 sayısının 86'ncı sayfasında yayımlanmıştır. 

Yazarın diğer yazıları